Barış güzel şey…
Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Alman ordularının Polonya’yı yakıp yıkarak işgal ettiği ve 2. Dünya Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilen 1 Eylül 1939 gününe atfen, bir daha savaş olmasın diye savaşın iğrençliğini ve barışın güzelliklerini vurgulayan, bunun içinde tüm dünyada kutlanan anlamlı bir gün bugün.
Aklıma geldi de, askerdeyken bir gün Kurtuluş Savaşı sırasında askerlere su verirken vurulup ölen bir kadının görüntülerini seyrettirmişlerdi. Bir belgesel de yayınlandı bunlar daha sonra, görmüşsünüzdür sanırım.
Oysa o görüntüleri izleyene kadar ben savaşın ne kadar iğrenç, insanı derinden yaralayan birşey olduğunu hiç anlamamışım. Benim için Hollywood filmlerinde eğlence, akşam haberlerinde sıradan bir habermiş o zamana kadar savaş. Sıktım kendimi o kadar askerin içinde, gözümden gelen bir damla yaşı da tutamadım. O mübarek kadının kurşunların havada çarpıştığı ortamda askerlere su taşırken, vatan kurtulsun diye canını verdiği bu görüntüler ne zaman aklıma gelse ürperiyorum.

Lorel ile Hardi’yi (Laurel and Hardy) hatırlayanınız var mı? Efendim bu ikili yüzyılın ilk çeyreğinde Amerika’da çevirdikleri kısa filmlerle ünlü olmuş ve 1950′lere kadar da birçok film çevirmiş bir ikili. Bilmeyenler için söyleyeyim sinema tarihinin en çok bilinen ve en iyi ikilisi olarak da gösterilirler.
Hatırlarım da eskiden bazı geceler ninem bizi etrafına toplar, içinde ecinniler, gulyabaniler, devler, cüceler, periler ve daha birçok olağanüstü yaratığın eksik olmadığı türlü masallar, hikayeler anlatırdı. Özellikle kış aylarında soba üstünde pişen kestanelerin kokusuyla harmanlanmış bu hikaye gecelerini öyle çok özlerim ki…
Altay’ın 



Son Yorumlar