İstanbul’da deniz mi varmış?

Scania VIP Belediye Otobusuİstanbul’un trafik sorununun çözülemeyeceğine artık iyice emin olan Kadir Topbaş ve ekibi, “tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” atasözünden hareketle, lüks belediye otobüsleri ithal etmeye karar vermişler. Doğalgaz ve hybrid yakıt sistemi kullanan, her koltuğunda emniyet kemeri bulunan ve kapalı devre kamera sistemiyle iç güvenliği sağlanan belediye otobüsleri birkaç ay içinde yollara çıkacakmış. Trafik yoğunluğu azalmayacak ancak biz İstanbullular Scania marka belediye otobüslerimizin içinde keyifle oturup LCD ekranlarımızdan reklam izleyeceğiz. (Bu arada İETT Scania markasına yabancı değil, 1931′de 4 adet Renault & Scania marka otobüsle başlamıştı İstanbul’daki şehir içi otobüs seferleri.)

Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Fakat her ne kadar toplu taşımada kalite ve konforlu yolculuk amacıyla iyi niyetli bir girişim olarak görünse de, 20 milyon nüfuslu bir kentin toplu taşımasına sadece otobüslerle çözüm bulmaya çalışmak bu işe asla kalite getirmeyecektir. Otobüsün genel konforu üzerinden konuşurken kişi başına düşen konfora bakmak lazım önce. 60 kişilik otobüse 120 kişi doluşunca ne anlamı kalır emniyet kemerinin, LCD ekranın? Milyonlarca euro ödenerek Hollanda’dan ithal edilen metrobüsler bunun için yeterli bir örnek olmadı mı belediye yöneticilerine?

AB kriterleri uyarınca toplu taşıma araçlarına emniyet kemeri zorunluluğu getirilecekmiş, o nedenle emniyet kemeri varmış bu otobüslerde de. Birileri kalkıp bizdeki toplu taşımaya hücum mantığının AB seviyesinde değil Hindistan seviyesinde olduğunu söylesin belediyecilere. Kalabalıktan nefes alınamayan bir otobüste emniyet kemeri takan olursa madalyasını ellerimle vereceğim, söz!

Kabul, fakir bir ülkeyiz ve deprem bölgesindeyiz o nedenle metroya adam gibi yatırım yapmıyoruz. İyi de kardeşim şehrin tam ortasından deniz geçiyor be! Hala nedir bu otobüs, minibüs sevdası? THY’nin New York seferleri İDO’nun boğaz seferlerinden daha yoğun. Beşiktaş’tan Beykoz’a haftada 5 deniz otobüsü seferi mi olur?

Beykoz’dan kalkan, Çubuklu, Kanlıca, Anadolu Hisarı, Kandilli, Çengelköy, Beylerbeyi ve Üsküdar’a uğrayıp Kadıköy’de demir atan, hatta Fenerbahçe, Caddebostan, Bostancı üzerinden ek seferle Pendik’e kadar uzanan bir deniz seferi koymak çok mu zor?

Diğer yakada da Sarıyer, Tarabya, Yeniköy, İstinye, Bebek, Ortaköy, Karaköy’ün ardından Kennedy Caddesi’ne yapılacak bir ekstra iskeleyle beraber Avcılar’a, hatta Büyükçekmece’ye kadar giden bir sefer neden düzenlenmesin?

Tek yaka üzerinde çalışacak bu tip deniz seferleri her gün onbinlerce yolcunun başta sahil yolları olmak üzere şehir trafiğine girmesine engel olacakları gibi İstanbul’un hala direnen doğal güzelliklerini göstermek üzerine de turistik önem taşıyacaklardır.

Ama böyle şeyler yapmayın sakın. Varsa yoksa otobüs alın. Çölde yaşıyoruz zaten biz, ne işimiz var gemiyle, tekneyle!

Simdi de sizi dinliyoruz