Gerçeklik Gerçek Değil
Şimdi beni buradan alın hadi. Uzak olan her şehrin yollarında ölümü teninde hisseden küçük sokak kızlarının çiçekli eteklerinin kiri pasıyım burada sadece. Şimdi beni buradan alın.
Hayat dediğimiz, yaşayan ve soluk alan herkes için sahip olunabilecek bir meta aracı. Yaşarsınız, seversiniz, sevmezsiniz, unutursunuz, denize girersiniz, vapur hareket halinde tuvalette işinizi görürken meydana gelen sallantıyla mayışırsınız falan. Hayat işte budur. Ve ölümle arasındaki tek fark az önce saydığım şeylerin burada olmayacağıdır. Hayat ile ilgili verebileceğim bir öğüt yok, zaten iyi olmanızı da istemiyorum doğrusu. Yaşadıkça kimsenin, kendinizin bile iyiliğinizi istemediğinizi fark edeceksiniz, eğer istiyorsanız bile bu bir iyilik değil, şımarıklıktır. Her insanda bulunan bu ego aslında yaşamdan alınan en büyük keyiftir. Güven, sağduyu, hoşgörü, sevgi ve bu sözde ?mutluluk? metaları egonun yanında bir hiç kalır.

Din ve vicdan özgürlüğü, laik demokratik devletlerde vazgeçilmez bir kavramdır. Türkiye’de “din” kavramı cumhuriyet tarihi boyunca tartışılagelmiştir. Bu küçük genellemeden ve tümevarımdan “din, cumhuriyet rejimleri için vazgeçilmez bir gündem maddesidir.” sonucuna rahatlıkla varabiliriz.
Bundan bir süre evvel olası bir operasyon sonrası ülkemizde yaşanabilecek sorunlara dair bir kaç şey karalamıştım. En basit ve en belirgini de şehir merkezlerinde patlayacak olan bombalardı. İşte buyrun; Diyarbakır’da kentin en işlek caddelerinden birinde, çoluk çocuğun içerisinde patlattılar bombayı. Bütün umutları iyi bir eğitimle bir meslek sahibi olmak isteyen 4 genç hayatını kaybetti. Toplam 5 Kişi…
“Beni al ve içimdeki utanca hapset, ancak böyle büyüyebilirim. Beni al ve bende sakla, içinde, içimde… Şimdi bu uzun yolun daha başındayken güzel şeyler söylemek isterim sana, gücümün yettiğince güzel. Korkarak yaşıyorum evet, sana son sarılışımda, sessizliğinden ya da söyleyeceğin herhangi bir bıçaksı sözden korkup “seni seviyorum”u söylemeye çekindiğim gibi, sana korkudan titreyerek sarıldığım gibi, gecenin bir yarısında kalkıp sevdiğin filmlerin arasındaki ilaçlarından bir avuç aldıktan sonra, koynuna tekrar uzanmak isteyip de göğsümdeki başını kaldırıp yataktan kalkmaya cesaretim olmadığı için, ölmeye uzandığım bir yatakta tekrar senin sırtınla yüzleşmekten korktuğum gibi ve o defterinin hayatımızdan kesitleri bulunan sayfalarının hemen ardına, en arkalarından bir sayfaya yazdığım “benim intihar mektubumu sen yaz” cümlesini sabah ellerimi ellerinden söktüğün gibi alıp sökmek ve onu yutmak isteyişimen arda kalan korkularımın içinde, şimdi hep büyüyüp elimde ekmek ve pirinçlerle kapını çaldıktan sonra karşımda okşadığım yüzünü göremeyecek olmanın endişesi var içimde…”
Soğuk, sefil, leş kokan morgda açıyor gözlerini yaşlı çocuk. Yaşantısındaki olmamışlıklarından kanıyla kendini temize çekerken, şiirin orta yerlerinde geçen “verilen sözler birdi, edilen yeminler sıfır” dizelerinde yaşamaya çalışıyor.



Son Yorumlar