Adalet buysa mülkün temelini seveyim

İzmir’de lise öğrencisi üç kız, sınıf arkadaşlarından ikisini tehdit ederek birer liralarını almışlar. Bu kızlar da kalkıp okul müdürüne şikayete gitmişler… Bundan sonrası sizce nasıl olmalı?

Sert bir okul müdürü bu kızları disipline verir, daha sert ve kötü kalpli bir okul müdürü de mutlaka ceza almaları için disiplin kuruluna baskı yapardı. Peki bu ne yapmış?

Kendisine emanet edilen gençliği en iyi şekilde korumak isteyen bu okul müdürü polis çağırmış. Gelen polisler müdürün çayını içerken “hocam işin gücün mü yok, uğraşıyorsun bacak kadar çocuklarla?” dedikten sonra bu iki kıza fırça atıp karakola dönmek yerine savcılığa haber vermişler.

Devletimin her işe eşit mesafede yaklaşan adil savcısı da “benim daha önemli işlerim var” dememiş, olayla ilgilenmiş, bu iki kıza hakettikleri cezayı vermiş:


Themis gorse dover lan sizi!Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada çete reisi olan kıza 4 yıl 2 ay, diğer iki kıza da 2 yıl 9 ay ceza verilmiş.

Bence asmalıydınız. Tam 2 YTL gaspetmişler. 2 YTL ne zorluklarla kazanılıyor, haberi var mı onların? 1 YTL tam iki tane ekmek demek! Bunlardan 69.000 tanesini yanyana dizerseniz Honda Civic Type-R bile alabilirsiniz! Bu kızlar serbest kalsaydılar 68.998 kişiyi daha soyacak ve yarın bir Type-R ile trafiğe çıkıp bu kez de trafik canavarı kesileceklerdi başımıza. Yılanın başı küçükken ezilmeli! İçerde de birilerini soyabilirler! Asın bunları!

Bu cezayı bir yabancıya anlatsak Türkiye’de en ufak bir suçun işlenmediğine emin olacaktır. “Kimsenin gençliğine ve cahilliğine, gözünün yaşına bakmadan, sadece 2 YTL için bunca büyük ceza veriliyorsa daha büyük suçlar için kimbilir ne cezalar veriliyordur?” diye düşünür. Kimsenin vergi kaçıramayacağından, çete kuramayacağından, devleti ve vatandaşı soyamayacağından emin olur. Polisin, savcının asla rüşvet yemeyeceğini, hatta ülkede kimsenin rüşvet sözcüğünün anlamını bile bilmeyeceğini sanır.

İşte o adama çaktırmayın rüşvette dünya ikincisi olduğumuzu.

Normal şartlar altında, cezanın hedefi nedir? En basit tabirle, topluma kazandırmak ve ıslah etmek diyebiliriz. Peki 2 YTL için Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve hapse atılan bu kızları topluma kazandırmak için nasıl bir çalışma yapacaksınız?

Yaşlarını bilmiyorum, ama en fazla 18′dir. 18 yaşında hırsızlık suçundan hapse atılan bir kız, “sabıkalı hırsız” damgasını yemiş olarak 22 yaşında dışarı çıktığında hayatına nasıl devam edebilir? Gençliğinin en güzel günlerini bir hiç uğruna kadınlar koğuşunda geçirdikten sonra normal yaşama yeniden nasıl adapte olabilir?

“Sen tanımıyorsun tabi onları, o yüzden savunuyorsun. Oysa bu kızlar okulun en psikopat kızlarıydı, herkesi dövüyorlardı, benim de iPod’umu kırdılar, ühühü :(” der belki onların okul arkadaşları… Okulun en canavar, en cadı kızı olsa bile, 4 yıl hapis mi gerekir uslanması için?

Okulların varolma amacı “eğitim” değil mi zaten? Siz okulda yaramazlık yapan öğrenciyi hapse atacaksanız, daha büyük yaramazlık yapanına ne ceza vereceksiniz? Disiplin kurulunuz, rehberlik öğretmeniniz ne iş yapar, aldığınız pedagojik eğitim sorunlu çocuklara yaramayacaksa kime yarar?

Walkman vardi bir zamanlarOrtaokuldayken okulun güçlü “abilerinden” biri Walkman’imi almış ve geri vermemişti. Sonra arkadaşlarımı topladım ve okul çıkışında Walkman’i geri alıp dövdük onu biz. Ertesi gün öğretmenlerden biri durumu öğrendi, bizi müdür yardımcısının odasına topladı, uzun bir fırça ve nasihat sekansından sonra tokalaşıp barışarak çıktık odadan.

Adaleti çiğnemiş mi oldu bizim hocalar? Hakettiğimiz ceza neydi? Sanırım o gasptan 5 yıl, ben de çete kurmaktan, organize suçtan, darptan, suça azmettirmekten vs. 15 yıl falan yerdim. Hocalar bizi mahkemeye vermeyip olayı kapattıklarına göre yardım ve yataklık etmiş oldular, 3-4 yıl da onlara giderdi.

Vay be, bir Walkman için hapis yatıyor olacaktım bugün. O zamanlar varolan Commodore-64′ümden başka bilgisayar görmemiş olacaktım, iPod’um olmayacaktı, liseye, üniversiteye gidemeyecektim. Kız arkadaşlarım, erkek arkadaşlarım olmayacak, şirket kurup çalışamayacak, araba alıp yarışamayacaktım. Ve herkes bana sabıkalı gaspçı, içerden yeni çıkmış, gangster, haydut diyecekti, devlet daireleriyle aram düzelmeyecekti, ticaret yapamayacaktım. Hiçbir ülke bana vize vermeyecek, kısacık bir seyahate dahi gidemeyecektim.

Ne kendime ne de topluma zerre kadar faydam olmayacaktı. Benimle birlikte o Walkman’i benden almaya çalışan arkadaşım, onu dövdüğüm diğer arkadaşlarım ve bana yardım-yataklık yapan hocalar da ceza alacağı için dolaylı yoldan yüzlerce insan bir Walkman davasından etkilenecekti ama kanunlar uygulanmış ve savcı görevini yapmış olacaktı.

Tıpkı bugün İzmir’de olduğu gibi.

Adalet mülkün temelidir! Evet.

3 Yorum

Can  Mayıs 28th, 2008 tarihinde demis ki;

Hoca iyi taşlamışsın,

Sitenizi beğendim.

yok  Ağustos 5th, 2008 tarihinde demis ki;

çok beğendim yazıyı sefiller romanını anımsattı bana. herşeyin karmakarışık olduğu aklımın hiçbişeye eremediğibu ülkede;adelete(!) ilişkin gayet samimi hoş bi yazı.entel değil! entellektüel yorumlar(:

ahmet yıldırım  Ağustos 11th, 2008 tarihinde demis ki;

siteniz gerçekten çok güzel olmuş içeriği çok güzel hazırlanmış googlede arama yaparken rastladım bu kadar kaliteli bloglar görmek güzel

Simdi de sizi dinliyoruz