'sinema' Kategorisi Incileri

Mario Puzo ve portakalları

The Godfather serisinde, Don Vito Corleone’nin vurulduğu sahneyi hatırlamayan yoktur. Don Corleone manavın önünde, yerlere saçılmış portakalların arasında kanlar içinde yatarken, Michael Corleone de babasının başında ağlar.

Mario Puzo, portakalları sadece The Godfather’da Don Corleone’nin vurulduğu sahnede dekor olarak değil, hem The Sicilian‘da hem de The Godfather’da ihanet ve ölüm mesajları için kullanmış.
Devam

Edebiyatçı değil masalcı: Mario Puzo

mario puzo“Ben bir edebiyat adamı değil, sadece iyi bir hikaye anlatıcısıyım.”

Mario Puzo

15 Ekim 1920′de doğan Mario Puzo, İtalya’dan ABD’ye göç etmiş, son derece fakir bir ailenin çocuğudur. Aklı fikri kitaplarda olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumu, yazabilmesine uzun süre engel olur. Fazla serseri ruhlu bir çocuk olduğundan, gençliğini kumar oynayarak geçirir. Otoriter annesinden çekindiği için gangster olamaz, kumarı bile gizli gizli oynar. Gençliği Manhattan’da, Hell’s Kitchen civarında geçen bir İtalyan göçmeni için sessiz sakin oturmak pek zordur. Sürekli gördüğü ve duyduğu Sicilya mafyasına özenir ancak aralarına girmeyi bir türlü başaramaz. Emir almayı sevmeyen biri olmasına rağmen kavgayı, adam öldürmeyi legal kabul eden tek kurum olan askeriyeye yazılarak içindeki özgür ruhu(!) burada açığa çıkarmayı dener.
Devam

Dumansız kahve mundar gider

Sevgili ciğerlerimin kedilere karşı geliştirdiği anlaşılmaz bir alerji kalkanı, annemin evine gidemez hale getirdi beni. Eğer gidip orada bir gece kalırsam sonraki 2-3 günümü nefes alabilmek için çabalayarak, ciğerlerimden gelen tuhaf hırıltıların Türkçe mealini anlamaya çalışarak ve masanın üzerinde duran sigara paketi & Zippo ikilisine hüzünlü gözlerle bakarak geçiriyorum.

Bakmayın siz resimdeki kedinin masumluğuna, sevimliliğine. Bizim Lokum da aynı bunun gibi ve sanırım bir kedi sever için en büyük lanet kedi alerjisine sahip olmak.
Devam

The Strangers

Korkup, gerim gerim gerileyim diye izledim The Strangers’ı. Afişi falan gayet iyiydi, “korkudan hoplatır” diye düşündüm. Eski bir film, yorum yapmak için çok geç artık. Filmin başında bu olayın gerçek bir hikayeden alındığını yazmışlar. Bryan Bertino, “gerçek” anlayışının, “gerçek”ten kastının olduğunu bana mutlaka anlatmalı. İki elim yakasında olur söylemezse. Bir insan evladı, eğer üç harfli bir mahluk değilse nasıl bir anda gözden kaybolabilir?
Devam

Einstein bize aptal demiş olabilir mi?

idiocracy kapak“21. yüzyıl ile birlikte, insanın evrim sürecinde bir kavşak noktasına gelindi. Doğal seleksiyon, yani en güçlünün, en akıllının ve en hızlının daha fazla üreme imkânı bulduğu ve insanın mükemmel niteliklerinin gözetildiği bu süreç, artık daha farklı nitelikleri öne çıkarmaya başladı.

Zamanın pek çok bilim kurgusu, daha modernize olmuş, zeki bir gelecek hayal eder. Ama zaman geçtikçe, olaylar tam aksi yönde gelişmeye başladı. Büyük bir zekâ gerilemesi.

Bu nasıl oldu?

Evrim muhakkak zeki olanı ödüllendirecek diye bir kaide yok. Fazlalıkları budayacak doğal bir avcı olmadığı için evrim süreci, en fazla üreyeni ödüllendirmeye başladı. Ve zeki olanları, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.”

[Idiocracy, intro]

Sürekli film noir izlemekten sıkıldığını fark ettiğim ruhuma aslında şimdilik çok iyi gittiğimizi ispat edebilmek için distopya konulu filmlere ve kitaplara sardım bu sıralar. En azından bugün kötünün iyisini yaşadığımızı düşünüp mutlu olabiliyorum. Google henüz 1984′ün Big Brother’ı kadar güçlü değil. Güçlüyse de henüz bunu bize çaktırmıyor. Şimdilik motorlu taşıtlar üretmekle meşgul olan Ford, bir Brave New World hazırlamadı bize.

Neyse konumuz bunlar değil. Konu, Idiocracy. Mükemmel bir konunun son derece sıradan bir kurgu ve oyunculukla harcandığı, buna rağmen yerinde esprileriyle bir miktar eğlenceli olmayı ve izleyiciyi kısmen düşündürebilmeyi başarabilen bir distopik komedi filmi olmuş Idiocracy. Başarılı bir film demiyorum, ama hikâye çok başarılı. ABD’de geçiyor olsa da tarihten aldığı gücü bir kenara bırakıp dandik bir New York taklidi olmaya çalışan İstanbul için de son derece uygun.


Devam