Biz burada yabancıları sevmeyiz
Türk futbolunda son üç yıldır güzel şeyler yaşanıyor. Geçtiğimiz iki yılda Sivasspor lige renk katmıştı, şimdi de aynı heyecanlı dönemi Bursaspor yaşatıyor. Bundan birkaç hafta öncesine kadar Bursaspor’un şampiyonluğuna bir Bursalı kadar inanıyordum ama geçen haftaki Fenerbahçe-Beşiktaş maçıyla bu inancım sona erdi. Bursa’nın şampiyon yapılmayacağını iddia edenlere Fenerbahçe’nin Denizli’de kaybettiği şampiyonluğu örnek gösteriyordum ancak son haftalardaki gelişmeleri değerlendirince tezgahın çok önceden işlemeye başladığını farkettim.
Gaziantepspor maçından sonra hakem odasına inen Aziz Yıldırım’a karşı Mahmut Özgener bir basın toplantısı düzenlemiş ve çok iyi çalıştıklarını aldıkların her kararın objektif olduğunu söylemişti. Bu toplantının üç gün sonrasında ise Aziz Yıldırım bir basın toplantısıyla federasyona çatmış ve federasyonun yeterliliği konusunda endişe duyduklarını belirtmişti.
Bu açıklamaların hemen ardından Beşiktaş’ın Trabzonspor maçında penaltısı es geçilmiş, Kadıköy’deki derbide de malum olaylar yaşanmış ve Beşiktaş teknik direktörü Mustafa Denizli, “Bu saatte sonra şampiyonluktan bahsetmek abes olur” diyerek yarış dışı kaldıklarını belirtmişti yetkili bir ağız olarak. Bütün bu olayların arasında Adnan Polat da bir açıklama yaparak federasyona yüklenmişti. Beşiktaş’ın da hafta içinde düzenlediği basın toplantısı ve güvenoyu çağrısıyla üç büyük kulübümüz de federasyona olan inançlarını kaybettiklerini deklare etmiş durumdalar.
Fenerbahçe Acıbadem’in Fransa’daki finallerini takip etmek için Mahmut Özgener de kafileye dahil olmuştu. Federasyon başkanının tüm bu restleşmeler üzerine bu organizasyona katılması aklı selim insanların içine bir türlü sinmedi. Mehmet Ali Aydınlar’ın davetlisi olması da bir şeyi değiştirmedi. Çünkü içerisinde bulunulan dönemde Fenerbahçe ile yakınlaşması “Özgener, Aziz Yıldırım’dan özür diliyor” düşüncelerine sebep oldu. Küçük sinek yine mide bulandırdı.
Zaten farkettiyseniz Fenerbahçe bu olaydan sonra federasyon aleyhine tek kelime etmedi. Beşiktaş maçından sonra Bilica’nın yaptıkları için de “Maç bitmiştir, federasyon skoru tescil etmiştir. Bilica futbolcumuzdur” diye açıklama yaptı. Ancak aklı başında Fenerbahçeliler, yönetimin aksine Bilica’nın yaptıklarını, Hüseyin Göçek’in kararlarını içlerine sindirememişlerdi.
Bu haftaki maç programında Kasımpaşa-Fenerbahçe maçı, Galatasaray-Bursaspor maçının öncesine yazıldı. Bu sinek de küçük olmasına rağmen mide bulandırmaya yetti.
Fenerbahçe’nin alacağı sonuç Bursaspor’u çok yakından ilgilendirecek ve yeşil-beyazlı futbolculara ekstra stres yükleyecek. Fenerbahçe ise Bursaspor’un aksine çok rahat bir şekilde çıkacak sahaya. Burada bütün takımlara aynı mesafede olması gereken ve bütün takımlar arasında adalet tesis etmesi beklenen federasyonun terazisinin bir kez daha tutukluluk yaptığını çok rahat görebiliriz. İki takımın maçının aynı saatte başlaması gerekiyordu. Bunu akıl edemeyen ve bu konudaki ısrarını sürdüren bir federasyon bu ülkenin futbolundan sorumlu, düşünün artık…
Aziz Yıldırım’ın açıklamalarından sonra oluşan havaya 31. hafta programındaki bu tutarsızlık da eklenince Fenerbahçe’nin zirveye eller üzerinde taşındığına inanıyorum artık. Türk futboluna, federasyonuna olan güvenimi tamamiyle kaybettiğimi söyleyebilirim çok rahat bir şekilde.
Aklıma gelmişken; önceki gün Aziz Yıldırım, bahsi geçen iki maçın akıllarda soru işareti bırakmaması için aynı saatte başlaması gerektiğini bir mektupla federasyona iletmişti. Ancak federasyon bu talebi kabul etmedi. Bana kalırsa; Özgener, federasyon Aziz Yıldırım’ın her dediğini yapıyor imajını yıkmak, “Gördüğünüz gibi federasyonumuz kimsenin baskısı altında değildir” havası vermek için reddedi bu isteği. Yoksa aklı başında adam işi değildir bunu kabul etmemek.
Şu da bir gerçek ki, bu ülkenin futbol pastasını üç büyükler yiyor. Aralarına bir başkasını alıp paylarını bölüşmek istemiyorlar. Biz televizyondan bu üçünün de kanlı bıçaklı olduğunu düşünüyoruz ama işler böyle gitmiyor maalesef. Türk futbolundaki en samimi ilişkiler de bu üçlü arasında dönüyor. Aralarına başkalarını istemiyorlar. “Bu sene Fenerbahçe olsun seneye biz oluruz. Bu devran böyle döner” diyorlar.
Bize de Şampiyonlar Ligi maçlarını vermiyor diye Star Tv’ye küfür etmek düşüyor.
3 Yorum
hükümdar April 26th, 2010 tarihinde demis ki;
kumpas kurulmuş hedef FB’nin şampiyonluğu.Kendi sahasında her takım baskı yapar rakibine ama FB’nin yaptığı terörün âlâsı. Seyirci baskısı ve Aziz Yıldırım korkusuyla hakemler bu teröre de göz yumuyor.Kadıköy’deki her derbi maçta G.Saray ya da Beşiktaşlı futbolcular temiz dayaktan geçiriliyor. Romanya’nın Çavuşesku dönemindeki pislikler dönüyor ülkemizde.
Şampiyon olsunlar da kına yaksınlar bi yerlerine. Zaten başka elde edecekleri bi başarı da yok, en fazla Türkiye Ligi şampiyonluğu.
Turgut May 12th, 2010 tarihinde demis ki;
Bursa şampiyon olsada; devlet gibi bir çok konuda futbol tabularımızı yıksak ne güzel olur.
Ama garip anadolunun garip takımları hep direkten dönüyor.





Ömer Yavuz April 22nd, 2010 tarihinde demis ki;
futbolla pek ilgilenmesem de 2 sene once hincal ve hasmet’in katildigi 90 dakika programini arasira seyrederdim. guzel, geyik bir programdi. o zamanlar da hincal hep federasyona saydirirdi. yaziyi okuyunca o aklima geldi.
hangi kurumumuz duzgun ki futbol federasyonu duzgun olsun. ah su cilgin turkler