'sinema' Kategorisi Incileri

Alexander the Gayreat!

alexanderBir film düşünün. Oliver Stone çekmiş, Colin Farrell, Val Kilmer, Jared Leto gibi adamlar oynamış. Rosario Dawson bile var. Yetmez mi? Müziklerini de Vangelis yapmış!

Filmi açıyorsunuz, Vergilius’un Aeneid’den bir dizesi geliyor ekrana: Şans cesurun yanındadır. (Hastasıyım bu sözün)

Babil desenleriyle süslü intronun ardından, bir Babil sarayında ak sakallarıyla hikâye anlatan Anthony Hopkins çıkıyor karşınıza. Mekânlar güzel, kostümler harika. Sonra Angelina Jolie geliyor, elinde yılanlarla çocuğuna sarılıp hikâyeler anlatıyor.

Üstelik filmin adı Alexander!

Büyük İskender hakkında her bulduğunu okuyup az çok bir şeyler öğrenmiş biri olarak, “çok önyargılı davranmışım, harcamışım güzelim filmi,” diye düşünüp keyif moduna geçiyor ve izlemeye başlıyorum.


Devam

Polis çocuk dövdü! Pis!

johnny guitar danceJohnny Guitar‘ı hatırlayan var mı? Nicholas Ray’in 1954 yılında çevirdiği western & film-noir tarzı güzel bir yapımdı. Hani şu “hayatta bir fincan kahve ve iyi bir sigaradan daha güzel bir şey yok,” diyen adamın gitar çaldığı film. Filmi hatırlayan pek olmasa da film sayesinde ünlenen Johnny Guitar şarkısını herkes hatırlar. Özellikle enstrümental Spotnicks versiyonunu.

Çok güzel diyaloglar vardı filmde. Film-noir tutkumun bir nedeni de iğnelemelerle dolu bu diyaloglar zaten.

Johnny: Kaç erkeği unuttun?

Vienna: Senin hatırladığın kadınlar kadar.
Devam

Aşka aşık olanlar

Lionel Dobie Kapris No: #~Belirsiz~:

- Beni seviyor musun?
- Seviyor muyum? Seviyorum tabii ki, evet.
- Seni terk edersem ne yaparsın?
- Ne mi yaparım? Çatıya çıkıp vurulmuş bir köpek gibi bağırırım.
- Ama ben seni sevmiyorum.

Kapris No: #~Sonsuz~:

- Beni seviyor musun?
- Seviyorum tabii ki, evet.
- Benim için her şeyi yapar mısın?
- Ne yapayım? Söylemen yeterli.
- Şunları görüyor musun? Git ve direksiyondakini dudaklarından öp, yeniden konuşalım. (Yağmurlu gecede, sokağın köşesinde beklemekte olan polis arabasını gösterir.)
- Ne!?
- Hadi, beni ne kadar sevdiğini göster.
- Yapınca ne olacak ki?
- Aşkının gerçek olduğunu anlayacağım. Yapmazsan Üçkağıtçıların Kralı’sın. Eşyalarımı toplar giderim.

Bu diyaloğu yaşasanız ne yapardınız? Hatta kızın dediğini yaptıktan sonra yine de sizi bırakıp giderse ne yapardınız?
Devam

Miras’ınıza sahip çıkın

miras

Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın hal’inin sebeplerinden en önemlisi Yahudilere kapıyı göstermesidir.

Biraz eskilere gidelim.

Yahudiler 1884 senesinde Kattowitz’de düzenlenen “Yahudi Milli Kongresi”nde bir yurt edinmeye karar verdiler. Gözleri asırlar önce barınamadıkları Filistin topraklarıydı. Filistin ise Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir kara parçasıydı. Devir, Sultan İkinci Abdülhamid Han devri…
Devam

Şeriatla korkut, faşizmle yönet

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Can Dündar hakkında soruşturma başlatmış. Çünkü Can Dündar, Mustafa filmiyle topluma çok kötü örnek olmuş, yüce önder Atatürk’ü olmaması gereken şekilde göstermiş.

Aslında böyle bir davanın açılmasını bekliyordum hatta bunca zaman açılmamış olmasına şaşırmıştım. “Geç olsun güç olmasın” demişler ve davayı açmışlar şimdi.

Suçlama bol:

Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet. Şikayet dilekçesinde denmiş ki, “Filmde Atatürk’e pofur pofur sigara içirterek Türkiye tarihinin en büyük sigara reklamı yapılmaktadır. Gençlerin etkilenmemesi için film derhal gösterimden kaldırılmalı, yönetmeni cezalandırılmalıdır.”

Birileri Orhan Kural ve Ahmet Ercan’a (bu adamlar da yoldaki vatandaş değil ha, anlı şanlı İTÜ profesörleri) bu yapımın bir TV dizisi değil, bir sinema filmi olduğunu hatırlatmalı.
Devam