August, 2009 Donemi Incileri

Gittim Gezdim Geldim

karatrenİstanbul’da yaptığımız rota planlamasına göre ilk günü Eskişehir’de geçirip doğrudan Kayseri’ye geçecek ve kısa bir süre Kayseri’de kaldıktan sonra Mersin, Adana, Gaziantep üzerinden Mardin’e geçecektik. Ama trenle doğuya gitmenin büyük bir sabır gerektirdiğini fark edip hemen akabinde çark ettik. Doğuyu gezmek istiyorsanız nokta atışlar yapmalısınız. Trenle, tarım işçilerinin yollarda olduğu vakitlerde otuz saate yakın tren yolculuğu çekilecek bir şey değil. Yoldayken rota üzerinde ufak tefek değişikliklikler yaptık. Kayseri’de vakit geçirip aynı gece Ulukışla üzerinden Konya’ya gitmeyi düşünüyorduk ama TCDD’nin imkanları buna izin vermedi. Rotada tutturamadığımız tek yer Konya oldu, o da içimizde kaldı zaten.

Tren yolculuğu genel olarak zevkli bir şey ama maalesef trenler zannedildiği gibi değil. TCDD son yıllarda büyük girişimler yaptı, kendisini geliştirmeye adadı. Bu benim sadece dışarıdan gözlemlediğim bir durumdu ama rayların üzerine çıktığımız zaman durumun hiç de tahmin ettiğimiz gibi olmadığını fark ettik. Öğrendiğim kadarıyla raylı ulaşım şu anda bir devlet politikası ve hükümet bu konunun üzerine fazlasıyla düşmeye çalışıyor. Trenlerin bakımdan geçirilmesi, dışarıdan görüldüğü zaman insanı cezbediyor fakat trenlerin içinde büyük bir değişiklik yok. Mesela tuvaletlerin bakımsızlığını, vagonlar arasındaki eşitsizliği, kesin vardır denilen yerlere tren olmamasını buna örnek olarak gösterebiliriz. TCDD Genel Müdürlüğü bu gelişim hamleleri neticesinde vagonlardan bazılarını konferans vagonu olarak tasarlamış. Bir konferans salonuna, yönetim kurulu toplantısına gerekli olan her şey var içinde. Ama merak ediyorum kaç iş adamı kullanıyor bunu. İstanbul’daki evinden yine İstanbul’daki iş yerine helikopterle giden bir iş adamını hangi güç trene bindirir bunu ayrıca merak ediyorum. Tribünlere oynamak diyebiliriz buna.
Devam

Neden geldim İstanbul’a!?

istanbullÇünkü tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. Bitirdim tatili döndüm yuvama. Koca tatil boyunca bana İstanbul’u hatırlatacak her şeyden uzak durdum. Bir tek Emir Akın’dan ayrılamadım. Eksik olmasın yalnız bırakmadı beni, turu birlikte tamamladık. Kars’a ya da Mardin’e kadar gitmeyi planlamıştık ama evdeki hesaba çarşıya uyduramadık. Zaten gezinin dışındaki hiçbir hesap da çarşıdakiyle tutmadı. Aklımıza koyduğumuz her şeyi yaptık. Rahatladık, stres attık, kafayı dinledik. Canlandık ve kendimize geldik. Dönüş yolunda öbür tatilin planlarını yapmaya başladık.

Tatil sadece yaz aylarında yapılmıyormuş, bunu da keşfetmiş olduk. Yeni yüzler gördük, farklı şivelerle sohbet ettik, yeni lezzetler tattık. Çok şeyi tecrübe ettik; çok gezenin çok okuyandan daha bilgili olduğunu söyleyenlere hak verdik. Kilometrelerce yol yürüdük, üç saatlik uykuyla da zinde kalınabileceğini farkettik. Çaresizlik psikolojisinin insana neler yaptırabileceğini anladık. Özetle, ufkumuzu genişletip döndük evimize.

Bu, hoşbulduk yazısı olsun; İstanbul’a alışınca detayları da gelir nasılsa.

Başıboşluğa da sansüre de hayır!

sansur

Tüm Dünya bu sefer de Çin Katliamı’nı konuşuyor. Dünya üzerinde ne yazık ki katliamlar hiç bitmiyor, ama zaten Çin’in bu konudaki daha önce yaptığı katliamları da gayet iyi biliyoruz.

Çin Katliamı’nın konuşulduğu şu günlerde, aklımıza Çin’in internetteki tavrının nasıl olduğunu araştırmak geldi ve bu araştırmayı yapınca Çin’de internetle ilgili olarak çok ciddi sansürleme çalışmaları olduğunu gördük. Çin’deki baskılar kolay kolay duracak gibi değil. Çin’de yaklaşık 30.000 internet polisi bulunduğu söyleniyor…


Devam

Sigara yasağı havayı korumaya yeter mi?

htsigara Fotoğraf: sigara.uzerine.com

Türkiye’nin havası artık % 100 “Dumansız” olacak diyen sayın sağlık bakanımız acaba, bu yasağın havayı korumaya yeterli olup olmayacağını düşündü mü?

Şimdi bu satırları okurken, beni de tiryaki olduğu için yeni çıkan kanuna karşı çıkanlardan sanmayın. Allah’a şükür tiryaki değilim, sigarayı hiç kullanmadım ve kullanmayı da düşünmüyorum. Ancak, yüzeysel düşünülerek çıkarılan kanunun arka planında nelerin unutulduğunu hatırlatmak istedim.


Devam

Puro 101

kotu aliskanliklar bunlarLatin Amerika güzeldir. Denizi, kızları, kültürü, eğlencesi, dansları, içkileri ve elbette ki purolarıdır Latin Amerika’ya aşık olmamızın temelinde yatanlar. Ama birçok şeye olduğu gibi, onların el emeği göz nuru purolarına da yeterli saygıyı göstermediğimizi düşünüyorum.

Nedir ki puro?

Efendim puro dediğimiz nimet, Latin Amerika ülkelerinin dünyaya sunduğu -kızlarından sonra- en güzel ikinci armağandır.

Gidilebilen en eski tarihi kayıtlar, Maya’lara dayanmaktadır. 1492′de Amerika’yı keşfedip Kızılderilileri katletmeye başlayan cesur Avrupalılar, herkesin ağzında birer ciq-sigan görene kadar tütün kullanımı pek yaygın değilmiş Avrupa’da.
Devam