Tiryaki Hasan Paşa ve Kanije (1)

Bugün (18 Kasım) şanlı Kanije Müdafaası’nın (1601) 407. yıl dönümü…

Tiryaki Hasan Paşa, Arnavut asıllıdır ama Enderun’da yetişir, tahsili iyidir. Gözü karadır, çok zekidir. Vakti, saati gelince Osmanlı’nın Peçoy sancağında görev yapmaya başlar. 50-60 kişilik bir kuvveti vardır, haklının yanında haksızın karşısında dururlar. Osmanlı adaletini Balkanlar’la birlikte Orta Avrupa’nın içlerine kadar yayarlar. Sayıları azdır ama gün geçtikçe kalabalıklaşırlar ve o bölgenin huzurunu temin ederler. Hasan Paşa oraların ağır abisidir, kendisinden habersiz kuş uçmaz. Haksızlık yapana hiç acımaz. Mesela esir satıp, Müslüman kanı döken Kosma adlı bir haydudu yakalayıp cezasını verir. Günün birinde oradaki kadılardan birinin kızını kaçırmışlardır. Kızcağızı bulmak için yıkmadık kale, bakmadık burç bırakmazlar. Fitne yuvalarını yıkmaktan hiç çekinmez, aleyhimize çalışanların çanına ot tıkarlar.

Davası, Din-i İslam’a hizmettir. Ölümden korkmaz, şehadetin özlemiyle yanıp tutuşur. Yaptıklarıyla sarayın da dikkatini çeker, ona Göle Sancağı’nın komutasını verirler. Zaten yöreyi iyi tanıyan birisidir, komşularının huyundan suyundan anlar. Sonra ihtiyatlıdır, zekidir, kılı kırk yarmadan karar almaz. Emekliliği çoktan gelmiştir ama cihattan kopamaz.

Sadece savaşçı değil, müşfik bir insandır aynı zamanda. Herkesin yardımına koşar; din, dil, ırk ayrımı yapmaz. Zaten ırkçılık Müslüman’a yakışmaz. Göle’de günler mutlu mesut geçmektedir. Müminler vakit namazlarını mescitte kılar, sabiler elifba okurlar…

Ama Hasan Paşa gününü kalede geçirmez. Sık sık ortalıkta gözükür, kafirlerin içine korku salar. Haçlılar sırf korkularından Eğri Kalesi’ni 10 bin kişiyle doldururlar. Casus teşkilatı çok iyidir, öbür cihette her ne olursa kuşlar söyler.

Paşa Baba; Hıristiyan ahali tarafından da sevilen, sayılan bir zâttır ancak tahtlarının yıkılacağı korkusu rakiplerinin uykusunu kaçırır. Erdel Kralı Jagmund, bir avuç Müslüman’ın bu kadar etkili olmasını bir türlü içine sindiremez ve Hasan Paşa’yı yok etmek için yola koyulur. Fakat daha kale kapısından çıkamamıştır ki, Tiryaki Paşa az sayıdaki adamıyla küffarın tepesine biner, kralı da esirler arasına katar.

Bir gece devriye atarken Şekeş Hisarı’na ele geçirmek için yürüyen haçlı birliklerini görür ve adamları gecenin köründe bin pişman eder. Azılı bir Müslüman katili olan Kiş Geçer adlı kâfiri yakalar, 10 bin altın fidyeyi elinin tersiyle itip, adamı kalesinin önünde kazığa çakar. Nâmı yürümektedir, Hasan Paşa deyince kâfirleri titreme alır…

Kanije Kalesi çok büyük bir kale değildir ama çok stratejik bir noktadadır. Zigetvar Kalesi’yle birlikte Macaristan’ın en önemli savunma bölgesi burasıdır. Dolayısıyla, Viyana’yı almak isteyenin önce bu iki kaleye hâkim olması gerekmektedir. Kanije büyük değildir lakin duvarları çok güçlüdür. Günde 500 top atılsa bana mısın demez. Aynı zamanda doğal şartlar da Kanije’nin lehinedir. Etrafı bataklık olduğu için bir türlü lağım kazılamaz, burçlar havalara uçurulamaz. Yani şöyledir ki, ele geçirmek zor iştir… Ama Avrupa’nın iyice içine girilmesi için de mutlaka fethedilmelidir.

Serdar-ı Ekrem işin ciddiyetini bilir ve ordusuyla yola çıkar. Günler geçer ama kale bir türlü düşmez. Kanije’nin muhasara edildiği haberini alan Almanlar ve Avusturyalılar ordularını birleştirerek alel acele Belgrat’a doğru yola çıkarlar. Bizimkiler hem kuşatmayı sürdürmektedirler, Germenlerin muhasarayı engellemesine karşı koyarlar. Tam ümitlerin tükendiği anda imdad-ı ilahi yetişir. Duvar onarımından dönen Müslüman esirler bir gece baruthaneliğin kapısını açık bulurlar ve hiç düşünmeden ellerindeki meşaleleri barut fıçılarının üstüne atarlar. Sonra bir patlama, bir patlama… Ortalık toz duman…

Düşman saflarında panik başlar. Bekledikleri yardım da bir türlü gelmez. Bizimkiler paniğin üstüne ustaca gider ve kale komutanı Turan Yunuş teslim bayrağını çeker. Artık Kanije burçlarında nazlı hilal dalgalanmaktadır. Tiryaki Hasan Paşa, Kanije’nin komutanlığına atanmıştır, yeni görev yeri artık burasıdır. Bu arada yaşı sekseni devirmiştir, doksana oynar…

Kanije’nin düşmesi haçlılara çok koymuştur. Daha yıkılan duvarları düzeltemeden Leh, Macar, İspanyol, Fransız, Maltalı, Hırvat, İtalyanlardan oluşan 160 bin kişi ile Kanije’yi geri almak için harekete geçerler. Tiryaki Hasan Paşa’yla birlikte Kanije’de toplam 9 bin asker vardır. Olsun olsun da 100 tane de topları vardır. Enzak sınırlı, zahire sayıyladır…

Düşman ordusunun nüfusu ise kalabalıktır. Sadece Arşidük Ferdinand 60 bin tane seçme askerle gelmiştir. İki kuvveti kıyaslamak mantıklı insanların yapacağı iş değildir. Zaten Tiryaki Hasan Paşa da durumun vahametinin farkındadır ama askerin moralini yüksek tutmaya çalışır. Muhasarayı önemsemez gibi gözükür, düşman saflarına gözlerini kısarak bakar. Boş yere gülle atmaz, haçlılara günlerce tüfekle karşılık verir. Topları ortaya çıkarmaz. Macar komutanlardan Zrini, Hasan Paşa’yı iyi tanır. Ahbaplarına “Bu ihtiyar aslan bize kale male vermez. Boşuna uğraşıyoruz” der. Der lakin dediğiyle kalır, adamı hemen sustururlar.

Devamı yarın…

Simdi de sizi dinliyoruz