<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; Altay Esiroglu</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/author/altay-esiroglu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 18:49:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Bodrum</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bodrum.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bodrum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 19:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[dalgıç]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kum]]></category>
		<category><![CDATA[sain jean şövalyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3722</guid>
		<description><![CDATA[Geçen seneki tatilden döndükten sonra, “Hacı senin tatil çok güzelmiş ya, beraber böyle bir beraber yapalım” diyen eril ve dişilerin yan çizmesi sonucu kendimi bir anda Bodrum’un kızgın kumlarında, kulağımda Hande Yener’in “Bodrum’a da gittik beraber, Eestanbul’da da yaşadık” diye bağıran sesiyle buldum sepsevgili okur. Denizle kumun birleştiği tatillerden çok fazla hazzetmesem de insan mecbur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3723" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="Bodrum (10)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-101.jpg" alt="" width="410" height="278" />Geçen seneki tatilden döndükten sonra, “Hacı senin tatil çok güzelmiş ya, beraber böyle bir beraber yapalım” diyen eril ve dişilerin yan çizmesi sonucu kendimi bir anda Bodrum’un kızgın kumlarında, kulağımda Hande Yener’in “Bodrum’a da gittik beraber, Eestanbul’da da yaşadık” diye bağıran sesiyle buldum sepsevgili okur. Denizle kumun birleştiği tatillerden çok fazla hazzetmesem de insan mecbur kalınca uzanıyor şezlonga. “Ben dağ, bayır gezemem hacı” diyenlere sözüm yok ama “Abi seneye de Karadeniz turu yapalım yaa” deyip yan çizenleri huzurlarınızda bir kez daha en sinkaflı duygularımla anıyorum.</p>
<p>Bodrum’a giderken bir günün nasıl geçeceğini tahmin ediyordum. Kahvaltı, deniz, öğle yemeği, havuz, akşam yemeği, okey masası, bilumum aktivite ve yatış. İşte genel hatlarıyla tahminlerim bu şekildeydi, tahminlerimde de yanılmadım anasını satayım! Dört kişilik bir tatil ekibiyle İngiliz, İrlandalı ve Hollandalıların cirit attığı Bodrum&#8217;da aklımdan geçen programa son derece sadık kaldık.</p>
<p><span id="more-3722"></span>“Yemişim tarihini, kültürünü; ben dalıyorum hacı, geliyor musun” diyen bir ekibe dahil olduğum için Bodrum’un tarihi, turistik yerlerini son güne kadar göremedik bir türlü. Çünkü ekibin bir kısmı gün boyu plajda kalma taraftarıydı. Uzun süredir tatile çıkamadıklarını bildiğimiz için de vazgeçtik gezip tozma işinden. Bodrum’da gezilebilecek her şeyi merkezde toplamışlar zaten. Onun için hepsini son güne sakladık ve bir anda gezdik. Başka yerler varsa da kaçırdık artık; canımız sağolsun.</p>
<p>Bodrum’u fakir turistler doldurmuş. Gözlemlerimde ilk dikkatimi çeken bu oldu. Adamlar sabahtan akşama kadar otelde oturarak vakit geçiriyorlar. Turistin otelden dışarı çıkmaması, esnafın kasasına yansıyor. Esnaflar da dükkanlarına gelen giden olmayınca adres sormak için girenleri bile ayakta şey yapıyorlar. İstanbul’da 2 liraya bulabileceğiniz herhangi bir şeyin etiketine 5 lira yazıyorlar haliyle. “Hepsi dahil” uygulamasının ceremesini çekiyoruz millet olarak. Akşam üstü uyanıp yalandan havuza giren ve gece yarısını bekleyip barlara koşturanlar haricinde kimse bir şey kazandırmıyor esnafa. Onların kazandırdığı esnaf da belli; barlar, diskolar, eczaneler&#8230;</p>
<p>İşte bu sebepten Bodrum’a giderken yapmayı planladığım bir takım aktiviteleri gerçekleştiremedim. 10 dakikalık parasailing için anasının nikahı kadar ücret isteyen adamlar hevesimi kursağımda bıraktı.</p>
<p>İlk defa gittiğim Bodrum’un neden bu kadar popüler bir yer olduğunu çözemedim açıkçası. Denizi, plajları, koyları güzel ama sadece bu kriterleri dikkate alıp da tatile gidilmez. Ya da bu şekildeki tatiller ilgimi çekmediği için öyle geliyor bana. Adamların suyu bile tuzlu akıyor anasını satayım. Normal çeşmeden akan su, gazı kaçmış ve güneşte beklemiş sodayı andırıyor. O ne garip bir tat öyle, tarifi mümkün değil. İnsanoğlu tarih boyunca su kaynaklarına yakın yerlere yerleşmiş; savaşlar, göçler hep su yüzünden olmuş. Bodrumluların ataları da bula bula burayı bulmuş. Mantıksız herifler!</p>
<p>En başa dönersek; sıkıntılı bir yolculukla ulaştık Bodrum’a. Yollar uzadıkça uzadı, bitmedi bir türlü. Gece yarısı başlayan yolculukta kahvaltı yeri için Balıkesir yakınlarındaki kamyoncu lokantalarından birini tercih eden yol arkadaşlarım yüzünden yumurta yerine civciv yiyerek başlayacaktık yeni güne. Kapısından girerken anlamıştım ne menem bir yer olduğunu ama ikna edememiştim yanımdakileri. Yumurtadan çıkan civciv gagasıyla daha fazla vakit kaybetmeden kahvaltı için daha insani bir yer bulduk akabinde. Yorucu ama keyifli bir yolculuğun sonrasında ulaştığımız Bodrum’da güneş batmak üzereydi ve ilk günümüz uyuklayarak geçti. Sonraki günlerimiz de az önce bahsettiğim şekilde sona erdi; durmadan yüzdük. Sigaranın sağlığa zararlı bir madde olduğunu yüzerken daha iyi anladım aslında.</p>
<p>Bu arada aklıma gelmişken hemen belirteyim, yollarda hummalı çalışmalar var. Genellikle genişletiyorlar,  hatta bazı yerlere yeni yollar yapıyorlar. Bu devletin başında çalışan  birilerinin olduğunu görmek sevindiriyor insanı.</p>
<p>Plajlardan sıkılınca mavi turla koylarda yüzmeye karar verdik. Koylardan ziyade Avrupalı cıvırlar heyecanlandırıyordu bizi ama nasıl bir tekneyi tercih ettiysek o cıvırların dedeleri ve neneleri çıktı kısmetimize. Yolcularının yaş ortalaması 50 olan bir tekneyle gördük Bodrum’un güzelliklerini. Teknenin en çıtır hatunu kolları jiletli bir Ankaralıydı, varın gerisini siz düşünün&#8230;</p>
<p>Sirkeci’deki kalabalık haricinde başka kalabalıklardan hiç hazzetmem. Bodrum’un merkezindeki insan sürüsü bu fikrimi değiştirebilir diye düşünmüştüm ama olmadı. Bodrum’un cıvıl ve cıbıl insanları da etkilemedi fikrimi.</p>
<p>Bu tatilin en keyifli anlarını dönüş yolunda yaşadık. Mangalımızı, etimizi, soğanımızı, biberimizi alarak Bafa Gölü’nde mangal yapmaya karar vermiştik ama yolları şaşırınca Aydın’da çekebildik sağ tarafa. Ne kısmetli adamlarsak, sağdan girdiğimiz yol bizi Topbaşı Barajı’na çıkardı. Baraj kenarında kemirdik tavukları, kanatları.</p>
<p>Bodrum tatili keyifli geçmesine rağmen beklentilerimi karşılayamadı özetle. Zaten yazı da gayet gevrek olmuş, şimdi okuyunca farkettim. Geri kalanlarını da fotoğraflarla anlatayım en iyisi.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3724" title="Bodrum (5)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-5.jpg" alt="" width="410" height="278" /> İlk olarak Silivri&#8217;de görmüştüm bu rüzgardan enerji üreten zımbırtıları. Sevindim başka bir yerde daha görünce. Güzel şeyler tabii ki bunlar.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3725" title="Bodrum (11)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-11.jpg" alt="" width="410" height="547" /> Manisa&#8217;da Atamız için yine en güzel heykellerden birisini yapmışlar. Demirağlardan sonra Atatürk heykelleriyle örülmüş ana yurt dört baştan. Kemalizm sen nasıl bir şeysin ya.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3726" title="Bodrum (12)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-12.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bu tepe, Kemalizm&#8217;e hediyem olsun. Belki yanından defalarca gelip geçtiniz ama farketmemiş olabilirsiniz. Gördüğünüz tepede ufak tefek rötuşlar yaparsanız yansıyan gölgeyi Atatürk silüetine benzetebilirsiniz. Böylelikle gelecek nesiller Atamızın büyüklüğünü daha iyi anlarlar. Hem turizme de hareket gelir.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3727" title="Bodrum (3)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-3.jpg" alt="" width="410" height="200" />Bodrum&#8217;da genel manzara bu şekilde. Çıplak tepeler beyaz badanalı yazlıklarla dolu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3731" title="bodrum_kalesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/bodrum_kalesi.jpg" alt="" width="410" height="267" /><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bodrum_Kalesi" target="_blank">Bodrum Kalesi</a>, Bodrum&#8217;un en önemli sembollerinden olması hasebiyle görülmesi gereken birkaç yerden bir tanesi. Saint Jean Şövalyeleri&#8217;nin mirasıdır aynı zamanda.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3732" title="Bodrum (6)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-6.jpg" alt="" width="410" height="547" /> Bodrum Kalesi&#8217;ndeki arkeoloji müzesinin eserleri bunlar. Birçoğu zeytinyağı için kullanılmış bu testilerin.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3733" title="Bodrum (13)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-13.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bodrum Kalesi&#8217;nde bir zamanlar kilise, Osmanlı&#8217;dayken cami olan bir yapının içinde Roma gemisi maketi yapmışlar. Yukarıda gördüğünüz testiler bu şekilde istifleniyormuş gemiye.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3734" title="Bodrum (14)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-14.jpg" alt="" width="410" height="308" />&#8220;Bu çivi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Sayın Süleyman DEMİREL tarafından çakılmıştır. 10 Eylül 1997&#8243; Geminin üzerinde böyle bir şey var. &#8220;Ne alaka?&#8221; diyorsun, ben de demiştim.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3736" title="Bodrum (9)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-91.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bodrum Kalesi&#8217;ndeki İngiliz Kulesi&#8217;nde böyle bir aslan kafası bulunuyor. Gayet orijinal, bildiğin aslan. Duvardayken gayet sevimli duruyor.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3737" title="Bodrum (8)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-8.jpg" alt="" width="410" height="579" />Aslan Kafası vs Altay Kafası<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3738" title="Bodrum (15)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-15.jpg" alt="" width="410" height="272" /> Bi gün mavi tura çıktık işte böyle gidiyoruz&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3739" title="Bodrum (2)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-2.jpg" alt="" width="410" height="196" />Deniz, kum, güneş çok rererö desen de İstanbul&#8217;un nemli havasını yiyince özlemle anıyosun bu günleri.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3740" title="Bodrum (4)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-4.jpg" alt="" width="410" height="212" />Eğer benim gibi kulakları arızalı bir insansanız dalanları böyle yukarıdan izlersiniz. Allem ettim, kallem ettim ama dalış hocalarını kulaklarıma rağmen dalabileceğime ikna edemedim. Nasip değilmiş. İyi bakın kulaklarınıza.</p>
<p><strong>Gittim Gezdim Geldim &#8211; 2009<br />
</strong><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2400"><br />
</a><a href="../?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><br />
<a href="../?p=2464" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-balikesir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Balıkesir</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bodrum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-101.jpg' length ='46117'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Atın intikamı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/atin-intikami.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/atin-intikami.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 11:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[hatay havaalanı]]></category>
		<category><![CDATA[havayolu]]></category>
		<category><![CDATA[işletme]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3690</guid>
		<description><![CDATA[12 Temmuz İstanbul-Hatay, 17 Temmuz Hatay-İstanbul seferlerinde yaptığın rötarlarla ağzıma tükürdün Pegasus. İnle cinin tek kale maç yaptığı Hatay Havaalanı’nda saatlerce beklettin bizi. Adam gibi bir açıklama yapmayı bile çok gördün. Ucuz etin yahnisinden bahseden atalarıma bir kez daha hak verdim senin yüzünden.
Sen ne tırt bir firmasın Pegasus!
12 Temmuz’da her seferin rötarlı kalktı farkında mısın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3691" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="pegasus" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/pegasus1.jpg" alt="" width="410" height="266" />12 Temmuz İstanbul-Hatay, 17 Temmuz Hatay-İstanbul seferlerinde yaptığın rötarlarla ağzıma tükürdün Pegasus. İnle cinin tek kale maç yaptığı Hatay Havaalanı’nda saatlerce beklettin bizi. Adam gibi bir açıklama yapmayı bile çok gördün. Ucuz etin yahnisinden bahseden atalarıma bir kez daha hak verdim senin yüzünden.</p>
<p>Sen ne tırt bir firmasın Pegasus!</p>
<p><span id="more-3690"></span>12 Temmuz’da her seferin rötarlı kalktı farkında mısın Pegasus!? Yıllardır uçaklarda seyahat ederim, ilk defa rötar denilen hadiseyi yaşadım senin yüzünden!</p>
<p>Sen ne gereksiz bir şirketmişsin Pegasus!</p>
<p>Hatay’a götürdüğün uçağın ne kadar dandikti öyle. Kanadını koli bantıyla yapıştırdığın uçağının koltuk aralıklarındaki darlık yüzünden bir buçuk saatlik yolu 90 derecelik açıyla tamamladım. Ben bundan sonra seni mi tercih ederim yoksa bacaklarımı seven havayoluyla mı giderim? Bi’ düşün hele bunu!</p>
<p>Sen ne dandik bir kuruluşmuşsun Pegasus!</p>
<p>Müşteri memnuniyetiyle uzaktan yakından alakan yok, ilgisizsin. Şu ana kadar bir sürü firmayla yolculuk ettim hiçbirisinde yaşamadığım sıkıntıları sende yaşadım. Reklamlarınla çalışma sistemin arasında dağlar kadar fark var. Koymuşum müşterinin götüne, bana para gelsin diye çalışma zihniyeti olur mu Pegasus!?</p>
<p>Sen ne yanar döner bir işletmeymişsin Pegasus!</p>
<p>Pegasus’la gideceğimizi öğrendiklerinde, “Pegasus’a binmeyin sürünürsünüz” diyenleri haklı çıkardığın için aferin sana Pegasus!</p>
<p>Senin yüzünden Almanya’ya gidecek uçağını kaçıran Hataylı yaşlı amcayı mağdur etmen çok kanıma dokundu. Deden yaşındaki adamları havaalanlarında süründürdüğünü görünce sana çok ağır şeyler söyledim. Kulaklarında yankılandı mı seslerim Pegasus!? Şimdi çevremdeki herkese “Üçüne beşine bakma, biraz daha fazla para ver, adam gibi bir şirketle yolculuk et” diyorum. Bundan sonra gideceğim yerlere bir tek sen uçuyor olsan bile almayacağım biletlerini Pegasus!</p>
<p>Bir daha sana binersem bana da binsinler, anladın mı Pegasus!?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/atin-intikami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/pegasus1.jpg' length ='36390'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bir daha asla!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birdahaasla.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birdahaasla.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 06:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[27 mayıs 1960]]></category>
		<category><![CDATA[adnan menderes]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[emin çölaşan]]></category>
		<category><![CDATA[tansel çölaşan]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3636</guid>
		<description><![CDATA[
Emin Çölaşan’ın eşi Tansel Çölaşan’ın “Adnan Menderes’in idamından sonra halk bayram etti” açıklamalarının gündemi meşgul ettiği dönemlerdi. Altmışlı yaşlarının baharını yaşayan takım elbiseli, ‘İstanbul Beyefendisi’ diye anılabilecek bir amcanın kullandığı taksiyle Beşiktaş’a doğru geliyordum. Laflamaya başladık, laf lafı açtıkça amca da açılmaya başladı ve iş dönüp dolaşıp siyasete geldi bir süre sonra. “Ben Karaoğlancıyım evladım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3635" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="bird" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/bird.jpg" alt="" width="410" height="474" /></p>
<p>Emin Çölaşan’ın eşi Tansel Çölaşan’ın “Adnan Menderes’in idamından sonra halk bayram etti” açıklamalarının gündemi meşgul ettiği dönemlerdi. Altmışlı yaşlarının baharını yaşayan takım elbiseli, ‘İstanbul Beyefendisi’ diye anılabilecek bir amcanın kullandığı taksiyle Beşiktaş’a doğru geliyordum. Laflamaya başladık, laf lafı açtıkça amca da açılmaya başladı ve iş dönüp dolaşıp siyasete geldi bir süre sonra. “Ben Karaoğlancıyım evladım. Karaoğlan nerede ben oradayım. DSP falan ilgilendirmiyor beni&#8230;” diye konuşuyordu. Onun da mavi bir gömleği vardı Karaoğlan’ınki gibi. Muhabbetin seyri siyasete gelince benim de aklıma Tansel Hanım’ın açıklamaları geldi. “Amca sen bilirsin o dönemleri; Menderes asılınca çok sevinmişsiniz doğru mu” diye sordum beyamcaya. “Haşa oğlum ne sevinmesi. Rahmetli öldü diye kimsenin ağzını bıçak açmadı günlerce. Ajans bile dinlemedik evlerde. Ah evladım ah bizim o zamanlarda gördüğümüz zenginliği şimdi hiçbiriniz göremezsiniz. Hepimizin cebinde para vardı o günlerde. Okullarda fındık, fıstık, süt dağıtılıyordu. Ben o dönemde de Karaoğlancıydım emme Menderes’i de bir başka severdim. Ben Menderes öldü diye sevinen adam görmedim. Sevindiyse bir tek kendileri sevinmiştir asabildik diye. Bir daha da öyle birisi gelmez zaten bu ülkenin başına” diye cevap verdi.</p>
<p>“Sokayım sizin gibi adamlara!” diye okkalı bir küfür savurdum Tansel Çölaşan ve onun gibi olanlara.</p>
<p>Sivil Dayanışma Platformu, bugün (27 Mayıs) saat 11.30&#8242;da Kabataş&#8217;tan, 12.00&#8242;de ise Kadıköy&#8217;deki balonun yanından hareket ederek Yassıada&#8217;ya bir çıkartma yapacak. Akşam 19.00&#8242;da da Tünel&#8217;den Taksim&#8217;e yürüyüş düzenleyecek olan Sivil Dayanışma Platformu, Darbeye devrim diyen bütün aydınları, sanatçıları, işadamlarını; 27 Mayıs mağdurlarından, 50 yıldır askeri vesayet altında yaşamanın bedelini çok büyük kayıplarla, idamlarla, işkencelerle, faili meçhul cinayetlerle, fakirlik ve adaletsizlikle ödemek zorunda kalmış bütün yurttaşlardan özür dilemeye davet edecek.</p>
<p>Böyle güzel şeylere katılmayı ertelememek lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birdahaasla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/bird.jpg' length ='68215'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Biz burada yabancıları sevmeyiz</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-burada-yabancilari-sevmeyiz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-burada-yabancilari-sevmeyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 09:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[adnan polat]]></category>
		<category><![CDATA[aziz yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[hakem]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut özgener]]></category>
		<category><![CDATA[sivasspor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye futbol federasyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3543</guid>
		<description><![CDATA[Türk futbolunda son üç yıldır güzel şeyler yaşanıyor. Geçtiğimiz iki yılda Sivasspor lige renk katmıştı, şimdi de aynı heyecanlı dönemi Bursaspor yaşatıyor. Bundan birkaç hafta öncesine kadar Bursaspor’un şampiyonluğuna bir Bursalı kadar inanıyordum ama geçen haftaki Fenerbahçe-Beşiktaş maçıyla bu inancım sona erdi. Bursa’nın şampiyon yapılmayacağını iddia edenlere Fenerbahçe’nin Denizli’de kaybettiği şampiyonluğu örnek gösteriyordum ancak son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3544" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="futbol" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/futbol.jpg" alt="" width="420" height="315" />Türk futbolunda son üç yıldır güzel şeyler yaşanıyor. Geçtiğimiz iki yılda Sivasspor lige renk katmıştı, şimdi de aynı heyecanlı dönemi Bursaspor yaşatıyor. Bundan birkaç hafta öncesine kadar Bursaspor’un şampiyonluğuna bir Bursalı kadar inanıyordum ama geçen haftaki Fenerbahçe-Beşiktaş maçıyla bu inancım sona erdi. Bursa’nın şampiyon yapılmayacağını iddia edenlere Fenerbahçe’nin Denizli’de kaybettiği şampiyonluğu örnek gösteriyordum ancak son haftalardaki gelişmeleri değerlendirince tezgahın çok önceden işlemeye başladığını farkettim.</p>
<p><span id="more-3543"></span>Gaziantepspor maçından sonra hakem odasına inen Aziz Yıldırım’a karşı Mahmut Özgener bir basın toplantısı düzenlemiş ve çok iyi çalıştıklarını aldıkların her kararın objektif olduğunu söylemişti. Bu toplantının üç gün sonrasında ise Aziz Yıldırım bir basın toplantısıyla federasyona çatmış ve federasyonun yeterliliği konusunda endişe duyduklarını belirtmişti.<br />
Bu açıklamaların hemen ardından Beşiktaş’ın Trabzonspor maçında penaltısı es geçilmiş, Kadıköy’deki derbide de malum olaylar yaşanmış ve Beşiktaş teknik direktörü Mustafa Denizli, “Bu saatte sonra şampiyonluktan bahsetmek abes olur” diyerek yarış dışı kaldıklarını belirtmişti yetkili bir ağız olarak. Bütün bu olayların arasında Adnan Polat da bir açıklama yaparak federasyona yüklenmişti. Beşiktaş’ın da hafta içinde düzenlediği basın toplantısı ve güvenoyu çağrısıyla üç büyük kulübümüz de federasyona olan inançlarını kaybettiklerini deklare etmiş durumdalar.</p>
<p>Fenerbahçe Acıbadem’in Fransa’daki finallerini takip etmek için Mahmut Özgener de kafileye dahil olmuştu. Federasyon başkanının tüm bu restleşmeler üzerine bu organizasyona katılması aklı selim insanların içine bir türlü sinmedi. Mehmet Ali Aydınlar’ın davetlisi olması da bir şeyi değiştirmedi. Çünkü içerisinde bulunulan dönemde Fenerbahçe ile yakınlaşması “Özgener, Aziz Yıldırım’dan özür diliyor” düşüncelerine sebep oldu. Küçük sinek yine mide bulandırdı.</p>
<p>Zaten farkettiyseniz Fenerbahçe bu olaydan sonra federasyon aleyhine tek kelime etmedi. Beşiktaş maçından sonra Bilica’nın yaptıkları için de “Maç bitmiştir, federasyon skoru tescil etmiştir. Bilica futbolcumuzdur” diye açıklama yaptı. Ancak aklı başında Fenerbahçeliler, yönetimin aksine Bilica’nın yaptıklarını, Hüseyin Göçek’in kararlarını içlerine sindirememişlerdi.</p>
<p>Bu haftaki maç programında Kasımpaşa-Fenerbahçe maçı, Galatasaray-Bursaspor maçının öncesine yazıldı. Bu sinek de küçük olmasına rağmen mide bulandırmaya yetti.</p>
<p>Fenerbahçe’nin alacağı sonuç Bursaspor’u çok yakından ilgilendirecek ve yeşil-beyazlı futbolculara ekstra stres yükleyecek. Fenerbahçe ise Bursaspor’un aksine çok rahat bir şekilde çıkacak sahaya. Burada bütün takımlara aynı mesafede olması gereken ve bütün takımlar arasında adalet tesis etmesi beklenen federasyonun terazisinin bir kez daha tutukluluk yaptığını çok rahat görebiliriz. İki takımın maçının aynı saatte başlaması gerekiyordu. Bunu akıl edemeyen ve bu konudaki ısrarını sürdüren bir federasyon bu ülkenin futbolundan sorumlu, düşünün artık&#8230;</p>
<p>Aziz Yıldırım’ın açıklamalarından sonra oluşan havaya 31. hafta programındaki bu tutarsızlık da eklenince Fenerbahçe’nin zirveye eller üzerinde taşındığına inanıyorum artık. Türk futboluna, federasyonuna olan güvenimi tamamiyle kaybettiğimi söyleyebilirim çok rahat bir şekilde.</p>
<p>Aklıma gelmişken; önceki gün Aziz Yıldırım, bahsi geçen iki maçın akıllarda soru işareti bırakmaması için aynı saatte başlaması gerektiğini bir mektupla federasyona iletmişti. Ancak federasyon bu talebi kabul etmedi. Bana kalırsa; Özgener, federasyon Aziz Yıldırım’ın her dediğini yapıyor imajını yıkmak, “Gördüğünüz gibi federasyonumuz kimsenin baskısı altında değildir” havası vermek için reddedi bu isteği. Yoksa aklı başında adam işi değildir bunu kabul etmemek.</p>
<p>Şu da bir gerçek ki, bu ülkenin futbol pastasını üç büyükler yiyor. Aralarına bir başkasını alıp paylarını bölüşmek istemiyorlar. Biz televizyondan bu üçünün de kanlı bıçaklı olduğunu düşünüyoruz ama işler böyle gitmiyor maalesef. Türk futbolundaki en samimi ilişkiler de bu üçlü arasında dönüyor. Aralarına başkalarını istemiyorlar. “Bu sene Fenerbahçe olsun seneye biz oluruz. Bu devran böyle döner” diyorlar.</p>
<p>Bize de Şampiyonlar Ligi maçlarını vermiyor diye Star Tv’ye küfür etmek düşüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-burada-yabancilari-sevmeyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/futbol.jpg' length ='82270'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>F klavye candır, canandır</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/f-klavye-candir-canandir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/f-klavye-candir-canandir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 12:15:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[emo]]></category>
		<category><![CDATA[f klavye]]></category>
		<category><![CDATA[f klavye üretim zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan sıtkı yener]]></category>
		<category><![CDATA[klavye]]></category>
		<category><![CDATA[q klavye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3462</guid>
		<description><![CDATA[Kendimi bildim bileli F klavye kullanan bir insan olarak hükümetin F klavye açılımını şiddetle destekliyorum. Bir aksilik olmazsa hükümet, Türkiye’de satış yapan bilgisayar firmalarının F klavye üretmesini de zorunlu kılacak. Böylelikle benim gibi feseverler artık rahatlayacak, sıkıntılı ve zor zamanlar geçirmekten kurtulacaklar.
F klavye, daktilo öğretmeni İhsan Sıtkı Yener tarafından bulunup 1955’te Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3463" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="klavye" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/03/klavye.jpg" alt="" width="420" height="291" />Kendimi bildim bileli F klavye kullanan bir insan olarak hükümetin F klavye açılımını şiddetle destekliyorum. Bir aksilik olmazsa hükümet, Türkiye’de satış yapan bilgisayar firmalarının F klavye üretmesini de zorunlu kılacak. Böylelikle benim gibi feseverler artık rahatlayacak, sıkıntılı ve zor zamanlar geçirmekten kurtulacaklar.</p>
<p>F klavye, daktilo öğretmeni İhsan Sıtkı Yener tarafından bulunup 1955’te Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi tarafından Standart Türk Klavyesi olarak kabul edilmiş. F klavyeyi en çok gazeteciler ve muhasebeciler kullanıyor. Ama dağdan gelip bağdakini kovan dış mihrak Q klavye neredeyse tüm bilgisayar kullanıcılarını zaptetti, tüm tersanelerimize girdi. F klavye kullanıcıları olarak yıllarca bu durumun zorluğunu yaşadık. Nereye elimizi atsak emperyalistlerin bir marifeti olan Q klavye karşıladı bizi. 10 dakikada yazabileceğimiz yazıları bitirmek saatler sürdü. F klavyeye tam anlamıyla hakim olup on parmak yazmaya başlayınca rahatlayacağız diye düşündük ancak bu sefer karşımıza emperyalistlerin iç destekçileri çıktı. Akay Perker gibi “Değiştirme olm şu klavyeyi” diyerek Q klavyeye mecbur bıraktılar bizi. Yani kendi bilgisayarlarımız haricinde çok sıkıntılı zamanlar yaşadık sevgili okur.</p>
<p><span id="more-3462"></span>Türkçeye en uygun klavye çeşidi olan F klavyede harflerin dizilişi o kadar yerli yerinde ki tuşlara kafanıza göre bastığınızda bile anlamlı kelimeler yazabiliyorsunuz. Ama Q klavyede durum böyle değil. Harfler saçma sapan yerlerde. Zaten ne zaman Q klavyede bir şeyler yazmaya kalksam kendimi piyanosunun üzerine eğilip tuşlarla kavga eden piyanist gibi hissediyorum. Çünkü yazacağınız kelimedeki harfler hep bir köşede toplanmış oluyor. Mesela popülizm yazacaksınız, klavyenin sağ tarafına yükleniyorsunuz. Esaret yazacaksınız, bütün harfler sol tarafta toplandığı için solcu oluyorsunuz bu sefer. Ama benim cânım F klavyemde öyle değil. Bir kelime için iki ele de birer harf düşüyor. Bi sağ elinizdeki parmaklarla basıyorsunuz, bi sol elinizdekilerle&#8230;</p>
<p>Şu anda on parmak Q klavye kullanan bir sürü insan var. Onlar artık iflah olmazlar. İçlerine kaçan şeytanın onların yakalarını bırakmayacak ve kanlarını emmeye devam edecek. Kurtuluşları imkansız&#8230;</p>
<p>Ama gelecek nesli Q klavyenin sömürüsünden kurtarabiliriz!</p>
<p>Ayrıca F klavyeyi öğrenmesi daha kolay. Misal, Q klavyeyi altı ayda öğrenebilen bir insan F klavyeyi 2 ayda söker. Hatta bir akşam oturup otuz sayfa yazı yazsa ertesi sabah kalktığında F klavyeyi yalamış, yutmuş olur. Çünkü kullandığımız kelimelere en yakın kombinasyon F klavyede olduğu için daha az çabayla net sonuç elde edebiliriz.</p>
<p>Bu arada F klavye dildeki yozlaşmanın ve emoculuk sektörünün önüne geçebilecek kapasitede. Yurtdışından ithal ettiğimiz emoculuk, bildiğiniz gibi garip garip şekillere bürünen duygusal ve isyankar gençleri bünyesinde barındıran bir akım. Her ne kadar ucube ve gudubet de olsalar kendi aralarında iletişimlerini sağlayan bir dil var. Konuşurken Türkçeye benzeyen ancak yazarken neye benzediğini bilemediğimiz bu dil, Türkiye’ye tabii ki muzun içindeki böcekle gelmedi. Q klavye ile geldi. Çünkü F klavye <strong>“SéniN HaFanıN oLduqu yHéRDé ßéN!m rüsqaRıM YéTéR Sén!N cıRqıNıq FaR oLmaYa caLı$TıqıN yéRDé ßéNiM $éqLim yéTéR.!!!”</strong> diye bir cümle yazabilmenize asla imkan vermez. Zira yıllardır F klavye kullanmama rağmen accent aigu, F klavyenin neresinde saklanmıştır, hangi tuşlara beraber basılırsa elde edilir bilmiyorum. Yok galiba. E hadi ona var diyelim, <strong>“¹º§uz olmªz”</strong> diye bir şeyi sittin sene yazamazsınız bizim klavyelerimizde.</p>
<p>Dolayısıyla F klavyede emo olmaya çalışan bir genç bütün çabalarının boşa çıktığını görüp vazgeçebilir. Zira bizim klavyemiz bu harfimsi karakterlere izin vermiyor (Belki vardır ama ben yıllardır bulamadım). Bundan ötürü F klavyenin yaygınlaşması emoculuğun önüne geçecek ve aşılması güç bir set olacaktır.</p>
<p>Ey anneler ve babalar çocuğunuzun normal bir insanoğlu gibi yetişmesini istiyorsanız onları F klavye ile yetiştirin!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/f-klavye-candir-canandir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/03/klavye.jpg' length ='154142'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bi gün bi arkadaşla oturuyoruz&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bi-gun-bi-arkadasla.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bi-gun-bi-arkadasla.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 10:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[emir akın]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3353</guid>
		<description><![CDATA[Emir’le birlikte Gittim Gezdim Geldim serisinin başlamasına vesile olan gezinin ilk gününde yorgunluktan bezmiş bir vaziyette Ankara’da bir parkta oturmuş konuşuyorduk. Mevzu nereden açıldı hatırlamıyorum ama sonunu Emir şöyle bağladı: “Olm şimdi bunu bir yarış olarak düşün. Adamlar bize tur bindirmiş defalarca. Tur bindirirken yanımızdan geçiyorlar ya, işte o zaman devletlüler meydana çıkıp (Gördüğünüz gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/medeniyet.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3354" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="medeniyet" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/medeniyet.jpg" alt="medeniyet" width="420" height="629" /></a>Emir’le birlikte <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/tag/gittim-gezdim-geldim" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a> serisinin başlamasına vesile olan gezinin ilk gününde yorgunluktan bezmiş bir vaziyette Ankara’da bir parkta oturmuş konuşuyorduk. Mevzu nereden açıldı hatırlamıyorum ama sonunu Emir şöyle bağladı: “Olm şimdi bunu bir yarış olarak düşün. Adamlar bize tur bindirmiş defalarca. Tur bindirirken yanımızdan geçiyorlar ya, işte o zaman devletlüler meydana çıkıp (Gördüğünüz gibi muasır medeniyetlerle aynı seviyedeyiz) diyorlar. Bizim medeniyetimiz budur işte.&#8221;</p>
<p>Sonra bu güzel tesbiti için &#8220;Aferin lan keranacı&#8221; diyerek tebrik ettim Emir&#8217;i.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bi-gun-bi-arkadasla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/medeniyet-333x500.jpg' length ='33359'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Ahmet Altan&#8217;a mektup</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ahmet-altana-mektup.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ahmet-altana-mektup.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 21:38:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[ilker başbuğ]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[türk silahlı kuvvetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3307</guid>
		<description><![CDATA[Vatanı bir kadın memesine satan sayın Ahmet Altan;
Son günlerde Taraf Gazetesi’nde yaptığınız yayınlarla ülkemizin gündemini çok ciddi şekilde meşgul ediyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştiriyor, saklanan bazı gerçekleri deşifre ederek milletimizle paylaşma cesaretini gösteriyorsunuz. Atamızın “Köylü milletin efendisidir” vecizesine isyan edercesine kendilerini bu ülkenin ve milletin efendisi olarak gören TSK’ya, dokunulmazlıklarının olmadığını, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/asklarkavgaylabaslar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3311" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="asklarkavgaylabaslar" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/asklarkavgaylabaslar.jpg" alt="asklarkavgaylabaslar" width="421" height="316" /></a>Vatanı bir kadın memesine satan sayın Ahmet Altan;</p>
<p>Son günlerde Taraf Gazetesi’nde yaptığınız yayınlarla ülkemizin gündemini çok ciddi şekilde meşgul ediyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştiriyor, saklanan bazı gerçekleri deşifre ederek milletimizle paylaşma cesaretini gösteriyorsunuz. Atamızın “Köylü milletin efendisidir” vecizesine isyan edercesine kendilerini bu ülkenin ve milletin efendisi olarak gören TSK’ya, dokunulmazlıklarının olmadığını, eleştirilebileceğini hatırlattığınız için size kırmızı çizginin rakip yarı alana bakan bölümünden “Helal olsun” diyorum. Uyuşuk bir millet olan bizleri, “Darbe olmalı abi yeaa” diyen gerizekalıların saldırısına rağmen bilinçlendirmekten çekinmiyorsunuz. Eksik olmayın&#8230;</p>
<p>Fakat Sayın Altan bu kadar övgüden sonra bir takım eleştirileri de hak ediyorsunuz.</p>
<p>Ahmet Altan, ülke gündemini sarsan bu haberlerin neden aynı döneme denk geldiğini ne kadar düşünürsem düşüneyim bulamıyorum. Bu yayınlarınızın hepsi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en tepesindeki isim olan İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı yaptığı zaman dilimine isabet etmesi bir tesadüf müdür?</p>
<p><span id="more-3307"></span>Sanırım bazı insani değerleri size hatırlatmakta yarar var. Bakın, insanoğlu çocukluğundan itibaren bir takım hayaller kurar ve o hayallerini gerçekleştirdiği zaman ömrünün en mutlu anlarını yaşar. Sayın Altan, her askerin hayalleri, hedefleri de yaklaşık olarak aynıdır. Omuzlarını yıldızlarla donatıp yürüyen bir galaksi olmaya sevdalıdırlar, Büyük Önderimiz Atatürk’ün yasaklamış olmasına rağmen Paşa diye anılmak isterler. Çünkü hiyerarşik bir düzende çalışmaktadırlar ve emir vermek insanı mest eder. Ve bir gün bu hayallerine ulaşınca o mutluluğun daim olmasını isterler&#8230;</p>
<p>Her insanoğlu gibi&#8230;</p>
<p>İlker Paşa da askeri idadiye girdiği günden beri sürekli rütbe kazanmanın derdinde olan birisi. Tıpkı meslektaşları gibi. Ve bugün yıllardır hayallerini kurduğu, gençlik döneminin en güzel çağlarını bu hayalleri kavuşmak için heba ettiği bir pozisyonda. Yani her askerin olmak istediği yerde, Genelkurmay Başkanlığı makamında.</p>
<p>Bugün normal şartlarda İlker Paşa’nın hayatının en keyifli güneşli günlerini yaşaması gerekiyor. Ama siz buna izin vermiyorsunuz. Çünkü yaptığınız bu haberlerle genç görünmesine rağmen 67 yaşında olan ve emekliliği için gün sayan İlker Başbuğ’a sıkıntılı günler yaşatıyorsunuz. O artık ömrünün son demlerinde, bugüne kadar birçok stresle uğraştı. Bugün rahat yaşam devresi onun için. Buna neden izin vermiyorsunuz? Neden adamın üzerinde kara bulutlar gibi dolaşıyorsunuz? Bakın ben insanları seven bir insan olarak çok üzülüyorum İlker Paşa’nın haline. Sizin yaptığınız bu asimetrik psikolojik haberlerin ceremesini hep İlker Başbuğ çekiyor. Bu sizce normal mi, sizde hiç insan sevgisi yok mu? Yaşlı bir de bu adam, aileniz size yaşlılara iyi davranın, onları karşıdan karşıya geçirin diye terbiye vermedi mi?</p>
<p>Bence sayın Başbuğ  çok üzülüyor bu duruma. Ömrünün en güzel demlerini geçireceği sırada çektiği şu sıkıntıya bakın. Ya bu adamın oğlu askerde şu anda biliyor musunuz? Onun hasreti sarmış zaten dört bir yanını. Oğlum askerde rahat ediyor mu, komutanları oğluma iyi davranıyor mu, kalleş bir kurşun oğlumu benden alıp götürür mü diye düşüne düşüne yiyor kendisini. Bu stres yetiyor zaten İlker Paşa&#8217;ya. Siz de yaptıklarınızla yaranın üzerine tuz döküyorsunuz adeta.</p>
<p>Biz size yapmayın demiyoruz, hobi olarak yine yapın. Zaten askerler de darbeyi hobi olsun diye yapıyor. Ama biraz zaman koyun araya. Mesela iki, üç ayda bir yazın bu haberleri. O elinizdeki belgeleri onbeş günde bir piyasaya sürünce muhataplarınız ne kadar yıpranıyor, ne kadar çok asimetrik psikolojik darbe yiyorlar farkında mısınız? Kendinizi bir de onların yerine koyun, aynı şeyler size yapılsa hoşunuza gider mi?</p>
<p>Ama cidden İlker Paşa’yı düşününce içim parçalanıyor. Tam eşiyle, çocuklarıyla geçirdiği hafta sonu tatilinden mutlu mesut dönüyor adam, küt diye bir belgeyle çıkıyorsunuz karşısına. Haydaa gitti bütün hafta sonunun zevki. Durum böyleyken, hayallerine kavuşmuş bir adam nasıl yaşayabilir o Genelkurmay Başkanlığı makamının keyfini. Siz de hiç vicdan yok mu!?</p>
<p>Hem ayrıca bal yiyen baldan usanır misali bir yere çok vurunca nasır tutuyor orası. Böyle olunca siz de o geçirme haberlerin zevkini yaşayamazsınız ki. Biraz neşelensinler sonra yine vurursunuz. Böyle üç günde bir vurunca onlarda da alışkanlık yapacak, iplemeyecekler sizin yaptıklarınızı.</p>
<p>Lütfen daha fazla üzmeyin Allah Allah diyerek cami bombala.. pardon hücuma kalkan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Başkanını. Ayrıca Başbuğ Paşa’mın yumrukladığı masaya da acıyın. Odun da olsa o masanın kendi tabiatında bir canı var. Sizin yaptığınız haberler yüzünden kimler acı çekiyor farkında mısınız?</p>
<p>Saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ahmet-altana-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/asklarkavgaylabaslar.jpg' length ='81883'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Biz Nurcu değiliz!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-nurcu-degiliz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-nurcu-degiliz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 10:14:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen]]></category>
		<category><![CDATA[nur cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[nurculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3264</guid>
		<description><![CDATA[Ağustos 2007’de başladık burada yazıp çizmeye. O günden beri bir sürü etiket yapıştırıldı üzerimize ama sanırım en fazla Nurcu olduk. Fetonun uşakları, Amerika’nın köpekleri, Atatürk düşmanları, cumhuriyet huysuzları falan diye de bir sürü sıfatımız oldu. Bugüne kadar hiç cevap vermedik ama ben sıkıldım artık.
Kuyunun kuruluş amacı sadece içimizden geçenleri yazmaktı. Bunu da ilk yazıdan itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/0036.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3267" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="ataturk" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/0036.jpg" alt="ataturk" width="420" height="305" /></a>Ağustos 2007’de başladık burada yazıp çizmeye. O günden beri bir sürü etiket yapıştırıldı üzerimize ama sanırım en fazla Nurcu olduk. Fetonun uşakları, Amerika’nın köpekleri, Atatürk düşmanları, cumhuriyet huysuzları falan diye de bir sürü sıfatımız oldu. Bugüne kadar hiç cevap vermedik ama ben sıkıldım artık.</p>
<p>Kuyunun kuruluş amacı sadece içimizden geçenleri yazmaktı. Bunu da ilk yazıdan itibaren başardığımızı düşünüyorum. Sizin hoşunuza gitmeyen konulara dokunduğumuz için o kadar çok Fethullahçı ilan edildik ki, Fethullah Gülen’in bu durumdan haberi olsa bize imrenirdi herhalde.</p>
<p><span id="more-3264"></span>Kuyudaki yazarların bazısını (Ömer, Hamza ve Yalçın) dışarıdan transfer ettik. Ömer hariç diğer ikisiyle sonradan tanıştık ve bu adamların da Nurcularla uzaktan yakından alakası olmadığını gördük. Ömer’le henüz yüzyüze görüşemediğimiz için durumunun ne olduğunu bilmiyorum ama yazdıklarından oluşan kanaatim şu ki, o da Nurcu değil galiba.</p>
<p>Akay ve Emir’le çok uzun yıllardır tanışıyoruz ve bu adamların da Fethullahçı olmadığını rahat rahat söyleyebilirim. Bana gelince, Fethullah Gülen’in notunu Papa’nın elini öptüğünde vermiştim zaten. Hele de dinler arası diyalog safsatasını başlattığında iyice gözümden düştü. Atatürk&#8217;ü ne kadar seviyorsam, F. Gülen&#8217;i de o kadar seviyorum işte.</p>
<p>Nurcularla hiç mi teşriki mesaim olmadı? Oldu tabii ki. Yıllar önce ÖSS&#8217;ye hazırlanırken Kültür Dershanesi&#8217;ne gitmiştim. Azıcık sivri bir adam olduğum için hiç bulaşmadılar bana. Maklube yemeye bile davet etmediler, ki halen içimde uktedir maklube. Bir gün sırf maklube yiyebilmek için bir Nurcu&#8217;yu kandırıp, hayalleriyle oynamayı düşünüyorum.</p>
<p>Son yorumlarda sık sık bizi kimin finanse ettiğini sorguluyorsunuz ama hiçbir kuruluş ya da kişi desteklemiyor. İnanmayacaksınız fakat domaini kendi paramızla aldık, serverın parasını da kendimiz ödüyoruz.</p>
<p>Şimdi, &#8220;Fetocu değilsiniz ama bir sürü cemaat var onlardan birisine dahilsinizdir. Sonuçta hepiniz aynı derenin&#8230;&#8221;diye konuşabilirsiniz.</p>
<p>Yok güzel kardeşim yok. Cemaatle falan da işimiz yok. Evet Müslümanız ama kendimizce Müslümanız. Zaten piyasadaki cemaatler bizim gibi adamları alacak kadar çıldırmamıştır muhtemelen. Sen herhangi bir cemaatin hocası, şeyhi falan olsan Altay Esiroğlu&#8217;nu, Akay Perker&#8217;i görmek ister miydin cemaatinde? Biraz mantıklı düşün lan, empati yap!</p>
<p>Bu ülkede Atatürk’ü, rejimini, inkilaplarını eleştiren tek topluluk Nurcular değil. Bunu aklı başında olan, düşünebilen, tartışmaktan korkmayan her insan yapabiliyor zaten, salaklaşmayın! Her müslümanı da Nurcu sanan insanlardan olmayın.</p>
<p>Şu etiketleme huyunuzu da bir kenara bırakın artık. Yakışmıyor sizin gibi aydın insanlara.</p>
<p>Hadi dağılın şimdi!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-nurcu-degiliz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/0036.jpg' length ='194932'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>İki Mümin çıktı meydane&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/iki-mumin-cikti-meydane.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/iki-mumin-cikti-meydane.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 10:22:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[adalı halil]]></category>
		<category><![CDATA[arap said]]></category>
		<category><![CDATA[çolak mümin]]></category>
		<category><![CDATA[hızır aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[kavala]]></category>
		<category><![CDATA[kel aliço]]></category>
		<category><![CDATA[kırkpınar]]></category>
		<category><![CDATA[koca yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[kurtdereli mehmet pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[mihalıçlı araboğlu ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[mümin pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[rami]]></category>
		<category><![CDATA[şumnulu rüstem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3137</guid>
		<description><![CDATA[Balkanların güreş sevdasından söz etmiştik. Oralarda iki çocuğun kendi arasındaki güreşin sonucu bile kısa sürede bütün köye yayılır da Kırkpınar’ın galibi duyulmaz mı? Elbet duyulur. Zaten er meydanıyla haşır neşir olanlar, güreş haberlerini Osmanlı’nın dört bir yanına Hızır aleyhisselam ulaştırır diye inanırlar. Yusuf artık Aliço’yu yenen pehlivan diye bilinir, başını sokacak kadar efsane haline gelir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3139" title="kocayusuff" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kocayusuff.jpg" alt="kocayusuff" width="420" height="315" /><a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/hey-gidi-koca-yusuf.html" target="_blank">Balkanların güreş sevdasından söz etmiştik.</a> Oralarda iki çocuğun kendi arasındaki güreşin sonucu bile kısa sürede bütün köye yayılır da Kırkpınar’ın galibi duyulmaz mı? Elbet duyulur. Zaten er meydanıyla haşır neşir olanlar, güreş haberlerini Osmanlı’nın dört bir yanına Hızır aleyhisselam ulaştırır diye inanırlar. Yusuf artık Aliço’yu yenen pehlivan diye bilinir, başını sokacak kadar efsane haline gelir. Şumnulu Yusuf’un vücudu, oyunları, hileleri, el enseleri, acı kuvveti, boyundurukları bir masal gibi anlatılır. Anneler çocuklarına Yusuf’lu ninniler söylemeye başlarlar. Yusuf, Kırkpınar’da bir sonraki sene de şampiyon olur, ondan sonraki seneleri de kazanır. Başpehlivanlığı tam dokuz sene (1885-1894) kimselere bırakmaz.</p>
<p><span id="more-3137"></span>Seneler 1894’ü gösterdiğinde Yusuf’un yolu İstanbul’a düşer. O sıralar Kavala’dan esip dinmeyen bir fırtına vardır, adına Mümin Pehlivan derler. Mümin Pehlivan, medrese tahsillidir, Molla diye anılır, sol kolundaki arızasından dolayı diğer lakabı Çolak’tır. Mümin Pehlivan sert güreşir, rakiplerine aman vermez. Bileğindeki çolaklık onun en büyük silahıdır, rakibini sıkıştırınca nefesini keser. Mecazen neyse de bileği hakikaten bükülmez. Dolayısıyla da o mengeneden kimse çıkamaz. Sakat kolunu manivela gibi kullanınca rakiplerini kaldırıp atması da kolay olur. Karşısına çıkanlar aşılmaz kuvvetinden, bükülmez bileğinden bahseder, meydanı paşa paşa terk ederler. Çolak Molla karşısına çıkanı pişman eder, Şumnulu Kuru Rüstem’i, Arap Said’i, Kurtdereli Mehmet’i, Mihalıçlı Araboğlu İbrahim’i er meydanında defalarca yener. Bizim Yusuf’un en zorlandığı Adalı Halil’i birkaç kere mağlup eder. Hatta, Adalı’yla Mümin Pehlivan arasındaki güreşlerden birinde hakemler itiraz edince güreş yeniden başlar; Molla, Adalı’yı tuttuğu gibi hakem heyetinin önüne getirip “oldu mu ağalar” diye yere çalar. Mümin Pehlivan da Yusuf kadar efsaneleşmiştir artık&#8230;</p>
<p>Mümin Pehlivan’ın namı Yusuf’un kulağına kadar gelmiştir, Mümin Pehlivan da rüyalarında Başpehlivan Yusuf’la güreşir. Aradan günler geçer iki pehlivanın yolu İstanbul’da kesişir. Rami’deki güreş meydanı iki şampiyonu ağırlamanın onurunu yaşar, İstanbullular akın akın iki efsanenin güreşini izlemek için yollara koyulurlar&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/colak_mumin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3140" title="colak_mumin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/colak_mumin.jpg" alt="colak_mumin" width="410" height="584" /></a>İki pehlivan usulünce yağlanır, kıspetlerini tokatlaya tokatlaya peşrev çıkarırlar. Kıbleye doğru el bağlayıp ense enseye gelirler ve güreş başlar. Yusuf, Mümin Pehlivan’ın oyununu çözmek için işi ağırdan almaya başlar, el enselerle vakit geçirir. Ama Mümin Pehlivan çevik adamdır, vücut oyunlarıyla Yusuf’un oyununa gelmez. Yusuf çapraza girer, paçalara dalmaya çalışır fakat bir türlü başaramaz. Bir Mümin Pehlivan alta girer, bir Yusuf pehlivan üste çıkar. İki pehlivanın arasında kıran kırana bir güreş yaşanır. Yusuf hiç bu kadar zorlandığını hatırlamaz. Mümin Pehlivan diğerleri gibi değildir, yaman güreşir, Yusuf’a nefes aldırmaz. Güreş git gide kızışmaya başlar, pehlivanlar “Hayda bre!” diyerek birbirilerini teşvik ederler. Yusuf’un hamlelerine rakibi cevap vermekte güçlük çekmez, ibre yavaş yavaş Mümin Pehlivan’a göz kırpar. Bu arada davullar cenk havasını daha hızlı vurur, zurnalar daha bir nağmeli ötmeye başlar. Güreş hızlanmıştır artık. Mümin Pehlivan rakibini iyi kollar hatalarını değerlendirmeye başlar. Yusuf birkaç kere yenilme tehlikesi atlatır ama son anda kurtulmayı başarır. Kimsenin beklemediği bir anda Mümin Pehlivan, Yusuf’u kavradığı gibi kündeye alarak havaya doğru kaldırır. Görünürde Mümin Pehlivan gibi ufak tefek birisinin Yusuf gibi bir dağı yerinden sökmesine imkan yoktur fakat Yusuf’un eli ayağı yerden kesilmiştir. İzleyenler hayretten küçük dillerini yutacak gibi olurlar. Koca dedikleri Yusuf ha yenildi ha yenilecektir. Çolak Pehlivan kucağındaki rakibini iyice bir tartar ve son hamleyle yere doğru savurur. Yusuf yere düşerken son anda toparlanır, göbeğini yıldızlardan saklar. Yusuf’un düşmesiyle davullar kesilir, zurnalardan ses gelmez olur. Bu, güreşin bittiğine işarettir. Yusuf pehlivan şaşkınlıkla <strong>“Be Mümin yenildim mi, niye susar bu davullar”</strong> diye sorar. Mümin’in yerinde şimdiki sporcular olsa çoktan <strong>“Koydum çocuğu hacı!”</strong> diyerek tribünlere koşmaya başlamıştır lakin Mümin Pehlivan<strong> “Yok be ağam çeviremedimki seni. Sen de döndün zaten. Omzunun üstüne düştün diye gördüm ben”</strong> şeklinde cevap verir.</p>
<p>Ama üçüncü bir ses, iki pehlivanın muhabbetine limon sıkar. Başhakem Kel Aliço, iki pehlivanın yanına gelir ve Mümin Pehlivan’ı galip ilan eder. Yusuf şaşkındır, Mümin Pehlivan ne olduğunu anlayamaz. İlk toparlanan Çolak Molla olur ve Aliço’ya, <strong>“Ustam, Yusuf yenilmedi. Ben gördüm. Biz devam edelim güreşimize”</strong> diye itiraz eder. Kararının kabul edilmediğini gören Aliço’da kayış atar, <strong>“Daha dünkü pelvansınız bre! İşimi bana mı öğreteceksiniz. Güleş bitti. Elimden bi’ kaza çıkmadan varın gidin yolunuza”</strong> diye bağırarak postayı koyar. Cazgır seyircilere durumu ilan eder, Mümin Pehlivan’ın Yusuf’u kündeyle yendiğini duyurur. Her ne kadar rakibi itiraz etse de Yusuf resmen yenilmiştir. Artık mağlup bir pehlivandır&#8230;</p>
<p>Yusuf şok olmuş bir şekilde olan biteni izler. Böyle bir galibiyet Mümin Pehlivan’ın da içine sinmez. Zira pehlivan dediğin adam, rakibinin göbeğiyle yıldızları tanıştırmazsa “yendim” diye ortalıkta dolaşamaz. Mümin Pehlivan, Yusuf’u yerden kaldırır ve <strong>“Ustam” der, “ben böyle bir galibiyeti kabul edemem. İstanbul’da nerede kalıyorsan bana haber gönder, kaldığımız yerden devam edelim&#8230;”</strong> Yusuf ikinci bir şaşkınlık yaşar, Mümin Pehlivan’ın bu mertliğiyle tarifi zor duygulara gark olur. <strong>“Molla biraderim, bir daha karşılaşamazsak da hiç mühim değil. Senin gibi bir pelvana yenilmek benim için şereftir. Hakkını helal edesin, duadan eksik etmeyesin”</strong> der ve döner yoluna gider.</p>
<p><em>İkinci fotoğraftaki 1 numaralı şahıs, Mümin Pehlivan&#8217;dır.</em></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/hey-gidi-koca-yusuf.html" target="_blank">Hey gidi Koca Yusuf</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/iki-mumin-cikti-meydane.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kocayusuff-300x225.jpg' length ='22551'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Teşekkürler Fenerbahçe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 08:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[aziz yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[roberto carlos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3127</guid>
		<description><![CDATA[
Fenerbahçe’yi hiç sevmem, günün birinde teşekkür edeceğim de aklıma gelmezdi açıkçası. Benim futbola olan yaklaşımımı en güzel şekilde özetleyen isim Eduardo Galeano oldu “Ben bir futbol dilencisiyim” diyerek. Beşiktaş bu işin sadece bahanesi yani. Ben sadece futbolu seviyorum hepsi bu&#8230;
Lafı uzatmayım bu sefer. Roberto Carlos’a veda ettik dün akşam. Futbolu anlamaya başladığım dönemlerin efsanesidir Carlos. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3126" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="rcarlos" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos.jpg" alt="rcarlos" width="420" height="290" /></a></p>
<p>Fenerbahçe’yi hiç sevmem, günün birinde teşekkür edeceğim de aklıma gelmezdi açıkçası. Benim futbola olan yaklaşımımı en güzel şekilde özetleyen isim Eduardo Galeano oldu “Ben bir futbol dilencisiyim” diyerek. Beşiktaş bu işin sadece bahanesi yani. Ben sadece futbolu seviyorum hepsi bu&#8230;</p>
<p><span id="more-3127"></span>Lafı uzatmayım bu sefer. Roberto Carlos’a veda ettik dün akşam. Futbolu anlamaya başladığım dönemlerin efsanesidir Carlos. Benim için gökyüzündeki yıldızlar gibidir. O, oralarda bir yerlerde ama acaba gerçek mi? Böyle bir futbolcunun gerçekten var olduğunu Fenerbahçe sayesinde öğrendim. Türkiye’ye gelmeden önce televizyonda izliyorduk maçlarını. “Görmeden inanmam” adamıyım ben biraz. O yüzden Raul, Roberto Carlos, Giggs, Ronaldo, Best, Maradona, Messi gibi bir sürü efsane ismin varlığından kuşkuluyum. Sanki bütün bunlar bir kurgu gibi geliyor bana. Böyle adamlar aslında yokmuş ama biz var zannediyoruz diye düşünüyorum. Kendi ülkemizin futbol kısırlığı saçmalamama sebep oluyor.</p>
<p>Dünyanın bir yerinde bu insanlar gerçekten yaşıyor mu?</p>
<p>Her gece gördüğümüz aya ayak bastığımız zaman duygularımız nasıl değişirse, nasıl heyecanlanırsak aynı şeyleri hissettim Roberto Carlos, Aziz Yıldırım’ın yanına oturunca. “Evet lan gerçekmiş bu adam” dedim kendi kendime. 3 Mayıs 2009’da İnönü Stadı’nda 2-1 kaybettiğimiz Fenerbahçe maçına Carlos’u görmek için gitmiştim zaten, itiraf ediyorum. Numaralı tribünün ilk sırasına oturup seyretmiştim maçı Brezilyalıyı daha yakından izleyebilmek için. Evet, Roberto Carlos diye bir futbolcu gerçekten varmış. O gece daha çok inandım buna&#8230;</p>
<p>6 numaralı Corinthians formasının üzerinde Roberto Carlos yazan fotoğrafı görünce bir garip oldum. Çünkü ben ayrılık haberlerine inanmak istememiştim bir türlü.</p>
<p>Roberto Carlos dün akşam oynanan Sheriff maçıyla birlikte Türkiye’deki futbol hayatına nokta koydu. Dünyanın en iyi sol beki geçti İstanbul’dan. Bu zevki bize yaşattığın için teşekkürler Fenerbahçe.</p>
<p>Dünya gözüyle bir efsane gördüm ya, yeter bana bu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos-300x207.jpg' length ='19062'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>
