<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; Alıntılar</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/category/alintilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 23:29:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bugün 5 Kasım</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bugun-5-kasim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bugun-5-kasim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 06:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[5 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[guy fawkes]]></category>
		<category><![CDATA[v for vendetta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3867</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hatırla, 5 Kasım&#8217;ı hatırla Barut ihanetini ve komplosunu Zaten aklım almaz barut ihanetinin neden unutulacağını Ama ya adam? Biliyorum, adı Guy Fawkes idi&#8230; ve biliyorum; 1605&#8242;de Parlamento Binası&#8217;nı patlatmaya çalıştı. Ama kimdi gerçekte? Neye benziyordu? Bize fikirleri hatırlayın dendi, adamı değil. Çünkü bir adam başarısız olabilir. Yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilir. Ama 400 yıl sonra bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3868" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/11/V.jpg" alt="" width="420" height="304" /><em><br />
&#8220;Hatırla, 5 Kasım&#8217;ı hatırla<br />
Barut ihanetini ve komplosunu<br />
Zaten aklım almaz barut ihanetinin neden unutulacağını<br />
Ama ya adam?<br />
Biliyorum, adı Guy Fawkes idi&#8230;<br />
ve biliyorum; 1605&#8242;de Parlamento Binası&#8217;nı patlatmaya çalıştı.<br />
Ama kimdi gerçekte? Neye benziyordu?<br />
Bize fikirleri hatırlayın dendi, adamı değil.<br />
Çünkü bir adam başarısız olabilir.<br />
Yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilir.<br />
Ama 400 yıl sonra bir fikir hâlâ dünyayı değiştirebilir.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Bir zamanlar itiraz etme hakkınız vardı, düşünmek ve inandığınız şekilde ifade etmek; şimdiyse düzene uymaya, boyun eğmeye mecbur eden bir sansür ve gözetim altındasınız.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Toplumlar, kendi devletlerinden korkmamalı.<br />
Devletler, kendi toplumlarından korkmalı.&#8221;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bugun-5-kasim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/11/V.jpg' length ='7441'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sezar&#8217;ın hakkı Sezar&#8217;a</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 11:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[julius caesar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi değiştiren askerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3830</guid>
		<description><![CDATA[Gaius Julius Caesar (M.Ö 100 – 44) yani Jül Sezar, Roma İmparatorluğu’na en şaşaalı dönemini yaşatan büyük asker. Tarihi Değiştiren Askerler adlı kitabı okurken Sezar hakkında ilginç bilgilere rastladım ve Kuyu okurlarıyla paylaşmak istedim: Kariyeri ile parlayan ismi (Caesar) kendisinden sonra gelen Roma imparatorlarına unvan olarak verilmiş ve hatta ondan asırlar sonraki liderlerin kullandığı sıfatlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3832" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/caesar.jpg" alt="caesar" width="420" height="413" /><br />
Gaius Julius Caesar (M.Ö 100 – 44) yani Jül Sezar, Roma İmparatorluğu’na en şaşaalı dönemini yaşatan büyük asker. <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=123570" target="_blank">Tarihi Değiştiren Askerler</a> adlı kitabı okurken Sezar hakkında ilginç bilgilere rastladım ve Kuyu okurlarıyla paylaşmak istedim:</p>
<blockquote><p>Kariyeri ile parlayan ismi (Caesar) kendisinden sonra gelen Roma imparatorlarına unvan olarak verilmiş ve hatta ondan asırlar sonraki liderlerin kullandığı sıfatlar, (Fatih Sultan Mehmet’in <strong>Kayzer</strong>-i Rum, Almanların kullandığı kayzer (<strong>keiser</strong>), Rusların çar (<strong>czar</strong>) gibi) Sezar’dan türemiştir.</p></blockquote>
<blockquote><p>Bugün kullandığımız 365 günlük devrik yıla dayalı takvim Sezar iktidarının eseridir. Yedi ayın otuz bir gün çekmesine Sezar karar vermiş, Senato da kendisini onurlandırmak için aylardan birine (<strong>Julius </strong>– Temmuz) onun adını vermişti.</p></blockquote>
<p>(Muhtemelen Sezar temmuz ayında doğduğu için bu aya ismi verildi.)</p>
<blockquote><p>Bir iddiaya göre Sezar doğarken annesi ölmüş, o da annesinin karnının kesilmesi ile çıkartılmıştır. Bu yüzden kendisine ‘kesilip çıkarılan’ &#8216;Caesar&#8217; adı verilmiştir. Diğer bir deyişle günümüzdeki <strong>sezaryen </strong>işleminin de isim babasıdır.</p></blockquote>
<p>Kitap, tarihe damgasını vurmuş askerlerin özet hayatlarıyla sizi tarih yolculuğuna çıkarıyor. Yolculuk; milattan önce Savaş Sanatı’nın yazarı, taktik ustası Sun Tzu ile başlayıp, Hitler’i yenen Kızıl Ordu kumandanı Mareşal Zhukov ile sona eriyor. Aralarda kimler yok ki? Attila, Alparslan, Cengiz Han, Kanuni, Napolyon, Stalin… Kitap zevkle okunsa da bende yaptığı bir yan etki var: Kaypak siyaset dünyasına, seçim sandıklarına, ikiyüzlü diplomasiye bir kez daha küfrü basıyorum. Eskinin savaş meydanlarında özgür bir insan olarak can vermeyi, bugünün ikiyüzlü modern dünyasında köle gibi yaşamaya tercih ederdim. Bir de diyorum ki: “Bugün sepete konacak çok kelle var hacı!”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/caesar.jpg' length ='62517'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Buddha&#8217;nın altın tavsiyesi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 08:46:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ananda]]></category>
		<category><![CDATA[buddha]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[fesat]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[godoş]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3616</guid>
		<description><![CDATA[Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog: -    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir? -    Onları görmeyin Ananda. -    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım? -    Konuşmayın Ananda. -    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım? -    Gözünüzü dört açın Ananda… Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3617" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/ananda.jpeg" alt="" width="420" height="362" /><br />
Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog:</p>
<blockquote><p>-    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir?<br />
-    Onları görmeyin Ananda.<br />
-    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım?<br />
-    Konuşmayın Ananda.<br />
-    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım?<br />
-    Gözünüzü dört açın Ananda…</p></blockquote>
<p>Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim kadın fitnesini çok iyi ifade etmişti Buddha.<br />
<span id="more-3616"></span></p>
<p>Tecavüzcü erkekler çoğaldı. Yumuşak erkekler de çoğaldı. Hatun kölesi erkekler de çoğaldı. Bunlar zaten biliniyor. Ama bir de buzdağının görünmeyen yüzü var kocaman, pek gün yüzüne çıkarılmayan. O da kadınların şerri. Mülayim erkeklere sırnaşan kızlar dolu etrafta; resmen erkekleri baştan çıkarmaya, becermeye çalışıyorlar.</p>
<p>Öyle şıllıklar geziyor ki etrafımızda, genelev çalışanlarına saygı duymaya başladım. Entrika, alavere dalavere, kırıtma, kuyruk sallama, göz kırpma gibi şeylerle karşılarındaki erkekleri kolaylıkla parmaklarının ucunda oynatıyorlar. İsteğe göre yatağa atabiliyorlar. Kozmetik sektörünü de unutmamak lazım. Mesela, öyle parfümler var ki erkeğin anında ereksiyonunu sağlıyor.</p>
<p>Gerçi tüm bunlar erkeklerin işine geliyor. Kim bir kadına hayır diyebilir ki? Ne de güzeldir bir kadın tarafından avlanmak, becerilmek, sömürülmek. Peki hala bir kadına hayır diyebilen erkek kaldı mı? Sadece Allah’tan korkan günümüzün Yusuf’ları. Gömleğini yırttırmama mücadelesi veren namuslu erkekler az da olsa var hala. Zaten Buddha’nın tavsiyesini ancak onlar anlayabilir. Yoksa tabi ki &#8220;veren memnun, alan memnun.”</p>
<p>Buddha’nın yukarıdaki tavsiyesini 21. yüzyıla uyarlarsam aşağıdaki diyalog çıkıyor ortaya. Evet, birçokları “ahlakî” bulmayacak, “ayıp” diyecek. Ama kadınların şer dolu dünyaları o kadar tiksindirici ki aşağıdaki şekilde suratlarına kusmak istiyorum. Hem sanki gizli fahişelerin yaptıkları çok ahlakî idi. Gitsinler genelevde çalışsınlar ya da porno sektörüne girsinler. Ama işyerlerinde kırıtmasınlar. Altlarına giydikleri g-string’leri gözümüze sokmasınlar. Şu 3 günlük dünyada hala “Yusuf” olarak kalmaya çalışan erkeklerin huzurunu bozmasınlar.</p>
<p>Ömer ile müstakbel oğlu arasındaki diyalog:</p>
<p><em>-    Kadınlara nasıl davranmam gerekir?<br />
-    Onlara bakma evlat.<br />
-    Ama eğer görmekten kaçamazsam ne yapayım?<br />
-    Konuşma evlat.<br />
-    Ama eğer onlar benimle konuşursa ne yapayım?<br />
-    Onları aşağıla evlat.<br />
-    Ama eğer hala sırnaşmaya devam ederlerse ne yapayım?<br />
-    Onlara orta parmağını göster evladım.</em></p>
<p>Not: Yukarıda Buddha’nın tavsiyesini sadece “erkeklerin becerilmesi” açısından ele aldım. Ancak bu Buddha’ya büyük haksızlık olur. Bunun yanında; insanları birbirine düşürme, ara bozma, dedikodu, laf taşıma, fitne çıkarma vs. gibi birçok özelliklerinden dolayı bile kadınlardan kaçmak, kaçamasak da tetikte olmak gerek. Ha bir de unutmadan, daha önce <a href="../index.php/modern-kadin.html" target="_blank">Modern  Kadın</a> yazısında da söylediğim gibi kadınların bu denli yoldan çıkmasının mimarı da yumuşak godoş erkeklerdir. Erkek, <strong>erkek</strong> olmayınca kadın ne yapmaz ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/ananda.jpeg' length ='56632'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Caferi açılımı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/caferi-acilimi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/caferi-acilimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 13:04:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[baykal]]></category>
		<category><![CDATA[caferi]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3170</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah televizyonda kanalları karıştırırken Halk TV’deki belgesele takıldım. Athena, Herakles, Zeus derken bir anda Canlı Yayın’a bağlandı. “Ne oldu lan yine?” derken, bir baktım haremlik selamlık bir kalabalığın ortasından Deniz Baykal geliyor. Bayanlar tarafı komple örtülü, piyasa jargonuyla “türbanlı”. Caferilerin; Hz. Hüseyin’in şehit edildiği Kerbela olayının 1370. yıldönümü nedeniyle düzenledikleri “Evrensel Aşura Matem Merasimi”nde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3176" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/caferi.jpg" alt="caferi" width="420" height="315" /><br />
Bu sabah televizyonda kanalları karıştırırken Halk TV’deki belgesele takıldım. Athena, Herakles, Zeus derken bir anda Canlı Yayın’a bağlandı. “Ne oldu lan yine?” derken, bir baktım haremlik selamlık bir kalabalığın ortasından Deniz Baykal geliyor. Bayanlar tarafı komple örtülü, piyasa jargonuyla “türbanlı”.</p>
<p><span id="more-3170"></span>Caferilerin; Hz. Hüseyin’in şehit edildiği Kerbela olayının 1370. yıldönümü nedeniyle düzenledikleri “<strong>Evrensel Aşura Matem Merasimi</strong>”nde Baykal konuştu:</p>
<blockquote><p>&#8220;Yaşanmış bir faciayı insanlar bunca süre sonra acaba böylesine coşkuyla heyecanla yüreğinde hissederek nasıl oluyor da yaşamaya devam edebiliyorlar. Bugün İslam dünyasının dört bir köşesinde, her yerde bilinçli bir Müslüman olduğunu düşünen herkes kendi ölçüleri içinde bu acıyı mutlaka yüreğinde yaşıyordur. Yaşamak zorundadır. Bu acı, hepimizin ortak acısıdır. Bu facia sadece Halkalı&#8217;da bizim hatırladığımız bir facia olmanın ötesinde, dünyanın her yerindeki Ehl-i Beyt sevgisini yüreğinde yaşatan, şuurlu bir İslamiyet anlayışını sahiplenmiş olan herkesin de paylaştığı bir acı olmalıdır. Mezhebi, cemaati ne olursa olsun dünyanın her yerindeki Müslümanlar bu duyguları saygıyla paylaşıyorlardır. Kim kime faciayı yaşatmış, kim adına yaşatmış.</p>
<p>İslamiyet&#8217;in bayrağını taşıdıklarını söyleyenler, İslamiyet&#8217;in özünü ortaya koymuş olan Hazreti Peygamber’in, Ehl-i Beyt’in değerlerini inkar eden, onları ortadan kaldırmaya yönelen bir anlayışla bu faciayı yaşatmış olmasıdır</p>
<p>Bu facia, ne yazık ki noktalanmış, bitmiş, insanlığın hafızasından kopup gitmesine fırsat verilmiş bir facia olmanın ötesinde bir anlam yaşıyor. Ne yazık ki, Ehl-i Beytin maruz kaldığı facianın o kadar dramatik olmasa da, başka türlerini hala bu süreç içinde zaman zaman, yer yer yaşamak durumunda kalıyoruz. Facialar ve zulüm devam ediyor. İnsanlık buna tepki gösterme ihtiyacını hissediyor. Ne yazik ki, Muaviye’ler, Yezid&#8217;ler bitmedi. Bizi ayırmak isteyen tuzaklara düşmeyeceğiz. Herkes kendi inancıyla temel birlik ve bütünlük içinde yaşamayı başaracaktır.&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu konuşmayı dinlerken gözlerim yaşardı.<em> </em>Özellikle şu cümlelerde:<em></em></p>
<p><em>&#8220;Facialar ve zulüm devam ediyor. İnsanlık buna tepki gösterme ihtiyacını hissediyor.&#8221; </em> (Kılıcı havaya kaldırıp İsrail&#8217;e cihat ilan edecek diye bekledim ama yapmadı.)</p>
<p><em>&#8220;Herkes kendi inancıyla temel birlik ve bütünlük içinde yaşamayı başaracaktır.&#8221; </em>(Sanırım gelecek seçimlerde başörtüsüne kamusal alanda serbestlik sözünü verecek.)</p>
<p>Yediğin aşureler helal olsun sana Baykal!</p>
<p>Siyasi açıdan; 2009 açılımların yılı oldu, 2010 samimiyetin yılı olur umarım. (Pek sanmıyorum ama neyse)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/caferi-acilimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/caferi.jpg' length ='49877'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kenan Sofuoğlu&#8217;nun basın bildirisi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 16:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul park]]></category>
		<category><![CDATA[kenan sofuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3146</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Deliler; Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu&#8217;da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3149" title="Kenan Sofuoglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kenansofuoglu-421x280.jpg" alt="Kenan Sofuoglu" width="421" height="280" />Sevgili Deliler;</p>
<p>Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu&#8217;da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu oldu.</p>
<p>Motor sporlarıyla ilgilenmeseniz bile birkaç dakikanızı ayırarak Pit Cafe&#8217;ye uğramanızı ve bu basın bildirisini okumanızı tavsiye ederim. Türkiye&#8217;de neler döndüğü hakkında şapkayı önümüze koyup bir kez daha düşünmemiz için önemli bir yazı bu.</p>
<p>Şuraya tıklayıp okuyabilirsiniz: <a title="Kenan Sofuoglu basin bildirisi - Pit Cafe" href="http://www.pitcafe.com/index.php/2009/12/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi/" target="_blank">Kenan Sofuoğlu Basın Bildirisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kenansofuoglu-421x280.jpg' length ='42708'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sağlık sektörüne para lazım</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 00:48:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[at gribi]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz et sanayicileri ve damızlıkçılar birliği]]></category>
		<category><![CDATA[carlos alberto morales paitan]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[donald rumsfeld]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[gıda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[gilead sciences]]></category>
		<category><![CDATA[h1n1]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[köy tavuğu]]></category>
		<category><![CDATA[köy yumurtası]]></category>
		<category><![CDATA[kuş gribi]]></category>
		<category><![CDATA[margaret chan]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[relenza]]></category>
		<category><![CDATA[roche]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı tavuk bilgi platformu]]></category>
		<category><![CDATA[tamiflu]]></category>
		<category><![CDATA[uğur dündar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2946</guid>
		<description><![CDATA[Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu. Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2956" title="kus gribi yalan dolandir!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/11/kusgribi.jpg" alt="kus gribi yalan dolandir!" width="410" height="268" />Ben küçükken Şile’ye pikniğe giderdik. Ümraniye yolları stabilizeydi, Ümraniye Sondurak dediğimiz yer gerçekten de son duraktı. Daha ileri gitmezdi otobüsler. Ümraniye’yi geçtikten yol kenarında kızarmış piliç satan dükkânlar olurdu. Biraz daha gidip Ömerli’yi de geçince mevsimine göre mısırcılar, gözlemeciler, meyve sebze satanlar da olurdu.</p>
<p>Acarkent falan yoktu o zamanlar, Beykoz Konakları da yoktu. Bugün villaların cirit attığı yerlerde çakalların gezdiği ormanlar vardı. Bunları hatırlıyorum diye 100 yaşında zannetmeyin beni, sadece 15–16 sene öncesinden bahsediyorum.</p>
<p>Çevresindeki ormanları kemire kemire Şile’ye kadar dayanan İstanbul sadece ormanları değil, orman köylüsünü, bir şekilde yaşamaya devam eden o sakin kasaba yaşamını da yok etti.</p>
<p>“Eski günler ne güzeldi üf yaa,” diye ağlayacak değilim, böyle olması gerektiği için böyle oldu. Son 50 yılda milyonlarca insanın koşarak gelip doluştuğu bir şehirden bahsediyoruz, daha farklısı beklenemezdi.</p>
<p>Ben “Ümraniye köydü,” diyorum, babam “Maslak’ta çakallar gezerdi,” diye anlatıyor. Eğer dönüp gelir de İstanbul’da yaşarsam çocuklarım Ömerli&#8217;deki, Şile’deki gökdelenleri, iş merkezlerini gösterip “eskiden ormandı buralar” diyecekler. Göç engellenmedikçe, normal gelişmeler bunlar.</p>
<p>Aslında kafama takılan başka bir şey bugün.</p>
<p>Bütün dünya aylardır Domuz Gribi tantanasıyla yatıp kalkıyor. Aşılar, ilaçlar, maskeler yok satıyor. Türkiye&#8217;de Sağlık Bakanı “herkes aşı olsun,” derken Başbakan kalkıyor, “bana ne ben aşı olmam, gerek yok,” diyor.</p>
<p><span id="more-2946"></span>Plan basit. Eğer salgından ölürseniz Sağlık Bakanı diyecek ki, “size grip aşısı olun dedik, olmadınız. Müstahak size!”</p>
<p>Eğer aşının yan etkileri yüzünden sakata gelirseniz de Başbakan diyecek ki, “ben olmadım, size de olmayın dedim, müstahak size.” Ne güzel proje, öyle değil mi?</p>
<p>Bundan önce de Kuş Gribi diye bir tantana olmuştu.</p>
<p>Kuş Gribi dönemi bana çok ilginç gelmişti. Çünkü medyanın Kuş Gribi’yle yatıp kalktığı günlerde ben Ankara’da askerlik yapıyordum.</p>
<p>Askerlik yaptığım kışlanın yemekhanesi 600 kişilikti. Dört kişilik masalarda bir kâse içinde dilimlenmiş ekmekler olur, yemeğini alan masaya kurulurdu. Klasik tabldot sistemi işte. Burada ilginç olan ise şuydu:</p>
<p>Biz yemeğimizi alıp masaya oturmadan önce, ekmeklerimizi kuşlar didiklerdi. Yemekhanede uçuşan onlarca serçe ve bir dünya güvercin ekmekleri yeterince didikledikten sonra biz de masaya oturur, o ekmeklerle birlikte yemeğimizi yerdik.</p>
<p>Yemek sonrası gazinoda sigara çay muhabbeti yaparken televizyonda haberler dönerdi:</p>
<p>“Kuş Gribi yine can aldı sayın seyirciler. Ankara’da şu kadar kişi öldü, önlem için şu kadar ördek itlaf edildi.”</p>
<p>Sonra reklamlar başlardı. Kuş Gribi’ne karşı birleşen tavuk üreticilerinin <a href="http://www.sagliklitavuk.org/" target="_blank">Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu</a> adıyla bir birlik kurduğu, köy tavuklarının tehlikesine karşı çiftlik tavuklarının ne kadar sağlıklı olduğu anlatılırdı reklamlarda. <em>(Bu birliğin adı <a href="http://www.besd-bir.org/" target="_blank">Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği </a>de olabilir, tam hatırlamıyorum. )</em></p>
<p>Böcek kovalayarak ilerlediği kariyerinde cahil halkın güvenine bol bol mazhar olan <a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/ugur-dundari-uzmusler.html" target="_blank">Uğur Dündar</a> da bunların reklamlarında galoşla, boneyle fabrika gezer, “evet, fabrika davuu süper bişiy, köy davuu pis bişiy” diye lak lak konuşurdu.</p>
<p>Askerlik öncesi Şile’ye gider, yumruk kadar köy yumurtaları, kocaman ve leziz tavuklar alabilirdim. Askerden dönünce güvercin yumurtası kadar yumurtalara, kayış gibi tavuk etine mecbur kaldım. Çünkü Kuş Gribi bahane edilerek, kümes hayvancılığı bitirilmişti bu ülkede. Köylünün elindeki tavuk itlaf edilmiş, köyünde yaşayan adam bile Banvit’e, Bey Piliç’e muhtaç olmuştu.</p>
<p>Şile yollarındaki kızarmış piliççiler birer birer kapandılar, kızarmış piliç satan dükkânlarda 45 günde tavukluğa erişmiş acayip mahlûklar satılmaya başlandı. Yapay ışıklarla aldatılıp günde iki kez yumurtlatılan tavukların götü daraldı anasını satayım, güvercin yumurtası gibi yumurtalara talim eder olduk.</p>
<p>Köy tavukçuluğu sağlıklı ve lezzetli tavuk üretimini de beraberinde götürdü ölürken. Her zaman söylerim, <strong>sağlık sektörü gıda sektörüyle el ele çalışır. Gıda sektörü size sağlıklı besinler sunarsa sağlık sektörünün işi bozulur.</strong> O nedenle sürekli saçmalamak zorundadır bilim adamları ve gıda sektörünün üreticileri. Bugün ak dediklerine yarın kara diyebilirler, çünkü ilaç firmaları öyle ister.</p>
<p>Lamı cimi yok, eğer Kuş Gribi şişirme değil de gerçekten var olan bir salgın olsaydı, Ankara’daki bütün askerler telef olurdu. Kuş Gribi’nin Türkiye’deki en önemli etkisi tavuk sektöründeki firmalara oldu. Yok edilen köy tavukçuluğundan boşalan pazara da onlar çöreklendiler.</p>
<p>Peki, sadece tavuk firmaları mı oldu bu işten nemalanan? Hayır.</p>
<p>Her yıl iki milyon insanın ishalden öldüğü bir dünyada, Kuş Gribi’nden ölen insan sayısı birkaç yüzü bile zor geçerken bütün dünyanın “Kuş Gribi geldi, hepimiz ölcez ühüh” diye sızlanmasının, medyanın sürekli insanlara gaz vermesinin arkasındaki sebep sizin pek kıymetli sağlığınız değil.</p>
<p>Deli Dana, Kuş Gribi, Kene, Domuz Gribi derken seneye gelecek olan hastalık bile belli: <strong>At Gribi.</strong> İnanmayan bekleyip görsün.</p>
<p>İlaç firmaları güzel kâr ettiler bu salgından. Aşılar, maskeler, ilaçlar gırla gitti, milyarlarca dolarlık bir pazar açtılar kendilerine.</p>
<p>Birkaç gündür Perulu bir doktorun yazdığı iddia edilen bir e-posta dolanıyordu internette. Üşenmedim, Carlos Alberto Morales Paitán adlı bu doktorun yazdığı blogu buldum. <a href="http://diariodawikipedista.blogspot.com/2009/07/gripe-gripe-suina-influenza-a-h1n1_29.html" target="_blank">Evet o yazmış, buradan görebilirsiniz.</a></p>
<p>Yazı Portekizce, eğer İspanyolcanız varsa da az çok anlarsınız ne demek istediğini. Teyit ettiğim için forward maillerde gezen Türkçe tercümesini de ekliyorum:</p>
<p><em>(Bush’un çevresindeki adamların ortak oldukları şirketleri araştırırken denk gelmiştim bu yazıda geçen bilgilerden birine. Donald Rumsfeld denen dallama gerçekten de <a href="http://www.gilead.com/" target="_blank">Gilead Sciences</a> adlı firmanın yöneticisi ve ortağı. Irak&#8217;a saldıracak yürek var ama şirketin <a href="http://www.gilead.com/corporate_overview" target="_blank">halka açık belgelerinde</a> ismini gösterecek göt yok kendisinde. Her yerde var böyle tipler.)</em></p>
<blockquote><p>Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı; tüm dünya maske takma yarışında. 25 milyon insan AIDS&#8217;e yakalandı; kimse prezervatif kullanmak istemiyor. Domuz gribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir? Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor. Oysa basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor. Oysa 23 cm’lik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor! Kızamık ve zatürree ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlarda da bahsetmiyor!</p>
<p>Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu. Gazeteler bütün dünyayı tehdit eden sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. O diğer salgınlardan daha tehlikeliydi. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 senede 250. Yani senede 25! Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25&#8242;e karşı yarım milyon!</p>
<p>Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi?</p>
<p>Çünkü bu tavukların arkasında bir &#8220;horoz&#8221; vardı, büyük ibikli bir horoz.</p>
<p>Uluslararası <strong>Roche</strong> ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz <strong>Tamiflu</strong> sattı, İngiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler. Dün tavuklarla, bugün domuzlarla&#8230;</p>
<p>Evet, bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor.</p>
<p>Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamo&#8217;daki işkencelerden bahseden yok!</p>
<p>Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor.</p>
<p>Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir &#8220;horoz&#8221; varsa, domuz gribinin arkasında neden büyük bir domuz olmasın?</p>
<p>Kuzey Amerikalı Gilead Sciences Tamiflu’nun sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa tam bir kişilik: <strong>Donald Rumsfeld!</strong> George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti!</p>
<p>Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini ovuşturuyorlardır. Gerçek &#8220;epidemi&#8221; çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları.</p>
<p>Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkâr etmiyorum.</p>
<p>Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa, Dünya Sağlık Örgütü’nün başındaki Çinli Margaret Chan bu hastalıktan o kadar tedirgin oluyorsa neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor?</p>
<p>Roche ve Relenza’nın ruhsatlarının iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar?</p></blockquote>
<p>Forward emaillerde gezen yazılardan alıntı yapmak pek adetim değildir ama bu yazının kaynağını bulduğum ve ilginç geldiği için eklemek istedim. Üzerimizde ne oyunlar oynanıyor, uyanın!!!11!1! demiyorum, bilin yeter. Uyanmanıza gerek yok, çünkü değiştirebileceğiniz hiçbir şey yok.</p>
<p>Şunu bilin sadece: Medya bir konuyu uzun süre gündem malzemesi yapıyorsa, o işin arkasında bir pislik vardır. Bütün medya bir kişiye yüklendiyse, o kişi haklıdır. Bütün medya bir kişiyi yüceltiyorsa, o kişide bir yamukluk vardır. <strong>Medya kim kemik verirse onun ayağını yalar.</strong> Medyayı doyuracak paranız varsa ABD&#8217;ye komünist rejim, Çin&#8217;e İslami rejim getirebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/saglik-sektorune-para-lazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/11/kusgribi-300x196.jpg' length ='16040'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Gelin Adayı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cagdas-gelin-adayi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cagdas-gelin-adayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 17:15:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2372</guid>
		<description><![CDATA[Bir evlilik sitesinden alıntıdır: Kendisini Nasıl Anlatıyor: çok bakımlı kuralcı,titiz,iyi aile terbiyesi almış nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen,kibar,anlayışlı,karşısındaki kişinin de fikirlerini dikkate alan şeker mi şeker bir insanım.En önelisi de atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir insanım. Aradığı Eşi Nasıl Anlatıyor: 28 33 yaş arası Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı içerisinde gerçekten Allah korkusu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-2373 alignnone" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cagdasevlilik.jpg" alt="cagdas evlilik" width="420" height="302" /></p>
<p>Bir evlilik sitesinden alıntıdır:</p>
<blockquote><p>Kendisini Nasıl Anlatıyor:<br />
çok bakımlı kuralcı,titiz,iyi aile terbiyesi almış nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen,kibar,anlayışlı,karşısındaki kişinin de fikirlerini dikkate alan şeker mi şeker bir insanım.En önelisi de atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir insanım.</p>
<p>Aradığı Eşi Nasıl Anlatıyor:<br />
28 33 yaş arası Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı içerisinde gerçekten Allah korkusu ve sevgisi olan argo ve küfürlü sözler kullanmayan nazik anlayışlı iyi aile terbiyesi almış kısa ama öz konuşan efendi birisi olsun.Tercihen hukukçu veye mühendis olsun.</p></blockquote>
<p><span id="more-2372"></span>Gün geçmiyor ki eğitim sistemimizin yetiştirmek istediği çağdaş insan profiliyle karşılaşmayalım. Hanım kızımızın kendi özelliklerine göz attığımızda gerekli herşey fazlasıyla var. Hem de çok &#8220;şeker mi şeker&#8221;miş. Ama en önemlisi -kendisinin de belirttiği üzere- ilke ve inkılaplara bağlı bir insan. Bu da zaten Milli Eğitim&#8217;e bağlı okulların öncelikli hedefleri arasında yer almakta. Keşke her gencimiz bu hanım kızımız kadar Yüce Misyon&#8217;a uygun yetiştirilebilse. Nerde nasıl konuşması gerektiğini bilen, yüce ilkeleri kendine rehber edinmiş, yenilikçi, modern düşünebilen, ufku geniş, çağdaş&#8230; Saymakla bitiremiyoruz. Neden? Çünkü burada püf nokta ilkelere bağlı olması hanım kızımızın. Bu birincil hedefi kendine rehber edindiğinde kendine diğer yüce hasletler bahşediliyor. Şunu akıldan çıkarmamalı ki ilkelerden uzaklaştıkça, yüce hasletler azalacak. Yakınlaştıkça, hasletler çoğalacak. Hatta arşa değecek belki başı. Bağlılığı pekiştirmede başta veliler olmak üzere, öğretmenlere de büyük görevler düşüyor.</p>
<p>Gelelim aradığı eş profiline. Hanım kızımızın ilk aradığı kriter, kendisinde olduğu gibi ilkelere bağlılık. Onsuz evliliği yürüyemez zaten. Çünkü hanım kızımızı ancak kendisi gibi çağdaş bir damat paklar. Mutlu ve huzurlu bir hayat geçirmelerinin yanında, neslin devamı açısından da önemli bir nokta bu ana kriter. Çünkü cumhuriyetimizin bekası için gerekli &#8220;yılmaz bekçiler&#8221;, ilkelerin gölgesindeki çağdaş aşkların meyvesinden doğabilir. Hele ki günümüze baktığımızda dört tarafımız örümcek kafalılarla çevrilmiş durumda. Tehlikenin farkındasınız değil mi? Namaz kılan gençlerin sayısı bale yapan gençlerin sayısının 23 katından 1934 eksiktir. Aradaki farkın 10 senede kapanması için yapılması gereken çağdaş evlilik sayısını gelin siz hesap edin. Cumhuriyetimizin acilen &#8220;yılmaz bekçiler&#8221;e ihtiyacı vardır. Bir an evvel seri üretime geçilmek zorundadır. Bu üretim için gerekli kudret, çağdaş bireylerin testis ve yumurtalıklarında mevcuttur. Gerekli çoğunluk sağlandığı takdirde gericilerin beynine verilmelidir. Yetti gayrı!</p>
<p>Hanım kızımızın ilk aradığı kriterden hemen sonra Allah korkusu ve sevgisi gelmekte. Kendileri bir kez daha takdiri hak ediyor. Çünkü Allah korkusu ve sevgisi 2. sırada yer alıyor. Bu da kendisinin laiklik ilkesinin ne kadar bilincinde olduğunu göstermekte bizlere. Din denen dogmanın, çağdaş evlilik hayatına burnunu sokmasını engellemiş oluyor bu şekilde. Ey din haddini bil, senin sözün bir yere kadar. Bilim ve akıldan üstün müsün ki herşeye karışıyorsun. Zeki kızımız bu kriteri de sayarak gericilerin dostluğunu kaybetmemiş oluyor böylelikle. Mahalle baskısını bu şekilde üstünden atıyor. Çünkü o Allah&#8217;ı seviyor ve O&#8217;ndan korkuyor.</p>
<p><img class="size-full wp-image-2376 alignnone" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/beyaz-atli-prensi-beklemek.jpg" alt="beyaz-atli-prensi-beklemek" width="420" height="338" /></p>
<p>Ne kadar içler acısıdır ki böyle zeki ve çağdaş bir kız, evlilik sitelerinde kendisini bulacak beyaz atlı çağdaş prensi bekliyor. Bu memlekette hiç mi çağdaş adam kalmadı. Durum gerçekten bu kadar vahim mi? Burdan tüm çağdaşlara sesleniyorum. Haydi bu gidişe bir son verelim. &#8220;Yılmaz Bekçi Seri Üretimi&#8221; için açılışı bu hanım kızımızın evliliğiyle yapalım.</p>
<p>O mutlu gününüzde nikah şekerinin yanında Nutuk dağıtmayı unutmayın. O mutlu gecede siz de bir paragraf okumadan hanım kızımıza yaklaşmayın. Şimdiden mutluluklar diliyor ve müstakbel minik yılmaz bekçilerin yanaklarından öpüyorum. Cumhuriyet sizinle gurur duyuyor!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/cagdas-gelin-adayi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/cagdasevlilik-300x215.jpg' length ='22924'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kadir Topbaş uyuma!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kadir-topbas-uyuma.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kadir-topbas-uyuma.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 11:24:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadir topbaş]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni sultan süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[mimar sinan]]></category>
		<category><![CDATA[süleymaniye]]></category>
		<category><![CDATA[süleymaniye cami]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1956</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı&#8217;ndan Nurten Erdoğan&#8217;ın haberi. 26 Mayıs&#8217;ta yazılmış, biraz geç farkettim. Atlas Dergisi sayfalarına taşımış, ben de elimi taşın altına sokayım da bakarsınız bir şey olur. Mimar Sinan&#8217;ın Süleymaniye Külliyesi çöp deposu oldu İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine yoğun bir şekilde hazırlanırken, Mimar Sinan&#8217;ın kalfalık dönemi eseri 452 yıllık muhteşem Süleymaniye Camisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1957" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="suleymaniye" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/suleymaniye.jpg" alt="suleymaniye" width="420" height="315" />İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı&#8217;ndan Nurten Erdoğan&#8217;ın haberi. 26 Mayıs&#8217;ta yazılmış, biraz geç farkettim. Atlas Dergisi sayfalarına taşımış, ben de elimi taşın altına sokayım da bakarsınız bir şey olur. <span id="more-1956"></span></p>
<p><strong>Mimar Sinan&#8217;ın Süleymaniye Külliyesi çöp deposu oldu</strong></p>
<p>İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine yoğun bir şekilde hazırlanırken, Mimar Sinan&#8217;ın kalfalık dönemi eseri 452 yıllık muhteşem Süleymaniye Camisi Külliyesi&#8217;nin zemin odaları çöp deposu olarak kullanılıyor.</p>
<p>Osmanlı İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın adına dünya sanat tarihinin en önemli isimlerinden Mimar Sinan&#8217;ın yaptığı, imparatorluğun en ihtişamlı dönemini simgeleyen mimari tasarıma sahip <strong>Süleymaniye Camisi,</strong> büyük mimara saygısızlığın son örneğini yaşıyor.</p>
<p>Her gün birlerce turistin gezdiği 452 yıllık caminin külliye odalarını atık kağıt toplayıcıları <strong>depo</strong> olarak kullanıyor. Zamanının tıp, matematik, doğa ve din bilimleri eğitiminde önemli bir yere sahip olan külliyenin kiralık zemin odaları, bugün bölgenin kağıt çöplerine ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Yanından geçen turistlerin çöp kokusundan irkildiği külliye odaları, çağdaş ülkelerde birer müze ya da kültür merkezi olarak değerlendirilirken, 21&#8242;inci yüzyılda İstanbul&#8217;un gözbebeği tarihi eseri çöp odalarına dönüştüren anlayışın kaderine terk edilmiş durumda.</p>
<p>Hoca Gıyaseddin Mahallesi Süleymaniye İmareti Sokak&#8217;ta bulunan külliyenin Şifahane kısmının zemin odaları, günümüzde atık kağıt ve tekstil işiyle uğraşan kişilere kiralanıyor.</p>
<p><strong>Restorasyon külliyeye hiç uğramadı</strong></p>
<p>Süleymaniye esnafı, külliyenin yıllardır bu şekilde kullanıldığını belirterek, &#8216;Kimi zaman işgalci, kimi zaman kiracılar kullanıyor, camide başlayan restorasyon ise külliyeye hiç uğramadı, restore edilse hem biz faydalanacağız, hem halkımız ve turistler faydalanacak&#8217; dedi.<br />
Dünyanın, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak mercek altına aldığı İstanbul&#8217;un 7 tepesinden en yükseğinde yükselen ihtişamlı cami ve külliyesi, yetkililerin bir an önce önlem almasını bekliyor.</p>
<p>1960 yılından bu yana restorasyon çalışmaları planlanan Süleymaniye Camisi, 2009&#8242;da Süleymaniye Projesi kapsamında kentsel dönüşüm planıyla restorasyon çalışmalarının kısmen başladığını gördü. Ancak şimdilik cami bölümünün restore edildiği külliye odaları, buralarda kiracı olan kişilerle düşülen uzlaşmazlık, yetki devri gibi nedenlerle ihmalden kurtulamadı.<br />
Süleymaniye Külliyesi zemin odalarını atık kağıt deposu olarak kullanan şahıslar ise &#8216;Kiramızı ödüyoruz, usulsüzlük yok&#8217; diyerek depolarını terk etmek istemediklerini söylediler.</p>
<p><strong>İstanbul kültür başkenti olamaz</strong></p>
<p>Süleymaniye&#8217; nin durumuyla ilgili görüşlerini belirten ünlü sanat Prof. Dr. Semavi Eyice, &#8216;Artık her şey göz önünde yapılıyor, bu durumda İstanbul&#8217;un değil kültür başkenti olmasına İstanbul olduğuna bile inancımı kaybettim, yıllardır Süleymaniye görmezden geliniyor, bir çok Avrupa ülkesi Mimar Sinan eserleriyle kendi eseriymiş gibi övünürken, bu halde bırakmak utanç verici. Yıllar evvel Süleymaniye, İstanbul&#8217;un kalbur üstü kesiminin muhitiydi. Şimdi bu durumda olmayı hak etmiyor&#8217; dedi.</p>
<p><strong>Usulsüzlük olmaz, gülünçlük olur</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;un kültür tarihini yazan önemli isim Profesör Eyice, İstanbul&#8217;da artık İstanbulluların bile yaşamadığını belirterek, &#8216;İnsanlar memleketinden kaçıyor, Beyoğlu&#8217;nda saat 22.00&#8242;den sonra yürünemiyorsa kültür başkenti olmak hikaye olur. Tarihi eserlerinin korunması ve kiralanmasının da bir usulü var; her şey kılıfına uydurulduktan sonra usulsüzlük olmaz tabi, bu ancak gülünçlük olur&#8217; diye tepki gösterdi.</p>
<p>Süleymaniye Camisi&#8217;nin hemen arkasında kalan İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü&#8217;ndeki öğrenciler ise &#8216;Türklerin İstanbul&#8217;da yarattığı en büyük ve en değerli eser olarak görünen Süleymaniye uyutulan bir dev. Tac Mahal&#8217;in ya da Notre Dame Katedrali&#8217;nin böyle bir hal ve çöp içinde olduğunu hayal bile edemiyoruz, oysa Süleymaniye, yüzlerce tarihi eserlerin yanında sade fakat görkemli mimarisiyle fark ediliyor. Elimizden gelse külliyeyi biz restore ederiz, utanç duyulacak bir olay&#8217; görüşünü dile getirdiler.</p>
<p>Öğrenciler, gözleriyle gördükleri tablo karşısında &#8216;Tarihi eserlerin kiralanmasında kriterler olduğunu sanıyorduk. Bu durumda kirayı veren herkes, her türlü amaç için kullanabilir&#8217; diye konuştular.</p>
<p><a title="suleymaniyekulliyesi" href="http://www.kesfetmekicinbak.com/gundem/08667/" target="_blank">Atlas Dergisi</a></p>
<p><em>Yazarın notu: Kafam girsin böyle devlete! </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kadir-topbas-uyuma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/07/suleymaniye-300x225.jpg' length ='25593'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Cevaplayınız&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/alinti.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/alinti.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 08:22:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet muhib dranas]]></category>
		<category><![CDATA[batı hayranlığı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kanunlar]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bülent bakiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[1980 yılında, şair Ahmet Muhib Dranas, vefatından birkaç ay önce, Yenişehir’de, bir ayak üstü sohbetimizde bana dert yanmıştı. Demişti ki: “Bir Fransız yazarının bizim hakkımızdaki hükmü şöyle: * Türkler, İsviçre Medeni Kanununa göre doğarlar, büyürler, nişanlanır evlenirler, ayrılırlar, miras sahibi olurlar. * Türkler, bir suç işledikleri zaman İtalyan Ceza Hukukuna göre hüküm giyerler veya beraat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1024" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="hukuk1" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/hukuk1.jpg" alt="hukuk1" width="410" height="307" />1980 yılında, şair Ahmet Muhib Dranas, vefatından birkaç ay önce, Yenişehir’de, bir ayak üstü sohbetimizde bana dert yanmıştı. Demişti ki: “Bir Fransız yazarının bizim hakkımızdaki hükmü şöyle:</p>
<p>* Türkler, İsviçre Medeni Kanununa göre doğarlar, büyürler, nişanlanır evlenirler, ayrılırlar, miras sahibi olurlar.</p>
<p>* Türkler, bir suç işledikleri zaman İtalyan Ceza Hukukuna göre hüküm giyerler veya beraat ederler.</p>
<p>* Ticarete atıldıklarında, Fransız Ticaret Hukukundan faydalanırlar.</p>
<p>* Öldükleri zaman da İslâm Hukukuna göre defnedilirler.”</p>
<p><span id="more-1023"></span><br />
Dranas demişti ki: “Bu tespit kanıma dokundu! Artık bizim cenaze merasimlerimize bile Batı gelenekleri bulaşmaya başladı. Bazı ünlülerimizin cenazelerini, Şopen’in ölüm marşıyla kaldırıyoruz. Batılılar gibi, cenaze başında nutuk söylüyoruz. Batılılar gibi saygı duruşunda bulunuyoruz. Siyahlara bürünüyoruz. Bir tek istavroz çıkarmamız noksan kaldı. Yakışır mı bunlar bize?“</p>
<p>Yakışmıyor elbette diye cevap vermiştim. Şimdi bir de ölülerimiz için saygı duruşuna geçerken, Batı dünyasından bize, borazan öttürme adeti bulaştı. Bin kere, milyon kere ayıptır. Bütün bunlar, bir aşağılık duygusunun saçmalıklarıdır. Batılıların geleneklerine hiçbir şey demiyorum. Adamları saygıyla karşılıyorum. Ama o geleneklerden bize ne? Hani Atatürk; “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür!“ demişti? Bizim kültürümüzde var mı ölülerimizin ruhları önünde put gibi durmak, borazan üflemek?<br />
Bir delinin kuyuya attığı bir taşı, kırk akıllı çıkaramıyor. Şimdi bir takım kimseler, benim bu yazdıklarımı okuyunca “laiklik, ilericilik, devrimcilik, çağdaşlık&#8230;” tamtamları çalacaklar. Laikliği, ilericiliği, çağdaşlığı borazan öttürmede, Şopen’in ölüm marşını çalmada arayanlara söyleyecek sözümüz yoktur. Çünkü anlayamazlar. Onlar, çağımızın bin yıl gerisinde kalan ham kafalardır&#8230;</p>
<p>Yukarıdaki satırlar Yavuz Bülent Bakiler&#8217;in Türkiye Gazetesi&#8217;ndeki 5 Nisan 2009 tarihli yazısından alıntıdır. Benim dikkatimi bir başka şey çekti. 86 yıllık koca cumhuriyet&#8217;in (!) kendisine ait orijinal bir kanunu yok. Yani ilk harfinden son noktasına kadar bize ait bir kanun. Dranas&#8217;ın bahsettikleri, bu ülkedeki tüm insanların hayatını yüzde 100 kapsayan kanunlar. Bunların dışında hareket etmemize imkan yok. Sağdan soldan çalıp kendimize yamamaya çalışmışız.</p>
<p><strong>Soru 1:</strong> Olmuş mu bu kanunlar?</p>
<p><strong>Soru 2:</strong> Hala inanan var mı &#8220;Atatürk&#8217;ün bize hediye ettiği laik, demokratik, çağdaş, modern Türkiye Cumhuriyeti büyüktür!&#8221; söylemlerine?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/alinti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/04/hukuk1-300x224.jpg' length ='12363'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Fakirin Eşeği</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/fakirin-esegi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/fakirin-esegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 07:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[­Bin do­kuz yüz kırk­lar­da, Bir tek bu par­ti var­dı? Mem­le­ket kıt­lık­lar­da, Ken­di­le­ri lord­lar­dı! Tek zevk­le­ri in­let­mek, Zor­la ver­gi al­mak­tı? Fa­kir­de gör­se eşek, Ahı­rı­na dal­mak­tı! Yi­ne nük­set­ti ko­nu; Bo­dos­la­ma dal­dı­lar? Ço­cuk­la­rın bur­su­nu, El­le­rin­den al­dı­lar! (Sefa Koyuncu) &#8220;Bil­gin­le­rin ay­dın­la­ta­ma­dı­ğı top­lum­la­rı şar­la­tan­lar al­da­tır&#8221; (Marquis de Con­dor­cet)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>­Bin do­kuz yüz kırk­lar­da,<br />
Bir tek bu par­ti var­dı?<br />
Mem­le­ket kıt­lık­lar­da,<br />
Ken­di­le­ri lord­lar­dı!</p>
<p>Tek zevk­le­ri in­let­mek,<br />
Zor­la ver­gi al­mak­tı?<br />
Fa­kir­de gör­se eşek,<br />
Ahı­rı­na dal­mak­tı!</p>
<p>Yi­ne nük­set­ti ko­nu;<br />
Bo­dos­la­ma dal­dı­lar?<br />
Ço­cuk­la­rın bur­su­nu,<br />
El­le­rin­den al­dı­lar!</p>
<p>(Sefa Koyuncu)</p>
<p>&#8220;Bil­gin­le­rin ay­dın­la­ta­ma­dı­ğı top­lum­la­rı şar­la­tan­lar al­da­tır&#8221;<br />
(Marquis de Con­dor­cet)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/fakirin-esegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

