Babalar gibi satalım!
Akay Perker, 13 Ağustos 2008
Sayın bakanım,
Biliyorum ve takdir ediyorum; satmayı çok seviyorsunuz. Uzman bir pazarlamacı, usta bir özelleştirmeci, cömert bir paylaşımcısınız. Size bir anımı anlatmak istiyorum!
Birkaç gün önce yanımda bir arkadaşımla 2 ayda bozulan Samsung marka DVD sürücümü değiştirmek üzere Kadıköy’deki Yazıcıoğlu’na gittik. (Bu arada monitörde mükemmel olan Samsung, DVD konusunda çok başarısız. Bence Samsun’u bunlara satalım, fabrika kursunlar ama adam gibi DVD sürücü üretsinler.)
Neyse, konuya dönelim. Kartvizit ve el ilanı dağıtan gençleri bilirsiniz. Hani şu İngilizce kursu ilanları dağıtan ve “I know English, you motherfucker!” dediğinizde yolunuzdan çekilenler gibi. Buna benzer bir genç önümüzü kesti ve birer kartvizit tutuşturdu elimize. Melissa mıdır, Maria mıdır, ismini hatırlamadığım bir masaj salonunun kartviziti. “Nedir bu dostum?” dedim. “Masaj salonu abi, bekleriz” dedi. “Hizmet nasıl?” dedim. Göz kırparak “%100 hizmet var abi” dedi. “Ulan ben sivil polis olsam n’apardın?” dedim. “İndirim yapardım hahaha” dedi. Sonra detayları konuştuk. Detayları burda anlatmak olmaz şimdi ama kızlardan birini özellikle tavsiye etti, sanırım kartvizitleri dağıtması için ödeme olarak o kızı vermişler.
Toplumun Çin mallarına düşman kesilmesinin nedeni sadece Çinliler mi? Yoksa aynı fabrikanın ürettiği aynı ürünü farklı markalar altında Türkiye’ye getirip satmaya çalışanlar mı? Ayrıca siz değerli tüketiciler, bunca zaman “markası önemli değil, ucuz bi’şey olsun” diyerek yönlendirmediniz mi bu firmaları Çin üretimine? Türkiye’de üretilenden bile kalitesiz bir malı Çin’den getirmek sadece firmaların suçu değil, talebi başlatan sizdiniz! Hem ortalık birbirinin kopyası gudik ürünlerden geçilmiyor, hem de Türkiye’de istihdam sıkıntısı yaşanıyor, gidip Mao’nun küllerine mi tükürelim bunun için?
1999 yılında Çin’de kurulan Alibaba.com, 25 milyar dolarlık marka değeriyle dünyanın en büyük B2B portalı. Bünyesinde 4.400 personel çalışan ve 200 ülkeden 27 milyondan fazla üyeyi internet ortamında bir araya getiren site, Kasım 2007′de halka arz edildi ve piyasa değeri 25,7 milyar dolara ulaştı. Siteye üye olmak için ödenen en düşük bedelin 600 dolar olduğu göz önüne alınırsa, 30 dolarlık programa para vermeye üşenip cracklemeye çalışan milletim arasından çıkan yüzlerce işadamının bu bedeli neden gözünü kırpmadan ödediğini anlayabilirsiniz. Türkiye’den yüzlerce ithalatçı ve ihracatçı bu sitede ticaret yapıyor. Üstelik Türk ihracatına destek vermek isteyen Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından katılımcılara %50 devlet desteği sağlanıyor.
Son zamanlarda duraklarda, dev reklam panolarında, orada, burada ve şurada gözümüze gözümüze giren bir reklam var ?Patlican? diye. Sarı zemin üzerine mor bir patlıcanla birlikte servis yapılıyor. Reklamın amacı gençliği gaza getirmek, bir arada bulunacakları platformlar sağlamak, gecelere akmak (!) ortamlardan çıkmamak. Ancak ilk başlarda çok matah bir şey gibi gözüken reklamda garip şeyler dikkat çekiyor.
hainleri ipin ucunda sallandırarak vatanı kurtarmıştır. Darbe sonrası ilk cumhuriyet bayramını özgür ve demokratik ülkesinde, %100 Türk Malı bir arabayla turlayarak kutlamak ister. Bilindiği gibi, cumhuriyet rejimi çoğunlukla generaller tarafından yönetilir ve onlar emir verirse akan sular durur.