Sectiginiz Yazarin Tum Yazilari

Buddha’nın altın tavsiyesi


Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog:

-    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir?
-    Onları görmeyin Ananda.
-    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım?
-    Konuşmayın Ananda.
-    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım?
-    Gözünüzü dört açın Ananda…

Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim kadın fitnesini çok iyi ifade etmişti Buddha.

Devam

Kartal bakışlı Hünkar


Fatih’in bildikleri:

  • Hadis, tefsir, fıkıh, kelam…
  • Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice…
  • Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi…

Havan topunun mucidiydi, ‘Avnî’ mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu.

Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden bîhaber takılıyor, ayrı tellerden çalıyorlar. Kimi zaman birbirlerine bok atarken kimi zaman birbirlerini yalıyorlar.

İlim; parçalanmış bulutlu. İrfan; gök gürültülü, sağanak yağışlı. Adaleti sel basmış, sular altında. Yalan-dolan, yalakalık; günlük güneşlik. Biz ise göçük altında yaşıyoruz, huzurumuz yok.

Fatih ise huzur içinde yatıyor.

Hümanizm ve ıssız ayılar


Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde bir haber gündemimize bomba gibi düştü: Siirt’te yaşanan kitlesel tecavüz olayları. İnsanlaşamamış hayvanlarımız bir kez daha “Oha!” dedirtti bize. Bu konu hakkında FriendFeed’de dönen tartışmaları okumuştum. Bir arkadaş suçluların idam edilmesi gerektiğini söylemiş. Diğeri de buna karşılık idamın hümanistlikle ilgisinin olmadığını bu yüzden idama karşı olduğunu belirtmişti. Acaba kendisinin başına böyle bir olay gelseydi hala hümanizmi savunmaya devam eder miydi? Bırak nefsini dizginlemeyi, daha onu tanıyamamış insan görünümlü hayvanlara hümanistçe yaklaşmak, insan gibi insanlara zulüm demektir.Yaşanılır bir dünya için “önce adalet, sonra hümanizm” demeli.


Devam

Vaka-i Halka

pirlanta_yuzuk
Evlilik niyetiyle görüştüğüm bir kız vardı. 2 hafta boş şeyler konuştuktan sonra sadede geldi. Bana eskiden beri hayali olan nişan yüzüğünden bahsetti. Kendisi tektaş sevmiyormuş. Tektaşı herkes takıyormuş, onunki farklı olmalıymış. Ve bana yukarıda gördüğünüz boru değerindeki pırlanta yüzüğün linkini gönderdi. Bir müddet düşündükten sonra kendisiyle yapamayacağımı söyledim.

Aylık kazancım çok olmasa da ülke standartlarına göre iyi çok şükür. Zaten parada da gözüm olmadı hiç. “Azıcık aşım, ağrısız başım” prensibim olmuştur hep. Hayatım boyunca gösterişten, lüks şeylerden nefret ettim. O yüzden param ganî olsa bile almam böyle bir yüzük. Ünlü devrimci Muro ne de güzel demiş: “Lanet olsun kapitalist burjuva düzeni!”


Devam

Opeth, Hüsnü ve Müslüm


Geçen sene İsveçli metal grubu Opeth’in sitesini geziyordum. Basçıları Martin Mendez’in biyografisine göz atarken etkilendikleri isimler arasında bizim Hüsnü Şenlendirici ve Taksim Trio’yu gördüm. Hüsnü’nün klarnetine ölür biterim ben de. Alır götürür adamı. Taksim Trio; kanunda Aytaç Doğan, bağlamada İsmail Tunçbilek, klarnette Hüsnü Şenlendirici’den oluşan enstrümental bir proje. Üç virtüöz “Dünya müziği” icra ediyorlar. Birlikte yurtdışı turneleri oluyor. Yurtdışında epey fanları var. Hatta neredeyse Türk fan sayısı kadar yabancı fan sayısı vardır diyebiliriz. Eminim birçok vatandaşımız isimlerini bile duymamıştır. Ama gel gör ki ta İsveç’teki basçı Martin ismini duymakla kalmamış, bir de etkilenmiş, biyografisine koymuş bizim Türk müziği üstatlarını.


Devam