September, 2009 Donemi Incileri

Kredi’nin kabusu

kredimin-kabusu

2003 senesinin bu aylarıydı. Üniversiteye yeni girenlerin çaylak, ördek gibi lakaplar aldıklarını öğrenmeme ve bu süreçten çıkmama nerden bakarsan bak bir buçuk iki sene vardı. Evet normalde bu süreç başkalarında daha kısa olabilirdi belki. Ama bende nedense uzun sürmüştü. Bunda birinci sınıfı iki kere okumanın etkisi olduğunu sanıyorum. Neyse. ..


Devam

Pelin’i Sıkıştırmışlar!!

batularinpelin

Son hamlesini görünce birkaç kelime karalayıp durumu kamuoyuna izah edeyim dedim. Pelin bu, ne de olsa bacaklarıyla topluma mesaj veren yegane kişilik. Fakat yazdıkça ve Google nimetinden faydalandıkça resme biraz daha geriden bakma fırsatım oldu. Siz de içinizden “Bu son cümle de pek bi klasik oldu bee” diyorsunuz biliyorum. Dersiniz, haklısınız. Bunu ben de düşündüm ve kalıplarımdan kurtulmak, bendimi aşmak için geçenlerde Said Nursi’nin yarı sözlük yarı “bişey” kitaplarına göz attım.
Devam

Suç ve Cezası

Bir okuldaki bilgisayar sınıfında geçti hikayem. Ana bilgisayarı benden başka pek kullanan olmadığından dolayı “MSN Messenger” programında ileti geçmişini kaydetme özelliği aktif durumdaydı. Fakat nadiren de olsa o sınıfı kullanan öğretmenler vardı. Bir gün oturdum bilgisayarın başına “Son Kullanılan Belgeler”de gözüme MSN ileti geçmişi dosyaları çarptı. Oha dedim hem de tüm kişilerim vardı alt alta. (Bilmeyenlere not: MSN, kişilere ait ileti geçmişlerini ayrı dosyalar halinde kaydeder.) Benden biraz önce o bilgisayarı kullanan bayan bir öğretmen vardı. Belli ki açmış okumuştu. Bu dosyalara ulaşılması zor değildi elbette. Ama nereden aklıma gelirdi birinin okuyabileceği. Gaflet işte. Neyse olan olmuştu. “Belgelerim -> Alınan Dosyalarım -> $Kullanıcı Adı” altındaki “Geçmiş” klasörüne bilinçli olarak ulaşmış, özel yazışmalarımı heyecanla bir çırpıda okumuştu. En fazla 5 kişi vardı hatırladığım, o günlerde en çok dertleştiğim, en çok konuştuğum kişilerdi. Gittim açtım ben de okudum ne konuşmuşum geçmişte. O yaza ait tatil planları, bazı özel fantaziler, başka da pek dişe dokunur şey yoktu. Zaten yeni silmiştim geçmişi, çok fazla kayıt yoktu hani. Ama ne kadar önemsiz de olsa insanın özeline tecavüz vardı. Ben içeride üstümü değişirken kapı deliğinden içeriyi dikizlemekle ne farkı vardı bunun. Küfredip rahatladım. Bunu yanına bırakmamalıydım. İntikamda kararlıydım. Ama nasıl olacaktı? Düşünmeliydim. O gün okuldan eve dönerken beynimde şimşekler çaktı. Evreka!


Devam

Tiz vakitte kellesi vurula!

yikim asamasindaBildiğiniz gibi Türkiye’de sansür işleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) eliyle yönlendirilmekte. Devletin en çalışkan kurumu olan ve yemeyip içmeyip site engelleyerek bizleri zararlı, pis işlerden koruyan bu yüce kurumla işbirliği yapmaya karar verdim ben. Çünkü saygım var. Türkiye’de bu kadar çalışkan, internet gündemini bu kadar yakından takip eden bir devlet kurumu göremedim desem yeridir.

Ayrıca Yüce Türk Adaleti’ne güveniyor, Adnan Oktar, Atatürkçü Düşünce Derneği gibi aydın kişi ve kuruluşlara yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Devam

Bazen meslekler de ölür

korsan muzik zararli mi“Büyük marketler bizi bitirdi abi,” diyordu dükkânı kapatırken. 24 yıldır bakkallık yaptığı mahallenin hemen yakınına açılan hipermarkete sitem ediyordu.

“Müşteri sadece ekmek, sigara, gazete almak için buraya uğrar oldu, bir de akşamları kapının önünde bira muhabbeti yapmak için. Kapı komşum bile her şeyi marketlerden alıyor, elinde market poşetleriyle geçiyor buradan. O da haklı, ucuza alıyor marketten. Ben ucuz satamam ki, market şu domatesi tarladan alıyor, ben halden bile alamıyorum.”

“Ne yapacaksın peki?” diye sordum. Mesleği tedavülden kalkıyordu Bakkal İhsan’ın.
Devam