December, 2008 Donemi Incileri

Kapıdan gel Noel Baba

Noel Baba, Amerikan kapitalizminin ortaya çıkardığı bir çizgi kahramandır sadece. Yani bizim Yiğit Özgür’ün delileri gibi bir şeydir. Tek farkı şöhreti yakalaması ve paraya hizmet etmesidir. Amerikalılar, Hıristiyan dünyasında çok tutan Saint Nicholas’a ithaf ederler Noel Baba’yı. Bildiğiniz gibi Noel Baba, Kahkaha Vadisi’nde yaşan bir ihtiyardır. Bütün yıl işi gücü yokmuş gibi yaramazlık eden çocukların çetelesini tutar ve yılbaşında onları boşverip, uslu duranlara hediye getirir.

Amerikalıların yumurtladığı bir tipleme olan kırmızı yanaklı Noel Baba, Türkiye’de de tutar ama biz sadece safların cebini sömürmek için kullanırız. Bizde yaşlı bir ihtiyarın hediye mediye getirmeyeceğini bilen uyanık insanlardan fazlazıyla vardır zira. Hoş, elin gavuru da yemez bu numarayı ama kültürlerinin devamı için ses çıkarmazlar ve yaramazlık yapan çocuklarını Noel Baba’yla kandırırlar. Eğer veletler uslu, efendi durursa Noel Baba, yılbaşı gecesi bacadan girip çocuğun hediyesini süslü çam ağacına asılı çoraplara bırakır sonra da gider.
Devam

Yılbaşınız mübarek olsun!

Yılbaşınız mübarek olsun! Gerçi üzerinden 2 gün geçti ama dünya hali insan iş güç koşuşturmaca derken unuttum yazamadım. Ne yapalım, öyleyse geçmiş yılbaşınız mübarek olsun diyelim, inşallah güzelce kutlamışsınızdır. Ne diyorsun Emir? Yılbaşı yarın gece dediğinizi duyar gibiyim ama kafam yerinde hesabımı da karıştırmadım. 2 gün önce yani 28 Aralığı, 29 Aralık 2008 gecesine bağlayan gece yılbaşıydı efendim.


Devam

Bir PTT macerası…

Eskiden mektupların ucu yakılır, sevgiliye dizilen nameler göz yaşıyla ıslatılırdı. Uzaklardaki sevgiliye yazılan özlem dolu satırlar, gurbetten anne, babaya gönderilen mektuplar yazanın da, yazılanın da gönlündeki özlemi söndürmez bilakis körükler, gelecek hafta ya da gelecek ay postacının yolu dört gözle beklenirdi… Postacı sokağın başında göründü mü etekler tutuşur, iş bilir postacı da naz yapar müjdesini almadan mektubunu vermezdi.

Şimdilerde kimse kimseye mektup yollamıyor. Posta kutunuza düşen zarflar ya fatura, ya mahkeme celbi ya da reklam… Ehh böyle olunca da ülkemizde posta deyince ilk akla gelen aslında tek akla gelen kuruluş olan PTT de işleri değiştirdi. Artık kargo taşıyor, banka işlemleri filan yapıyor. Malumunuz devre ayak uydurmak lazım.


Devam

Hakemler duruma göre hata yapsın

Hakem hatalarından bahsedilerek bitti geçen hafta. Hakemler için hep aynı şeyler söyleniyor. Özellikle mağdur taraf şöyle diyor:

“Hakemlik zor iş. Hakemler illa ki hata yapacak. Ama biz her takıma adil davranılmasını istiyoruz, bize özel bir ayrıcalık istemiyoruz.”

E kardeşim hata olacaksa iki takımdan birisine karşı olacak. Bu hata birinin lehine işlerken ötekinin aleyhine işleyecek. O zaman nasıl olacak da hakemin adil davranmasını bekleyeceksiniz. Aslında bunu söyleyenler, “Biraz da bizim lehimize hata yap” demeye getiriyorlar işi. Yoksa adil oyun falan hikaye.

Mısır piramitlerini kaçırmışlar!

YouTube’a direk giremeyenler burayı kullansınlar.

Yıl 1996, yer İstanbul’un çeşitli noktaları. Konu: “Mısır Piramitleri Türkiye’den kaçırılmış, siz ne düşünüyorsunuz?”

Videonun en sonundaki arkadaş tarih öğretmeni. Adama kızmayın, eğitim sistemini alkışlayın.

Tüm bu vatandaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum, demokrasi güzel bir şey, onlar da oy versin ki ülkemizi bize en layık insanlar yönetsin.