Beşiktaş:1 CSKA Moskova:2
Denizli’nin çıktığı kadro şaşırtmadı beni. Tek gollü bir galibiyetin üstüne yatmayı planlıyordu muhtemelen. Zaten ligdeki seri de yaklaşık olarak bu düzenle kazanılmıştı. Tello yakaladığı pozisyonu gole çevirse maçın sonucu çok daha farklı olacaktı, burası kesin. CSKA Moskova ilk 20 dakikada iyi baskı yedi. Beşiktaş oyunu kontrol eden taraftı. Fakat 25’den sonra açılmaya başlayan Ruslar, Krasic’in organize ettiği ataklarda tehlikenin sinyalini verdiler. Nitekim ilk yarının sonlarına doğru golü buldular.
Gole ihtiyacın olduğu bir maçta ilk oyuncu değişikliğini 70. dakikada yaparsan o maçı sittin sene kazanamazsın. Hele de o oyuncu değişikliği Ekrem-Nihat olunca öpseler kazanamazsın. Forvet hattını kalabalıklaştıracağına sol tarafta değişiklik yapmanın mantığını çözemedim ben. Ekrem’in de herhangi bir sakatlığı, oyundan kopmuş halini de göremedim. Hatta sahanın en diri isimlerinden birisiydi. Denizli’nin zaman zaman böyle garip hataları oluyor. Tıpkı Galatasaray’ın başında olduğu dönemde ilk yarısı 2-0 sarı-kırmızılıların lehine biten 3-0 bitse uzatmalara gidecek PSV Eindhoven maçının ikinci yarısında takımın en iyi oyuncusu Prekazi’yi oyundan alması gibi.
Sol açık oynayan Ekrem ve tek santrafor Bobo hücum şekline göre sürekli yer değiştirdi. Ama rakip kalede bir türlü kalabalıklaşamadı Beşiktaş. Ekrem-Nihat değişikliğinin üçüncü bölgeye bir faydası olmadı. Orta sahanın uygulayamadığı presi tek başına uygulamaya çalışan Fink’i alıp, Manisaspor’dan beri evladı gibi sevdiği Uğur İnceman’ı oyuna sokmanın da çok büyük faydası olmayacağı aşikardı. Uğur’la biraz daha ileride top tutar gibi oldu Beşiktaş hepsi o. Forvet hattını yoğunlaştırmak lazım diye düşünürken; Denizli, bu sene henüz gol atamayan ve yıllık 2.5 milyon dolar para kazanan Nobre’yi oyuna soktu. Denize düşen yılana sarılır misali dakikalarca beklemiştim zaten Nobre’nin oyuna dahil olmasını. O da şaşırtmadı bizi eksik olmasın, yine bir şey yapamadı. Kilidi açacak oyuncular Yusuf ve Tabata’nın oyuna bir türlü girmemesi, takımın ileride baskı kuramaması, sezon başından beri alan savunması oynayan bir takımın adam adama savunmaya dönmesi 2-1’lik skordaki en büyük etkendir. Denizli maçı kendisi kaybetmiştir, hepsi bu.
Dün gece aklıma takılan birçok soru var. Tello forvet arkası mı oynadı sağ açık mı tam olarak çözemedim. Eğer sağ açık oynadıysa Tello futbol hayatı boyunca kaç kere o bölgede oynadı diye sorarlar adama. Nihat oyuna girdikten sonra Tello ile yer değiştirse, iki oyuncu da asıl mevkilerinde oynasa daha mantıklı olmaz mıydı?
Kendi liginde alan savunmasını en iyi yapan bir takımın artık yeni futbolda yeri olmayan bire bir savunmaya dönmesini kim nasıl izah eder bana? O savunmayı Krasic denen lavuk tek başına şamar oğlanına çevirmez mi?
İşin özeti şudur ki; 0-0 başlayan maça çıkan kadro doğruydu fakat oyun sistemi yanlıştı. 1-0’ın haricinde 2 farklı galibiyet Beşiktaş’a yarıyordu, golü yedikten sonra tek forvette ısrar etmek mantıksızdı. Savunma için söylenecekleri yukarıda söyledik zaten. Cesur Yürek denilen Denizli hayatının belki de en korkak futbolunu oynadı dün gece.
Her şerde bir hayır vardır derler. Geçen sene Metalist Kharkiv’e elenince her şey bitti demiştik ama bu yenilgi Ertuğrul Sağlam-Mustafa Denizli değişikliğine, o da çifte kupalı şampiyonluğa sebep olmuştu.
Hayırlısı olsun…





Son Yorumlar