Emir Akın, 28 Ağustos 2008
Daha önce, maceralarda bu kadar çok yapacak şey, bu kadar hazırlık ve sonradan da bu kadar çok temizlik olduğunu hiç fark etmemiştim. Bu tip şeyleri hikayelerde görmezsiniz. Yemeği kim satın alır ve pişirir, kim bulaşıkları yıkar, bebeğe bakar, atları tımarlar, silahları temizler; kim cesetleri gömer, elbiseleri yamar, kahramanların sallanmak için hazır buldukları halatları kim yerlerine bağlar, kim boruları çalar, madalyaları parlatır ve güzelce ölür; bütün bunlar kahraman, kahraman olabilsin diye yapılır. Kim finanse eder kahramanları? Kahramanlara inanmadığımı söylemek istemiyorum, bütün söylediğim, kahramanlar ya başkalarının sırtından geçinir ya da zamanlarının çoğunu küçük maceralarını olası hale sokmak için uğraşarak geçirirler, eğlenerek değil.
Mia Havero / Ergenlik Ayini (Alexei Panshin) Sayfa 133
Sonraki Paragraflar »
Alıntılar, Edebiyat | Yorum Yok »
Akay Perker, 27 Ağustos 2008
Aylardır alışmıştık YouTube‘un kapalı olmasına. Kimisi Vtunnel kullanarak, kimisi Ktunnel kullanarak, kimisi farklı proxy programları kullanarak sitede gezebiliyordu zaten. En güzeli de hosts.bak dosyasını editleyip Ringofon’un salak reklamlarını görmek zorunda kalmadan hiç yasak yokmuş gibi girmekti. İşi olmayan da zaten unutmuştu.
Yeniden erişime açılalı birkaç gün olmuş sanırım, ben bugün duydum. Çok kızdık bugüne kadar. Sansür olmasın dendi, sansüre karşı kampanyalar yapıldı falan. YouTube’un engellenmesine neden olan videoları biz görmezsek de görecek başkaları, sansür çözüm değil dendi.
Oysa YouTube’un kapatılma nedeni Atatürk’e hakaret içeren videolardan ziyade, YouTube’un T.C. Hükümeti’ne vergi vermemesiydi. Arka planda dönen asıl kavga paraydı yani. Tıpkı ülkedeki diğer kavgaların temelinde de ideolojilerin değil para kavgasının yer alması gibi.
Sonraki Paragraflar »
Sanal Alem, Devlet | Yorum Yok »
Akay Perker, 26 Ağustos 2008
Sedat Kapanoğlu Ekşi Sözlük fikrini hayata geçirdiği gün bu kadar tutacağını, bunca taklidinin çıkacağını tahmin etmiş miydi bilmiyorum. Gerçi 1999′daki internet kullanıcılarının sayısıyla bugünkü sayı, mantıklı bir tahmin yapmayı engelleyecektir ancak ssg mutlaka bir tahminde bulunmuştur.
Ekşi Sözlük’ün onlarca taklidi çıktı bugüne kadar. Bu sözlüklerden kimisi Ekşi Sözlük’ün reklam gelirlerinin verdiği gazla, kimisi Ekşi Sözlük’te tutunamayıp “ben de yaparım lan, ne var” gazıyla, kimisi de “bu site güzel bir site, biz de kendimiz için yapalım” düşüncesiyle kuruldu.
Bu sitelerden birçoğu kullanıcıya Ekşi’nin verdiği zevki veremediler. Görsel açıdan tek özelliği 13 butondan oluşan üst frame, başlıkların ve detaylı arama kutusunun yer aldığı sol frame ve yazıların yer aldığı orta frame olmasına rağmen, taklitler görselliği bir türlü oturtamadılar.
Sonraki Paragraflar »
Sanal Alem, İnceleme, Toplum | Yorum Yok »
Akay Perker, 25 Ağustos 2008
İnternet ile 1997 yılı ortalarında tanıştım. 1998 yılında mesleği bilgisayar ile ilgili olanlar sıkça kullanmaya başladı. 1999′dan sonra Superonline, Ixir, E-Kolay derken son derece kolaylaştı internete ulaşmak ve hızla yayılmaya başladı. İyi hatırlıyorum, 1998-2000 arasında Zuxxi, Anet, Ekşi Sözlük gibi ortamlarda yazıp çizenlerin büyük çoğunluğu bilgisayarcıydı. Muhabbetler metal müzik ve bilgisayar teknik terimleri üzerine yoğunlaşırdı her yerde. Ve elbette ki IRC ve pornografi, sivilceli ergenlerin en büyük eğlence kaynağı olmuştu.
Şirketlerin geniş bant internet kullanmaya başlamasıyla önce plaza insanları arasında, sonra KOBİ personeli arasında, ardından evlerde yaygınlaşmaya başlayan internet bugün herkesin rahatça kullanabileceği ve ulaşabileceği kadar kolay.
Sonraki Paragraflar »
Sanal Alem, İnceleme, Medya | 1 Yorum »
Akay Perker, 14 Ağustos 2008
Uluslararası ticari gemilerde kaptanlık yapan bir arkadaşımla görüştük dün. “Türkiye’de sigara yasağı başlamış, işyerinde, vapurda falan yasakmış, doğru mu?” diye sordu. Doğrudur, dedim. “Ben boğazdan geçerken güvertede sigaramı içip Üsküdar sahiline özlemle el sallıyorum, suç mu işlemiş oluyorum?” diye sorup devam etti, “gemi benim işyerim, Türkiye vatandaşıyım, işyerimde sigara içiyorum diye polisin gemiye tırmanıp bana para cezası kesmeye çalıştığını düşünmek istiyorum abi ben” falan dedi. Dayakladım gönderdim.
Ama kafam da karışmadı değil…
Ofiste sigara içiyorum, diğer çalışanlar da içiyor dersem kendimi ihbar etmiş olur muyum? Sonra polis amcalar bana kızar mı? Hayır canım ne münasebet, sigara falan içtiğim yok benim. Sevmem de zaten. Ofiste yasakladım sigara içmeyi, kocaman uyarı afişleri astım duvara, hani şu çirkin mi çirkin, altına “bu afişi asmayanları da ayrıca cezalandıracağız” diye not düşülmüş olanlardan.
Sonraki Paragraflar »
Devlet | 1 Yorum »