Öz Aramızdı ve Türkiye’nin fanatik taraftar kitlesi

Sedat Kapanoğlu Ekşi Sözlük fikrini hayata geçirdiği gün bu kadar tutacağını, bunca taklidinin çıkacağını tahmin etmiş miydi bilmiyorum. Gerçi 1999′daki internet kullanıcılarının sayısıyla bugünkü sayı, mantıklı bir tahmin yapmayı engelleyecektir ancak ssg mutlaka bir tahminde bulunmuştur.

Ekşi Sözlük’ün onlarca taklidi çıktı bugüne kadar. Bu sözlüklerden kimisi Ekşi Sözlük’ün reklam gelirlerinin verdiği gazla, kimisi Ekşi Sözlük’te tutunamayıp “ben de yaparım lan, ne var” gazıyla, kimisi de “bu site güzel bir site, biz de kendimiz için yapalım” düşüncesiyle kuruldu.

Bu sitelerden birçoğu kullanıcıya Ekşi’nin verdiği zevki veremediler. Görsel açıdan tek özelliği 13 butondan oluşan üst frame, başlıkların ve detaylı arama kutusunun yer aldığı sol frame ve yazıların yer aldığı orta frame olmasına rağmen, taklitler görselliği bir türlü oturtamadılar.

Sanırım önce Private Sözlük çıktı ve ilk çıktığı günden beri farklı olmaya çabaladı. Önce CFM ile yazdılar, görsel açıdan farklılıklar denediler. Sonra PHP, en sonunda ASP’de karar kılarak Ekşi Sözlük’e en yakın görüntü ayarına geldiler.

Ardından hatırladığım kadarıyla Nedir.Net, Birebir Sözlük, Bilgi Sözlük, Zamane Sözlük, Otomatik Portakal, GameXtreme, Limon Sözlük gibi onlarca sözlük çıktı, kimisi bir süre sonra kapandı, kimisi bir şekilde kendine göre bir çizgi oturtup yoluna devam etti.

Bunlar açılıp kapanırken İTÜ Sözlük diye bir sözlük çıktı ortaya. Önce İTÜ öğrencileri arasında yaygınlaştı, sonra farklı kullanıcılar da katılmaya başladı. Ancak Ekşi Sözlük’ün ilk açıldığı dönemlerde ağırlıklı olarak bilgisayarcılar ve belli bir kültüre sahip olanlar tarafından kullanılması gibi, İTÜ Sözlük de ilk açıldığı dönemlerde üniversite öğrencileri tarafından kullanıldı, yazarlarının kültür ve bilgi birikimiyle kısa sürede diğer sözlükleri geçerek 2. sıraya yerleşti.

Ekşi Sözlük, Türkiye’de interaktif sözlük kavramını doğurdu, ondan esinlenen İTÜ Sözlük ise üniversite sözlüğü kavramını doğurdu. Ardından Uludağ Sözlük, Hacettepe Sözlük, ODTÜ Sözlük gibi yığınla sözlük açıldı ama Ekşi’nin ilk internet kullanıcılarını kapması gibi, İTÜ de ilk üniversiteli sözlük meraklılarını kapmıştı. Bugün hepsi bir şekilde yayına devam ediyor, kimisi kalitesini korumaya, kimisi de çeşitli girişimlerle kazancını yükseltmeye çalışıyor.

Ekşi Sözlük yazarlarından bazıları sözlük klonları diyorlar bunlara. Ve Ekşi Sözlük’te sadece yazar olanlarla diğer sözlüklerde sadece yazar olanlar arasında sürekli bir laf dalaşı var. Hiçbir sözlüğün yöneticisi diğer sözlüklerin yöneticileri hakkında uluorta laf söylemezken, sözlüklerde sadece yazı yazanlar diğer sözlüklere laf söylemeyi pek seviyorlar. Sanırım bu da yapamayıp sadece eleştirenlerin özelliği.

Ayrıca kavram olarak bakıldığında, Uludağ Sözlük veya Hacettepe gibi sözlükler Ekşi Sözlük’ün değil, İTÜ Sözlük’ün taklitleridir. Üniversite sözlüğü düşüncesi ilk olarak onlardan çıktı çünkü. Temelde interaktif sözlük Türkiye’de Ekşi Sözlük ile başladı ancak interaktif sözlük yayıncılığında yapılan en kaliteli inovasyon budur. Sedat Kapanoğlu’nun isteklerinden biri de buydu sanırım; “tamam yapacaksınız zaten, taklit edin ama bir yenilik falan ekleyin kardeşim!”

Başarılı olan her şey taklit edilir. Taklit başarılıysa o da bir şekilde kendine bir yol bulur ve kendi kitlesini oluşturur. Duşakabin varken diğer duş kabini markalarının çıkması, Ford varken diğer otomobil markalarının çıkması taklit olarak değil, başarıyı takip etmek olarak görülmelidir. Bu durum rekabeti doğurur, rekabet kaliteyi getirir. Bugün Ford sıradan bir otomobil markası haline geldi, Duşakabin ise iflas etti. İlkler değil, kaliteliler ayakta kalıyor. Ekşi Sözlük de bugüne kadar ayakta kaldıysa bunu ilk olmasının yanında yönetim kalitesine borçludur. Almanya’da bu kadar otomobil markası olmasaydı BMW veya Mercedes bugün bu kaliteyi yakalayamazdı. Türkiye’de TOFAŞ’ın rakibi olmadığı için yıllarca Şahin’e, Doğan’a bindiniz, rakibi olmayan ürününü geliştirmeye ihtiyaç duymaz.

Türkiye üretimden son derece uzak bir tüketim ülkesi olduğu için, son derece fanatik taraftarlar yetiştirir. Bu fanatikler de kendi kullandıkları markaların dışındaki markalara sürekli yapıştıracak bir sıfat bulurlar. Kendimize ait dünya çapında birkaç markamız olduğu halde bizde her türlü markanın taraftarı vardır. Coca Cola ve Pepsi taraftarları, BMW ve Mercedes taraftarları, Burger King ve McDonald’s taraftarlarımız vardır bizim. Avrupa’da da olabilir, ancak onlar aynı zamanda üretmeyi de bilirler. Biz üretemediğimiz için taraftarlık yaparız, çok da iyi bok atarız. Yeter ki kendimizi bir yere ait hissedelim, bir kategoriye girmeyi başaralım.

Sözlük savaşlarında da aynı durum söz konusu. Ekşi Sözlük’teki 5. nesil bir yazar, İTÜ Sözlük hakkında “klon sözlük, hehe salak bunlar” demeyi bir marifet sayabiliyor. Oysa ne Ekşi kurulurken, ne İTÜ kurulurken sözlük kavramından bihaberdi kendisi, elini taşın altına koymayı da bilmez, risk alamaz, sadece konuşur.

Sözlük yazarları arasından bilgisi, kültürüyle veya sözlük yazarlığı konusunda başka bir yeteneğiyle öne çıkan birisi diğer sözlükleri eleştirse hak veririm. Bir Otisabi, bir Mengus hatta bir Peder Zickler çıksın, hiç olmadı dallama bir trol çıksın, İtü Sözlük’ün Sarhoş Ejderha’sı çıksın, “bu ne lan taklitçiler hehe” desin. Kendini bir şekilde ispatlamıştır zaten, her ortamda yazabileceğini bilir. O sözlükten ayrıldığında açacağı sıradan bir blog sitesinde bile binlerce okuru olacaktır. Ancak sözlük yazarlığı bkz vermekten ve sikko entryler girmekten öte gitmeyen koca bir sürünün diğer sözlükleri laf söylemiş olmak için eleştirmesi saçma.

Her sözlüğün kendine has iyi ve kötü özellikleri mevcut. Ve hepsinin kendine has bir kullanıcı kitlesi var. O nedenle hepsine başarılar diliyorum, iyi olan zaten ayakta kalacak, kötü olan yok olacak.

İnteraktif sözlük kavramının ne olduğunu bilmeden “hakkımda kötü mailler yazıyolar şikayetçiyim yaa ühüh” diyenlerden veya “bunlar benim hakkımda bıdıbıdı konuşuyolar, yılansı fareler” diyerek tüm sözlük ahalisini aynı kefeye koyup herkese birden hakaret edecek kadar faşistçe konuşan bir takım ünlülerden farkı kalmıyor elini taşın altına koymayıp, koyanlarla dalga geçenlerin.

Bugün dalga geçecek yeni bir malzeme çıktı bir kısım internet kullanıcısına. Azerbaycan’da Öz Aramızdı ismiyle bir interaktif sözlük açıldı. Ve Türkiye’deki sözlüklerden bir kısmı bu sözlüğün açıldığını görür görmez kendi sözlüklerinde dalga geçmeye başladılar. Azeri Türkçesi bizim için her zaman bir komedi unsuru olmuştur zaten. Öz Aramızdı, hem Azeri Türkçesi kullanması hem de sözlük klonu olması nedeniyle birçok aylak için eğlence kaynağı oldu. Oysa onlar kendi sözlüklerinde türkiyali dostların sözlüye axın etmesi, türkiyali dostlar öz aramıza qoşulsa olacaqlar gibi başlıklar açarak, bu başlıklar altında bizlere selam ve sevgilerini ilettiler. Biz de burdan ne kadar dost canlısı olduğumuzu Azerileri aşağılayarak ve yaptıkları siteyle dalga geçerek gösterdik.

Nasıl bir karaktersizlik örneğidir bu, anlayamıyorum.

Öz Aramızdı yönetimini sözlük girişimlerinden dolayı kutluyorum. Umarım başarılı olursunuz kardeşler. Türkiye’de dalga geçmeyi çok seven ve tek bildiği şey başkalarının emekleriyle dalga geçmek olan dengesizler olduğu gibi, sizi tebessümle takip edenler de var. Başarılar dilerim.

Simdi de sizi dinliyoruz