Caferi açılımı

caferi
Bu sabah televizyonda kanalları karıştırırken Halk TV’deki belgesele takıldım. Athena, Herakles, Zeus derken bir anda Canlı Yayın’a bağlandı. “Ne oldu lan yine?” derken, bir baktım haremlik selamlık bir kalabalığın ortasından Deniz Baykal geliyor. Bayanlar tarafı komple örtülü, piyasa jargonuyla “türbanlı”.

Caferilerin; Hz. Hüseyin’in şehit edildiği Kerbela olayının 1370. yıldönümü nedeniyle düzenledikleri “Evrensel Aşura Matem Merasimi”nde Baykal konuştu:

“Yaşanmış bir faciayı insanlar bunca süre sonra acaba böylesine coşkuyla heyecanla yüreğinde hissederek nasıl oluyor da yaşamaya devam edebiliyorlar. Bugün İslam dünyasının dört bir köşesinde, her yerde bilinçli bir Müslüman olduğunu düşünen herkes kendi ölçüleri içinde bu acıyı mutlaka yüreğinde yaşıyordur. Yaşamak zorundadır. Bu acı, hepimizin ortak acısıdır. Bu facia sadece Halkalı’da bizim hatırladığımız bir facia olmanın ötesinde, dünyanın her yerindeki Ehl-i Beyt sevgisini yüreğinde yaşatan, şuurlu bir İslamiyet anlayışını sahiplenmiş olan herkesin de paylaştığı bir acı olmalıdır. Mezhebi, cemaati ne olursa olsun dünyanın her yerindeki Müslümanlar bu duyguları saygıyla paylaşıyorlardır. Kim kime faciayı yaşatmış, kim adına yaşatmış.

İslamiyet’in bayrağını taşıdıklarını söyleyenler, İslamiyet’in özünü ortaya koymuş olan Hazreti Peygamber’in, Ehl-i Beyt’in değerlerini inkar eden, onları ortadan kaldırmaya yönelen bir anlayışla bu faciayı yaşatmış olmasıdır

Bu facia, ne yazık ki noktalanmış, bitmiş, insanlığın hafızasından kopup gitmesine fırsat verilmiş bir facia olmanın ötesinde bir anlam yaşıyor. Ne yazık ki, Ehl-i Beytin maruz kaldığı facianın o kadar dramatik olmasa da, başka türlerini hala bu süreç içinde zaman zaman, yer yer yaşamak durumunda kalıyoruz. Facialar ve zulüm devam ediyor. İnsanlık buna tepki gösterme ihtiyacını hissediyor. Ne yazik ki, Muaviye’ler, Yezid’ler bitmedi. Bizi ayırmak isteyen tuzaklara düşmeyeceğiz. Herkes kendi inancıyla temel birlik ve bütünlük içinde yaşamayı başaracaktır.”

Bu konuşmayı dinlerken gözlerim yaşardı. Özellikle şu cümlelerde:

“Facialar ve zulüm devam ediyor. İnsanlık buna tepki gösterme ihtiyacını hissediyor.” (Kılıcı havaya kaldırıp İsrail’e cihat ilan edecek diye bekledim ama yapmadı.)

“Herkes kendi inancıyla temel birlik ve bütünlük içinde yaşamayı başaracaktır.” (Sanırım gelecek seçimlerde başörtüsüne kamusal alanda serbestlik sözünü verecek.)

Yediğin aşureler helal olsun sana Baykal!

Siyasi açıdan; 2009 açılımların yılı oldu, 2010 samimiyetin yılı olur umarım. (Pek sanmıyorum ama neyse)

Bookmark and Share

12 Yorum

Akay Perker  December 26th, 2009 tarihinde demis ki;

Konuşma metnini kim yazdıysa iyi yazmış ama, Ehl-i Beyt falan diyor adam. Muhalif olayım derken kime saldırıp kimi savunacağını şaşırdı, hepten komikleşti. Gülerek izliyoruz Dennis’i.

SELVAN  December 26th, 2009 tarihinde demis ki;

Bu trajikomik oyunun bilmem kaçıncı perdesi..
Hey gidi Siyaset nelere kâdirmiş …

Mustafa  January 5th, 2010 tarihinde demis ki;

Yazida Baykal ismini görünce, acaba dogru mu okudum diye üc defa gectim üstünden, tekrar tekrar okudum. Sadece bir sorum olacak:

Türbanli birisinin CHP saflarina katilmasina büyük tepki veren sözde kendilerini cok modern sanan CHP’li bir grup insan, Baykal’in böyle bir organizasyona katilmasina ne tepki verdiler?

SELVAN’in dedigi gibi:

Hey gidi Siyaset nelere kâdirmiş …

Aykut  February 23rd, 2010 tarihinde demis ki;

Herkesin inandığı gibi yaşamasını isterken kat ettiğiniz türban serbestliğinden fazlasıyla yazınıza katılmıyorum. Eğer şeriat istiyorsanız, bunu istemeyenler de olacaktır ve sizin buna karışma hakkınız yoktur, eğer savaşırım derseniz tabi ki savaşabilirsiniz ama onların da karşı koymaya hakkı vardır. Vardır veya yoktur ama sonuçta karşı koyabilirler. Bu da ülkede bölünmeye, zayıflamaya neden olur.

Günümüz dünyasında bir devletin vatandaşlarını özgür kılabilmesi için büyük ve güçlü olması gereklidir, bu yüzden tüm bölücü faaliyetler zararlıdır ve bu ülkede yasaktır. Bu ülkenin toprakları içerisinde yaşamak isteyen herkes kanunlarına uymak zorundadır.

Albatros  February 23rd, 2010 tarihinde demis ki;

@Aykut
yazının sonunda bir kelime eksik kalmış, tamamlayalım:
netekim.

Aykut  February 25th, 2010 tarihinde demis ki;

@Albatros Şubat 23rd, 2010

Şu sitedeki yorum kısımlarında tartışmalar oluyor, uzun tartışmalar oluyor. Görüyorum ki iki taraf da yanlış şeyler söylüyor ve diğeri onun yanlışının üstüne gidiyor, tartışma uzuyor.

Ama benim yazdıklarıma kimse bir cevap vermiyor çünkü veremiyor, çünkü doğru olduğunu, verilecek cevap olmadığını bildiği halde buna inanmak istemiyor.

Tabi! Basit kısa bir yorum mu düşüncelerini değiştirecek, at gözlüklerini çıkaracak, basmakalıplarından kurtaracak? Hayır! Yobazlık işte tam da böyle bir şeydir.

—————————————-

Gerçekten aklı olan bir insan hiçbir düşünceye önyargıyla yaklaşmaz, her zaman şüpheci olur.

Aykut  February 25th, 2010 tarihinde demis ki;

Netekim’miş! Allah’ın yobazı!

Düzgün bir cevap veremeyince hemen saçmalarsınız, demagoji yaparsınız.

Dediklerimin hangi kısmına karşı geliyorsun? Hangi kısmına karşı gelebilirsin? Herkes Türkiye’nin içinde istediği yerde istediği devleti kurabilmeli midir? O zaman Türkiye onlarca ayrı ülkeye bölünmez mi?

Ama hayıır!
Herkes senin istediğin devleti kurmalıdır. Çünkü sen hidayete ermişsin, hayatın sırrına vakıf olmuşsun başkaları olamamış. Değil mi?

Albatros  February 26th, 2010 tarihinde demis ki;

Terbiyesizliğin lüzumu yok.

Sürekli sağa sola hakaret ettiğin için kimse seni muhatap almak istemiyor.

“Günümüz dünyasında bir devletin vatandaşlarını özgür kılabilmesi için büyük ve güçlü olması gereklidir, bu yüzden tüm bölücü faaliyetler zararlıdır ve bu ülkede yasaktır. Bu ülkenin toprakları içerisinde yaşamak isteyen herkes kanunlarına uymak zorundadır.”

İşte bu mantık tam Kenan Evren’lik bir mantık. Bunun arkasında netekim yoksa bu eksik kalır.

Eğer ne dediğinin farkında değilsen söyleyeyim:
Devlet vatandaşlarını özgür kılacak, ama bunun için önce kendini devlet zannedenler kendi ideolojilerine uymnayan her şeyi bölücü ilan edip yasaklayacak. Böylece güçlenecek. Herkes de yasaklara uyacak, tartışmayacak bile. Yoksa yobazdır vs. Daha sonra kalanlar özgürleştirilecek. Bu söylediğin sadece diktatörlük için geçerlidir. Bu vatanı çok seven ve böldürmek istemyen biri için diktatörlük istemek utanç verici değil mi? Aydınlıktan neden korkuyorsun? Açık fikirlilik neden başını döndürüyor?

Şimdi bu saçmalığı nasıl ciddiye alıp da cevap verelim?

Cümle kurma kabiliyetin fena değil, demek ki kafan çalışabiliyor. Bir de yazılanları okurken elindeki yaftayı bırakır, kafanı özgür düşünceye açabilirsen doğru şeyler düşünme, söyleme ihtimalin de var.

Yobazlık tanımın eksik kalmış onu da tamamlayayım: Yobazın kafasında üç – beş insan tipi vardır ve gördüğü herkesi bu şablonlara oturtur.
Akay, Altay, Ceyda, Boşboğaz, Albatros, Ömer vd. bunların hepsi aynı yobaz değil mi? Aralarında küçük farklılıklar olabilir, ama hepsi aynı değil mi?

Aykut  February 26th, 2010 tarihinde demis ki;

Sondan başlayayım; evet tam da dediğin gibi olmuş. Okuduklarımdan anladığım kadarıyla hepiniz de Atatürk’e alerjisi olan insanlarsınız ve bu alerjinizi çok anlamsız şekilde açıklamaya çalışıyorsunuz. Diğer konulardaki görüşlerinize katılıyorum, severek okuyorum. Ama Atatürk’e gelince yaptığınız anlamsız. Tabi ki herkes Atatürk’ü sevmek zorunda değil. Ama birisi senin ailenden birine hakaret etse, sen de ailendeki bu şahsın iyi bir insan olduğunu düşünüyorsan, hakaretlerin yersiz olduğunu düşünüyorsan onu savunmaz mısın? Ben de Atatürk’ü seviyorum ve haklı olduğunu düşünüyorum bu yüzden savunuyorum, ortada bir haksızlık olmasa, sevsem bile savunmazdım. Yani tamamen objektif bir davranıştır bu davranışım.

———————————–

Yazdığım yazının Kenan Evren’lik dediğin bölümü hakkında konuşayım. Buradan yanlış anlamlar çıkarıyorsun.

Ben, devlet farklı görüşü olanları toplasın öldürsün baskı kursun demedim. Kesinlikle böyle bir şey demem, herkesin istediği gibi bir görüşü olur.

Amaaa; hiç kimse bu devlet içinde kendi devletini kurmak isteyemez. Böyle bir şey yapmaya kalkışırsa bu suç olur.

İsteyen herkes siyasete katılır, özelleştirme yanlısı olur devletleştirme yanlısı olur, düşük maaş yanlısı olur yüksek refah yanlısı olur, yabancı sermayeyi destekler, desteklemez, idam cezasını yasaklar, serbest bırakır, cezaları ağırlaştırır hafifletir, çevreye duyarlı olur, istediğini yapar. Ama bu devlet düzeni içerisinde yapmak zorundadır. (Örneğin türbanla devlet dairelerine girmek ve düşünce özgürlüğü konularını buraya yazmadım çünkü bunlar zaten serbest hale getirilmelidir, bunlar yönetim anlayışına bağlı değil temel hak ve özgürlüklerdendir.)

Çünkü şu andaki devlet düzenimiz özgürlükçü bir düzendir ve eğer ki siz farklı yönetim şekli isterseniz (komünizm, monarşi) farklı bir devlet kurmak zorunda kalırsınız, onu da bu topraklar üzerinde yapmaya kalkarsanız bu devletle savaşmak zorunda kalırsınız.

Albatros  February 27th, 2010 tarihinde demis ki;

“Atatürk’e alerjisi olan insanlarsınız ve bu alerjinizi çok anlamsız şekilde açıklamaya çalışıyorsunuz. Diğer konulardaki görüşlerinize katılıyorum, severek okuyorum. Ama Atatürk’e gelince yaptığınız anlamsız.”
Atatürk’e alerjim olduğunu nerden çıkarıyorsun, anlamıyorum? Ben kendi adıma bu güne kadar Atatürk ile ilgili hiç bir tartışmaya katılmadım. Atatürk ile ilgili anlamsız şeyler yaptığımı neye dayanarak söylüyorsun bilmiyorum? “bana ördek dedin” diyen adam gibi davranıyorsun.

“Akay, Altay, Ceyda, Boşboğaz, Albatros, Ömer vd. bunların hepsi aynı yobaz değil mi?” sorusuna evet aynen dediğin gibi diye cevap veriyorsan en azından renk körü olduğunu söyleyebilirim.

Özgürlükler ve bölücülük konusunda çok çelişkili yaklaşımların var. İnsanlarımızın çoğunun kendi ideolojileri yönünde bir devlet kurma veya mevcut rejimi bu yönde değiştirme hevesinde olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun. Muhtemelen bu düşüncen dışarıya kapalı bir hayat yaşamandan kaynaklanıyor olabilir. Genelde lojmanda yaşayan kişilerde bu tip sendromlar görülür. İnsan bilmediğinin düşmanı olurmuş.

Sabah kalkınca herhangi bir sürprizle karşılaşmak istemiyorum. Hayatımın geri kalan kısmını ülkemin insanları ile savaşarak geçirmek istemiyorum. Bana kimsenin baskı yapmasını istemiyorum. Kendim için istediğimi ülkemin tüm insanları için istiyorum. Demokratik normalin dışındaki davranışların sorgulanabilmesini ve müsebbiplerinin cezalandırılmasını istiyorum.

Aykut  February 28th, 2010 tarihinde demis ki;

Tamam güzel diyorsun da kendin için istediğini ülkenin tüm insanları için istemek yeterli olmaz. Kendin monarşi istiyor da olabilirsin ama ülkenin insanları için isteyemezsin.

Ama tabi ki istediğini düşünme ve başkalarını rahatsız etmediğin sürece istediğini yapma hakkın var ben hiçbir zaman aksini iddia etmedim. Kimse sana karışamaz. Özgürlük budur ve benim istediğim de budur.

Şu anki yönetim şeklimiz oldukça özgürlükçüdür. Daha da özgürlükçü olması için değişiklikler yapılabilir, ayrıca yasalarda olmasına rağmen pratikte verilmeyen hakların da verilmesi gerekir.

Ancak kimse özgürlükleri kısıtlayıcı bir yönetim biçimi getirmeye çalışamaz. Tek söylediğim buydu benim.

Tabi bir de Atatürk’ün insanların özgürlüğünü kısıtladığını iddia edenlerin haksız olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu ülkedeki insanların özgür olmasını sağlayan zaten Atatürk’ün ta kendisiydi. Daha sonra yönetimde bazı yanlış kararlar vermiş olabilir ancak her zaman niyeti iyiydi. Niyeti insanların özgür kalmaya devam etmesiydi. Ne yaptıysa bunun için yaptı. Yanlış yapmış diyebilirsiniz, her yaptığına yanlış bile diyebilirsiniz ancak kötü bir insandı, zevk içinde yaşadı, her yaptığını da bunun için yaptı derseniz haksızlık etmiş olursunuz, bunu samimiyetle söylüyorum.

Albatros  February 28th, 2010 tarihinde demis ki;

Sabah kalkınca herhangi bir sürprizle karşılaşmak istemiyorum. Hayatımın geri kalan kısmını ülkemin insanları ile savaşarak geçirmek istemiyorum. Bana kimsenin baskı yapmasını istemiyorum.

“Kendim için istediğimi ülkemin tüm insanları için istiyorum.” Bu cümlenin tefsiri:

KİMSENİN Sabah kalkınca herhangi bir sürprizle karşılaşmaSINI istemiyorum. HayatLARINın geri kalan kısmını ülke insanlarıNIN savaşarak geçirmeSİNİ istemiyorum. KİMSEYE kimsenin baskı yapmasını istemiyorum.

Neden yazılanları bu kadar farklı anlamaya çalıştığını anlayamıyorum.

Simdi de sizi dinliyoruz