Ayça Engin Akmeşe
Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum.
Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında o kadar aptalız ki, normal zekada biri çıkıp da diğerlerinin aptallığından veya tembelliğinden yararlanarak bir dolap çevirdiğinde çok zekiymiş gibi görünüyor.
Jetonlu telefona jeton şeklinde buz kalıbı sarkıtmak gibi köylü kurnazlıkları değil benim kastettiğim, polis kılığında esnaftan milyonlar tokatlamak gibi başarılı eylemleri kastediyorum.
Toplum olarak fazlasıyla dikkatsiz, aceleci ve tembel olduğumuzdan, bu özellikleri kolaylıkla aleyhimize kullanabiliyorlar.
Bunun son örneği de Ayça Engin Akmeşe oldu. 39 yaşındaki bu ablamız, tam bir seneden beri İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ordinaryüs profesör unvanıyla sanat tarihi dersleri veriyormuş. Unvanının sahte olduğu İstanbul Üniversitesi’ne başvurunca ortaya çıkmış ve hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılmış.

Bundan tam bir yıl önce taşındım ve taşınırken Türk Telekom Kadıköy Müdürlüğü’ne giderek dilekçe verip, tüm borçlarını ödeyerek sabit telefon hattımı iptal ettirdim. O telefon numarasının artık benimle ilgisi olmayacaktı.
Dişçi koltuğundan benim kadar korkan birini daha tanımadım. Öyle ahım şahım olmasa da sağlığına dikkat eden biriyim, hasta olmayı beklemeden arada bir servis bakıma sokarım bünyeyi ama konu diş olunca köşe bucak kaçarım. Allah’a şükür, dişlerimde rahatsız eden sorunlar olmadığı için de pek fazla ihtiyacım olmuyor dişçi koltuğuna oturmaya.
12 Temmuz İstanbul-Hatay, 17 Temmuz Hatay-İstanbul seferlerinde yaptığın rötarlarla ağzıma tükürdün Pegasus. İnle cinin tek kale maç yaptığı Hatay Havaalanı’nda saatlerce beklettin bizi. Adam gibi bir açıklama yapmayı bile çok gördün. Ucuz etin yahnisinden bahseden atalarıma bir kez daha hak verdim senin yüzünden.
Gelişmiş kabul edilen ülkeler, geri kalmış ülkeler için “gelişmekte olan ülke” tabirini kullanmazlar. Bu, geri kalmış ülkelerin vatandaşlarının kendilerine geri kalmış dememek için uydurduğu bir tabirdir. Yabancılar bunu sadece o ülke vatandaşlarına hitap ederken, avutma mahiyetinde kullanırlar. Steve Jobs bugün Türkiye’ye gitse ve herhangi bir konuda medyaya açıklama yapmak zorunda kalsa, Türkiye için geri kalmış ülke değil, “gelişmekte olan, Ortadoğu’nun lideri olan ülke” gibi cümleler kullanır, Türkler de “yaşasın gelişiyoruz,” diye sevinirler.



Son Yorumlar