Türkiye’den başka yerde olmaz abi!
Akay Perker, 10 Mayıs 2008
Dünyaca meşhur aşağılık kompleksimizle sağa sola gönderdiğimiz “bunu yapsa yapsa Türkler yapar” maillerini bilirsiniz. Garip ölümler, saçma imla hataları ve daha birçok denyoluk alt alta dizilir ve metnin başlığı da bellidir: “Sadece Türkiye’de yaşanabilecek olaylar”
Bir de eklerler, “Avrupa’da böyle şey yok, dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz vs.” Oysa bunu yazan ve hayattaki en büyük başarısı kendisine gelen e-postayı 7 kişiye gönderebilmek olan dallama, oturduğu şehrin dışına bile çıkmamıştır.
Bugün yine buram buram aşağılık kompleksi kokan bir fw mail aldım ve bu kez dayanamadım, internetten bir araştırma yapayım dedim. Bakalım dünyada neler oluyormuş?
1. İrlanda’da bir kadın, katlı otoparkın 2. katından düşen bir aracın altında kalarak hayatını kaybeder.
2. Amerika’da bir genç, köpeği koşup getirsin diye bıçak atmaktadır. Elindeki bıçağı sapından tutup, atacak gibi yaparak köpeği kandırmaya çalışırken havaya kaldırdığı bıçak, arkasında duran kız arkadaşının boğazına saplanır ve kız ölür.
3. Michigan’da bir adam, kendi göğsünü bıçakla hafifçe yaralar ve suçu kavgalı olduğu komşusunun üzerine atmak için onun kapısına dayanır. Ancak komşusu kapıyı açmaz ve yaralı adam kapının önünde kan kaybından ölür.
4. Uluslararası Petrol Fuarı’nı protesto etmeye çalışan Greenpeace üyelerine katılımcılar saldırır ve eylemciler canlarını kurtarmak için kaçana kadar dayak yerler. (Bunun Türkiye’de olduğunu düşünün bakalım, neler olurdu?)
5. Amerika’da; yatak odasında sevişen anne ve babasını dikizleyen çocuk, babasının seks esnasındaki hareketlerinden annesini öldürmeye çalıştığı kanaatine varır ve tabancayla vurarak öldürür.
6. Amerika’da beysbol oyuncularının yaşadığı garip kazalar saymakla bitmez. Botlarını giyerken beli çıkandan, topu fırlatırken kolu çıkana kadar yığınla “Türk’e yakışır” kaza bulabilirsiniz.
Bu da Amerika mahkemelerinde görülmüş davalardan en ünlü moronlar listesi:
1. Konser için gittiği belediye salonunda tuvalete giren ve erkekler tuvaletinde bir kadın görmesi üzerine duygusal travma yaşadığı gerekçesiyle belediyeye 5.4 milyon dolarlık tazminat davası açan adam.
2. Kanser olduğu için doktorların belli bir süre belirterek, sonunda öleceğini söylediği, ancak öngörülen süre içinde ölmediği için doktorlardan davacı olan adam.
3. Buz tutmuş yolda araba kullanırken motorlu kızakla çarpışan, kızaktaki adamı çarpmanın etkisiyle öldüren, bununla da yetinmeyip “ölüm anına tanıklık etmekten dolayı yaşadığı şok yüzünden” ölen adamın eşine tazminat davası açan kadın.
4. Televizyonda hava durumunu izleyip yola çıkan ve fırtınada ölen balıkçının, TV kanalını hava durumunda hatalı bilgi verdiği için ölüme sebep olmakla suçlayan ailesi.
5. Satın aldığı kahvenin üzerine dökülmesi nedeniyle teninde yanık oluşan ve McDonald’s aleyhine dava açarak 2.7 milyon dolar kazanan 81 yaşındaki teyze Stella Liebeck.
8. Soyduktan sonra garajdan çıkmaya çalıştığı evden garaj kapısı bozuk olduğu için çıkamayan, kapı arkadan kilitlendiği için eve geri de giremeyen ve garajda mahsur kalan; tatildeki ev sahibinin gelmesini beklerken 8 gün boyunca kuru köpek mamasıyla beslenmek zorunda kalan ve kurtulur kurtulmaz evin sahibini mahkemeye verip 500.000 dolar tazminat alan yavuz hırsız Terrence Dickson.
9. Kullanmakta olduğu karavanı otomatik pilota alarak kahve içmek üzere arkaya geçen, şoförsüz kalan karavanın takla atması üzerine canını zor kurtaran ve “karavanın el kitabında bunu yapmaması gerektiğine dair bir bilgi bulunmadığını” iddia ederek firmayı mahkemeye verip yeni bir karavan almaya hak kazanan Merv Grazinski. (Firma davayı kaybedince Merv Grazinski gibi bir moronun karavan satın alma ihtimaline karşı el kitaplarını değiştirdiğini kamuoyuna duyurmuştur.)
10. Komşusu arabanın içindeyken, çalışır vaziyetteki arabanın jant kapaklarını çalmaya çalışan, adamın arabayı hareket ettirmesiyle birlikte elleri ezilen ve ellerini ezdiği gerekçesiyle komşusunu mahkemeye verip 74.000 dolar tazminat kazanan Carl Truman.
11. Bir mobilya mağazasında gezerken, ortalıkta oradan oraya koşturan küçük çocuğuna takılıp düşerek ayak bileğini kıran ve dikkatsizliği nedeniyle firmayı mahkemeye verip 780.000 dolar kazanan Kathleen Robertson.
12. 3.5 dolarlık giriş ücretini ödememek için gece kulübüne tuvalet penceresinden girmeye çalışırken düşüp dişlerini kıran ve kulübü mahkemeye vererek hastane masraflarının yanında 12.000 dolar tazminat alan Kara Walton.
13. Komşusunun bahçesindeki köpeği havalı tüfekle küçük saçmalar atarak kızdıran ve köpek tarafından ısırılınca da komşusunu mahkemeye verip 14.500 dolar tazminat kazanan Jerry Williams.
14. Bir restoranda tartıştığı sevgilisine meşrubat bardağı fırlatan, 30 saniye sonra da aynı bardağa basıp düşerek kuyruk sokumu kemiğini kıran, bunun üzerine restoranı mahkemeye verip 113.500 dolar kazanan Amber Charson.
Falan filan… 10 dakikalık bir Google araması sonucunda daha fazlasını da bulabilirsiniz.
Tüm bunlar yıllardır internette gezen, artık herkesin bildiği saçma sapan kaza ve mahkeme mailleri. Fakat tanıdığım yabancılardan hiçbiri bu yazıların “bu aptallıklar sadece Amerika’da olur” başlığıyla sağa sola gönderildiğine şahit olmamış.
Peki bizim bu aşağılık kompleksimiz, “bizden bir bok olmaz abi” şikayetlerimiz neden? Şikayet edecekseniz gerçekten şikayet edilecek konulardan şikayet edin, adamın kafasına düşen buzdolabıyla dalga geçmenin anlamı nedir lan? Siz bu toplumun gerizekâlı olduğuna bu saçmalıkları okuyup birbirinize göndererek karar veriyorsunuz, ben sizin gerizekâlı olduğunuza bu saçmalıkları birbirinize göndermenizle emin oluyorum.
14 Mayıs 2008 saat 02:27
Bunlar şehir efsanesi. Ayrıca evet, bizden bir bok olmaz. Avusturya, Almanya, İsviçre ve Belçika’da bulundum. Trafikte korna sesi çok nadir duyulur, yayalar yolun her yerinde önceliklidir. Herkes birbirine yol verir. Bizde ise yolu kaptırmamak marifet sayılıyor, yaya geçidinde çocukları ezenler serbest dolaşıyor. Yolda yürürken direk yüzüne baktığınız insanların çoğunluğu size selam verir. Bizde “ne bakıyon lan?” diye başlayan kavgalar cinayetle sonuçlanabilir. Suç istatistiklerimiz tüm Avrupa ülkelerinin çok üzerinde. Turistlere tecavüz edip dünyaya rezil oluyoruz. Üzerine de ezik milliyetçiliği yapıyoruz. Yasalarımız liberal; ancak siyasetimiz, kültürümüz, toplumumuz hala feodal.
27 Mayıs 2008 saat 13:53
Evet maalesef ben de Ahmet beye katılıyorum. Ben de yurtdışında bulundum ve Türkiye’de özellikle trafikte oynanan rus ruletinden, korna sesinden, her satıcının ban buyur demesinden gına geldi. Kimse ile bi şey tartışamamktan da şikayetçiyim. Birisi ile aynı fikirde değilseniz o kişi hemen size küfür etme, aşağılama ve hakaret etme yetkisini kendinde görüyor. Herşey çok sığ ve şekilci. Kimse derinlere inmek veya söylediği basmakalıp şeyler hakkında düşünmek istemiyor. Çok üzülüyorum. Durum Ankara’da böyleyse diğer yerlerde nasıldır…. Bu yozlaşma, kafayı kullanmamaktan kaynaklanıyor. E beynimizi kullanmayınca da doğal olarak zeka seviyemiz düşüyor.
27 Mayıs 2008 saat 18:59
yurt dışına gidip gelen ve “türkiye gibisi yok ” diyenleride çok gördüm…
29 Mayıs 2008 saat 12:54
iki tarafada kısmen katılabiliyorum.Ne yurtdışındaki hayat Ahmet Beyin anlattığı kadar iyi nede Akay Bey in anlattığı kadar kötü.Salaklıksa konu her memelekette var,tartışılacak kavramlar iyi yada kötü ise oda her memlekette var.çok X ülkelerin dışında her yer birbirine bence benziyor(tecrübeyle sabittir)Yine de Türkiye kadar cosmopolit bir ülkenin bu saflıklarla kalması emin olun iyi.Evet iğrençlikler yaşanıyor ancak yinede insan sevgisi,dost arkadaş olgusu,aile kavramı (yozlaşmayanlardan bahsediyorum) beyinsel namus kavramları(iş,ev yada normal yaşamda) emin olun pek çok ülkeye göre daha olumlu.Var olan kötülükler varsada emin olun hepimizin elini taşın altına koyması gerekli.
6 Haziran 2008 saat 17:34
Öncelikle şunu belirteyim Ahmet Bey’e ve Gozde Hanıma kesinlikle katılmıyorum. “Bu milletten bi bok olmaz” sözünü söylerken acaba o milletten olduklarını düşünmüyorlar mı. Ayrıca bu millet bu lafları kesinlikle hak etmiyor. Bu millet ki Çanakkale Savaşı’nda, Kurtuluş Mücadelesinde varını yoğunu koymuş bir millet. Eğer birini bi bok olmaz diyecekseniz kendinize diyebirilirsiniz ama millete laf söyleyemezsiniz. Buna ne sizin ne de bir başkasının hakkı var. Hiç düşündümüz mü bu PKK denilen terörist grubun bir türlü neden bitmediğini. Ben söyliyim kendilerini bir millet gibi görüyolar ve milletlerine laf söylemiyolar. Bu yüzden hep bi şekilde varlar. İnşallah yok olurlar.
İşte bizimde bunu yapmamız gerekiyor. Türklerden bir bok olmaz denmemeli. O bir millet ve bunu diyen bazı Türk vatandaşlar. Kendinize diye bilirsiniz ama millete asla!
24 Haziran 2008 saat 08:49
Bu milletten bi bok olmaz diyen sevgili bu milletin bi bok olamayan vatandaşları,
çok sevdiğiniz, bayıldığınız, yayalara öncelik tanıyan ama dakikada bimemkaç kadına tecavüz edilen o ikiyüzlü ülkelerde yaşamaya devam edin lütfen!
Bu milletten bir bok olmaz derken sizi kastediyoruz biz zaten!!
24 Temmuz 2008 saat 08:29
Ahmet Mithat’a ;
Bir iki avrupa ulkesinde yasamis olabilirsiniz - ben 10 yila yakin bir suredir Australia’da yasiyorum. Bununla birlikte yaklasik 30 ulkeyi (bunlarin 24 tanesi “Bati” ulkesidir) gezmisligin veyahut sizin tabirinizle “bulunmuslugum” vardir. Trafik saygisizligi, geceleyin mahallede korna calmak, sabah 5e kadar parti yapip gurultuyle mahalledekileri uyutmamak, turistlere, backpacker kizlara tecavuz etmek, iskence etmek, kendi ulkesinin yerlilerini soykirima ugratmak ve bunu ortbas etmek vesaire benim hergun sahit oldugum carpiklilarin sadece bir kaci.. Ne yazik ki insanimiz da asiri bir asagilik psikolojisi ve yabanci hayranligi mevcut oldugu icin, mantik ve “common sense” kullanip “bu carpikliklar insani, her millette yasanabilir” demek yerine “bu memleketten bana gina geldi”, “biz adam olmayiz” “eller aya biz yaya” edebiyatina kacmak ucuz kahramanlik. Bu konuda Akay Perker’e tamamen katiliyorum. “Uygar” bati medeniyetinin “kibar” ama acimasiz, merhametsiz, “kanunlara uyan” ama isine gelince de yalan ve kanunsuzluga baliklama atlayan, kadinlari koruyan ama tecavuz, cinnet, seri cinayet, cocuk ve yaslilara yapilan cinsel tacizin devamli yasandigi bir toplumunda yasadigim son 8 yilin her saniyesinde her turlu kirliligine veya geriligine ragmen kendi insanimin ve ulkemin degerini daha cok anliyorum. Begenmeyen ceksin-gitsin demiyorum, begenmeyen kendini duzeltsin once..
27 Temmuz 2008 saat 18:36
Arkadaşların alayına katılıyorum :D
(bu mesaj etrafı kirletmek için öylesine bırakılmıştır :p )
5 Ağustos 2008 saat 18:14
Fatih Asar’ın dediklerine özellikle son cümlesine ben de katılıyorum.beğenmeyen önce kendini düzeltsin!