'Alıntılar' Kategorisi Incileri

Caferi açılımı

caferi
Bu sabah televizyonda kanalları karıştırırken Halk TV’deki belgesele takıldım. Athena, Herakles, Zeus derken bir anda Canlı Yayın’a bağlandı. “Ne oldu lan yine?” derken, bir baktım haremlik selamlık bir kalabalığın ortasından Deniz Baykal geliyor. Bayanlar tarafı komple örtülü, piyasa jargonuyla “türbanlı”.


Devam

Kenan Sofuoğlu’nun basın bildirisi

Kenan SofuogluSevgili Deliler;

Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu’da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu oldu.

Motor sporlarıyla ilgilenmeseniz bile birkaç dakikanızı ayırarak Pit Cafe’ye uğramanızı ve bu basın bildirisini okumanızı tavsiye ederim. Türkiye’de neler döndüğü hakkında şapkayı önümüze koyup bir kez daha düşünmemiz için önemli bir yazı bu.

Şuraya tıklayıp okuyabilirsiniz: Kenan Sofuoğlu Basın Bildirisi

Sağlık sektörüne para lazım

kus gribi yalan dolandir!Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu.

Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların cirit attığı yerlerde çakalların gezdiği ormanlar vardı. Bunları hatırlıyorum diye 100 yaşında zannetmeyin beni, sadece 15–16 sene öncesinden bahsediyorum.

Çevresindeki ormanları kemire kemire Şile’ye kadar dayanan İstanbul sadece ormanları değil, orman köylüsünü, bir şekilde yaşamaya devam eden o sakin kasaba yaşamını da yok etti.

“Eski günler ne güzeldi üf yaa,” diye ağlayacak değilim, böyle olması gerektiği için böyle oldu. Son 50 yılda milyonlarca insanın koşarak gelip doluştuğu bir şehirden bahsediyoruz, daha farklısı beklenemezdi.

Ben “Ümraniye köydü,” diyorum, babam “Maslak’ta çakallar gezerdi,” diye anlatıyor. Eğer dönüp gelir de İstanbul’da yaşarsam çocuklarım Ömerli’deki, Şile’deki gökdelenleri, iş merkezlerini gösterip “eskiden ormandı buralar” diyecekler. Göç engellenmedikçe, normal gelişmeler bunlar.

Aslında kafama takılan başka bir şey bugün.

Bütün dünya aylardır Domuz Gribi tantanasıyla yatıp kalkıyor. Aşılar, ilaçlar, maskeler yok satıyor. Türkiye’de Sağlık Bakanı “herkes aşı olsun,” derken Başbakan kalkıyor, “bana ne ben aşı olmam, gerek yok,” diyor.


Devam

Çağdaş Gelin Adayı

cagdas evlilik

Bir evlilik sitesinden alıntıdır:

Kendisini Nasıl Anlatıyor:
çok bakımlı kuralcı,titiz,iyi aile terbiyesi almış nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen,kibar,anlayışlı,karşısındaki kişinin de fikirlerini dikkate alan şeker mi şeker bir insanım.En önelisi de atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir insanım.

Aradığı Eşi Nasıl Anlatıyor:
28 33 yaş arası Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı içerisinde gerçekten Allah korkusu ve sevgisi olan argo ve küfürlü sözler kullanmayan nazik anlayışlı iyi aile terbiyesi almış kısa ama öz konuşan efendi birisi olsun.Tercihen hukukçu veye mühendis olsun.


Devam

Kadir Topbaş uyuma!

suleymaniyeİstanbul Üniversitesi Haber Ajansı’ndan Nurten Erdoğan’ın haberi. 26 Mayıs’ta yazılmış, biraz geç farkettim. Atlas Dergisi sayfalarına taşımış, ben de elimi taşın altına sokayım da bakarsınız bir şey olur.
Devam