Sectiginiz Yazarin Tum Yazilari

Hey, Fakirler!

İçtiğim son sigarayı bir Kütahya Porselen marifeti olan küllüğümde söndürdükten sonra uşağıma “şu küllüğü boşaltır mısın Alberto” diye seslendim, gelip boşalttıktan sonra tekrar getirdi, “teşekkür ederim” diyerek bu kısa sohbeti bitirdim. Alberto, 40-45 yaşlarındaydı. Onu işe alırken aramızdaki farklılıkları göz ardı etmemesini önerdim, yaşım kendisinden bir hayli küçük olduğu halde saygı duymak yerine ona iş yaptırıyordum. İspanyol çingene ailesi soyundan geliyordu, Türkiye’den önce Fransa’da banliyö evlerinde sefil bir hayat çektikten sonra oradaki Türker’den öğrendiği kadarıyla Türkiye’de kaçak işçi olarak çalışmanın kolaylıklarını fark etmiş ve yurdumuza gelmişti.


Devam

Hayata Dön(dür)üş Operasyonu

19 Aralık 2000 tarihinde arkadaşlarda gezmelerde tozmalarda sürttüğümüz bir günün ardından yeşil kafalı minibüslere doluşmuş evlerimize dağılıyorduk. Önünden her geçişimizde keder ve kesavetin bastırdığı Bayrampaşa Kapalı Cezaevi’nin önü hiç görülmemiş bir biçimde kalabalıktı. Askeri araçlar, itfaiyeler, basın araçları, hepsi oraya doluşmuş, askerlerin etrafını çevirdiği bir grup, genci yaşlısı, kadını erkeği dövünerek ağlıyorlardı. Eve vardığımda hemen televizyonu açtım; Hayata Dönüş Operasyonu başlamıştı. 20 cezaevinde 10.000′den fazla “güvenlik” görevlisinin yeraldığı bu operasyon, kısa zaman içerisinde Hürriyet Gazetesi’nin iç yüzünü, medyanın yavşaklığını, Adalet Bakanlığı’nın rezaletini ve ölen mahkumlar için kullanılan “patır patır indirildiler” tanımını öğrenecektik.


Devam

Haberci Çocuk Cinayetleri

Doğruluyorum sandalyeden. Tipik edebiyat kitaplarında konfor ve rahatına düşkün kahramanlar böyle zamanlarda hep koltuklarından doğrulur, koltuklarında doğmuş gibi, koltukaltı ağrılarını da doğrulturlar; ben sandalyedeyim, doğrulduğum zaman dizlerim ağrıyor sadece. İmrenerek okumaktan nefret ederim onları, en damardan giren iğneli, sancılı cümlelerine bile gülecek gibi olurum, kelebek içi bir hayatın insana getirisi de bu olsa gerek. Zaten genelde bunları okurken kendimle baş başa kalamıyorum, eski bir yalandı kitap okuyan insanın kendisiyle baş başa kalması, riyakar ve bencilce.
Devam

Kâr Demokrasisi, Ergenekon, Türban, Ulan?!

AKP hükümetinin ekonomi programlarına farklı çevrelerden farklı tepkiler gelse de, çok değişik bir programmış gibi yansıtılmasını, devrim ve reform olarak lanse edilmesini hiç hazmedememişliğim vardır. Çünkü, zenginin zenginleşmesi, fakirin fakirleşmesi içerikli programları çok gördü ülkem insanı, yani ülke ekonomistleri programı öyle bir araştırıyor, öyle bir yorumluyor, öyle mükemmel ve karmaşıkmış gibi lanse ediyor ki, sanarsınız ekonomi ve kalkınma programı değil, uzay modülü icat etmişler.


Devam

Türkiye Çiftliği

Yıllar var ki, ben ve benim gibi düşünen nice insan “yahu bakın dünyada, memlekette böyle böyle olaylar oluyor, çarklar dönüyor, nasıl anlamazsınız bunları” dediğinde herkes “ehe mala bak salak salak komplo teorileri üretiyor, ya git yaa, git yaa!” diye tepki gösterdi. Şimdi, son vuku bulan olaylar sonrasında herkes sanki bir Leigh Whannell filmi izlemiş gibi ellerini ağzına koyup “vay anam, neler olmuş ya” şeklinde salak salak bakıyor ekranlara.


Devam