Çağdaş Gelin Adayı

Bir evlilik sitesinden alıntıdır:
Kendisini Nasıl Anlatıyor:
çok bakımlı kuralcı,titiz,iyi aile terbiyesi almış nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen,kibar,anlayışlı,karşısındaki kişinin de fikirlerini dikkate alan şeker mi şeker bir insanım.En önelisi de atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir insanım.Aradığı Eşi Nasıl Anlatıyor:
28 33 yaş arası Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı içerisinde gerçekten Allah korkusu ve sevgisi olan argo ve küfürlü sözler kullanmayan nazik anlayışlı iyi aile terbiyesi almış kısa ama öz konuşan efendi birisi olsun.Tercihen hukukçu veye mühendis olsun.
Gün geçmiyor ki eğitim sistemimizin yetiştirmek istediği çağdaş insan profiliyle karşılaşmayalım. Hanım kızımızın kendi özelliklerine göz attığımızda gerekli herşey fazlasıyla var. Hem de çok “şeker mi şeker”miş. Ama en önemlisi -kendisinin de belirttiği üzere- ilke ve inkılaplara bağlı bir insan. Bu da zaten Milli Eğitim’e bağlı okulların öncelikli hedefleri arasında yer almakta. Keşke her gencimiz bu hanım kızımız kadar Yüce Misyon’a uygun yetiştirilebilse. Nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen, yüce ilkeleri kendine rehber edinmiş, yenilikçi, modern düşünebilen, ufku geniş, çağdaş… Saymakla bitiremiyoruz. Neden? Çünkü burada püf nokta ilkelere bağlı olması hanım kızımızın. Bu birincil hedefi kendine rehber edindiğinde kendine diğer yüce hasletler bahşediliyor. Şunu akıldan çıkarmamalı ki ilkelerden uzaklaştıkça, yüce hasletler azalacak. Yakınlaştıkça, hasletler çoğalacak. Hatta arşa değecek belki başı. Bağlılığı pekiştirmede başta veliler olmak üzere, öğretmenlere de büyük görevler düşüyor.
Gelelim aradığı eş profiline. Hanım kızımızın ilk aradığı kriter, kendisinde olduğu gibi ilkelere bağlılık. Onsuz evliliği yürüyemez zaten. Çünkü hanım kızımızı ancak kendisi gibi çağdaş bir damat paklar. Mutlu ve huzurlu bir hayat geçirmelerinin yanında, neslin devamı açısından da önemli bir nokta bu ana kriter. Çünkü cumhuriyetimizin bekası için gerekli “yılmaz bekçiler”, ilkelerin gölgesindeki çağdaş aşkların meyvesinden doğabilir. Hele ki günümüze baktığımızda dört tarafımız örümcek kafalılarla çevrilmiş durumda. Tehlikenin farkındasınız değil mi? Namaz kılan gençlerin sayısı bale yapan gençlerin sayısının 23 katından 1934 eksiktir. Aradaki farkın 10 senede kapanması için yapılması gereken çağdaş evlilik sayısını gelin siz hesap edin. Cumhuriyetimizin acilen “yılmaz bekçiler”e ihtiyacı vardır. Bir an evvel seri üretime geçilmek zorundadır. Bu üretim için gerekli kudret, çağdaş bireylerin testis ve yumurtalıklarında mevcuttur. Gerekli çoğunluk sağlandığı takdirde gericilerin beynine verilmelidir. Yetti gayrı!
Hanım kızımızın ilk aradığı kriterden hemen sonra Allah korkusu ve sevgisi gelmekte. Kendileri bir kez daha takdiri hak ediyor. Çünkü Allah korkusu ve sevgisi 2. sırada yer alıyor. Bu da kendisinin laiklik ilkesinin ne kadar bilincinde olduğunu göstermekte bizlere. Din denen dogmanın, çağdaş evlilik hayatına burnunu sokmasını engellemiş oluyor bu şekilde. Ey din haddini bil, senin sözün bir yere kadar. Bilim ve akıldan üstün müsün ki herşeye karışıyorsun. Zeki kızımız bu kriteri de sayarak gericilerin dostluğunu kaybetmemiş oluyor böylelikle. Mahalle baskısını bu şekilde üstünden atıyor. Çünkü o Allah’ı seviyor ve O’ndan korkuyor.

Ne kadar içler acısıdır ki böyle zeki ve çağdaş bir kız, evlilik sitelerinde kendisini bulacak beyaz atlı çağdaş prensi bekliyor. Bu memlekette hiç mi çağdaş adam kalmadı. Durum gerçekten bu kadar vahim mi? Burdan tüm çağdaşlara sesleniyorum. Haydi bu gidişe bir son verelim. “Yılmaz Bekçi Seri Üretimi” için açılışı bu hanım kızımızın evliliğiyle yapalım.
O mutlu gününüzde nikah şekerinin yanında Nutuk dağıtmayı unutmayın. O mutlu gecede siz de bir paragraf okumadan hanım kızımıza yaklaşmayın. Şimdiden mutluluklar diliyor ve müstakbel minik yılmaz bekçilerin yanaklarından öpüyorum. Cumhuriyet sizinle gurur duyuyor!
3 Yorum
emre September 29th, 2009 tarihinde demis ki;
atatürk ilke ve inkilapları = uygarlık ve muasır medeniyete ulaşma yolları.
Deselerde inanmadım, inanamadım bu yaşıma kadar. Hernekadar eğitim sistemimiz tamamen bunun değiştirilemez bir doğru olduğunu bize empoze etmek, genç dimağları bulandırmak ve yetersiz birer birey oluşturmak üzerine kurulmuş olsada Türk toplumunda hala at gözlüğü takmamış, sadece atatürk ilke ve inkilaplarına saplanıp kalmamış insan güruhu olduğunu bilmek bile bana ayrı güven duygusu veriyor.
Bilirsiniz M.Akif Ersoyun bir sözü var; “Medeniyet dediğin açmaksa bedeni, desene hayvan senden daha medeni”
Allah aşkına sölesenize;
Osmanlı bizden daha mı az medeni idi?
Konuyla alakalı gördüğüm bir diğer merak ettiğim konu ise; atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılık neden bir inanç ve din gibi gösterilmekte. Yukarıda ki alıntıyı dikkatle ve her cümlesini düşünerek tekrar bir okuyun derim.
Ben Müslümanım ve aradığım insanda Müslüman olmalı demekle atatürk ilke ve inkilaplarına bağlıyım aradığım insanda bağlı olmalı demek arasındaki farkı biri bana açıklasın ne olur…!
Saygılar…
ZAFERS October 6th, 2009 tarihinde demis ki;
1923 den bu yana Müslümanlığı laiklik,çağdaşlık safsatalarıyla bertaraf etmeye çalışan ateist bir toplum yaratma çabalarının bugün bir bataklığın içerisinde görmek eminimki onları kahrediyordur..
önce ezanı türkçe okutalım dediler ama tutmadı kur-anı kerimin ayetlerini bile değiştirmeye kalktı bu zihniyet..
bugün çağdaşız cumhuriyetçiyiz diye nutuk atan sözde aydınlar AB üyeliğine Demokratikleşmeye özgürlüge karşı çıkıyorlar.. hani ne oldu ilkeleriniz ?
duruma göre mi şekilleniyor ilkeleriniz ?
Allahın peygamberinin Kur-anı kerimin gösterdigi yol sizi neden bu kadar rahatsız ediyor ? bu ilkelerin hiçbiri ÇALMA! ÇIRPMA ! YOLSUZLUK YAPMA ! DARBE YAPMA ! demiyor NEDEN ? neresinde bunun çağdaşlık ? neyse uzatırsam bandwith şişer mazallah… saygı ile selamlarım..





bosbogaz September 26th, 2009 tarihinde demis ki;
Arac amac oldugunda boyle seyler oluyor. Ataturk’un belirledigi amac ileri medeniyettler arasina girmek (butun devletlerinde amaci bu olsa gerek. Biz ucuncu dunya ulkesi olmayi hedefliyoruz diye devlet kurulmaz herhalde). Bu amaca goturecek aracin Ataturk ilke ve inkilaplari oldugu yonunde bir hipotezimiz var.
Bu hipotez calisir ve ya calismaz bunu zaman gosterecek. Simdiye kadar bakildiginda Dunyanin gidisatina yon veren bir Turkiye ortaya cikmadi ve cikacagi da supheli. Hanfendinin yazidaki kriteri koca adayinin uygar olmasi degil, Ataturk ilkelerine bagli olmasi. Ha bu arada mustakbel beyaz atli prens gunde bes posta hanfendiye dayak atsa o onemli degil. Ataturk ilkelerine baglilik cok onemli ama. Devlete sekil verecek ilkelerin gunluk hayatta insanlar arasindaki iliskileri sekillendirmesini bekliyoruz ya aferin bize.
Aslinda sorun egitim sistemimizin Ataturk ilke ve inkilaplari = Uygarlik olarak gosteriyor olmasi. Ideolojik propagandanin topuzunu cok kacirmisiz vesselam.