October, 2009 Donemi Incileri

Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir

altayNevşehir’de son bulduğumuz otobüsle planlarımızın aksine beklenmedik bir şekilde Kayseri’ye geri dönmüştük. Konya’ya gidemeyeceğimizi anlayınca rota üzerindeki son değişikliği yapıp geceyi yolda geçirerek Eskişehir’e dönmeyi ve batıyı gezmeye karar verdik. Kayseri’den Eskişehir’e direkt tren bulamayınca, nasıl olsa Ankara’dan buluruz diyerek başkente gittik ilk önce. Ankara’yı ilk gidişimizde sevmemiştik ve bu yüzden vaktimizi garda katletmeye karar verdik.

Başkentte hiç hesapta olmayan bir sürprizle karşılaştık. Yollardaki bakım nedeniyle Ankara-Eskişehir arası ulaşım, normal trenlerden YHT’ye devredilmiş (YHT=Yüksek Hızlı Tren-Kısaltmayı tersten okuyunca THY oluyor, gizli mesaja dikkat!). YHT lüks bir tren çeşidi, hem de yeni. Dolayısıyla yeni olana azami kıymet verme hastalığı TCDD’de de tezahür ediyor. O yüzden parası olmayanı almıyorlar yüksek hızlı trenlere. Dolayısıyla bizim tren tur kartlarımız da bir işe yaramıyor ve gişeye gerekli meblağı yatırdıktan sonra Eskişehir yolcusu oluyoruz.
Devam

Alexander the Gayreat!

alexanderBir film düşünün. Oliver Stone çekmiş, Colin Farrell, Val Kilmer, Jared Leto gibi adamlar oynamış. Rosario Dawson bile var. Yetmez mi? Müziklerini de Vangelis yapmış!

Filmi açıyorsunuz, Vergilius’un Aeneid’den bir dizesi geliyor ekrana: Şans cesurun yanındadır. (Hastasıyım bu sözün)

Babil desenleriyle süslü intronun ardından, bir Babil sarayında ak sakallarıyla hikâye anlatan Anthony Hopkins çıkıyor karşınıza. Mekânlar güzel, kostümler harika. Sonra Angelina Jolie geliyor, elinde yılanlarla çocuğuna sarılıp hikâyeler anlatıyor.

Üstelik filmin adı Alexander!

Büyük İskender hakkında her bulduğunu okuyup az çok bir şeyler öğrenmiş biri olarak, “çok önyargılı davranmışım, harcamışım güzelim filmi,” diye düşünüp keyif moduna geçiyor ve izlemeye başlıyorum.


Devam

Devlet düzeni

tekne Birkaç aylık aranın ardından merhaba diyerek bu yaz başımdan geçen bir olayı aktaracağım.

Gece saat 00.00 civarı denizden insanı çileden çıkartacak bir şekilde müzik sesi geliyordu. Uyumaya çalışıyorum ama müziğin verdiği rahatsızlıktan dolayı uykuya dalmak mümkün değil. Dayanamayarak ne olduğunu anlamak için balkona çıktığımda evin birkaç yüz metre önünde bir gezi teknesinin bas ağırlıklı ve yüksek sesle müzik yayını yaptığını gördüm. Bunun üzerine sorumlu bir vatandaş olarak “Biz artık Avrupa Birliği’ne girmek üzere olan bir ülkeyiz” diyerek sarıldım telefona.
Devam

Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir

yolBıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan haspam, üzerinde firma logosunun olduğu kravatı da boynuna bağlayınca iyice adam etmiş kendisini. Bavulları büyük bir iş bitiriyormuş gibi yerleştiriyor bagaja. Hepiniz muhtaçsınız bana bakışlarını da oturtmuş gözlerine. Sorulara, muhatabının yüzüne bakmadan yarım ağız cevap veriyor. İşi bittikten sonra dünyanın yükünü sırtlamış insanın yüzündeki yorgunlukla etrafı kolaçan ederek yakıyor sigarasını. Şimdi gerçek kimliğine bürünüyor işte. Suratına oturttuğu büyük adam maskesi sigarayla görülme korkusuna direnemeyerek yavaş yavaş kayıyor çenesine doğru. Sigarayla yakalanınca büyük bir hızla 14 yaşındaki haline geri dönüyor yeni yetme.
Devam

Robotlaşan Ehl-i Cemaat

robot

Bildiğiniz gibi din adına birçok farklı grup mevcut ülkemizde. Bazıları dernek, vakıf, tarikat vb. isimler alsalar da bu yazıda hepsini birden “cemaat” adı altında zikredeceğim. Bu cemaatlerin ortak amacı; Allah rızası için bir takım çalışmalar (insanları dini konularda bilinçlendirme, fakirlere yardım, hayır hasenat vb.) yapmak diye özetlenebilir. Tabi bilmediğim farklı amaçları olanlar da vardır kim bilir. Onlar zaten bizi ilgilendirmez.


Devam