Pelin’i Sıkıştırmışlar!!

Son hamlesini görünce birkaç kelime karalayıp durumu kamuoyuna izah edeyim dedim. Pelin bu, ne de olsa bacaklarıyla topluma mesaj veren yegane kişilik. Fakat yazdıkça ve Google nimetinden faydalandıkça resme biraz daha geriden bakma fırsatım oldu. Siz de içinizden “Bu son cümle de pek bi klasik oldu bee” diyorsunuz biliyorum. Dersiniz, haklısınız. Bunu ben de düşündüm ve kalıplarımdan kurtulmak, bendimi aşmak için geçenlerde Said Nursi’nin yarı sözlük yarı “bişey” kitaplarına göz attım.
Devam

“Bana Bukowski’yi anlatır mısın?” dediğinde, en heyecanlı yerineydim oyunun. Sıkıcı bir günün akşamında kendimi 2. Dünya Savaşı’na vermiş, sonrasında
Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda. Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum.
Hatırlarım da eskiden bazı geceler ninem bizi etrafına toplar, içinde ecinniler, gulyabaniler, devler, cüceler, periler ve daha birçok olağanüstü yaratığın eksik olmadığı türlü masallar, hikayeler anlatırdı. Özellikle kış aylarında soba üstünde pişen kestanelerin kokusuyla harmanlanmış bu hikaye gecelerini öyle çok özlerim ki…
Gecenin bir vakti nereden estiyse Bella Ciao dedik. İtalya’dan Rusya’ya uçunca Kızılordu’nun aptal görünümlü neferleri Katusha diye höykürdü. Kalinka da devreye girince iyice zıvanadan çıkan bendenizin Çerkes kanı devreye girdi.



Son Yorumlar