Sectiginiz Yazarin Tum Yazilari

Ne diyorduk?

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Beni soracak olursanız, acaip bir gün bugün. 23 Nisan kutlu olsun, mutlu olsun falan diyoruz ama kafamı ne tarafa çevirsem gergin bir suratla karşılaşıyorum. Tek mutlu olanlar annesini kandırıp, okul bahçesinde satılan pamuk şekerden alabilen çocuklar sanırım. Ama eminim onların mutlulukları da salak saçma oyunlara kadar sürecektir. Hiç unutmam, ilkokul birinci sınıftayken takmışlardı bana papyonu, salmışlardı beni insanların önüne. Bir kızla dans ede ede bitirmiştim o kabus dakikalarını. Sahne korkum o zamanlardan kalma. Tabi o zamanlar pamuk helva yoktu, bildiğin macun vardı. Şimdi o macunculardan kalmadı. O yaşta minicik olup macunları yiyen kızlar şimdi büyüdü, o macunları tüylerini yolmak için kullanıyorlar. Zaman ne değişmiş lan?!
Devam

Seçim sonrasının kısa başlıkları…

secim1

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Beni soracak olursanız yine yorgunum. Yorgunluk hastalığı diye birşey varsa eğer, işte ben ondan oldum sanırım.

Seçim bitti ama pislikleri ve sonrası geyikleri bitmedi. Sonrasında çıkan geyiklere geleceğiz. Pislikleri ufak ufak toplanıyor işte. Merkez ilçelerde toplanmış olsa bile, bizim mahalle gibi yerlerde daha yeni yeni toplanıyor parti bayrakları. Gövde gösterisi iyidir, güzeldir ama “uff amma çok bayrak astılar, hemen oyumu bunlara vermeliyim!!!” diye düşünen bir insan evladı yoktur bence. Tunceli’ye falan sevimli görünmek adına dağa taşa yolladığınız oy yardımlarının onlarca katına mal olmuştur bu bayraklar sanırım. Altay Esiroğlu bunu gözümüze sokan bir yazı yazmıştı zaten zamanında. (bkz: Dürüst Seçimler ve Bir O Kadar Dürüst Adaylar) Evet, seçimler bitti ve flamalarınız, bir belediye çöplüğüne, sandıklardan çalınan oyların yanına gidiyor.
Devam

Mavi Pijamalı Süper Cem…

Bir Bülent Ersoy kahkahasıyla sıçradım yatağımdan ve gorilin üzerime nereden atlayacağını hesaplamaya çalıştım. Aklıma ilk olarak sol yanağımın kenarına bakmak geldi ama korku filmlerinin özentisi bir insan olduğum için bakmadım. Olaya biraz heyecan katmak istiyordum. Sağ yanağıma baktım, tavana baktım, ayak ucuma baktım. Hatta bazanın altına bile baktım. Sol yanıma bakmadan ve hiç bir şey görmemeye çalışarak gittim bilgisayarı açtım. Winamp’a en sevdiğim korku filminin jenerik müziğini koydum ve hiç bir şeyden habersizmişçesine yatağıma döndüm. Oturur pozisyonda sol yanıma baktığımda gorille burun burunaydım. O sırada bilgisayardan “RÖNNNK” efekti verildi ve benim sıramın geldiğini anlayarak, çığlığı bastım. Kendi sırasının olduğunu anlayan goril üzerime atladı ve o sırada refleksle geriye doğru zıpladığım için kafam duvara çarptı ve bayıldım.

Kendime geldiğimde mavi pijamamın paçalarından soğuk bir hava geliyordu…
Devam

Hepsi Salı Günü Yüzünden…

halbuki

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Beni soracak olursanız gayet yorucu bir günden sonra huzurlu bir şekilde, dünya muhteşemi koltuğuma oturdum ve hiç tarzım olmayan türden bir iki grubun, hiç tarzım olmayan bir iki parçasını dinliyorum. Ve hayat felsefemle, yaşadığım yaşamla, tecrübelerim ve zevklerimle tamamen alakasız bir şekilde, kucağımda kediyle oturuyorum!…

Beni tanıyanlar sağlam bir kahkaha patlatmıştır eminim. Zira oldum olası haz etmemişimdir kedilerden. Ama işte Allahın sopası yok mu derler, ne derler? Başımıza geldi bir kabus. Genel olarak odama pek sokmasam bile bugünün vermiş olduğu ruhsal saçmalıkla izin verdim bugün. Bugünün özelliği ne bilmiyorum tabi. Bugün Salı. Ve ben Salı günlerinden hiç hoşlanmıyorum.
Devam

Başlıksız…

hede

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Beni soracak olursanız, kırgınlıklar içersindeyim. Sanırsınız karadenizde gemilerim batmış. Okkadar mayhoş ve bitap bir haldeyim. Şimdi efendim bunun çeşitli nedenleri var tabi. Öncelikle şirketimin 20′li yaşlara yeni erişmiş iki ergeni ve onların bir numaralı sanatçısı “imparator” kod adlı İbrahim Tatlıses’i dinlemekten gına geldiğini belirtmeliyim. Adamlar sabah başlıyor İbo, akşam oluyor İbo. Zaten sevmem İbo’yu, iyice nefret ettim. Askere gidecekler falan diye ses etmiyorum ama harbiden cozutucam, az kaldı.
Devam