Eğitim Sisteminde Bir Gariplik de Besyo’lardan
Türkiye?nin eğitim sistemi herkesin malumu. Üzerinde fazla konuşup can sıkmaya gerek yok. Bir zamanlar ?Madem bir şey olmayacak spor akademisine gireyim? diyen gençlerin başvurduğu bölümlerden birisi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okullarıydı (Besyo). Bugünlerde besyoların önü yine kalabalık. Galatasaray ve milli takımın dünya çapında yakaladığı başarılardan sonra daha ciddi bir şekilde profesyonelliğe geçmeyi düşünen spor camiası gençlerin yeni gözdesi. Gençler de daha profesyonel bir kafayla besyolara girmek için hazırlanıyorlar. Üniversite okumuş olmak için değil, Spor Akademisi okumak için?
Lise son sınıfta farklı müfredat gösterip, ÖSS?de farklı müfredattan soru soran zihniyeti yıllardır sorguladık ancak, sorgulamaktan öteye gidemedik. Yapılan en mantıklı açıklaması ise Türkiye?de büyük bir pazara sahip olan dershane sektörünün de duygusal anlamda düşünüldüğü yönündeydi. Nitekim hak vermemek elde değil.
Yaz aylarının son günlerinde üniversiteye girmek için aylarca ter döken gençleri yeni bir terleme seansı bekliyor ki, bu süreç sonuçların açıklanmasından itibaren başlıyor. Sonrasında tercihler ve yerleştirmeler. Kaybedilen kilo-kaloriyi varın siz hesaplayın. Liselerdeki yeni düzenlemeye göre eşit ağırlık, sözel, fen bölümlerinin yanısıra artık spor bölümleri de genç beyinlere hizmet veriyor.
Türkiye?de bir çok okulun Besyo bölümleri mevcut. Fakat, buralara girebilmek öyle dışarıdan gözüktüğü gibi kolay değil. İşiniz biraz şansa kalmış biraz da yeteneğinize. Spor akademisine girmek istiyorsanız mutlaka bir kursa gitmeye ?maalesef- mecbursunuz. Fiyatlarının 800 YTL?den başlamış olması pek de önemli değil. Besyo hazırlık kurslarına her öğrenci gitmek zorunda, idmanlı kalabilmek ve okullarda gösterilen sistemleri öğrenip yapabilmek için. İşin burası tamam, gayet normal bir durum.
Besyo?lardaki sınav sistemiyse bir garip. Yaz aylarına gelen sınavlarda öğrenci ya 35-40 derecelik güneşte en iyiyi yapabilmek için koşacak ya da bir sürü farklı varyasyonları en iyi şekilde tamamlayacak. Bu okulların bir kısmında işiniz tamamen şansa kalmış durumda. Şöyle ki, elinizle ya da ayağınızla attığınız top hedefi tutarsa okuldasınız, sınav öncesi dönemde yapılması gerekenleri istediğiniz kadar iyi yapın, sınavda topu hedeflenen bölgeye atamazsanız başarısızsınız. Rekreasyon, öğretmenlik, antrenörlük ve yöneticilik bölümlerinde eğitim veren Besyo?lar için önemli olan sportif beceri ile girdiğiniz sınavın pek de bir alakası yok aslında. Eğitim sisteminin çarpıklığı burada da gösteriyor kendisini. Yöneticilik eğitimi almak isteyen bir öğrenci, ülke sporunu kalkındıracak dahiyane bir kafaya da sahip olsa topu hedeflere atamaz, belirlenen metreyi koşamaz ya da diğer varyasyonları tamamlayamazsa okula giremiyor.
Okulların puan hesaplama sistemi de ayrı bir garipliği muhteva ediyor. ?İlla da yetenek? diye feveran eden okullar puanlama sisteminde öncelikli olarak ÖSS?de alınan puanı, sonrasında ise yapılan özel yetenek sınavını dikkate alıyorlar. Yani bir öğrencinin ÖSS?de aldığı puan yüksek olsa özel yetenek sınavında en iyiyi yapmak için fazla çaba harcamasına gerek yok, çünkü ÖSS puanı yüksek. ÖSS puanı düşük olan bir öğrenci ise diğerlerinden çok daha fazla çalışmak zorunda. İşte size bir gariplik daha; sınavlar hesaplanırken hiçbir eşitlik gözetilmiyor. Sportif bilgi ve beceri istediklerini iddia eden öğretim kurumları ÖSS puanını dikkate alarak, çok istedikleri sportif bilgi ve beceriyle sonradan ilgileniyorlar. Bu durum idmanlarda çok çalışarak sportif becerisini geliştiren öğrenciye değil, ders çalışmaktan spor yapmaya vakit bulamayan öğrenciye yarıyor.
Bana kalırsa okullar ?ne şiş yansın ne kebap? diyerek ÖSS?de dökülen terin de hakkını vermek istiyorlar ama çok fazla önem verdiklerini iddia ettikleri sportif bilgi ve beceriyi geri plana atarak, kendisini spor alanında geliştiren insanların terinin yabana gitmesine sebep oluyor ve yalancı durumuna düşüyorlar. Umarım uzun süredir sessizliğini koruyan YÖK, bu sefer sesini bu konu için yükseltir. İşin kötü yanı garip bir politikaya kurban giden öğrenciler bu basit sorun için ülkelerinden soğuyor, yükselen yeni nesil olamıyorlar. Hani dahiyane bir kafa demiştik ya, eğer o adam koşamazsa dahi de olamıyor.
2 Yorum
Bir bilen Ekim 30th, 2007 tarihinde demis ki;
Bu yazıda bir çelişki sözkonusu. Spor yöneticiliği yapacak kadar zeki olan birisi, öss’den iyi puan alması yetiyor. O zaman topu hedefe atmışsın ya da atmamışsın ne farkeder? İkisinden birinde çok yetenekli olanları almaları gayet normal. Eğitim sistemimizde sorunlar olduğu gerçek. Ama Besyolar’da sorun olduğunu düşünmüyorum. Çünkü spor hem zeka hem fizik işidir.




tolga Eylül 10th, 2007 tarihinde demis ki;
spor akademilerine başvuruların artması, bu alandan mezun olup da işsiz kalan insanlara da kurs açma fırsatı sağlamıştır. aynı dersane ve kpss kursları gibi…