Muhsin Ertuğrul da Yıkılır

264359.jpgHarbiye?deki Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılacağını biliyorsunuz. Sahne, 2008 senesinin Mart ayının son gününde perdesini son kez indirdi. Bir aksilik olmazsa yıkılacak ve yerine yenisi yapılacak. Eskisinden daha modern, kullanışlı bir tesis inşa edecekler. Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkımına karar verildiği günden itibaren inanılmaz tepkiler okuyoruz, duyuyoruz. Türkiye?de ya tiyatroyu sanattan saymıyorlar ya da tiyatroyu sevmiyorlar. Bu yüzden oyunlar boş koltuklara karşı sahneleniyor. Ülkemizde 3-5 tane profesyonel tiyatro izleyicisi vardır, bunlar da kendilerini ülkenin gelişmeye açık, çağdaş yüzü olarak görüyorlar. Çünkü onlar kimsenin yapmadığını yapıyor, tiyatro izliyorlar…

Muhsin Ertuğrul?un yıkımı söz konusu olduğu zaman sert tepkiler çıktı ortaya. Vay efendim dinci AKP, Cumhuriyet değerlerini ortadan kaldıracakmış. Aman mirim tiyatro bizi çağdaş seviyeye ulaştıracakmış da bu dinciler buna engel oluyorlarmış. Evet bizler de tiyatroyu seviyoruz, Muhsin Ertuğrul?un yıkımına ?yettiği? kadar üzülüyoruz ama suyunu çıkarmıyoruz. Açıkçası ben ağlamıyorum yıkılıyor diye. Çünkü yerine yenisi yapılacak. Kabulümdür mutlaka manevi bir değeri var ama bu yıkımı bile dönüp dolaştırıp AKP?nin şeriat düzenine geçme eğilimi olarak görenler çıldırtıyor beni.

Muhalefet dedikleri topluluk fırsatını bulmasın, adamın gözünü oymak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Gerçek tiyatroseverleri tenzih ediyorum lakin Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi?nin yıkılması üzerinden AKP?ye saldıranlara söylüyorum bu sözümü: Ağlayın! Hatta beter olun. Zira hak ettiniz bütün bunları. Ancak ?Tarihe saygı göstermiyorlar? söylemlerini bırakın bir kenara. Çünkü komik oluyorsunuz, kendinizle çelişiyorsunuz.

Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul?a yeni bir görünüm kazandırmak isteyenler de sizlerdiniz ama tarihe zerre kadar saygı duymadınız. Hatırlayın CHP’li olan İstanbul Valisi Lütfi Kırdar neler ördü İstanbul?un başına. Siz hatırlamazsınız gerçi, durun ben hatırlatayım. İstanbul?un imarına karar verildiğinde şehrin başında Lütfi Kırdar vardı ve görevi Fransız mimar Henry Prost?a havale etti. Hem de tam yetkiyle. Yediğini önüne koydu, yemediğini arkasına bıraktı. Her işine olur verdi, destekledi, sırtını sıvazladı. Eh elin gavuru bizim değerlerimizi anlayacak değil ya, başladı işe…

prost2.jpgBütün dünya metro için altyapılar oluşuturken Henry Prost, İstanbul?u caddelerle donatır. Sokak araları bile tarih kokan Eyüp, Ayvansaray, Halıcıoğlu, Sütlüce gibi bölgeleri sanayiye açar, Altınboynuz?u sanayi bölgesine çevirir. Eh yıllar sonra da Haliç dediğimiz yer keneften beter kokar. Dolayısıyla işçi kesimi buraya yönelir ortalık gecekonduyla boğulur. 1956-1957 senesinde tam tamına 54 cami yıktırır, yerle yeksan olan hanların, hamamların, tekkelerin, sebillerin hesabı tutulamaz.

Hâlbuki İlyaszade Mescidi ile Molla Gürani Mescidi fethin ruhunu yansıtır, Prost bunları da görmemezlikten gelemez. Millet Caddesi?ne denk gelen Oğlaklar Mescidi?nin yıkımını anlarız ama yolla alakası olmayan Pazar Tekke Mescidi?nin suçuna kafamız basmaz. Sarı Musa Camii?de Millet Caddesi?ne kurban olur, Simkeş ve Yenibahçe mescidleri Vatan Caddesi?nin hatırına ortadan kaldırılırlar. Ördekkasap, Camcılar (Aksaray) ve Kara Mehmed Paşa Camileri de Vatan Caddesi?nin asfaltına yapışır ancak Çakırağa Mescidi?nin niye yıkıldığını kimse anlamaz. Çapa?daki Münadi Mescidi, Kazasker Abdurrahman Efendi Camii, Şehremini Denizabdal Camii de geniş caddeler için ortadan kaldırılmıştır, artık onların yerini 3-5 şeritli yollar alır.

Prost, Hıristiyan bir adamdır, Bizans aşkıyla yanıp tutuşur. Onun derdi bellidir Osmanlı hatıralarını yok edip Bizans?ınkileri ortaya çıkarmaya çalışır. Mesela Romalıların surlarının hiçbirisine dokunmaz, Unkapanı?ndaki Valens Kemeri?ni yıkmaz, arabaları fare deliğinden geçirmeye çalışır. Prost?un bu bölgede yaptıklarının sözlükteki tek karşılığı katliamdır. Valens Kemeri?nin önünü açabilmek için minarelere üst üste kazma sallar. Mesela Haliç kıyısında Mimar Sinan eseri olan Süleyman Subaşı Camisi?ni yıkar ki işi bilenler o yapı için ?15. yüzyılda yapılmış 20. yüzyıl eseri? derler. Yıkıldıktan sonra başka bir şey yapılmaz arsası boş boş dudur. Adam birkaç Bizans kalıntısını gösterebilmek için Başkadın Emetullah Mescidi ile Darphane Mescidini (Simkeşhane) ortadan kaldırır, kimse bir şey demez. prost.jpgYıkmaktan usanmaz saldırdıkça saldırır. Hele ki milleti sessiz bulunca elinden geleni ardına saklamaz. Hakim Çelebi Mescidi ve Sadrazam Hasan Paşa Mescidi?ni inadına yıktırır üstüne İstanbul Üniversitesi?nin binalarından birkaçını yaptırır. Bayezid Kepenekçi İshak Mescidi?nin yerine de Maliye Muhasebe Yüksek Okulu?nu diktirir. Bıyıklı Hüsrev Mescidi ve Hubyar Mescidi ise Cerrahpaşa?nın kollarına teslim edilir. Müneccim Sadi Mescidi ve Nazmi Tekke Mescidi?nin olduğu yerde ise Çapa Tıp Fakültesi yükselir. Velhasıl bu mevzu yazmakla bitmez, taş yığınları (!) yüzümüze tükürecekleri günleri beklerler.

Şimdi 30-40 yıllık Muhsin Ertuğrul Sahnesi?nin neresine ağlayayım ben?

Her şey aynı! Muhsin Ertuğrul Sahnesi diye geçen yerleri AKM?yle değiştirin, öbürünü de aradan çıkarın

Simdi de sizi dinliyoruz