Ucuz Kitap Almanın Yolları!

Emir Akın, 19 Temmuz 2008

ucuz_kitap.jpgİstatistiklere göre Türkiye kitap okuma oranlarında dünyanın çağdaş ülkelerinin oldukça gerisindeymiş. Üşenmedim Google’da oturdum araştırdım. Örneğin Türkiye’de 12.000 kişiye yılda ortalama 1 kitap düşerken, Japonya’da 1 kişiye 25 kitap düşüyormuş! Ya da Azerbaycan’da herhangi bir kitap ortalama 100.000 adet basılırken bizde 2.000-3.000 arası basılıyormuş. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’na göre kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sıradaymış! Ya da Amerika’da yılda 72.000 yeni kitap basılırken Türkiye’de bu oran 6.000 civarlarında.

Bu bilgiler doğru mu değil mi ya da kesin mi bilemem ama ülkemizde kitap okuma oranının oldukça düşük olduğu aşikar… Gerçi eğitim seviyesi eskilere göre çok yüksek ancak okul ya da ailede kazandırılması kitap okuma alışkanlığının gençlere kazandırılamaması ya da kitapların sevdirilememesi en büyük etkenlerden biri diye düşünüyorum.

Bence bir diğer büyük etken ise kitapların ülkemizde çok pahalı olması. Yazının asıl konusu da bu zaten! Kitap okuma oranlarının çok düşük, kitap fiyatlarınınsa çok yüksek olduğu ülkemizde kitap okumayı seven insanlarız madem, 2 seçeneğimiz var: Ya korsan kitap alırız ya da orijinalini nasıl ucuza alacağımızı biliriz.

Sonraki Paragraflar »

Hey, Fakirler!

Yigit Ezel, 8 Haziran 2008

İçtiğim son sigarayı bir Kütahya Porselen marifeti olan küllüğümde söndürdükten sonra uşağıma “şu küllüğü boşaltır mısın Alberto” diye seslendim, gelip boşalttıktan sonra tekrar getirdi, “teşekkür ederim” diyerek bu kısa sohbeti bitirdim. Alberto, 40-45 yaşlarındaydı. Onu işe alırken aramızdaki farklılıkları göz ardı etmemesini önerdim, yaşım kendisinden bir hayli küçük olduğu halde saygı duymak yerine ona iş yaptırıyordum. İspanyol çingene ailesi soyundan geliyordu, Türkiye’den önce Fransa’da banliyö evlerinde sefil bir hayat çektikten sonra oradaki Türker’den öğrendiği kadarıyla Türkiye’de kaçak işçi olarak çalışmanın kolaylıklarını fark etmiş ve yurdumuza gelmişti.

Sonraki Paragraflar »

İstanbul’un Fethi

Altay Esiroglu, 29 Mayıs 2008

fetih1.jpgMalumunuz İstanbul’un fethinin 555. senesini kutluyoruz. Tabii ki bir kısım hala kutlamayıp, Osmanlı’nın Bizans’ı işgal ettiğini savunuyor. Övünecekleri yerde dövünüyorlar. Biz kutlayan ve bununla gurur duyan toplulukta yer alıyoruz. Aferin bize!

Bu münasebetle İstanbul’un Fatihi Fatih Sultan Mehmet Han’ı tekrar analım. Yıllarca okuduklarımızın üstünden bir kere daha geçelim. Belki hepimize bir şeyler katar…

Hepinizin malumu olduğu üzere İstanbul’un fethi Fatih’ten yıllar öncesine dayanır. Yani Asr-ı Saadet’in hemen sonrasına. Zira İstanbul, Müslümanlar için candan önemli, canandan değerli bir topraktır. Müslümanlar için Hazreti Peygamber’in “Sallallahü aleyhi ve sellem” ricası emir olduğundan, “Konstantiniyye elbette feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır. Onun askeri ne iyi askerdir” Hadis-i Şerif’i Müslümanları harekete geçirir. Çünkü Müslüman olan herkes daha dünyadayken bu müjdeyi kavuşma arzusuyla yanar tutuşur. Ancak fetih Fatih’e nasip olur…

Sonraki Paragraflar »

Teknik servis tecrübesi olan cesur girişimci aranıyor!

Akay Perker, 28 Mayıs 2008

utu yapmak yorucudurToplumun Çin mallarına düşman kesilmesinin nedeni sadece Çinliler mi? Yoksa aynı fabrikanın ürettiği aynı ürünü farklı markalar altında Türkiye’ye getirip satmaya çalışanlar mı? Ayrıca siz değerli tüketiciler, bunca zaman “markası önemli değil, ucuz bi’şey olsun” diyerek yönlendirmediniz mi bu firmaları Çin üretimine? Türkiye’de üretilenden bile kalitesiz bir malı Çin’den getirmek sadece firmaların suçu değil, talebi başlatan sizdiniz! Hem ortalık birbirinin kopyası gudik ürünlerden geçilmiyor, hem de Türkiye’de istihdam sıkıntısı yaşanıyor, gidip Mao’nun küllerine mi tükürelim bunun için?

Neyse, konumuz bu değil…

Türkiye’de elektrikli küçük ev aletleri diye bir sektör var. Cıvır cıvır marka kaynayan bu kadar kalabalık bir sektör daha yoktur. Markalar hep birlikte doluştukları için sektöre sığamadılar ve ağlaşıp duruyorlar ama sabredip de yazının sonunu getirebilirseniz kuruduğu düşünülen bu sektörde hala taze kalan bakir pınarlar olduğunu siz de keşfedeceksiniz.

Önce markaları tanıyalım:

1. Lig: Braun, Krups, Moulinex, Tefal

2. Lig: Arnica, Arzum, Aura, Blue House, Conti, Dada, Elta, Fakir, Fanset, Felix, İhlas, King, Lider, Minton, Raks, Rowenta, Sinbo, Zass

Yeni Başlayanlar: Mert Çelik, Sunny, Mehtap, Daewoo (Bunlardan biri çelik tencerelerin yanına, biri teflon tencerelerin yanına, biri elektronik ürünlerin yanına, diğeri de otomobillerin (oha) yanına monte etmeye çalışıyor küçük ev aletlerini)

Bir de hem beyaz eşya hem küçük ev aletleri sektöründe faaliyet gösterenler var: Arçelik, Beko, Bosch, Eminçelik, Regal, Vestel gibi…

Sonraki Paragraflar »

Türkiye’den başka yerde olmaz abi!

Akay Perker, 10 Mayıs 2008

Dünyaca meşhur aşağılık kompleksimizle sağa sola gönderdiğimiz “bunu yapsa yapsa Türkler yapar” maillerini bilirsiniz. Garip ölümler, saçma imla hataları ve daha birçok denyoluk alt alta dizilir ve metnin başlığı da bellidir: “Sadece Türkiye’de yaşanabilecek olaylar”

Bir de eklerler, “Avrupa’da böyle şey yok, dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz vs.” Oysa bunu yazan ve hayattaki en büyük başarısı kendisine gelen e-postayı 7 kişiye gönderebilmek olan dallama, oturduğu şehrin dışına bile çıkmamıştır.

Bugün yine buram buram aşağılık kompleksi kokan bir fw mail aldım ve bu kez dayanamadım, internetten bir araştırma yapayım dedim. Bakalım dünyada neler oluyormuş?

Sonraki Paragraflar »

TOZLU RAFLAR

Deli Ara

MAZIDE KALANLAR

Temmuz 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Haz    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

GEZELIM GORELIM

ABONELIK