Açılım açılım üstüne, gel açıl sandığın üstüne
Türk siyasetinde açılım modası aldı başını gidiyor sevgili kuyu ahalisi. AKP ve CHP daha birkaç mühür fazla basılsın diye her şeyi yapacak duruma geldiler. Alevi açılımı, Kürt açılımı, çarşaflı açılımı derken son açılım Rusya’ya kadar uzandı.
Doğuyu DTP’nin elinden kapabilmek için Alevi ve Kürt açılımıyla iki gol atan AKP’ye, çarşaf açılımıyla yanıt verdi CHP. Biz CHP’den bir hamle daha beklerken AKP bu kez Ege’yi ve sosyalistleri hedefleyen yeni bir açılıma girişti.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in açıklamasına göre, Nazım Hikmet’e Türk vatandaşlığı iade edilecekmiş.
Yıllar önce ölen bir şairi oy kapma yarışında yem olarak kullanmak mide bulandırıcı. Tıpkı diğer mide bulandırıcı açılımlar gibi.
Siz bu adama vatandaşlığını iade etseniz ne olur, etmeseniz ne olur? Hayyam’ın yaşadığı ülkenin adını hatırlayan var mı bugün? O şiirlerini yazarken ülkeyi yöneten idarecilerin ismini kimler hatırlıyor?
Nazım’ı Türk vatandaşlığından çıkaranların adı unutuldu, iktidarı elde tutabilmek için ona vatandaşlığını iade edenlerin isimleri de hatırlanmayacak 50 yıl sonra…
Ama onun ismi kalacak. 100 yıl sonra insanlar yazboz tahtasına dönen saçma sapan kanun dizilerini değil, bu şairlerin dizelerini hatırlayacaklar.
Bir sanatçının hangi devletin sınırları içinde yaşadığı veya kimin nüfus cüzdanını taşıdığı değil önemli olan, arkasında bıraktığı eserler.
Siyasi görüşü ilgilendirmez beni; saçma olan şey, yaşarken üzerinde yaşayamadığı topraklara öldükten sonra dönüş izni çıkarmak.
Bu açılımları yutup da oy vereceği partiyi değiştirenin aklına sıçayım ben. Siz bu yalanlara inandıkça bu adamlar hepimizi aptal yerine koymaya devam edecekler.
Vasiyetini ne zaman gerçekleştirecekler acaba, merak ediyorum.
Vasiyet
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
Ölürsem kurtuluştan önce yani,
Alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.
Hasan Bey’in vurdurduğu
Irgat Osman yatsın bir yanımda
Ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
Kırkı çıkmadan ölen Şehit Ayşe öbür yanımda.
Traktörlerle türküler geçsin alt başından mezarlığın,
Seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
Tarlalar orta malı, kanallarda su,
Ne kuraklık, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
Toprağın altında yatar upuzun,
Çürür kara dallar gibi ölüler,
Toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben
Daha onlar düzülmeden,
Duymuşum yanık benzin kokusunu
Traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Benim sessiz komşulara gelince,
Şehit Ayşe’yle Irgat Osman
Çektiler büyük hasreti sağlıklarında
Belki de farkında bile olmadan.
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- Öyle gibi de görünüyor -
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
Ve de uyarına gelirse,
Tepemde bir de çınar olursa
Taş maş da istemez hani…





Cem Gezmis January 10th, 2009 tarihinde demis ki;
Bakalım daha ne kadar düşecekler…