Veli Göçer Sendromu

Tarım Bakanlığı, ürünlerinde hile yapan firmaları açıklayarak gıda sektöründe bir devrim yaptı. Eğer bu iş devam ederse çok canlar yanacak, çok markanın başı ağrıyacak. Ama o kadar güvenim kırılmış ki bu ülkeye, aklıma hemen başka senaryolar geldi.

Bu ülkede bir Veli Göçer sendromu var. Siz günah keçisi deyin, ben Veli Göçer diyorum.

Veli Göçer, 17 Ağustos Depremi’nin ardından başı yanan tek müteahhit. Marmara Bölgesi yerle bir oldu, binlerce bina yıkıldı, insanlar öldü. Bu korkunç felaketin ardından konuşulan tek isim vardı: Veli Göçer.

Sanki yıkılan tüm binalar onunmuş gibi, depremde ölenlerin tek sorumlusu kendisiymiş gibi, bütün medya aylarca Veli Göçer’i konuştu. Bu karmaşada çok sayıda müteahhitlik firması el değiştirdi, dükkânı kapatıp kaçtı. Ortada yüzlerce sorumlu varken, kabak Veli Göçer’in başına patladı.

Devam

Starbaks’ta böcük varmış!

Gazetecilerin aptallığı dur durak bilmiyor sevgili okurlar! Eskiden forward manyakları vardı, ellerine geçen her e-maili heyecanla ona buna gönderen tiplerdi bunlar. Sonraları bu dallamaların bir kısmı görevlerini Facebook’da icra etmeye başlarken, bir kısmı da gazeteci oldular. Gazete sitelerinde fotoğraf galerileri falan oluşturup üzerine bir de maaş alıyorlar. Onların kızmaya gerek yok; asıl hata, bu salakları adam yerine koyup maaş verende. Tıpkı Ajdar gibi bir zavallıyı televizyonlara çıkarıp, davranışlarıyla eğlenenler gibi.

Neyse konu bu değil. Konumuz, Starbucks’ın böcekleri.

Ebleh gazetecilerin bugün çeşitli gazetelerde yazdıklarına göre, Starbucks yönetimi içeceklerinde böcek kullandıklarını itiraf etmişler. Öyle bir dille itiraf haberi yazılmış ki, sanırsın bütün Starbucks bardaklarında hamam böcekleri, kara sinekler cirit atıyorlar. Peki olayın aslı öyle mi?

Tabii ki değil.

Devam

Balınıza banayım!

Birkaç aydan beri bir bal furyasıdır gidiyor Türkiye’de. Belki 10 yeni firmanın reklamları dönüyordur televizyonlarda. Biri tutmuş 1 kilo fiyatına 5 kilo bal sattığını söylüyor, öteki Anzer Balı’nda büyük indirim yaptığını iddia ediyor.

Bal, bu toplumun en değer verdiği doğal şifa kaynağıdır. Soğuk algınlığı, solunum yolu enfeksiyonu, grip gibi birçok hastalıkta kullanıldığı gibi, kahvaltıların da vazgeçilmez besinlerinden biridir. İnsanlar zeytine, peynire güvenmezler ama bala güvenirler. Çünkü bilinen pazarlama hilelerinin neredeyse hiçbiri uygulanamaz bala. Yapılan en büyük hile şeker karıştırmaktır ki onu da fark edersiniz ve bir daha aynı yerden bal almazsınız, olur biter.

Fakat bu yeni furyanın balcıları, bildiğimiz hilelerin dışında bir yol keşfettiler. Buna eminim. Ben, bu adamların hiçbirinin bal sattığına inanmıyorum. Bal değil onlar.

Devam

Beş artı sıfır


4+4+4 sene zorunlu eğitim olamaz. Çünkü herkesin okula gitmeye ihtiyacı var mıdır? Yoktur. Devlet zorla insanların yakasından tutup liseyi bitireceksin diyemez, dememelidir. Adam kuaför, aşçı, kamyon şoförü, oto tamircisi vs. olacaksa liseye bitirmesine gerek yoktur. Eskiden olduğu gibi 5 senelik ilkokulu bitirmesi yeter. Herkese gerekli olan okuma-yazma, toplama-çıkarma vs. öğrensin yeter.

Yani efendim, okumak isteyen gitsin okula, okumak istemeyen bir yere çırak mı olacak yoksa köyünde koyun mu güdecek kendi bilir. Devlet çocukları okullara hapsetmesin. Bugün okula giden öğrencilerin en az yarısının okumak gibi bir niyeti yok. Zibidilik yapmaya gidiyorlar okula, emin olun. Hem kendilerine hem de öğretmenlere ve diğer öğrencilere zarar ziyan. Ayrıca okullar, ne cevherleri ne yetenekleri harcıyor, köreltiyor. O da ayrı bir konu.
Devam

Kahrolsun futbol!

Temmuz ayında başlayan şike muhabbetleri nedeniyle aşırı acayip bir şekilde soğumuştum Türk futbolundan. Kaldı ki çocukluğundan beri her gün top peşinde koşturan, ailesiyle bu yüzden arası açılan birisi olarak ben bu hale geldiysem gerisini düşünmek bile istemiyorum. Sezon sonu da Lig TV’yi iptal ederek huzura kavuşmuş insan olmanın planlarını yapıyorum.

Futboldan bu kadar soğumuşken, mecbur kalmayınca herhangi bir maçı da takip etmiyorum artık. Zamanında İnönü Stadı’ndan çıkmazken şimdi derbi maçları izlemektense arkadaşlarımla görüşmeyi tercih ediyorum. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan maçı bile izlemedim, düşünün artık. Halbuki zamanında Kadıköy’e giderdik maçı izlemeye. Şimdi sıcacık evde bile izlemiyoruz… Devam