<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; Şahsiyet</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/category/sahsiyet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 23:29:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ayça Engin Akmeşe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2011 23:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ayça engin akmeşe]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul aydın üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ordinaryüs profesör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3885</guid>
		<description><![CDATA[Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum. Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3891 alignleft" title="Firsatlari degerlendir!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/farekedi.jpg" alt="" width="421" height="358" />Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum.</p>
<p>Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında o kadar aptalız ki, normal zekada biri çıkıp da diğerlerinin aptallığından veya tembelliğinden yararlanarak bir dolap çevirdiğinde çok zekiymiş gibi görünüyor.</p>
<p>Jetonlu telefona jeton şeklinde buz kalıbı sarkıtmak gibi köylü kurnazlıkları değil benim kastettiğim, polis kılığında esnaftan milyonlar tokatlamak gibi başarılı eylemleri kastediyorum.</p>
<p>Toplum olarak fazlasıyla dikkatsiz, aceleci ve tembel olduğumuzdan, bu özellikleri kolaylıkla aleyhimize kullanabiliyorlar.</p>
<p>Bunun son örneği de Ayça Engin Akmeşe oldu. 39 yaşındaki bu ablamız, tam bir seneden beri İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ordinaryüs profesör unvanıyla sanat tarihi dersleri veriyormuş. Unvanının sahte olduğu İstanbul Üniversitesi’ne başvurunca ortaya çıkmış ve hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılmış.</p>
<p><span id="more-3885"></span>Ayça Hanım ceza alır mı almaz mı bilmem ama bu olay başka bir benzer olayı anımsattı bana. ABD’de akıllının biri 150 dolarlık banknotlar basıp bir marketten alışveriş yapmıştı. Olay ertesi gün ortaya çıkmış ve arkadaşa kalpazanlık suçundan dava açılmıştı.<br />
Sonuç ne oldu peki? Dava düştü. Çünkü gerçekte 150 dolarlık banknot olmadığından sahtesi de yapılamazdı ve kimse sahtekarlıkla suçlanamazdı. Ancak 150 dolarlık banknotu alıp bir de para üstü veren kasiyerin aptallığıyla dalga geçilebilirdi, öyle de oldu.</p>
<p>Ayça Engin Akmeşe’nin nitelikli dolandırıcılıkla suçlanması da bu olaya benziyor. Çünkü kadın üniversiteye “ordinaryüs profesör” unvanıyla başvurmuş ve bu unvan 1980 darbesiyle çıkan yüksek öğrenim kanunuyla iptal edilmiş, zaten 1960’dan beri de kimseye verilmemiş. Yani ordinaryüs diye bir unvan olmadığı için sahtesi de olamaz.</p>
<p>CV’sine göre 1991’de lisansını, 1993’de yüksek lisansını, 1995’de doktorasını tamamlamış, 2000’de doçent, 2004’de profesör ve 2008’de ordinaryüs profesör unvanlarını almış. Alkışlanası bir CV! <em>(Bu <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca1.png" target="_blank">ilk sayfası</a>, şu da <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca2.png" target="_blank">ikinci sayfası</a>.)</em></p>
<p>Bu CV’yi sıradan bir lise öğrencisine gösterseniz hadi lan ordan diyerek kovar sizi başından. Ama İstanbul Aydın Üniversitesi kovmamış, baş tacı etmişler kadını. Bir sene boyunca derslere girmiş, kendisine toplamda 17.000 TL ödenmiş.</p>
<p>Helal olsun o para. Eğitim sistemiyle, üniversitelerin durumuyla göstere göstere taşak geçmek için daha iyi bir yol seçilemezdi.</p>
<p>Ben bu kadına dolandırıcı demem, diyemem. Dolandırıcı olsa profesör unvanıyla kalırdı, dikkat çekmeden parasını cukkalamaya bakardı. Kadın kendine ordinaryüs demiş. Bakalım ne kadar yedirebilirim, bu iş nerede patlar diye sınırları zorlamış resmen.</p>
<p>6 kitap çıkardığını, çeşitli makaleler değil de bildiriler yazdığını, 14 sergi açtığını, 2 ödül aldığını, Mimar Sinan Üniversitesi’nde, Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştığını iddia ediyor CV’sinde. Ve CV’deki imla hatalarından ödüllere, isimlere kadar her şey bunun dolandırıcılık değil, dalga geçmek maksadıyla yazıldığını gösteriyor.</p>
<p>Ulan basit bir personel alırken bile önceki şirketini ararsın, referans gösterdiği kişilere bir danışırsın. Üniversitene ordinaryüs profesör alıyorsun be, domates değil. O kadar makale, kitap yazdığını söylemiş kadın. Aç birini oku, daha önce çalıştığını iddia ettiği okulları bir ara, nasıl bir hocadır diye sor be. Üniversiteye hoca alırken hiç mi araştırma yapılmıyor, nedir anlamadım ki…</p>
<p>Sıradan bir kadın kendine biçtiği ordinaryüs profesör titriyle üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalışabiliyorsa, diğer eğitim görevlilerinin halini düşünmek bile istemiyorum. Bir sahte kimlikle, Photoshop’da editlenmiş bir diplomayla rektör bile olabiliriz demek ki.</p>
<p>Gelin üniversitelerin durumunu düşünün şimdi. Çocuklarınızı eğitim alsınlar diye gönderdiğiniz, tomarla para bayıldığınız özel üniversiteleri düşünün. Önüne gelenin üniversite açabildiği bir çağda gençlere üniversite bitirmenin önemini anlatalım haydi.</p>
<p>Ayça Engin Akmeşe’nin, nitelikli dolandırıcılık suçundan 20 yıl hapis yeme ihtimali var. Bu ülkede adalet sistemi doğru işleyecekse eğer, onun alacağı cezanın çok daha fazlası İstanbul Aydın Üniversitesi yöneticilerine verilmelidir. Ordinaryüs diye bir unvanın olmadığını bilmeyen, okula alacağı profesörün referanslarını incelemeyen, açıp bir satır yazısını okumayı düşünmeyen, buna rağmen ortalıkta üniversitede yöneticiyim diye gezinen adamlar almalıdır asıl cezayı.</p>
<p>Benim çocuğum bu üniversitede okusaydı Ayça Engin Akmeşe’ye gözümü açtığı için teşekkür eder, okula da ödediğim paralar ve çocuğuma kaybettirdiği zaman için dava açardım. Hem çocuğuma en iyi eğitimi vereceğini iddia edeceksin, hem de sokaktan geçen adamın dalga geçmek için gönderdiği CV’ye inanıp onun başına eğitimci diye dikeceksin.</p>
<p>Bu okulun eğitim öğretime devam etmesi bile yasaklanmalıdır.</p>
<p><em>*Hadi hiçbir makalesini, referansını incelemeyecek kadar tembelsiniz diyelim, hiç olmazsa düşünün. Ayça diye ordinaryüs mü olur lan?</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca1-353x500.png' length ='10320'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sezar&#8217;ın hakkı Sezar&#8217;a</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 11:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[julius caesar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi değiştiren askerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3830</guid>
		<description><![CDATA[Gaius Julius Caesar (M.Ö 100 – 44) yani Jül Sezar, Roma İmparatorluğu’na en şaşaalı dönemini yaşatan büyük asker. Tarihi Değiştiren Askerler adlı kitabı okurken Sezar hakkında ilginç bilgilere rastladım ve Kuyu okurlarıyla paylaşmak istedim: Kariyeri ile parlayan ismi (Caesar) kendisinden sonra gelen Roma imparatorlarına unvan olarak verilmiş ve hatta ondan asırlar sonraki liderlerin kullandığı sıfatlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3832" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/caesar.jpg" alt="caesar" width="420" height="413" /><br />
Gaius Julius Caesar (M.Ö 100 – 44) yani Jül Sezar, Roma İmparatorluğu’na en şaşaalı dönemini yaşatan büyük asker. <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=123570" target="_blank">Tarihi Değiştiren Askerler</a> adlı kitabı okurken Sezar hakkında ilginç bilgilere rastladım ve Kuyu okurlarıyla paylaşmak istedim:</p>
<blockquote><p>Kariyeri ile parlayan ismi (Caesar) kendisinden sonra gelen Roma imparatorlarına unvan olarak verilmiş ve hatta ondan asırlar sonraki liderlerin kullandığı sıfatlar, (Fatih Sultan Mehmet’in <strong>Kayzer</strong>-i Rum, Almanların kullandığı kayzer (<strong>keiser</strong>), Rusların çar (<strong>czar</strong>) gibi) Sezar’dan türemiştir.</p></blockquote>
<blockquote><p>Bugün kullandığımız 365 günlük devrik yıla dayalı takvim Sezar iktidarının eseridir. Yedi ayın otuz bir gün çekmesine Sezar karar vermiş, Senato da kendisini onurlandırmak için aylardan birine (<strong>Julius </strong>– Temmuz) onun adını vermişti.</p></blockquote>
<p>(Muhtemelen Sezar temmuz ayında doğduğu için bu aya ismi verildi.)</p>
<blockquote><p>Bir iddiaya göre Sezar doğarken annesi ölmüş, o da annesinin karnının kesilmesi ile çıkartılmıştır. Bu yüzden kendisine ‘kesilip çıkarılan’ &#8216;Caesar&#8217; adı verilmiştir. Diğer bir deyişle günümüzdeki <strong>sezaryen </strong>işleminin de isim babasıdır.</p></blockquote>
<p>Kitap, tarihe damgasını vurmuş askerlerin özet hayatlarıyla sizi tarih yolculuğuna çıkarıyor. Yolculuk; milattan önce Savaş Sanatı’nın yazarı, taktik ustası Sun Tzu ile başlayıp, Hitler’i yenen Kızıl Ordu kumandanı Mareşal Zhukov ile sona eriyor. Aralarda kimler yok ki? Attila, Alparslan, Cengiz Han, Kanuni, Napolyon, Stalin… Kitap zevkle okunsa da bende yaptığı bir yan etki var: Kaypak siyaset dünyasına, seçim sandıklarına, ikiyüzlü diplomasiye bir kez daha küfrü basıyorum. Eskinin savaş meydanlarında özgür bir insan olarak can vermeyi, bugünün ikiyüzlü modern dünyasında köle gibi yaşamaya tercih ederdim. Bir de diyorum ki: “Bugün sepete konacak çok kelle var hacı!”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/caesar.jpg' length ='62517'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kartal bakışlı Hünkar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kartal-bakisli-hunkar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kartal-bakisli-hunkar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 04:16:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[avni]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[ilim irfan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kayser]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[ottoman]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3619</guid>
		<description><![CDATA[Fatih’in bildikleri: Hadis, tefsir, fıkıh, kelam… Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice… Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi… Havan topunun mucidiydi, &#8216;Avnî&#8217; mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu. Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3620" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/kayser.jpg" alt="" width="420" height="379" /><br />
Fatih’in bildikleri:</p>
<ul>
<li>Hadis, tefsir, fıkıh, kelam…</li>
<li>Arapça, Farsça, Yunanca, Latince, İtalyanca, Sırpça, İbranice…</li>
<li>Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, geometri, astronomi…</li>
</ul>
<p>Havan topunun mucidiydi, &#8216;Avnî&#8217; mahlasıyla bir şairdi, bir yönüyle ilim adamıydı, diğer taraftan din alimiydi, bir taraftan komutandı, dahası imparatordu.</p>
<p>Bugün, bilim adamı denenler üniversitede yatıyor. Hoca camide yatıyor. Komutan kışlada yatıyor. Siyasetçi mecliste yatıyor. Birbirlerinden bîhaber takılıyor, ayrı tellerden çalıyorlar. Kimi zaman birbirlerine bok atarken kimi zaman birbirlerini yalıyorlar.</p>
<p>İlim; parçalanmış bulutlu. İrfan; gök gürültülü, sağanak yağışlı. Adaleti sel basmış, sular altında. Yalan-dolan, yalakalık; günlük güneşlik. Biz ise göçük altında yaşıyoruz, huzurumuz yok.</p>
<p>Fatih ise huzur içinde yatıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kartal-bakisli-hunkar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/kayser.jpg' length ='47194'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bir daha asla!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birdahaasla.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birdahaasla.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 06:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[27 mayıs 1960]]></category>
		<category><![CDATA[adnan menderes]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[emin çölaşan]]></category>
		<category><![CDATA[tansel çölaşan]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3636</guid>
		<description><![CDATA[Emin Çölaşan’ın eşi Tansel Çölaşan’ın “Adnan Menderes’in idamından sonra halk bayram etti” açıklamalarının gündemi meşgul ettiği dönemlerdi. Altmışlı yaşlarının baharını yaşayan takım elbiseli, ‘İstanbul Beyefendisi’ diye anılabilecek bir amcanın kullandığı taksiyle Beşiktaş’a doğru geliyordum. Laflamaya başladık, laf lafı açtıkça amca da açılmaya başladı ve iş dönüp dolaşıp siyasete geldi bir süre sonra. “Ben Karaoğlancıyım evladım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3635" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="bird" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/bird.jpg" alt="" width="410" height="474" /></p>
<p>Emin Çölaşan’ın eşi Tansel Çölaşan’ın “Adnan Menderes’in idamından sonra halk bayram etti” açıklamalarının gündemi meşgul ettiği dönemlerdi. Altmışlı yaşlarının baharını yaşayan takım elbiseli, ‘İstanbul Beyefendisi’ diye anılabilecek bir amcanın kullandığı taksiyle Beşiktaş’a doğru geliyordum. Laflamaya başladık, laf lafı açtıkça amca da açılmaya başladı ve iş dönüp dolaşıp siyasete geldi bir süre sonra. “Ben Karaoğlancıyım evladım. Karaoğlan nerede ben oradayım. DSP falan ilgilendirmiyor beni&#8230;” diye konuşuyordu. Onun da mavi bir gömleği vardı Karaoğlan’ınki gibi. Muhabbetin seyri siyasete gelince benim de aklıma Tansel Hanım’ın açıklamaları geldi. “Amca sen bilirsin o dönemleri; Menderes asılınca çok sevinmişsiniz doğru mu” diye sordum beyamcaya. “Haşa oğlum ne sevinmesi. Rahmetli öldü diye kimsenin ağzını bıçak açmadı günlerce. Ajans bile dinlemedik evlerde. Ah evladım ah bizim o zamanlarda gördüğümüz zenginliği şimdi hiçbiriniz göremezsiniz. Hepimizin cebinde para vardı o günlerde. Okullarda fındık, fıstık, süt dağıtılıyordu. Ben o dönemde de Karaoğlancıydım emme Menderes’i de bir başka severdim. Ben Menderes öldü diye sevinen adam görmedim. Sevindiyse bir tek kendileri sevinmiştir asabildik diye. Bir daha da öyle birisi gelmez zaten bu ülkenin başına” diye cevap verdi.</p>
<p>“Sokayım sizin gibi adamlara!” diye okkalı bir küfür savurdum Tansel Çölaşan ve onun gibi olanlara.</p>
<p>Sivil Dayanışma Platformu, bugün (27 Mayıs) saat 11.30&#8242;da Kabataş&#8217;tan, 12.00&#8242;de ise Kadıköy&#8217;deki balonun yanından hareket ederek Yassıada&#8217;ya bir çıkartma yapacak. Akşam 19.00&#8242;da da Tünel&#8217;den Taksim&#8217;e yürüyüş düzenleyecek olan Sivil Dayanışma Platformu, Darbeye devrim diyen bütün aydınları, sanatçıları, işadamlarını; 27 Mayıs mağdurlarından, 50 yıldır askeri vesayet altında yaşamanın bedelini çok büyük kayıplarla, idamlarla, işkencelerle, faili meçhul cinayetlerle, fakirlik ve adaletsizlikle ödemek zorunda kalmış bütün yurttaşlardan özür dilemeye davet edecek.</p>
<p>Böyle güzel şeylere katılmayı ertelememek lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/birdahaasla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/bird.jpg' length ='68215'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Wag the dog</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/wag-the-dog.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/wag-the-dog.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 May 2010 15:32:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal sex]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal'ın seks videosu]]></category>
		<category><![CDATA[nesrin baytok]]></category>
		<category><![CDATA[vakit gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3593</guid>
		<description><![CDATA[İyi sıvamak için malanı düzgün seçeceksin. Normal zekâ seviyesinde bir insan utanacağı bir iş yaptığında susar, erdemli bir insan özür diler. Ancak politikacı olmak farklı özellikler de istediğinden, politikacıların özür dilemesi veya susması beklenemez. Deniz Baykal ve Nesrin Baytok&#8217;un seks videosu olduğu iddia edilen düşük kaliteli bir video iki gündür internette dolaşıyor. Deniz Baykal ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3603 alignleft" title="Siva malasi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/mala.jpg" alt="" width="421" height="421" /><em>İyi sıvamak için malanı düzgün seçeceksin.</em></p>
<p>Normal zekâ seviyesinde bir insan utanacağı bir iş yaptığında susar, erdemli bir insan özür diler. Ancak politikacı olmak farklı özellikler de istediğinden, politikacıların özür dilemesi veya susması beklenemez.</p>
<p>Deniz Baykal ve Nesrin Baytok&#8217;un seks videosu olduğu iddia edilen düşük kaliteli bir video iki gündür internette dolaşıyor. Deniz Baykal ve Nesrin Baytok videonun gerçekliğini yalanlamazken, kraldan çok kralcı Baykal hayranları videonun montaj olduğunu iddia ediyorlar.</p>
<p>Videoyu ilk yayınlayan site, habervaktim.com. Sonradan o siteden silinmiş olsa bile, onlarca siteye çoktan kopyalandı görüntüler. Hatta videonun yayınlandığı sitelerden biri olan metacafe.com mahkeme kararıyla engellenerek sansürlü siteler zincirine eklendi.</p>
<p><span id="more-3593"></span>İnternete bir kez düşen data ışık hızıyla yayılır ve ortadan kaldırılması imkânsızlaşır. Bu video da öyle oldu, onbinlerce bilgisayara çoktan kaydedildiğine eminim.</p>
<p>Baykal&#8217;dan çok Baykalcı olanlar, ateşli bir şekilde savunuyorlar Baykal&#8217;ı. Videonun sahte olduğundan, 40 yerinde yapıştırma tespit edildiğinden, Baykal&#8217;ın böyle bir şey yapmadığından dem vuruyorlar. Utanmasalar Baykal&#8217;ın erkeklik yetilerine kadar uzatacaklar konuyu.</p>
<p>Ancak Nesrin Baytok&#8217;u savunan yok. Eşinin yanında bir başka erkekle yatacak kadar hafif bir kadın olmadığını, videodaki kadının bir başkası olduğunu söyleyene denk gelmedim. Bu, Nesrin Baytok&#8217;un böyle bir olaya karışmasını CHP taraftarlarının normal karşıladıklarını değil, böylesi olaylarda kadınları umursamadıklarını gösteriyor aslında. Onlar için önemli olan namuslu bir kadına iftira atılması değil, tacını kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kralları.</p>
<p>Vakit Gazetesi yediği bir halt nedeniyle kısa süre önce epey yüklü bir tazminat ödemiş. Videonun olaydan birkaç gün sonrasına denk gelmesi manidar. Fakat dünyanın en aptal adamı tarafından yönetilse de, bir gazetenin ceza yedikten birkaç gün sonra böylesine korkunç bir iftirayla ortalığı karıştırabileceği, bana pek inandırıcı gelmiyor.</p>
<p>Eğer video sahteyse, Vakit Gazetesi gelmiş geçmiş en iğrenç medya  iftirasını atan gazete olarak tarihe geçecek. Okurlarının gözünde güvenilirliği ne durumdadır bilmem ama, en ağırından cezayı hak ettiği kesindir.</p>
<p>Gerçekse, ortada şaşıracak bir durum yok. Eşi salonda beklerken yatak  odasında aynı anda iki erkekle birlikte olan kadınları da, ünlü  olabilmek için tipsizliğin zirvesini zorlayan adamlarla yatan genç  kızları da gördük. Herhangi bir kadının milletvekili olmak için parti başkanıyla yatabileceği düşüncesi şaşırtıcı değil.</p>
<p>Videonun bol bol kırpılmış ve sesi kısılmış olması, ham halinin Baykal açısından çok daha tehlikeli olduğunu düşündürüyor. Böylesi durumlarda şantajcı, suçlanan kişinin inkâr etmesini bekler. İnkâr gerçekleştikten sonra da, elindeki kanıtları kesinlikle yalanlanamayacak şekilde sürer piyasaya. Bu sayede hem suçlanan kişinin o işi yapabileceği, hem de kurtulmak için yalan söyleyebileceğini ispatlayarak, bir taşla iki kuş vurmuş olur.</p>
<p>Gerçek mi sahte mi olduğu birkaç güne kadar çıkar ortaya. Şimdilik sadece taraftar kavgalarını izliyoruz. Bir tarafta Baykalcılar, diğer tarafta Baykal düşmanları cepheleri hazırlamışlar, konu hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan birbirlerine saydırıyorlar. Ellerinden gelen tek şey &#8220;yapmaz&#8221; ve &#8220;yapar&#8221; sözcüklerinin çevresine cümleler kurarak haklı çıkmaya çalışmak.</p>
<p>Aslına bakarsanız, böylesi olaylarla zerre kadar ilgilenmiyor ve medyada yayınlanmasını saçma buluyorum. Herkesin özel yaşamında gerçekleştirdiği çeşitli fanteziler olabilir. İsteyen istediği kişiyle yatar kalkar, bu sadece o kişilerin ahlâk seviyesiyle ve hayal gücüyle ilgilidir. İş yerinde despot bir müdür olan adam, evde kendisini karısına kırbaçlatabilir, sessiz sakin bir hizmetçi kız yatakta üç kişinin iliğini kurutabilir. Bunu ofiste, parti binasında, gelip benim salonumda yapmadığı sürece &#8220;acaba bu kişi özel yaşamında nasıl fanteziler kovalar?&#8221; diye düşünüp, kurcalamam. O kişinin evine kamera koyup &#8220;aha bakın çok sevdiğiniz adam ne boklar yiyo aslında&#8221; diye yayınlayan adama da küfrederim. Çünkü alanın verenin razı olduğu bir seks alışverişinde, üçüncü şahıslara bok yemek düşer. Kadının kocası bile &#8220;benim karım öyle şey yapmaz,&#8221; demezken, &#8220;o videodaki senin anandır&#8221; diyerek başkan savunmak da işin komik tarafı tabi.</p>
<p>Ancak&#8230;</p>
<p>Özel yaşamında karıştırdığı fanteziler o kişinin iş yaşamını da etkiliyorsa, o zaman işler değişebilir. Bir kadının manken olmak için ajans başkanıyla yattığının duyulması, o ajanstaki bütün mankenleri töhmet altında bırakır. Başkanın mankenleri başarılarına veya yeteneklerine göre değil, kelimenin tam anlamıyla sikinin keyfine göre seçtiğini düşündürür. Bu iş mankenlikte de, herhangi şirkette de, partide de böyledir.</p>
<p>Baykal ve Baytok&#8217;a ait olduğu iddia edilen video, bu nedenle tehlikelidir. Bir parti başkanının, partiyi adil bir başkan gibi değil, keyfine düşkün bir kral gibi yönettiğini düşünmek, mide bulandırır.</p>
<p>Deniz Baykal&#8217;ı da Vakit gazetesini de zerre kadar sevmem, Nesrin Baytok&#8217;u hiç tanımam. İsmini bile bu olayla duydum. Buna rağmen, Baykal&#8217;ın bu videoyu yalanlamasını, aksini ispat etmesini isterdim. Zaten yalan dolandan geçilmeyen bir siyasi ortamda bir de makam karşılığı seks iddialarının dönmesinin iğrençliğini ifade edecek sözcük bulamıyorum.</p>
<p>Ancak Baykal videoyu inkâr etmek ve aksini ispatlamak yerine, 15 Nisan&#8217;da yapılmış suikast iddiasını gündeme taşıdı. Bugün 8 Mayıs, yani aradan tam 23 gün geçmiş. Suikast ihbarı yapılıyor, kimseden ses çıkmıyor, aradan 23 gün geçiyor, bir gazete seks videosundan bahsediyor ve Önder Sav diyor ki, &#8220;başkanımızı vuracaklardı!!!&#8221;</p>
<p>Çocuk evde yaramazlık yapıp bir vazoyu kırar, annesi gelip &#8220;niye kırdın vazoyu?&#8221; diye sorunca, &#8220;Ahmet beni geçen hafta dövmüştü yaaaa&#8221; diye ağlarsa o çocuğa hem salak denir, hem de vazo yüzünden affedilecek olsa bile anneyi salak yerine koymaya çalışması yüzünden iki tokat çakılır.</p>
<p>Sıçtın bari sıvama derler adama.</p>
<p><em>*Wag the dog: Köpeğin kuyruk sallaması yerine kuyruğun köpeği sallamasını anlatan, 3-5 zibidinin 70 milyonu sahte gündemlerle yıllarca oyalamasını en iyi şekilde açıkladığını düşündüğüm İngilizce bir terim.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/wag-the-dog.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/mala.jpg' length ='17686'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Koşun koşun altın bulmuşlar!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 23:33:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[amerika tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada altın arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amerikada altın göçü]]></category>
		<category><![CDATA[california]]></category>
		<category><![CDATA[california altın göçü]]></category>
		<category><![CDATA[california state indian museum]]></category>
		<category><![CDATA[californiada altın arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ghirardelli çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[gold rush]]></category>
		<category><![CDATA[james w marshall]]></category>
		<category><![CDATA[joaquin miller]]></category>
		<category><![CDATA[john a sutter]]></category>
		<category><![CDATA[john augustus sutter]]></category>
		<category><![CDATA[john sutter]]></category>
		<category><![CDATA[levis]]></category>
		<category><![CDATA[los angeles]]></category>
		<category><![CDATA[mark twain]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[meksika amerika savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[new helvetia]]></category>
		<category><![CDATA[sacramento]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[spreckels şeker]]></category>
		<category><![CDATA[stanford üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sutters fort]]></category>
		<category><![CDATA[sutters mill]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[yerba buena]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3393</guid>
		<description><![CDATA[California&#8217;da altın aramaya davet eden afişlerden biri. 1803&#8242;de Almanya&#8217;nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba&#8230; O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi. Amerika&#8217;ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3410" title="Kosun kosun altin bulmuslar!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/goldrushreklam.jpg" alt="Kosun kosun altin bulmuslar!" width="421" height="262" /><em>California&#8217;da altın aramaya davet eden afişlerden biri.</em></p>
<p>1803&#8242;de Almanya&#8217;nın Kandern kasabasında doğan John Augustus Sutter, doğduğu yerden çok uzaklarda, alabildiğine vahşi girişimlerle bir dünya kurulmasına önayak olacağını biliyor muydu acaba&#8230; O sadece bir köylü çocuğuydu ve kendini kurtarabilmenin, para kazanmanın derdindeydi.</p>
<p>Amerika&#8217;ya gitmenin hayaliyle büyüdü, sadece hayal kurmakla kalmayıp orada lazım olabilecek şeyleri de daha Almanya&#8217;dayken öğrendi. New York&#8217;a indiğinde İspanyolca ve İngilizceyi gayet akıcı konuşabiliyordu.</p>
<p>Askerliğini İsviçre ordusunda yaptıktan sonra bulduğu ilk fırsatta gemiye atlayarak 1834 yılında yeni dünya Amerika&#8217;ya indi. Çatışmalar, kavga gürültüler arasında kendini kurtarıp ülke kurmaya çalışan Amerikalıların arasına o da katıldı. New York&#8217;daki çeşitli maceralarının ardından 1839 yılında asıl hedefi olan Meksika&#8217;nın Yerba Buena (California ABD&#8217;ye katılınca Yerba Buena&#8217;nın ismi San Francisco olarak değişecekti) kentine ulaşmayı başardı.</p>
<p><span id="more-3393"></span>San Francisco&#8217;nun bereketli toprakları, Sutter karaya çıktığında sadece 30.000 Amerikan yerlisi ve 1.000 civarında Avrupa göçmenini besliyordu. California&#8217;ya vardığında cebinde doğru düzgün parası bile olmayan Sutter&#8217;ın toprak macerası, Alta California&#8217;da tarımı geliştirmek için uğraşan vali tarafından Meksika vatandaşı olması şartıyla bağışlanan ve merkezi bugün Coloma sınırlarında kalan 200 km² araziyle başladı.</p>
<p>Geniş arazisine çiftliğini kuran Sutter, valinin yüzünü kara çıkarmadı; Avrupa göçmenlerinin yanında Miwok ve Maidu kabilelerinden işçi olarak tuttuğu yerlilerle de iyi geçinerek kısa sürede zenginleşti. Yeni topraklarına kurduğu devasa çiftliğine New Helvetia ismini vermişti; Yeni İsviçre.</p>
<p>Sutter için hayat harika gidiyordu. Meksika &#8211; Amerika savaşına bile aldırmamış, zamanında kendisine toprak veren valiyi, parasının ve adamlarının gücü sayesinde küçük görecek hale gelmişti. Ancak dünyayı zengin edecek olan metaller onun çiftliğinde ortaya çıkınca her şey tersine dönüverdi.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3408" title="Sutter's Mill" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersmill.jpg" alt="Sutter's Mill" width="421" height="311" /><em>California&#8217;yı birbirine katan altın John Sutter&#8217;ın Coloma&#8217;daki bıçkıhanesi Sutter&#8217;s Mill&#8217;de bulunmuştu.</em></p>
<p>Sutter&#8217;ın topraklarından akan American River üzerinde, Sutter&#8217;s Mill ismiyle anılacak olan bıçkıhanenin inşaatına başlayan adamlarından James W. Marshall, 24 Ocak 1848&#8242;de toprağın içinde sarı metaller bulduğunu söyleyerek Sutter&#8217;a haber verdi. O güne kadar altının toprakta nasıl göründüğünü bile bilmeyen Sutter ve Marshall, buldukları metalin değerli bir şey olduğunu düşünerek ansiklopediler kurcaladılar ve altın bulduklarına öyle emin oldular.</p>
<p>Sutter bu işe hiç sevinmemişti. Çünkü o Amerika’ya altın aramaya değil, Yeni İsviçre’yi kurmaya gelmişti ve çiftliğinde altın bulunması kurmayı planladığı şehrin inşaatlarını aksatacaktı.</p>
<p>Kimseye söylemedi topraklarından altın çıktığını. Ancak Marshall çenesini tutamadı ve Sutter’s Mill’de altın bulduğunu Samuel Brannan adında bir gazeteciye söyleyiverdi. Gazeteciliğin yanında, California&#8217;ya ilk İspanyol göçünden beri usul usul devam eden altın arama işleri için malzeme de satan Brannan’ın şehre döner dönmez gazetesinde yayınladığı haber Amerika’ya bir anda yayıldı ve Amerika’nın gold rush ismiyle anılacak olan en büyük akını 1849 sonbaharında başladı.</p>
<p>Bu öyle bir akındı ki, çocuklar evlerinden, askerler kışlalarından kaçıyor, ülke genelinde dükkânlarını kapatan esnaf altın aramak için Sutter’ın arazisine hücum ediyorlardı. Birkaç ayda binlerce altın arayıcısı Sutter’ın arazisini işgal etmiş, çiftliğini yağmalamış, hatta topraklarını alıp satmaya başlamışlardı.</p>
<p>California&#8217;ya düzenlenen altın göçü, 1848 &#8211; 1855 arasında sürekli yükseldi ve 1855&#8242;de azalmaya başladı. 1849&#8242;da gelen ilk göçün üyeleri, &#8220;forty-niners&#8221; olarak anılıyorlardı ve gold rushın en büyük kaymağını da onlar yediler. Forty-niners, ağırlıklı olarak California çevresindeki Amerikalılardan oluşuyordu. Zamanla haberler Amerika&#8217;nın diğer bölgelerine ve dünyaya yayılmaya başlayınca, dünyanın her tarafından göçler gelmeye başladı. Avrupa ülkelerinden, Çin&#8217;den, Osmanlı&#8217;dan, Rusya&#8217;dan onbinlerce insan yeni bir yaşam kurma hayaliyle gemilere doluşup California&#8217;ya geliyorlardı.</p>
<p>Elbette herkes altın için gelmiyor, birçok insan da hızla büyüyen San Francisco&#8217;da ticaret yapmak için geliyordu. Altın arayıcılarına mal satmaya gelen bazı tüccarlar da, gelecekte dünyanın en ünlü markaları olacak olan şirketlerinin temellerini atıyorlardı. Levi Strauss (Levi&#8217;s Jeans), Domingo Ghirardelli (Ghirardelli Chocolate Company), James McClatchy (The McClatchy Company), Claus Spreckels (Spreckels Sugar Company), Leland Stanford (Stanford Üniversitesi&#8217;nin kurucusu), gibi adamların yanında, Mark Twain, Joaquin Miller gibi edebiyatçılar da bu göçün insanlarındandı.</p>
<p>Kaptanlar altın avcısı getirdikleri gemilerini San Francisco açıklarında terk edip altın aramaya koşuyor, terk edilmiş gemileri de altın arayıcılarına hizmete gelen tüccarlar depo niyetine, orospular genelev niyetine kullanıyorlardı. Hatta California&#8217;nın fuhuş ve porno sektörünün önemli merkezlerinden biri olmasının temellerini de bu kadınlar atmıştır diyebiliriz.</p>
<p>Gelinen yol ve hızla büyüyen şehirlerin yapısı o kadar kanunsuz, o kadar karmaşıktı ki, onbinlerce insan yollarda, ormanlarda, bataklıklarda öldüler, binlercesi de kolera salgınlarına kurban oldu. Buna rağmen, göçten en çok etkilenen San Francisco kasabası bir metropol oldu, boş arazilere sıfırdan şehirler kuruldu. Özellikle nehir kenarları hızla şehirleşti, Sacramento gibi birçok şehir altın arayıcılarının derme çatma çadırlarından, terk edilmiş gemilerden sökülen tahtalarla yapılan barakalardan yükseldi.</p>
<p>1849&#8242;daki nüfusu 35.000&#8242;i zor bulan San Francisco&#8217;nun nüfusu, iki yılda katledilen 120.000 yerliye rağmen 1855&#8242;de 400.000&#8242;e yaklaşmıştı. Sırf ayak işlerini yapması için gelen Çinli göçmen sayısı bile 40.000’in üzerindeydi. Öyle ki, San Francisco limanında kaderine terk edilen gemilerin sayısı 700’ü geçmişti. Meksika ve ABD arasında kalıp, otoriter bir yönetime de sahip olamayan California kanunlarının gücü, bu insanları durdurmaya yetmiyordu.</p>
<p>Her şeyini üst üste kaybetmeye başlayan Sutter, Eylül 1848’de İsviçre’den gelip kendisine katılan oğluyla birlikte topraklarını savunmaya çalıştı. Fakat oğlunun amacı New Helvetia şehrini geliştirmek değil, Sacramento Nehri kıyısına Sacramento ismini verdiği bir şehir kurmaktı. Baba Sutter buna her ne kadar kızsa da oğlu Sacramento’nun ismini verip temellerini attıktan sonra altın arayıcıların istilasından bıkarak Meksika’ya taşındı.</p>
<p>Sutter, California 1850 yılında ABD’ye katılıncaya kadar toprakları için savaştı. California bir eyalet olarak Birleşik Devletler’e katıldığında yeni kanunlar Sutter’ın toprak sahipliğini reddetti ve bütün toprakları devlet arazisi oldu.</p>
<p>Topraklarının, kurmaya çalıştığı şehrin ve hayallerinin sırf arazisinde altın bulunduğu için yağmalanmasını seyretmek zorunda kalan Sutter, devletin bağladığı 250 dolar harçlıkla Washington’da bir pansiyonda kalmaya başladı. ABD aleyhine açtığı tazminat davası 16 Haziran 1880’de sonuçlandı, 50 milyon dolar tazminat almaya hak kazandı ama sadece iki gün sonra, 18 Haziran’da kaldığı otelde öldü.</p>
<p>Bu yağmalama sadece Sutter’a zarar vermekle kalmadı, altın arayışının kontrolsüzce devam ettiği 1848 – 1850 yılları arasında Miwok ve Maidu kabilelerinden 120.000 yerlinin de öldürülmesine neden oldu.</p>
<p>Yerba Buena&#8217;nın ismi, California ABD’ye katılınca San Francisco olarak değiştirildi. John Sutter&#8217;ın New Helvetia adını verdiği topraklar, oğlunun kurduğu Sacramento şehrinin doğu sınırında kalıyor.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3406" title="Sutter's Fort" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersfort.jpg" alt="Sutter's Fort" width="421" height="260" /><em>Sacramento&#8217;nun temelleri bu evde atılmıştı.</em></p>
<p>Sutter’ın çiftliğinin temellerini attığı yer olan Sutter’s Fort ise bugün California State Indian Museum ile birlikte Sacramento&#8217;da, şehrin ortasında kalıyor. Altın uğruna katledilen 120.000 yerlinin hatırasını yaşatmak için, her şeyini kaybeden adamın çiftliğine Indian Museum diye müze yapmak da garip bir af dileme yöntemi olsa gerek. Pazarlama başarısı da denebilir.</p>
<p>San Francisco şehir merkezindeki Sutter Street, San Francisco’nun çeşitli yerlerindeki Sutter’s Mill School, Sutterville Road gibi, hatta Amador Country’deki Sutter’s Creek gibi yerlere Sutter’ın ismi verilse de bu, altın uğruna toprakları ve yaşamı yağmalanan bir adama karşı günah çıkarma eyleminden başka bir şey değildir.</p>
<p>San Francisco ve Sacramento’yu kuran adamın bir otelde sefalet içinde ölmesi ibret verici.</p>
<p>Arazide altın bulunduğunu gazeteciye yetiştiren James W. Marshall’a ne oldu derseniz, ortak olduğu altın madenlerine yaptığı yatırımlar hep başarısız oldu. California’da yeni bir çağ başlattığı için verilen devlet nişanıyla birlikte, kendi üzüm bağındaki bir kulübede, yalnız başına öldü. Öldüğünde üzerinde bir dolar bile yoktu.</p>
<p>Bir gün Oakland Museum of California’yı ziyaret etme imkânınız olursa, kendini kurtarmaya çalışırken California’nın temellerini atanları ve California’nın gerçek sahipleri olan yerlileri daha yakından tanıyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kosun-kosun-altin-bulmuslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/suttersfort.jpg' length ='99458'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Yahşi Batı ve Cem Wayne</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yahsi-bati-ve-cem-wayne.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yahsi-bati-ve-cem-wayne.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 23:54:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmaz filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yahşi batı]]></category>
		<category><![CDATA[yahşi batı fragman]]></category>
		<category><![CDATA[yahşi batı fragman izle]]></category>
		<category><![CDATA[yahşi batı full izle]]></category>
		<category><![CDATA[yahşi batı indir]]></category>
		<category><![CDATA[yahşi batı izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3251</guid>
		<description><![CDATA[Öyle bayıla bayıla komedi filmi izleyen bir adam değilim. Lisede okuldan kaçıp gittiklerimiz hariç, herhangi bir komedi filmi için sinemaya gittiğimi de hatırlamam. Görevi espri yapmak olduğu için espri yapanları izlemek yerine, gayet ciddi bir işin, filmin ortasında ince espriler yapanları izlemeyi tercih ederim. Komedi filmi izleyip “hadi bi espri olsa da gülsek” diye beklemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3256" title="Yahsi Bati" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/yahsi1.jpg" alt="Yahsi Bati" width="421" height="309" />Öyle bayıla bayıla komedi filmi izleyen bir adam değilim. Lisede okuldan kaçıp gittiklerimiz hariç, herhangi bir komedi filmi için sinemaya gittiğimi de hatırlamam.</p>
<p>Görevi espri yapmak olduğu için espri yapanları izlemek yerine, gayet ciddi bir işin, filmin ortasında ince espriler yapanları izlemeyi tercih ederim. Komedi filmi izleyip “hadi bi espri olsa da gülsek” diye beklemek yerine, Anatomy of a Murder’ı izlerken avukatın diğer avukata inceden dokundurmasını, kelime oyunları yapmasını izlemek daha hoş.</p>
<p>Haliyle, Cem Yılmaz’ın filmlerini de bayıla bayıla izlemiyorum. Ama komedi filmi yaptığını iddia ederek ortaya çıkanların arasında, en azından işine önem, filmlerine emek verdiğini görüyorum.</p>
<p>Cem Yılmaz aslında hayallerini gerçekleştiriyor. Bir nesil western filmlerini, uzay filmlerini izleyerek büyüdü, buna Cem Yılmaz da dahil. Ve hepimiz küçükken o ortamlarda bulunmanın hayalini kurduk. Kovboy çizmeleriyle, şapkalarıyla dolaştık, mantar tabancalarıyla düellolar yaptık.</p>
<p>Cem Yılmaz bizden şanslıydı. Çocukluğunu etkileyen, sevdiği şeylerle uğraşmayı kendine meslek edindi. Kara Şimşek temalı Opet reklamlarından tutun da, biraz önce izlediğim Yahşi Batı’ya kadar tüm işleri sevdiği o güzel filmlerin etkisiyle oldu. (O talihsiz kaza olmasa çekilmiş olan diğer reklamlar da yayınlanacak, belki bir yol filmi bile gelecekti arkasından, kim bilir.)</p>
<p><span id="more-3251"></span>Çocukluğunda görüp sevdiği dünyaları en azından film setlerinde yaşayarak mutlu oldu Cem Yılmaz. Sevdiği şeyi yaparak para kazanmak her insana nasip olmuyor.</p>
<p>Komedyen kimliği yüzünden önce komediyle girdiği sinemada, komediden de yavaş yavaş kopmaya başladı. İyi ekiplerle çalışıyor, filmlerine emek harcanıyor ve sinemada izlenecek kaliteye yaklaşıyor yazdığı filmler. Yahşi Batı’nın sonunda söylediği gibi, belki komediden başka filmler de yapmaya başlar yakında.</p>
<p>Cem Yılmaz, iyi veya kötü haliyle Türk sinemasında bir marka. Çektiği film ne olursa olsun O oynadığı için sinemaya gidip izleyen bir kitlesi var. Buna güvenerek risk almaya başlamasını, daha farklı filmler çekmesini bekliyorum. Markasına güvendiğinin de, kalite olarak her filmini bir öncekinin üstüne çıkarmaya çalıştığının da farkındayım. &#8220;Ben oynadığım için geliyorlar zaten, otuzbir çeksem izlerler&#8221; demek yerine iyi bir şeyler yapmaya çalışıyor. Devam ettikçe çıtayı yükselteceğine inanıyorum.</p>
<p>Yahşi Batı’ya gelirsek, gayet güzel olmuş. “Mükemmel bir film, mutlaka sinemaya gidip izlenmeli” falan demiyorum, hayranları öyle derse de sesimi çıkarmam. Yine de komedi filmi diye sunulan diğer zırvalardan çok daha kaliteli olduğu bir gerçek.</p>
<p>Mükemmel bir senaryo, çok kaliteli espriler falan beklemeyin. Ancak sahneler, dekorlar, kostümler bir Türk komedi filmi için çok üst seviyelerde.</p>
<p>Intronun kalitesi tartışılamaz, harika olmuş. Filmin başında Türkçeye geçerken yapılan dublaj esprisi, Guns N&#8217; Roses, Billy the Kid, Suzan’ın gazabından kurtulmak için Türk kültürünü özetledikleri sahne, 10 dakika araya geçiş gibi ilk aklıma gelen sahnelerle birlikte, birçok iyi düşünülmüş ayrıntı var filmde.</p>
<p>Küfür yok mu? Var. Küfürlü diyaloglar bazı yerlerde gereksizce abartılsa da, genel olarak orantılı kullanılmış. En azından mide bulandıracak seviyeye çıkarılmamış.</p>
<p>Marka göndermeleri yerinde olmuş. Dilli Kaşarlı’ya varana kadar saydılar, Islak Hamburger diye bir Kızılderilinin çıkmasını bile bekledim.</p>
<p>Western klişelerine yapılan göndermeler de harika. Filmden çıkarken, birinin yanındaki arkadaşına “suçluları şerife teslim etme sahnesini İyi Kötü Çirkin’den çalmışlar” dediğini duydum. Güzel kardeşim, filmin tamamı western göndermesi zaten, ne çalması? Eğer oturup düşünecek olursak neredeyse tüm sahneleri bir western filme bağlarız. Sanırım arkadaşın izlediği tek western İyi Kötü Çirkin (<a title="IMDB" href="http://www.imdb.com/title/tt0060196/" target="_blank">Il buono, il brutto, il cattivo</a>) olduğu için sadece o sahneyi tanıyabildi.</p>
<p>Yalnız filmden çıkarken şahit oldum ki, Türkiye’de sinema izleyicisi film izlemeyi hâlâ öğrenememiş. Yahu kardeşim, film boyunca oturmuşsun, üç dakika daha otursan ölür müsün?</p>
<p>Cem Yılmaz, ismini IMDB’nin Western kategorisinde filmlerini izleyerek büyüdüğü John Wayne, Clint Easwood gibi adamlarla aynı listede gördüğü için bile yeterince sevinmiştir. Aynı listede olmakla aynı kalitede olmak farklı şeyler tabi, o kadar büyütmüyorum.</p>
<p>Sonuç olarak, Yahşi Batı hiç fena bir film değil. DVD’si alınıp arşivlenecek bir film olmasa da, özellikle western severler için sinemada keyifle izlenip unutulacak türden bir film olmuş. Sinemada keyifle izlenecek Türk filmi de pek olmadığından, Yahşi Batı otomatik olarak üst sıralara tırmanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yahsi-bati-ve-cem-wayne.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/01/yahsi1.jpg' length ='39910'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kenan Sofuoğlu&#8217;nun basın bildirisi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 16:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul park]]></category>
		<category><![CDATA[kenan sofuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3146</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Deliler; Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu&#8217;da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3149" title="Kenan Sofuoglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kenansofuoglu-421x280.jpg" alt="Kenan Sofuoglu" width="421" height="280" />Sevgili Deliler;</p>
<p>Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu&#8217;da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu oldu.</p>
<p>Motor sporlarıyla ilgilenmeseniz bile birkaç dakikanızı ayırarak Pit Cafe&#8217;ye uğramanızı ve bu basın bildirisini okumanızı tavsiye ederim. Türkiye&#8217;de neler döndüğü hakkında şapkayı önümüze koyup bir kez daha düşünmemiz için önemli bir yazı bu.</p>
<p>Şuraya tıklayıp okuyabilirsiniz: <a title="Kenan Sofuoglu basin bildirisi - Pit Cafe" href="http://www.pitcafe.com/index.php/2009/12/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi/" target="_blank">Kenan Sofuoğlu Basın Bildirisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kenansofuoglu-421x280.jpg' length ='42708'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>İki Mümin çıktı meydane&#8230;</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/iki-mumin-cikti-meydane.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/iki-mumin-cikti-meydane.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 10:22:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[adalı halil]]></category>
		<category><![CDATA[arap said]]></category>
		<category><![CDATA[çolak mümin]]></category>
		<category><![CDATA[hızır aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[kavala]]></category>
		<category><![CDATA[kel aliço]]></category>
		<category><![CDATA[kırkpınar]]></category>
		<category><![CDATA[koca yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[kurtdereli mehmet pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[mihalıçlı araboğlu ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[mümin pehlivan]]></category>
		<category><![CDATA[rami]]></category>
		<category><![CDATA[şumnulu rüstem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3137</guid>
		<description><![CDATA[Balkanların güreş sevdasından söz etmiştik. Oralarda iki çocuğun kendi arasındaki güreşin sonucu bile kısa sürede bütün köye yayılır da Kırkpınar’ın galibi duyulmaz mı? Elbet duyulur. Zaten er meydanıyla haşır neşir olanlar, güreş haberlerini Osmanlı’nın dört bir yanına Hızır aleyhisselam ulaştırır diye inanırlar. Yusuf artık Aliço’yu yenen pehlivan diye bilinir, başını sokacak kadar efsane haline gelir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3139" title="kocayusuff" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kocayusuff.jpg" alt="kocayusuff" width="420" height="315" /><a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/hey-gidi-koca-yusuf.html" target="_blank">Balkanların güreş sevdasından söz etmiştik.</a> Oralarda iki çocuğun kendi arasındaki güreşin sonucu bile kısa sürede bütün köye yayılır da Kırkpınar’ın galibi duyulmaz mı? Elbet duyulur. Zaten er meydanıyla haşır neşir olanlar, güreş haberlerini Osmanlı’nın dört bir yanına Hızır aleyhisselam ulaştırır diye inanırlar. Yusuf artık Aliço’yu yenen pehlivan diye bilinir, başını sokacak kadar efsane haline gelir. Şumnulu Yusuf’un vücudu, oyunları, hileleri, el enseleri, acı kuvveti, boyundurukları bir masal gibi anlatılır. Anneler çocuklarına Yusuf’lu ninniler söylemeye başlarlar. Yusuf, Kırkpınar’da bir sonraki sene de şampiyon olur, ondan sonraki seneleri de kazanır. Başpehlivanlığı tam dokuz sene (1885-1894) kimselere bırakmaz.</p>
<p><span id="more-3137"></span>Seneler 1894’ü gösterdiğinde Yusuf’un yolu İstanbul’a düşer. O sıralar Kavala’dan esip dinmeyen bir fırtına vardır, adına Mümin Pehlivan derler. Mümin Pehlivan, medrese tahsillidir, Molla diye anılır, sol kolundaki arızasından dolayı diğer lakabı Çolak’tır. Mümin Pehlivan sert güreşir, rakiplerine aman vermez. Bileğindeki çolaklık onun en büyük silahıdır, rakibini sıkıştırınca nefesini keser. Mecazen neyse de bileği hakikaten bükülmez. Dolayısıyla da o mengeneden kimse çıkamaz. Sakat kolunu manivela gibi kullanınca rakiplerini kaldırıp atması da kolay olur. Karşısına çıkanlar aşılmaz kuvvetinden, bükülmez bileğinden bahseder, meydanı paşa paşa terk ederler. Çolak Molla karşısına çıkanı pişman eder, Şumnulu Kuru Rüstem’i, Arap Said’i, Kurtdereli Mehmet’i, Mihalıçlı Araboğlu İbrahim’i er meydanında defalarca yener. Bizim Yusuf’un en zorlandığı Adalı Halil’i birkaç kere mağlup eder. Hatta, Adalı’yla Mümin Pehlivan arasındaki güreşlerden birinde hakemler itiraz edince güreş yeniden başlar; Molla, Adalı’yı tuttuğu gibi hakem heyetinin önüne getirip “oldu mu ağalar” diye yere çalar. Mümin Pehlivan da Yusuf kadar efsaneleşmiştir artık&#8230;</p>
<p>Mümin Pehlivan’ın namı Yusuf’un kulağına kadar gelmiştir, Mümin Pehlivan da rüyalarında Başpehlivan Yusuf’la güreşir. Aradan günler geçer iki pehlivanın yolu İstanbul’da kesişir. Rami’deki güreş meydanı iki şampiyonu ağırlamanın onurunu yaşar, İstanbullular akın akın iki efsanenin güreşini izlemek için yollara koyulurlar&#8230;</p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/colak_mumin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3140" title="colak_mumin" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/colak_mumin.jpg" alt="colak_mumin" width="410" height="584" /></a>İki pehlivan usulünce yağlanır, kıspetlerini tokatlaya tokatlaya peşrev çıkarırlar. Kıbleye doğru el bağlayıp ense enseye gelirler ve güreş başlar. Yusuf, Mümin Pehlivan’ın oyununu çözmek için işi ağırdan almaya başlar, el enselerle vakit geçirir. Ama Mümin Pehlivan çevik adamdır, vücut oyunlarıyla Yusuf’un oyununa gelmez. Yusuf çapraza girer, paçalara dalmaya çalışır fakat bir türlü başaramaz. Bir Mümin Pehlivan alta girer, bir Yusuf pehlivan üste çıkar. İki pehlivanın arasında kıran kırana bir güreş yaşanır. Yusuf hiç bu kadar zorlandığını hatırlamaz. Mümin Pehlivan diğerleri gibi değildir, yaman güreşir, Yusuf’a nefes aldırmaz. Güreş git gide kızışmaya başlar, pehlivanlar “Hayda bre!” diyerek birbirilerini teşvik ederler. Yusuf’un hamlelerine rakibi cevap vermekte güçlük çekmez, ibre yavaş yavaş Mümin Pehlivan’a göz kırpar. Bu arada davullar cenk havasını daha hızlı vurur, zurnalar daha bir nağmeli ötmeye başlar. Güreş hızlanmıştır artık. Mümin Pehlivan rakibini iyi kollar hatalarını değerlendirmeye başlar. Yusuf birkaç kere yenilme tehlikesi atlatır ama son anda kurtulmayı başarır. Kimsenin beklemediği bir anda Mümin Pehlivan, Yusuf’u kavradığı gibi kündeye alarak havaya doğru kaldırır. Görünürde Mümin Pehlivan gibi ufak tefek birisinin Yusuf gibi bir dağı yerinden sökmesine imkan yoktur fakat Yusuf’un eli ayağı yerden kesilmiştir. İzleyenler hayretten küçük dillerini yutacak gibi olurlar. Koca dedikleri Yusuf ha yenildi ha yenilecektir. Çolak Pehlivan kucağındaki rakibini iyice bir tartar ve son hamleyle yere doğru savurur. Yusuf yere düşerken son anda toparlanır, göbeğini yıldızlardan saklar. Yusuf’un düşmesiyle davullar kesilir, zurnalardan ses gelmez olur. Bu, güreşin bittiğine işarettir. Yusuf pehlivan şaşkınlıkla <strong>“Be Mümin yenildim mi, niye susar bu davullar”</strong> diye sorar. Mümin’in yerinde şimdiki sporcular olsa çoktan <strong>“Koydum çocuğu hacı!”</strong> diyerek tribünlere koşmaya başlamıştır lakin Mümin Pehlivan<strong> “Yok be ağam çeviremedimki seni. Sen de döndün zaten. Omzunun üstüne düştün diye gördüm ben”</strong> şeklinde cevap verir.</p>
<p>Ama üçüncü bir ses, iki pehlivanın muhabbetine limon sıkar. Başhakem Kel Aliço, iki pehlivanın yanına gelir ve Mümin Pehlivan’ı galip ilan eder. Yusuf şaşkındır, Mümin Pehlivan ne olduğunu anlayamaz. İlk toparlanan Çolak Molla olur ve Aliço’ya, <strong>“Ustam, Yusuf yenilmedi. Ben gördüm. Biz devam edelim güreşimize”</strong> diye itiraz eder. Kararının kabul edilmediğini gören Aliço’da kayış atar, <strong>“Daha dünkü pelvansınız bre! İşimi bana mı öğreteceksiniz. Güleş bitti. Elimden bi’ kaza çıkmadan varın gidin yolunuza”</strong> diye bağırarak postayı koyar. Cazgır seyircilere durumu ilan eder, Mümin Pehlivan’ın Yusuf’u kündeyle yendiğini duyurur. Her ne kadar rakibi itiraz etse de Yusuf resmen yenilmiştir. Artık mağlup bir pehlivandır&#8230;</p>
<p>Yusuf şok olmuş bir şekilde olan biteni izler. Böyle bir galibiyet Mümin Pehlivan’ın da içine sinmez. Zira pehlivan dediğin adam, rakibinin göbeğiyle yıldızları tanıştırmazsa “yendim” diye ortalıkta dolaşamaz. Mümin Pehlivan, Yusuf’u yerden kaldırır ve <strong>“Ustam” der, “ben böyle bir galibiyeti kabul edemem. İstanbul’da nerede kalıyorsan bana haber gönder, kaldığımız yerden devam edelim&#8230;”</strong> Yusuf ikinci bir şaşkınlık yaşar, Mümin Pehlivan’ın bu mertliğiyle tarifi zor duygulara gark olur. <strong>“Molla biraderim, bir daha karşılaşamazsak da hiç mühim değil. Senin gibi bir pelvana yenilmek benim için şereftir. Hakkını helal edesin, duadan eksik etmeyesin”</strong> der ve döner yoluna gider.</p>
<p><em>İkinci fotoğraftaki 1 numaralı şahıs, Mümin Pehlivan&#8217;dır.</em></p>
<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/hey-gidi-koca-yusuf.html" target="_blank">Hey gidi Koca Yusuf</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/iki-mumin-cikti-meydane.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kocayusuff-300x225.jpg' length ='22551'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Teşekkürler Fenerbahçe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 08:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[aziz yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[roberto carlos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3127</guid>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe’yi hiç sevmem, günün birinde teşekkür edeceğim de aklıma gelmezdi açıkçası. Benim futbola olan yaklaşımımı en güzel şekilde özetleyen isim Eduardo Galeano oldu “Ben bir futbol dilencisiyim” diyerek. Beşiktaş bu işin sadece bahanesi yani. Ben sadece futbolu seviyorum hepsi bu&#8230; Lafı uzatmayım bu sefer. Roberto Carlos’a veda ettik dün akşam. Futbolu anlamaya başladığım dönemlerin efsanesidir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3126" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="rcarlos" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos.jpg" alt="rcarlos" width="420" height="290" /></a></p>
<p>Fenerbahçe’yi hiç sevmem, günün birinde teşekkür edeceğim de aklıma gelmezdi açıkçası. Benim futbola olan yaklaşımımı en güzel şekilde özetleyen isim Eduardo Galeano oldu “Ben bir futbol dilencisiyim” diyerek. Beşiktaş bu işin sadece bahanesi yani. Ben sadece futbolu seviyorum hepsi bu&#8230;</p>
<p><span id="more-3127"></span>Lafı uzatmayım bu sefer. Roberto Carlos’a veda ettik dün akşam. Futbolu anlamaya başladığım dönemlerin efsanesidir Carlos. Benim için gökyüzündeki yıldızlar gibidir. O, oralarda bir yerlerde ama acaba gerçek mi? Böyle bir futbolcunun gerçekten var olduğunu Fenerbahçe sayesinde öğrendim. Türkiye’ye gelmeden önce televizyonda izliyorduk maçlarını. “Görmeden inanmam” adamıyım ben biraz. O yüzden Raul, Roberto Carlos, Giggs, Ronaldo, Best, Maradona, Messi gibi bir sürü efsane ismin varlığından kuşkuluyum. Sanki bütün bunlar bir kurgu gibi geliyor bana. Böyle adamlar aslında yokmuş ama biz var zannediyoruz diye düşünüyorum. Kendi ülkemizin futbol kısırlığı saçmalamama sebep oluyor.</p>
<p>Dünyanın bir yerinde bu insanlar gerçekten yaşıyor mu?</p>
<p>Her gece gördüğümüz aya ayak bastığımız zaman duygularımız nasıl değişirse, nasıl heyecanlanırsak aynı şeyleri hissettim Roberto Carlos, Aziz Yıldırım’ın yanına oturunca. “Evet lan gerçekmiş bu adam” dedim kendi kendime. 3 Mayıs 2009’da İnönü Stadı’nda 2-1 kaybettiğimiz Fenerbahçe maçına Carlos’u görmek için gitmiştim zaten, itiraf ediyorum. Numaralı tribünün ilk sırasına oturup seyretmiştim maçı Brezilyalıyı daha yakından izleyebilmek için. Evet, Roberto Carlos diye bir futbolcu gerçekten varmış. O gece daha çok inandım buna&#8230;</p>
<p>6 numaralı Corinthians formasının üzerinde Roberto Carlos yazan fotoğrafı görünce bir garip oldum. Çünkü ben ayrılık haberlerine inanmak istememiştim bir türlü.</p>
<p>Roberto Carlos dün akşam oynanan Sheriff maçıyla birlikte Türkiye’deki futbol hayatına nokta koydu. Dünyanın en iyi sol beki geçti İstanbul’dan. Bu zevki bize yaşattığın için teşekkürler Fenerbahçe.</p>
<p>Dünya gözüyle bir efsane gördüm ya, yeter bana bu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos-300x207.jpg' length ='19062'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>

