<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu &#187; Spor</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/category/spor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Siyah beyaz hatıralar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/siyah-beyaz-hatiralar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/siyah-beyaz-hatiralar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 09:34:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[gordon milne]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim üzülmez]]></category>
		<category><![CDATA[metin ali feyyaz]]></category>
		<category><![CDATA[rüştü]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman seba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3917</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden fanatik Beşiktaşlı biri olarak yıllardır futbolu takip etmem. Eskiden dediğim ilkokul yıllarında kaldı. Gordon Milne ve talebeleri muhteşem üçlü Metin, Ali, Feyyaz zamanları yani. Öyle bir bağlıydım ki takım yenilince ağlardım o derece. Çocukluk işte. Sonra donuk bakışlı gülmeyen adam Gordon Milne gitti takımda yavşamalar başladı. Asıl kırılma noktası ise efsane başkan Süleyman Seba’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3918" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/05/siyah-beyaz.jpg" alt="" width="420" height="216" /><br />
Eskiden fanatik Beşiktaşlı biri olarak yıllardır futbolu takip etmem. Eskiden dediğim ilkokul yıllarında kaldı. Gordon Milne ve talebeleri muhteşem üçlü Metin, Ali, Feyyaz zamanları yani. Öyle bir bağlıydım ki takım yenilince ağlardım o derece. Çocukluk işte. Sonra donuk bakışlı gülmeyen adam Gordon Milne gitti takımda yavşamalar başladı. Asıl kırılma noktası ise efsane başkan Süleyman Seba’nın gidişiydi. Ondan sonra Beşiktaş pek tat vermedi açıkçası oynadığı futbolla. Dönem dönem iyi oynasa da genelde o eski fırtınalı günlerdeki tadı alamadım. Örneğin, Lucescu ile 2003’teki 100. yıl şampiyonluğunda bile oynanan futbol pek içime sinmemişti. Zaten genelde şampiyon olan takım çok iyi olduğu için değil diğer büyükler kötü durumda olduğu için şampiyon oluyor.  Belki de bu yüzden soğudum takımdan ve futboldan. Ama daha çok bizim ligin kalitesi etkili sanırım. Beşiktaş iyi olsa kaç yazar ki.<br />
<span id="more-3917"></span></p>
<p>Bu yazıyı yazmama sebep olan dün geceki Ziraat Türkiye Kupası maçıydı. Epey olmuştu Beşiktaş maçı izlemeyeli. Bi&#8217; seyredelim dedim, belki eski heyecanları yaşarız. Maç heyecanlıydı, güzeldi. Mücadele de üst düzeydeydi. Ancak Kara Kartal’dan ben daha iyi bir futbol beklerdim açıkçası. Maçı anlatan eleman sürekli Beşiktaş’ın fizik yorgunluğundan bahsetti. Sanki 2 gün önce UEFA maçı vardı anasını satayım. Zaten Bursa maçı da iptal olmuş. Başka ne maçı yapıyorlarsa artık.</p>
<p>Dünya kadar yabancı dolmuş takıma. Bunlara niye o kadar para verirler anlamadım hiç. Q7’nin üçte biri kadar top oynasalar her şey çok güzel olacak ama nerde. En gıcık gittiğim şey de o zaten. Aynı kalitede top oynayacak bir sürü gencimiz varken yabancı alıyoruz. Onlar da bizim ülkeye gelince yavşama moduna geçiyorlar. Çoğunluğu böyle. Doğru dürüst 2-3 ay top oynuyorlar ancak. O kadar para da çöpe gitmiş oluyor. Lanet olsun kulüplerin yabancı sevgisine. Getireceksen iş yapacak kaliteli adam getir. Asıl bunlardan soğudum belki de ülke futbolundan. Bir de bozuk para harcar gibi teknik direktör ve futbolcu harcanıyor bu ülkede. Mesela İbrahim Üzülmez gibi mücadeleci, istikrarlı adamı anında postaladılar. Yıllardır takımın bel kemiğiydi kendisi. Herkes geldi geçti takımdan ama o hep vardı. Pek tekniği olmasa da 2 sene içinde postalanan top cambazı yabancılarla değişmem kendisini.</p>
<p>Maçta beni şaşırtan Rüştü oldu. “Hala oynuyor mu lan bu?” dedim. Yıllar önce (ortaokulda) bir haftasonu arkadaşım beni Aydınspor-Antalyaspor 2. Lig maçına götürmüştü. O maçta “Bu Antalya’nın kalecisi var ya Fener’e gitçekmiş lan” demişti. Nitekim sonra dediği gibi Fener’e gitti. Hatırladığım kadarıyla o gün bizim Aydın 2 tane takmıştı Antalya’ya. “O gün bugündür hala oynuyor adam, vay be” dedim. Sonra dün geceki sürprizlerden birisi Tayfur Havutçu’ydu. Bizde oynadığı dönemlerde maç sonrası yaptığı peltek açıklamaları geldi aklıma, gülümsedim. Ama asıl diğer sürpriz epeydir görmediğim “Gassaraylı Arif” idi. Onun İ.B.B’de yardımcı antrenörlük yaptığını futbol gündemini takip etmediğim için bilmiyordum. Kameralar, İ.B.B kulübesini gösterdiğinde “Ahanda, Artist Arif” dedim. “Artist Arif” lafını geçmişte maçları Cine5’in verdiği yıllarda maç izlemek için gittiğim kahvehanelerden hatırlarım. Futbol delisi amcalar ne zaman Arif kendini yere bıraksa “Ariiif, Cüneyt Arkın halt etmiş yanında, git Yeşilçam’da oyna. Artiiiz!” derlerdi. Gerçekten çok artistçe bırakırdı kendini.</p>
<p>Ne kadar ligimiz kalitesiz olsa da oynanan futbol çok iyi olmasa da dün gece güzel ve heyecanlı geçti benim için. Yıllar sonra maç izlemenin zevkine vardım. Gollerle coştum. Ara sıra takılmak lazım futbola. Ama sık değil, yaşanan gelişmeler insanı sinir ediyor çünkü, tıpkı ülke siyasetindeki gibi çirkeflikler yaşanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/siyah-beyaz-hatiralar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/05/siyah-beyaz.jpg' length ='30668'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Nihat&#8217;ı kov başkan!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/nihati-kov-baskan.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/nihati-kov-baskan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Apr 2011 09:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[nihat kahveci]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3910</guid>
		<description><![CDATA[Soyunma odası tartışmaları her kulüpte yaşanan bir hadisedir. Futbol topunun meşinden olması, futbolcuların soyunma odalarında anadan üryan dolaşması kadar normaldir hatta. İbrahim Üzülmez’le İbrahim Toraman arasındaki kavga da soyunma odasında yaşanan olaylardan birisiydi sadece. Fakat gözünün yaşına bakmadınız kaptanın. O kavgayla Beşiktaş tarihinde bir ilki gerçekleştirmedi İbrahim Üzülmez, sonuncusuna da imza atmadı. Aile içinde örtbas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3911" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="nihatkahveci" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/03_d_431700964466_d.jpg" alt="nihatkahveci" width="420" height="371" />Soyunma odası tartışmaları her kulüpte yaşanan bir hadisedir. Futbol topunun meşinden olması, futbolcuların soyunma odalarında anadan üryan dolaşması kadar normaldir hatta. İbrahim Üzülmez’le İbrahim Toraman arasındaki kavga da soyunma odasında yaşanan olaylardan birisiydi sadece. Fakat gözünün yaşına bakmadınız kaptanın. O kavgayla Beşiktaş tarihinde bir ilki gerçekleştirmedi İbrahim Üzülmez, sonuncusuna da imza atmadı. Aile içinde örtbas edilebilecek bir olaydı ama siz şov yapmayı tercih edip kapının önüne koydunuz Türk futbolunun Benjamin Button’ını.</p>
<p><span id="more-3910"></span></p>
<p>İyi bir bahane bulmuştunuz Üzülmez’i gönderirken. Guti, Quaresma, Almeida ve Fernandes gibi oyuncuların kavgadan çok etkilendiğini, şok geçirdiklerini söylemiştiniz. Hatta bir dost meclisinde aynı ifadeleri bizzat Cengiz Zülfikaroğlu’nun ağzından duymuştum. Yabancılar bu durumu ‘insanlık dışı’ diye nitelendirmişti. Siz de Beşiktaş’ın imajını korumak için İbrahim Üzülmez’e kapıyı göstermiş, yabancı oyunculara da “Aynı şeyi siz yapsanız sizi de kovarım” demiştiniz.</p>
<p>Şimdi o çekindiğiniz yabancı oyunculardan bir tanesine saldırdı Nihat Kahveci. Hem de soyunma odası gibi mahrem bir alanda değil herkesin gözü önünde yaşandı bu hadise. Aynı Nihat Kahveci, aynı gün çok da sevmediğim bir spor yazarının üzerine yürüdü. Üzülmez’inki 1 birim ayıpsa, 10 katını yaptı Nihat Kahveci.</p>
<p>Şimdi neler olacağını çok merak ediyorum. Aynı sebebi öne sürüp Nihat’a da yol mu vereceksiniz yoksa tazminatından korktuğunuz için uygun bir ceza mı belirleyeceksiniz? İbrahim Üzülmez’e yapılanların aynısını bekliyorum bir Beşiktaşlı olarak. Aynı sebeplerle Nihat’a da yol ver sayın başkan! “Yabancıların gözündeki karizmamızın çizilmesine izin veremeyiz” de Nihat’a!</p>
<p>Nihat’ı kovmazsanız İbrahim Üzülmez’in gönderilmesinin arkasında başka sebepler arayacağım birçok Beşiktaşlı gibi. Kovarsanız da gerçekten dürüst bir adam olduğunuzu düşüneceğim her şeye rağmen.</p>
<p>Büyük bir sınavın eşiğindesin başkan; önümüzdeki sezonu bekleme!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/nihati-kov-baskan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>35</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/03_d_431700964466_d.jpg' length ='31198'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Biz burada yabancıları sevmeyiz</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-burada-yabancilari-sevmeyiz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-burada-yabancilari-sevmeyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 09:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[adnan polat]]></category>
		<category><![CDATA[aziz yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[hakem]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut özgener]]></category>
		<category><![CDATA[sivasspor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye futbol federasyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3543</guid>
		<description><![CDATA[Türk futbolunda son üç yıldır güzel şeyler yaşanıyor. Geçtiğimiz iki yılda Sivasspor lige renk katmıştı, şimdi de aynı heyecanlı dönemi Bursaspor yaşatıyor. Bundan birkaç hafta öncesine kadar Bursaspor’un şampiyonluğuna bir Bursalı kadar inanıyordum ama geçen haftaki Fenerbahçe-Beşiktaş maçıyla bu inancım sona erdi. Bursa’nın şampiyon yapılmayacağını iddia edenlere Fenerbahçe’nin Denizli’de kaybettiği şampiyonluğu örnek gösteriyordum ancak son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3544" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="futbol" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/futbol.jpg" alt="" width="420" height="315" />Türk futbolunda son üç yıldır güzel şeyler yaşanıyor. Geçtiğimiz iki yılda Sivasspor lige renk katmıştı, şimdi de aynı heyecanlı dönemi Bursaspor yaşatıyor. Bundan birkaç hafta öncesine kadar Bursaspor’un şampiyonluğuna bir Bursalı kadar inanıyordum ama geçen haftaki Fenerbahçe-Beşiktaş maçıyla bu inancım sona erdi. Bursa’nın şampiyon yapılmayacağını iddia edenlere Fenerbahçe’nin Denizli’de kaybettiği şampiyonluğu örnek gösteriyordum ancak son haftalardaki gelişmeleri değerlendirince tezgahın çok önceden işlemeye başladığını farkettim.</p>
<p><span id="more-3543"></span>Gaziantepspor maçından sonra hakem odasına inen Aziz Yıldırım’a karşı Mahmut Özgener bir basın toplantısı düzenlemiş ve çok iyi çalıştıklarını aldıkların her kararın objektif olduğunu söylemişti. Bu toplantının üç gün sonrasında ise Aziz Yıldırım bir basın toplantısıyla federasyona çatmış ve federasyonun yeterliliği konusunda endişe duyduklarını belirtmişti.<br />
Bu açıklamaların hemen ardından Beşiktaş’ın Trabzonspor maçında penaltısı es geçilmiş, Kadıköy’deki derbide de malum olaylar yaşanmış ve Beşiktaş teknik direktörü Mustafa Denizli, “Bu saatte sonra şampiyonluktan bahsetmek abes olur” diyerek yarış dışı kaldıklarını belirtmişti yetkili bir ağız olarak. Bütün bu olayların arasında Adnan Polat da bir açıklama yaparak federasyona yüklenmişti. Beşiktaş’ın da hafta içinde düzenlediği basın toplantısı ve güvenoyu çağrısıyla üç büyük kulübümüz de federasyona olan inançlarını kaybettiklerini deklare etmiş durumdalar.</p>
<p>Fenerbahçe Acıbadem’in Fransa’daki finallerini takip etmek için Mahmut Özgener de kafileye dahil olmuştu. Federasyon başkanının tüm bu restleşmeler üzerine bu organizasyona katılması aklı selim insanların içine bir türlü sinmedi. Mehmet Ali Aydınlar’ın davetlisi olması da bir şeyi değiştirmedi. Çünkü içerisinde bulunulan dönemde Fenerbahçe ile yakınlaşması “Özgener, Aziz Yıldırım’dan özür diliyor” düşüncelerine sebep oldu. Küçük sinek yine mide bulandırdı.</p>
<p>Zaten farkettiyseniz Fenerbahçe bu olaydan sonra federasyon aleyhine tek kelime etmedi. Beşiktaş maçından sonra Bilica’nın yaptıkları için de “Maç bitmiştir, federasyon skoru tescil etmiştir. Bilica futbolcumuzdur” diye açıklama yaptı. Ancak aklı başında Fenerbahçeliler, yönetimin aksine Bilica’nın yaptıklarını, Hüseyin Göçek’in kararlarını içlerine sindirememişlerdi.</p>
<p>Bu haftaki maç programında Kasımpaşa-Fenerbahçe maçı, Galatasaray-Bursaspor maçının öncesine yazıldı. Bu sinek de küçük olmasına rağmen mide bulandırmaya yetti.</p>
<p>Fenerbahçe’nin alacağı sonuç Bursaspor’u çok yakından ilgilendirecek ve yeşil-beyazlı futbolculara ekstra stres yükleyecek. Fenerbahçe ise Bursaspor’un aksine çok rahat bir şekilde çıkacak sahaya. Burada bütün takımlara aynı mesafede olması gereken ve bütün takımlar arasında adalet tesis etmesi beklenen federasyonun terazisinin bir kez daha tutukluluk yaptığını çok rahat görebiliriz. İki takımın maçının aynı saatte başlaması gerekiyordu. Bunu akıl edemeyen ve bu konudaki ısrarını sürdüren bir federasyon bu ülkenin futbolundan sorumlu, düşünün artık&#8230;</p>
<p>Aziz Yıldırım’ın açıklamalarından sonra oluşan havaya 31. hafta programındaki bu tutarsızlık da eklenince Fenerbahçe’nin zirveye eller üzerinde taşındığına inanıyorum artık. Türk futboluna, federasyonuna olan güvenimi tamamiyle kaybettiğimi söyleyebilirim çok rahat bir şekilde.</p>
<p>Aklıma gelmişken; önceki gün Aziz Yıldırım, bahsi geçen iki maçın akıllarda soru işareti bırakmaması için aynı saatte başlaması gerektiğini bir mektupla federasyona iletmişti. Ancak federasyon bu talebi kabul etmedi. Bana kalırsa; Özgener, federasyon Aziz Yıldırım’ın her dediğini yapıyor imajını yıkmak, “Gördüğünüz gibi federasyonumuz kimsenin baskısı altında değildir” havası vermek için reddedi bu isteği. Yoksa aklı başında adam işi değildir bunu kabul etmemek.</p>
<p>Şu da bir gerçek ki, bu ülkenin futbol pastasını üç büyükler yiyor. Aralarına bir başkasını alıp paylarını bölüşmek istemiyorlar. Biz televizyondan bu üçünün de kanlı bıçaklı olduğunu düşünüyoruz ama işler böyle gitmiyor maalesef. Türk futbolundaki en samimi ilişkiler de bu üçlü arasında dönüyor. Aralarına başkalarını istemiyorlar. “Bu sene Fenerbahçe olsun seneye biz oluruz. Bu devran böyle döner” diyorlar.</p>
<p>Bize de Şampiyonlar Ligi maçlarını vermiyor diye Star Tv’ye küfür etmek düşüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/biz-burada-yabancilari-sevmeyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/04/futbol.jpg' length ='82270'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>2010 Kış Olimpiyatları</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/2010-kis-olimpiyatlari.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/2010-kis-olimpiyatlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 18:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[2010 kış olimpiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[2010 kış olimpiyatlarına katılan türk sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[abdülkadir dökmeci]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet küçükler]]></category>
		<category><![CDATA[bekir korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[erdinç türksever]]></category>
		<category><![CDATA[faruk özak]]></category>
		<category><![CDATA[fatih çintımar]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet koçak]]></category>
		<category><![CDATA[kanada]]></category>
		<category><![CDATA[kelime çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[kemal tamer]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet atalay]]></category>
		<category><![CDATA[milli olimpiyat komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[olimpiyat]]></category>
		<category><![CDATA[recep kızılcık]]></category>
		<category><![CDATA[sabahattin oğlağo]]></category>
		<category><![CDATA[safiye seymenoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sebahattin öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[şenol altınok]]></category>
		<category><![CDATA[tuğba karademir]]></category>
		<category><![CDATA[tuğba taşdemir]]></category>
		<category><![CDATA[vancouver]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3361</guid>
		<description><![CDATA[XXI Kış Olimpiyatları, 12 Şubat&#8217;ta Kanada&#8217;nın Vancouver kentinde başladı. Elbette böyle bir müsabaka zincirinde kar görmemiş Afrika ülkelerinden sporcular beklemek anlamsız. Türkiye de yaz kış oldukça sıcak bir ülke olduğundan, böyle gereksiz sporlarla vakit harcamıyor. Sonuçta biz en az 25 derece sıcaklıkta yaşayıp, kar yağacak olursa mağaralarımıza saklanan insanlarız. Çok sıcak bir ülke olduğumuzdan dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3368" title="2010 Kis Olimpiyatlari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/2010van.jpg" alt="2010 Kis Olimpiyatlari" width="421" height="498" />XXI Kış Olimpiyatları, 12 Şubat&#8217;ta Kanada&#8217;nın Vancouver kentinde başladı. Elbette böyle bir müsabaka zincirinde kar görmemiş Afrika ülkelerinden sporcular beklemek anlamsız. Türkiye de yaz kış oldukça sıcak bir ülke olduğundan, böyle gereksiz sporlarla vakit harcamıyor. Sonuçta biz en az 25 derece sıcaklıkta yaşayıp, kar yağacak olursa mağaralarımıza saklanan insanlarız.</p>
<p>Çok sıcak bir ülke olduğumuzdan dolayı sadece futbol oynayabiliriz. Onu da kendi içimizde başarırız, uluslar arası platformda kayda değer bir başarımızı bulmak zordur. 87 yaşındaki ülkemizden bir kez UEFA şampiyonluğunu kazanan bir takım çıktı, bir kez de milli takımımız dünya üçüncüsü oldu. Milli takımlar teknik direktörü diye bir unvan vardır mesela bizde, sadece futbolla ilgilenen bir adamdır bu unvanın sahibi de. Ayda 140.000 TL civarında maaş alırdı eskiden, şimdiki ne kadar alır bilmem.</p>
<p>Milli takımlar teknik direktörü denince aklınıza öyle garip garip şeyler gelmesin. Futbol kâfidir. Yüzmek zor, ülkemizde deniz yok bizim, nasıl öğrenelim öyle şeyleri? Boks çok kötü bir spor, yurtta sulh cihanda sulh diyen bir toplumuz, insanları döverek puan toplamayız, ayıp. Motor sporlarına yaklaşmayız, trafik canavarı değiliz. Nasıl olduysa <a href="http://www.pitcafe.com/index.php/2009/12/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi/" target="_blank">çocuğun biri çıkıp dünya şampiyonu olmuş,</a> terbiyesiz şey.</p>
<p>Haliyle ülkemizden öyle yaz olimpiyatı, kış olimpiyatı gibi gereksiz şeylere katılım beklemeyin.</p>
<p><span id="more-3361"></span>2010 Kış Olimpiyatları da dünyanın öbür ucunda, teee Kanada. Kim kalkıp oraya gidecek, üşüye üşüye kar üstünde spor yapacak, olacak iş mi bu?</p>
<p>Biz böyle düşünsek de yüce devletimiz bizim adam olmamızı çok istediği için, Kış Olimpiyatları&#8217;na katılacak sporcular bulmuş. Türkiye gibi karla, buzla işi olmayan, sıcacık çöl kumlarında kardeşçe yaşayan bir ülkeden tam beş (5) sporcu çıkmış üstelik! Oha diyorum! Türk değildir bunlar kesin. Kendilerini acilen kafatası muayenesine davet ediyorum.</p>
<p>Bu beş sporcunun ismini cismini sayalım ki aramızda böyle acayip sporlarla ilgilenip olimpiyatlara katılmaya çalışan yaramaz gençleri herkes bilsin.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3370" title="Tugba Karademir" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/tugba.jpg" alt="Tugba Karademir" width="421" height="346" />Tuğba Karademir (Artistik buz pateni), Erdinç Türksever (Erkekler slalom, büyük slalom), Tuğba Taşdemir (Bayanlar slalom, büyük slalom), Kelime Çetinkaya (Bayanlar serbest, takip, toplu çıkış, bireysel sprint), Sabahattin Oğlağo (Erkekler serbest, takip, toplu çıkış, bireysel sprint). Bu gençler acilen cezalandırıla!</p>
<p>Tuğba Karademir&#8217;i tanırım. Kanada&#8217;da yaşar, Kanada Milli Takımı&#8217;na da girmişti ama &#8220;ben sadece Türkiye adına katılırım müsabakalara,&#8221; diyerek Kanada&#8217;nın sunduğu büyün imkânları elinin tersiyle itti. O kadar nimeti terk edip Türkiye adına yarışması dikkat çekici. Ajan falan olabilir.</p>
<p>Elbette yüce devletimiz her şeyi bizden önce düşünmüş ve sporcu başına iki devlet büyüğü olmak üzere 12 devlet görevlisini de Kanada&#8217;ya göndermiş. Bu yüce şahsiyetler ise şunlar:</p>
<p>Spordan Sorumlu Devlet Bakanı <strong>Faruk Özak</strong>, AKP Trabzon Milletvekili <strong>Safiye Seymenoğlu</strong>, Erzurum Valisi <strong>Sebahattin Öztürk</strong>, Trabzon Valisi <strong>Recep Kızılcık</strong>, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Ahmet Küçükler</strong>, Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Hikmet Koçak</strong>, Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı <strong>Kemal Tamer</strong>, Uluslar arası Spor Organizasyonlarından Sorumlu Başkoordinatör <strong>Mehmet Atalay</strong>, Kış Oyunları Koordinatörü <strong>Bekir Korkmaz</strong>, Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü <strong>Fatih Çintımar</strong>, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Buz Hokeyi Federasyonu Eski Başkanı <strong>Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci</strong> ve Karayolları 12. Bölge Müdürü <strong>Şenol Altınok</strong>.</p>
<p>Bunlar son derece önemli isimler. Sonuçta kar yağınca üzerinde nasıl davranacağımızı bilmemiz lazım. Karayolları Bölge Müdürü gitmesin de ben mi gideyim?</p>
<p>Tebrik ediyorum, sağolun, Allah razı olsun. Kar &#8211; buz üzerine kayan, azan coşan o sporcu kılıklı yaramaz çocukların kulaklarını çekiniz muhterem devlet büyüklerim. Uluslar arası spor organizasyonlarında önemli olan sporcuların katılması değil, devlet büyüklerimizin gidip ortamı teftiş etmesidir. Ne kadar az sporcu, ne kadar çok devlet büyüğü giderse o kadar iyi olur. Devlet&#8230; ilerlemek&#8230; çağdaşlık&#8230; modernlik&#8230; falan&#8230; oh yes!</p>
<p><a href="http://www.olimpiyatkomitesi.org.tr/" target="_blank">Milli Olimpiyat Komitesi&#8217;nin sitesi</a> de web olimpiyatlarında sekiz madalya toplamış, haberiniz var mıydı? 2010 yılında 1998 tarzı bir tasarımla siteyi yayında tutmayı başardıkları için Stanford Üniversitesi özel ödül vermiş bizimkilere. Flash butonlar falan var, o derece.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/2010-kis-olimpiyatlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/02/2010van.jpg' length ='52722'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Euro 2016 ve Türkiye</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/euro-2016-ve-turkiye.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/euro-2016-ve-turkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 15:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa futbol şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[euro 2016]]></category>
		<category><![CDATA[euro 2016 şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[euro 2016 stadları]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3199</guid>
		<description><![CDATA[Futbolu zerre kadar sevmem. Ama gerek medyanın, gerekse çevremdekilerin 24 saat futbol tartışması yüzünden az çok haberdar oluyorum olaylardan. Euro 2016 konusunu duyunca da biraz bakınma ihtiyacı hissettim. Türkiye Futbol Federasyonu, Euro 2016 tanıtım kampanyası için bir site açmış. Sadece Türkiye&#8217;ye değil, bütün Avrupa&#8217;ya hitap eden site sadece İngilizce ve Türkçe yayın yapıyor. Yani futbol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3207" title="Euro 2016 Turkiye logosu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/euro2016-421x315.jpg" alt="Euro 2016 Turkiye logosu" width="421" height="315" />Futbolu zerre kadar sevmem. Ama gerek medyanın, gerekse çevremdekilerin 24 saat futbol tartışması yüzünden az çok haberdar oluyorum olaylardan. Euro 2016 konusunu duyunca da biraz bakınma ihtiyacı hissettim.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu, Euro 2016 tanıtım kampanyası için <a href="http://www.euro2016adayiturkiye.com/" target="_blank">bir site açmış.</a> Sadece Türkiye&#8217;ye değil, bütün Avrupa&#8217;ya hitap eden site sadece İngilizce ve Türkçe yayın yapıyor. Yani futbol delisi İspanyollar, İtalyanlar, Almanlar, siteye girdiklerinde hiçbir şey anlamayacaklar. Hoş, Türkçe bilen ama futbolla pek ilgisi olmayan bir kişiye de hitap etmiyor site.</p>
<p>Sadece Türkiye&#8217;nin neden seçilmesi gerektiği anlatılıyor, aday şehirler hakkında bilgi veriliyor. Ankara&#8217;nın güzelliğinden, Eskişehir&#8217;in kültüründen bahsediliyor. Kayseri&#8217;nin pastırmasını, Konya&#8217;nın Tuz Gölü&#8217;nü anlatmışlar.</p>
<p>Evet, zannedersiniz ki siteyi Turizm Bakanlığı açmış. Stadlar hakkında hiçbir bilgi yok. Hangi şehirde hangi stad yapılacak, projesi nedir, kapasitesi nedir, hiçbir şey yok.</p>
<p><span id="more-3199"></span>Tanıtım konusunda eksi puanı verip, konuyu başka kaynaklardan araştırdım biraz. Federasyonun kendi tanıtım sitesinde olmadığı gibi, medyada da stadlar hakkında hiçbir bilgi verilmemiş. Sadece isimleri anılıp geçilerek bu şampiyonanın ülkemiz için ne kadar önemli olduğu anlatılmış.</p>
<p>Türkiye, sokaktaki simitçiden gökdelenin tepesindeki holding patronuna kadar futbol delisi bir ülke. Türk medyası futboldan başka hiçbir sporu haber yapmaya bile gerek görmez, Türk insanı spor dendiğinde futbol anlar.</p>
<p>Bir sokak röportajı yaparak insanlardan bildikleri 5 spor dalını saymalarını isteseniz onu bile sayamazlar.</p>
<p>Yüzme, atletizm, motor sporları, buz pateni falan yoktur bu ülkede. Ne adam gibi bir paten pisti, ne de güvenliğinizden emin olarak yarışabileceğiniz bir yarış pisti vardır.</p>
<p>Bununla birlikte her mahalle arasında birkaç halı saha, küçüklü büyüklü her şehirde Süper Lig maçlarının oynandığı stadyumlar bulunur. Türkiye o kadar futbol meraklısıdır ki, bir sarayın bahçesini bile stadyuma çevirerek futbola olan bağlılığını ispatlamıştır.</p>
<p>Euro 2016 adaylığı, futbolu bu kadar seven bir ülke için gurur verici bir proje sayılabilir.</p>
<p>Kafama takılan sorular ise şunlar:</p>
<p>Aday gösterilen sekiz stadyumluk listedeki stadların beş tanesinin henüz temeli bile atılmamış, biri inşaat halinde.</p>
<p>Akşam sabah futbol muhabbeti yaparken adam gibi stad yapmayı mı unuttunuz? Mevcut stadlarınız arasında Euro 2016 için gururla aday gösterebileceğiniz bir tanecik bile stad yok mu?</p>
<p>Bildiğiniz tek spor olan futbolda geldiğiniz nokta bu mu?</p>
<p>Yoksa siz futbolda ilerlediğinizi zannederken sadece futbolcu ticareti mi yaptınız? Türk futbolu gelişiyor diye sevinirken olan biten sadece futbolculara pazar olmak mıydı?</p>
<p>Ben de şikayet edip dururdum, halime şükretmeliymişim. Yıkık dökük de olsa, birileri didiştikçe mühürlense de Körfez pistimiz var. Yılda üç gün görebilsek de uluslar arası standartlara uyan, dünyanın en prestijli sporlarından Formula 1&#8242;a ev sahipliği yapabilen İstanbul Park&#8217;ımız var.</p>
<p>Futbol sevdalılarının hiçbir şeyi yokmuş meğer.</p>
<p>Futbolseverlere acıdım şimdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/euro-2016-ve-turkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/euro2016-421x315.jpg' length ='31917'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Kenan Sofuoğlu&#8217;nun basın bildirisi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 16:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul park]]></category>
		<category><![CDATA[kenan sofuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3146</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Deliler; Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu&#8217;da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-3149" title="Kenan Sofuoglu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kenansofuoglu-421x280.jpg" alt="Kenan Sofuoglu" width="421" height="280" />Sevgili Deliler;</p>
<p>Bildiğiniz gibi, sürekli motor sporları hakkında yazarak burayı boğmamak için birkaç ay önce sadece o konuyla ilgili bir blog açmıştım. O günden beri de Kuyu&#8217;da motor sporları ve otomotiv hakkında pek bir şey yazmadım. Fakat Supersport Dünya Şampiyonu Kenan Sofuoğlu geçtiğimiz günlerde öyle bomba bir basın bildirisi yayınladı ki, çevremize iletmek boynumuzun borcu oldu.</p>
<p>Motor sporlarıyla ilgilenmeseniz bile birkaç dakikanızı ayırarak Pit Cafe&#8217;ye uğramanızı ve bu basın bildirisini okumanızı tavsiye ederim. Türkiye&#8217;de neler döndüğü hakkında şapkayı önümüze koyup bir kez daha düşünmemiz için önemli bir yazı bu.</p>
<p>Şuraya tıklayıp okuyabilirsiniz: <a title="Kenan Sofuoglu basin bildirisi - Pit Cafe" href="http://www.pitcafe.com/index.php/2009/12/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi/" target="_blank">Kenan Sofuoğlu Basın Bildirisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/kenan-sofuoglunun-basin-bildirisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/kenansofuoglu-421x280.jpg' length ='42708'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Teşekkürler Fenerbahçe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 08:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[aziz yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[roberto carlos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3127</guid>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe’yi hiç sevmem, günün birinde teşekkür edeceğim de aklıma gelmezdi açıkçası. Benim futbola olan yaklaşımımı en güzel şekilde özetleyen isim Eduardo Galeano oldu “Ben bir futbol dilencisiyim” diyerek. Beşiktaş bu işin sadece bahanesi yani. Ben sadece futbolu seviyorum hepsi bu&#8230; Lafı uzatmayım bu sefer. Roberto Carlos’a veda ettik dün akşam. Futbolu anlamaya başladığım dönemlerin efsanesidir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3126" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="rcarlos" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos.jpg" alt="rcarlos" width="420" height="290" /></a></p>
<p>Fenerbahçe’yi hiç sevmem, günün birinde teşekkür edeceğim de aklıma gelmezdi açıkçası. Benim futbola olan yaklaşımımı en güzel şekilde özetleyen isim Eduardo Galeano oldu “Ben bir futbol dilencisiyim” diyerek. Beşiktaş bu işin sadece bahanesi yani. Ben sadece futbolu seviyorum hepsi bu&#8230;</p>
<p><span id="more-3127"></span>Lafı uzatmayım bu sefer. Roberto Carlos’a veda ettik dün akşam. Futbolu anlamaya başladığım dönemlerin efsanesidir Carlos. Benim için gökyüzündeki yıldızlar gibidir. O, oralarda bir yerlerde ama acaba gerçek mi? Böyle bir futbolcunun gerçekten var olduğunu Fenerbahçe sayesinde öğrendim. Türkiye’ye gelmeden önce televizyonda izliyorduk maçlarını. “Görmeden inanmam” adamıyım ben biraz. O yüzden Raul, Roberto Carlos, Giggs, Ronaldo, Best, Maradona, Messi gibi bir sürü efsane ismin varlığından kuşkuluyum. Sanki bütün bunlar bir kurgu gibi geliyor bana. Böyle adamlar aslında yokmuş ama biz var zannediyoruz diye düşünüyorum. Kendi ülkemizin futbol kısırlığı saçmalamama sebep oluyor.</p>
<p>Dünyanın bir yerinde bu insanlar gerçekten yaşıyor mu?</p>
<p>Her gece gördüğümüz aya ayak bastığımız zaman duygularımız nasıl değişirse, nasıl heyecanlanırsak aynı şeyleri hissettim Roberto Carlos, Aziz Yıldırım’ın yanına oturunca. “Evet lan gerçekmiş bu adam” dedim kendi kendime. 3 Mayıs 2009’da İnönü Stadı’nda 2-1 kaybettiğimiz Fenerbahçe maçına Carlos’u görmek için gitmiştim zaten, itiraf ediyorum. Numaralı tribünün ilk sırasına oturup seyretmiştim maçı Brezilyalıyı daha yakından izleyebilmek için. Evet, Roberto Carlos diye bir futbolcu gerçekten varmış. O gece daha çok inandım buna&#8230;</p>
<p>6 numaralı Corinthians formasının üzerinde Roberto Carlos yazan fotoğrafı görünce bir garip oldum. Çünkü ben ayrılık haberlerine inanmak istememiştim bir türlü.</p>
<p>Roberto Carlos dün akşam oynanan Sheriff maçıyla birlikte Türkiye’deki futbol hayatına nokta koydu. Dünyanın en iyi sol beki geçti İstanbul’dan. Bu zevki bize yaşattığın için teşekkürler Fenerbahçe.</p>
<p>Dünya gözüyle bir efsane gördüm ya, yeter bana bu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tesekkurler-fenerbahce.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/rcarlos-300x207.jpg' length ='19062'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş:1 CSKA Moskova:2</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/besiktas1-cska-moskova2.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/besiktas1-cska-moskova2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 08:18:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[alan savunması]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[bjk]]></category>
		<category><![CDATA[cska moskova]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem dağ]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[fink]]></category>
		<category><![CDATA[forvet]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[krasic]]></category>
		<category><![CDATA[mert nobre]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa denizli]]></category>
		<category><![CDATA[nihat kahveci]]></category>
		<category><![CDATA[prekazi]]></category>
		<category><![CDATA[rodrigo tabata]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonlar ligi]]></category>
		<category><![CDATA[tello]]></category>
		<category><![CDATA[uğur inceman]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf şimşek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3099</guid>
		<description><![CDATA[Denizli’nin çıktığı kadro şaşırtmadı beni. Tek gollü bir galibiyetin üstüne yatmayı planlıyordu muhtemelen. Zaten ligdeki seri de yaklaşık olarak bu düzenle kazanılmıştı. Tello yakaladığı pozisyonu gole çevirse maçın sonucu çok daha farklı olacaktı, burası kesin. CSKA Moskova ilk 20 dakikada iyi baskı yedi. Beşiktaş oyunu kontrol eden taraftı. Fakat 25’den sonra açılmaya başlayan Ruslar, Krasic’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/untitled.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3098" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="bjk" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/untitled.jpg" alt="bjk" width="420" height="244" /></a>Denizli’nin çıktığı kadro şaşırtmadı beni. Tek gollü bir galibiyetin üstüne yatmayı planlıyordu muhtemelen. Zaten ligdeki seri de yaklaşık olarak bu düzenle kazanılmıştı. Tello yakaladığı pozisyonu gole çevirse maçın sonucu çok daha farklı olacaktı, burası kesin. CSKA Moskova ilk 20 dakikada iyi baskı yedi. Beşiktaş oyunu kontrol eden taraftı. Fakat 25’den sonra açılmaya başlayan Ruslar, Krasic’in organize ettiği ataklarda tehlikenin sinyalini verdiler. Nitekim ilk yarının sonlarına doğru golü buldular.<span id="more-3099"></span></p>
<p>Gole ihtiyacın olduğu bir maçta ilk oyuncu değişikliğini 70. dakikada yaparsan o maçı sittin sene kazanamazsın. Hele de o oyuncu değişikliği Ekrem-Nihat olunca öpseler kazanamazsın. Forvet hattını kalabalıklaştıracağına sol tarafta değişiklik yapmanın mantığını çözemedim ben. Ekrem’in de herhangi bir sakatlığı, oyundan kopmuş halini de göremedim. Hatta sahanın en diri isimlerinden birisiydi. Denizli’nin zaman zaman böyle garip hataları oluyor. Tıpkı Galatasaray’ın başında olduğu dönemde ilk yarısı 2-0 sarı-kırmızılıların lehine biten 3-0 bitse uzatmalara gidecek PSV Eindhoven maçının ikinci yarısında takımın en iyi oyuncusu Prekazi’yi oyundan alması gibi.</p>
<p>Sol açık oynayan Ekrem ve tek santrafor Bobo hücum şekline göre sürekli yer değiştirdi. Ama rakip kalede bir türlü kalabalıklaşamadı Beşiktaş. Ekrem-Nihat değişikliğinin üçüncü bölgeye bir faydası olmadı. Orta sahanın uygulayamadığı presi tek başına uygulamaya çalışan Fink’i alıp, Manisaspor’dan beri evladı gibi sevdiği Uğur İnceman’ı oyuna sokmanın da çok büyük faydası olmayacağı aşikardı. Uğur’la biraz daha ileride top tutar gibi oldu Beşiktaş hepsi o. Forvet hattını yoğunlaştırmak lazım diye düşünürken; Denizli, bu sene henüz gol atamayan ve yıllık 2.5 milyon dolar para kazanan Nobre’yi oyuna soktu. Denize düşen yılana sarılır misali dakikalarca beklemiştim zaten Nobre’nin oyuna dahil olmasını. O da şaşırtmadı bizi eksik olmasın, yine bir şey yapamadı. Kilidi açacak oyuncular Yusuf ve Tabata’nın oyuna bir türlü girmemesi, takımın ileride baskı kuramaması, sezon başından beri alan savunması oynayan bir takımın adam adama savunmaya dönmesi 2-1’lik skordaki en büyük etkendir. Denizli maçı kendisi kaybetmiştir, hepsi bu.</p>
<p>Dün gece aklıma takılan birçok soru var. Tello forvet arkası mı oynadı sağ açık mı tam olarak çözemedim. Eğer sağ açık oynadıysa Tello futbol hayatı boyunca kaç kere o bölgede oynadı diye sorarlar adama. Nihat oyuna girdikten sonra Tello ile yer değiştirse, iki oyuncu da asıl mevkilerinde oynasa daha mantıklı olmaz mıydı?</p>
<p>Kendi liginde alan savunmasını en iyi yapan bir takımın artık yeni futbolda yeri olmayan bire bir savunmaya dönmesini kim nasıl izah eder bana? O savunmayı Krasic denen lavuk tek başına şamar oğlanına çevirmez mi?</p>
<p>İşin özeti şudur ki; 0-0 başlayan maça çıkan kadro doğruydu fakat oyun sistemi yanlıştı. 1-0’ın haricinde 2 farklı galibiyet Beşiktaş’a yarıyordu, golü yedikten sonra tek forvette ısrar etmek mantıksızdı. Savunma için söylenecekleri yukarıda söyledik zaten. Cesur Yürek denilen Denizli hayatının belki de en korkak futbolunu oynadı dün gece.</p>
<p>Her şerde bir hayır vardır derler. Geçen sene Metalist Kharkiv’e elenince her şey bitti demiştik ama bu yenilgi Ertuğrul Sağlam-Mustafa Denizli değişikliğine, o da çifte kupalı şampiyonluğa sebep olmuştu.</p>
<p>Hayırlısı olsun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/besiktas1-cska-moskova2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/12/untitled-300x174.jpg' length ='16539'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Pit Cafe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/pit-cafe.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/pit-cafe.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 14:22:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[motor sporları]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[pit cafe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2419</guid>
		<description><![CDATA[Otomotiv ve motor sporları hakkında bir blog açmayı uzun zamandır düşünüyordum ama bir türlü harekete geçmemiştim. Birkaç gün önce bir arkadaşım, daha önce kendi projesi için aldığı domaini bana vermeyi teklif edince apar topar bir WordPress tema atarak siteyi yayına açıverdim. Pit Cafe&#8217;de otomotiv sektörü, Formula 1 başta olmak üzere motor sporları, transferler, sponsorluk ilişkileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Otomotiv ve motor sporları hakkında bir blog açmayı uzun zamandır düşünüyordum ama bir türlü harekete geçmemiştim. Birkaç gün önce bir arkadaşım, daha önce kendi projesi için aldığı domaini bana vermeyi teklif edince apar topar bir WordPress tema atarak siteyi yayına açıverdim.</p>
<p>Pit Cafe&#8217;de otomotiv sektörü, Formula 1 başta olmak üzere motor sporları, transferler, sponsorluk ilişkileri hakkındaki düşüncelerimi yazıya dökmeyi düşünüyorum.</p>
<p>Pit Cafe&#8217;yi <a href="http://www.pitcafe.com" target="_blank">www.pitcafe.com</a> adresinde ziyaret edebilirsiniz, bekleriz efendim :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/pit-cafe.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/colinmcrae-300x240.jpg' length ='20113'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>İnsan kemiklerinden kilise</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/insan-kemiklerinden-kilise.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/insan-kemiklerinden-kilise.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 18:28:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=2175</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde internette Sedlec Kilisesi (Sedlec Ossuary veya bizim tabirimizle kemikten kilise, kemikli kilise) ile ilgili tuhaf ve kışkırtıcı bir asılsız e-posta dolaşıyor. “Çek Cumhuriyeti’nde Müslüman kemiklerinden kilise yapmışlar,” diye vermişler gazı forward manyaklarına, bunlar da hababam forward ediyorlar. Sedlec kiliseden ziyade, bir ossuary. Sanırım öncelikle ossuary ve katakomp sözcüklerini anlamak gerekiyor. Ossuary, İngilizcede “kemiklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2206" title="sedlec kilisesi giris" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/sedleckilisesigiris.jpg" alt="sedlec kilisesi giris" width="420" height="312" />Son günlerde internette Sedlec Kilisesi (Sedlec Ossuary veya bizim tabirimizle kemikten kilise, kemikli kilise) ile ilgili tuhaf ve kışkırtıcı bir asılsız e-posta dolaşıyor. “Çek Cumhuriyeti’nde Müslüman kemiklerinden kilise yapmışlar,” diye vermişler gazı forward manyaklarına, bunlar da hababam forward ediyorlar.</p>
<p>Sedlec kiliseden ziyade, bir <strong>ossuary</strong>. Sanırım öncelikle ossuary ve katakomp sözcüklerini anlamak gerekiyor.</p>
<p><em>Ossuary</em>, İngilizcede “kemiklerin toplandığı yer” gibi bir anlama sahip olan bir çeşit kutsal yapı. Bilinen kaynaklara göre ilk kullanımları günümüzden 3.000 yıl öncesine, <strong>Zerdüşt</strong>lerin <strong>Parsi</strong> inancına dayanır.<span id="more-2175"></span></p>
<p>Parsiler bu yapıları dini inançları gereği kullanırlardı. Parsi inanışında ölülerin gömülmesinin veya yakılmasının doğaya zarar vermesi ve akbabaların da kutsal kabul edilmesi neticesinde, ölüler <strong>sessizlik kulelerin</strong>e bırakılır, tüm etleri akbabalar tarafından yendikten sonra kalan kemikler <strong>astudan</strong> adını verdikleri kutsal mekânlarda biriktirilirdi.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2208" title="sessizlik kulesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/sessizlikkulesi.jpg" alt="sessizlik kulesi" width="420" height="280" />İran’dan Orta Asya’ya çıkarak Türklerle karışan bir Pers kolu olan Soğdlar da bu yapıları<strong> tanbar</strong> adı vererek kullanırlardı. Moğol istilasıyla birlikte yok edilen Soğd ırkı ve inançlarıyla birlikte Orta Asya’da tanbar kullanımı da ortadan kalkmıştır.</p>
<p>Yahudilik Orta Doğu’da yayılırken Parsi inançlarının bir kısmını sahiplenir ve Yahudiler de kutsal saydıkları bazı kişilerin kemik koleksiyonculuğuna başlarlar. Büyük kısmı Kudüs civarında olmak üzere keşfedilen birçok antik ossuaryden alınan kemikler günümüzde <a href="http://www.english.imjnet.org.il/HTMLs/Home.aspx" target="_blank">İsrail Müzesi</a>’nde sergileniyor. Hatta Kudüs’ün güneyindeki <strong>Talpiot Türbesi</strong>’nde bulunan 10 ossuaryden altı tanesinin, Yeni Ahit’te anılan isimlerden bazılarına ait olduğu düşünülüyor.</p>
<p>Yahudiliğin ardından gelen Hıristiyanlık da bir süre sonra ossuary kullanımına başlar. Uzun süre sadece belli kesimlerin kullandığı ossuaryler, 12. yüzyılda artan salgın hastalıklar nedeniyle kilisenin emriyle bazı bölgelerde mecburi kılınır. Toplu mezarlara gömülen cesetler bir süre sonra çıkarılarak kemikler bu tapınaklarda saklanmaya başlanır.</p>
<p>18. yüzyıla kadar yaygın olarak devam eden bu adet, Avrupa’nın gelişmeye başlaması ve salgın hastalıkların azalması üzerine günden güne önemini kaybeder. Bilinen en taze ossuary ise, 1. Dünya Savaşı’nda 230.000 askerin öldüğü Verdun Çatışması’nda toplanan Alman ve Fransız askerlerinin 130.000 tanesinin “biriktirildiği” <a href="http://www.verdun-douaumont.com/en/intro.html" target="_blank">Douaumont Ossuary</a>’dir. Savaşı kazanan Fransa onca cesetle ne yapacağını şaşırınca ossuary fikri yeniden gündeme gelmiş olsa gerek.</p>
<p>Bugün birçok Avrupa ülkesinde bazıları müze, bazıları kilise olarak kullanılan, bazıları da halkın kullanımına kapalı bulunan çok sayıda ossuary bulunuyor. Portekiz’de <strong>Capella dos Ossos</strong>, Çek Cumhuriyetinde <strong>Sedlec Ossuary</strong>, İtalya’da <strong>San Bernardino alle Ossa</strong> gibi şapeller bunların en ünlüleri denebilir. Elbette bunlar sadece keşfedilenler, yüzlerce yıl öncesinden kalma birçok ossuary ve katakompun modern şehirlerin temelleri altında beklediği biliniyor.</p>
<p>İngilizce <strong>catacomb</strong> sözcüğüne karşılık olarak TDK’nın <strong>katakomp</strong> dediği mekânlar ise, ne toplu mezar, ne de tam anlamıyla ossuary.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2209" title="paris katakomplari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/pariscatacombs.jpg" alt="paris katakomplari" width="420" height="280" />Hıristiyanlığın ilk yıllarında inançlarını yayma ve yaşama özgürlüğüne sahip olmayan Hıristiyanların hem tapınak hem mezarlık olarak inşa ettikleri yerler, katakomp kullanımının temellerini atıyor. Hatta Roma İmparatorluğu’nun baskısı altında yaşamaya çalışan ilk Hıristiyanlardan bazıları, <strong>Kapadokya</strong>’yı keşfediyor ve hem yaşam alanı, hem de katakomp olarak kullanmaya başlıyorlar.</p>
<p>Kapadokya sadece katakomp olarak kullanılmıyor elbette, derin vadileri ve yumuşak kayaları sayesinde ilk Hıristiyanlar Roma askerlerinden korunarak imparatorluğun diğer bölgelerindeki Hıristiyanlara göre daha güvenli bir yaşam sürmüşler.</p>
<p>Dünyanın birçok yerinde ziyarete açık katakomplar görebilirsiniz bugün. İngiltere’de <strong>Londra katakompları</strong>, Fransa’da <strong>Paris katakompları</strong>, İspanya’da <strong>Granada katakompları</strong>, İtalya’da <strong>Palermo</strong> ve <strong>Roma katakompları</strong> ve elbette yeraltıyla fantastik ilişkiler kurmayı pek seven Mısır’da <strong>İskenderiye katakompları</strong> gibi yüzlerce katakomp bugün cesur turistleri ağırlamaktadır. Ukrayna’dan Peru’ya kadar onlarca ülkede içine girdiğinizde hem ürperip hem daha fazlasını merak edeceğiniz belki yüzlerce katakomp bulabilirsiniz.</p>
<p>İşin ilginci, Avrupa’daki birçok katakomp iki büyük dünya savaşında da sığınak ve siper olarak kullanılmıştır.</p>
<p>Tabi ki bunca katakomp sadece düşmanlarından saklanan ilk Hıristiyanların tapınak ve mezarlığı olması amacıyla inşa edilmemiş. Hatta bu amaçla yapılanlar sadece Roma İmparatorluğu sınırları içindedir diyebiliriz. Avrupa’yı kasıp kavuran salgın hastalıklar, Avrupalıların tıpkı ossuary gibi katakompları da gerekli görmelerine neden olmuş.</p>
<p>Fransa, İngiltere, İrlanda, Almanya gibi ülkelerdeki katakompların neredeyse tamamı salgın hastalıklardan ölenleri gömmek ve şehir mezarlıklarında boş yer kalmadığı için yapılmış. Salgın hastalıklardan ölenler toplu mezarlarda bir süre bekletildikten sonra kemikleri alınarak katakomplara yerleştirilmiş. Mezarlıklar ise belli sürelerle kazılıp boşaltılarak, çıkarılan kemikler yine bu katakomplara yerleştirilmiş.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2210" title="capuchin manastiri" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/capuchinmanastiri.jpg" alt="capuchin manastiri" width="420" height="280" />Ancak azizler, krallar, belki asiller ve diğer üst kademe kişilerin katakomplardaki yerleri tek mezar şeklinde düzenlenmiş. Yani bir katakompa girdiğinizde göreceğiniz tek kişilik mezarlarda, zamanında bu dünyada belli seviyelere yükselmiş kişilerin kemiklerini görürsünüz. Koridorların sonunda ulaşacağınız geniş alanlardaki haç gibi çeşitli şekiller için kullanılmış ve yığınlar halinde biriktirilmiş kemikler, sıradan insanların kemikleridir.</p>
<p>Eğer kemik, iskelet, kurukafa görmekten korkan biriyseniz, asla ne bir ossuary, ne de bir katakomp gezmeyin derim. Onlardan korkmam ama <strong>klostrofobim</strong> var diyorsanız, sadece ossuary gezin, kesinlikle katakomplara girmeyin. Daracık, yeraltının neminden yapış yapış olmuş toprak koridorlarda bir de sizin ayılıp bayılmanızla uğraşmasınlar.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2213" title="katakomp merdivenleri" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/katakompmerdivenleri.jpg" alt="katakomp merdivenleri" width="420" height="560" />Bir katakompun kapısından girdiğinizde göreceğiniz, ölüm ve yaşamla ilgili Latince tabelalar olur önce. Ardından dünyanın merkezine inermiş gibi dik ve loş ışıklı merdivenler. Adım adım inersiniz merdivenlerden, arada bir karşınıza bir tabela çıkar: “Yerin 10 metre altındasınız, 20 metre altındasınız” der. Siz yola devam edersiniz ve bilirsiniz ki o anda tüm şehrin, metro hatlarının, kanalizasyon sistemlerinin metrelerce altında yürümektesiniz.</p>
<p>Eğer yarı yolda korkup geri dönmezseniz, dar bir koridor karşılar sizi. Çürümüş toprak kokusu, yerlerde gezinen minik böcekler, nemden yapış yapış duvarlar her adımda ölümü hatırlatır. Toprak altının o boğucu sessizliğinde, başınıza düşen su damlacıkları sizi daha fazla ürpertir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2214" title="roma katakomplari" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/romakatakomplari.jpg" alt="roma katakomplari" width="420" height="291" />Sonu gelmez gibi görünen toprak koridorlarda yürürken bir yandan koridorun sonunda göreceğiniz iskelet yığınları sizi kendine çeker, bir yandan da o sessizlik, ıslak ve çürük toprak, bitki kokuları sonunuzu hatırlatır. “Burada insanlar dolaştığı halde sağda solda börtü böcek var, mezarda üzerimde tonlarca toprak varken, hareket edemezken hangi böcekler ziyaret edecek beni” diye düşünmüştüm ben. Çünkü katakomplar sürekli temizlenir, kolay kolay ne akrep, ne çıyan ne de yılan görürsünüz. Mezarda çekeceğiniz yalnızlık aklınıza gelir, hayatınızı sorgulamaya başlarsınız.</p>
<p>Koridorun sonuna geldiğinizde yüzlerce yıl önce yaşamış olan zenginlerle fakirlerin, iyilerle kötülerin, zafer kazananlarla her savaşını kaybedenlerin kemiklerini üst üste yığılmış halde bulursunuz. Çok aptal bir adamın kafası, en zeki adamın kafasıyla yan yanayken, etleri kim bilir hangi böceklere yem olmuş, kol, bacak kemikleri kim bilir hangi katakompta kaybolmuştur diye düşünebilirsiniz. Birkaç kilo et ve pürüzsüz bir cildin, her parçası ayrı yere saçılmış iskeletleri ne kadar değiştirdiğini anlar, sadece kaportaya önem veren insanlardan tiksinebilirsiniz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2211" title="birlik beraberlik" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/birlikberaberlik.jpg" alt="birlik beraberlik" width="420" height="280" />Hem beyninize doluşan düşünceler, hem de boğuk, serin ve o tuhaf kokusuyla toprağın altı, bir süre sonra size dışarı çıkma isteği verir. “En fazla 80 yıl sonra toprağın altına girdiğimde yanımda kimse olmayacak,” diye düşünerek çıkışa doğru ilerlemeye başlarsınız.</p>
<p>Dışarı çıktığınızda o aydınlık hava, aşağıda neler olduğundan habersiz veya umursamayan insanlar, şehirde devam eden canlı hayat birkaç dakikalığına sizi sersemletebilir. Toprağın altında şehrin ne tarafına doğru yürüdüğünüzü kestirmeye çalışırsınız. Birkaç metre altınızda yüzlerce yıl önce tıpkı sizin gibi kazanmış – kaybetmiş, gülmüş – ağlamış, âşık olmuş – terk etmiş – terk edilmiş insanların, yukarda neler olduğundan habersiz yattığını düşündükçe sinirleriniz bozulabilir. “Ulan dünya binlerce yıldır dönüyor, gelip 80 yıl yaşıyorsun, senden sonra da binlerce yıl dönmeye devam edecek, kaç kuruşluk değerin var şu dünyada? Aşağıdaki adamlar yaşadıkları hayatın kim bilir kaç katını ölü olarak geçirdiler, ben kaç yıl kalırım, sonra ne olur,” diyerek her şeye boş vermeyi bile düşünebilirsiniz.</p>
<p>Karartmayın enseyi. Gülseniz de ağlasanız da, ölümü 24 saat düşünseniz de, hiç düşünmeseniz de, o tam vaktinde gelecek. Siz doğru olduğuna inandığınız yolda aynen devam edin ki, hiç olmazsa toprağın üstündeki günleriniz güzel geçsin. <em>(Nasihat veren adam moduna girdim, yaşlandım mı ne?)</em></p>
<p>Peki, ben oturup bunca şeyi neden yazdım?</p>
<p>Her bulduğu e-postayı ona buna gönderen forward manyakları yüzünden yazdım. Birkaç gündür aynı e-posta sürekli geliyor ve dünyanın en ünlü ossuarylerinden biri olan Sedlec Ossuary hakkında Çek Cumhuriyeti’ni fethetmemiz gerektiği yönünde gaz vermeye çalışıyor. Sedlec’den birkaç fotoğraf ve altında şu yazı var:</p>
<blockquote><p>Çek cumhuriyetinin sedelik şehrinde çok enteresan bir kilise var</p>
<p>Kilise ne tahtadan ne betondan ne de demirden…</p>
<p>MÜSLÜMAN kemiklerinden…</p>
<p>1218′de dönemin papası haçlı savaşlarında öldürülen müslümanları gurur ve övünme aracı olarak getirtmiş ve bunların kemiklerinden kilise yaptırılmasını emretmiş.</p>
<p>40.000 müslümanın kemikleri toplanarak da emir yerine getirilmiş</p>
<p>Müslümanlara terörist diyen kanları bozuk ‘haçlı zihniyetinin’ terörünü anlamak için bir bakın.Avrupa medeniyeti dedikleri lanet zihniyetin kökleri nereye varıyor görün.</p></blockquote>
<p>İletiyi gördüğümde hem şaşırdım, hem de saf cehaletin verdiği gazın ne kadar tehlikeli olabileceğini düşündüm.</p>
<p>Ossuaryler, katakomplar veya diğer dinler hakkında hiçbir şey bilmeyebilirsiniz. Ancak Kamboçya eğitim sistemiyle aynı seviyede olan eğitim sistemimiz bile, biraz coğrafya bilgisi katmış olmalıdır beyninize.</p>
<p>Güzel kardeşim, <strong>Çek Cumhuriyeti Avusturya’nın kuzeyinde be!</strong> Buradan oraya at sırtında sefer yapmak kafadan üç ay sürer ki yenilmiş bir ordunun geri dönmesi hepten uzundur. <strong>Beşinci Haçlı Seferi</strong> 1217–1221 yılları arasında <strong>Papa III. Innocentius</strong>’un gazıyla düzenlendi ve yüzlerce insanın ölümünden sonra elde edilen tek somut olay Dimyat’ı birkaç aylığına Eyyubilerin elinden almaları oldu. Hatta savaşta ele geçirdikleri Dimyat’ı aralarındaki en gaz adam olan <strong>Kudüs Kralı Jean de Brienne</strong>’i kurtarabilmek için fidye olarak verdiler, uğradıkları bozgun devam etti ve parçalanmış bir orduyla geri döndüler.</p>
<p>Bu adamlar kaybettikleri beşinci savaşın ardından artık intikam yemini etmeye bile mecal bulamadan memleketlerine geri dönerken, 40.000 cesedi affedersiniz de ne bok yemeye götürsünler yanlarında?</p>
<p>Geri dönerken binecek atı, atacak oku kalmamış bir ordu nasıl bir gereksiz çaba sarf eder bunun için?</p>
<p>Hadi şunu deseler inanan çıkar: “<strong>Kazıklı Voyvoda</strong> olarak da bilinen <strong>Vlad Tepeş</strong>’in dedesi 1218’de 40.000 Müslüman’ı kılıçtan geçirmiş ve kemiklerinden kilise yapmış!”</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2216" title="crusade movie" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/crusademovie.jpg" alt="crusade movie" width="420" height="181" />Ona inanan çıkar bak. Hoş, bu e-postaya da inanan çıkmasa bir haftada 6 kez düşmezdi posta kutuma.</p>
<p><strong>O zaman doğrusu neymiş ona bakalım:</strong></p>
<p>Bir kere tarih 1218 değil, <strong>1278.</strong> Ceset sayısı 40.000 değil, <strong>40.000 ila 70.000 arası</strong>. Bulunduğu yerin adı Sedelik değil, <strong>Sedlec</strong>. Şehir değil, Kunta Hora kasabasının doğusunda küçük bir köy. Haçlı Seferleri’yle tek ilgisi de, adamların o toprakları kutsal kabul etmesi.</p>
<p>Peki nerden çıkmış bu fikir?</p>
<p>1278 yılında <strong>Bohemia Kralı II. Otakar</strong>, bağlı olduğu kilisenin başrahibi <strong>Henry</strong> adında bir adamı kutsal topraklara gönderiyor. Henry de gitmişken, Kudüs’ün yanındaki <strong>Golgotha Tepesi</strong>‘nden bir miktar toprak getiriyor.</p>
<p><em>(Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın Golgotha tepesinde çarmıha gerildiğine inanırlar. Hatta tepenin kafatasına benzemesinden dolayı isminin Armanca gulgota’dan geldiğine inanılır. Hz. İsa çarmıhta resmedilirken ayağının altında bir de kafatası bulunmasının sebebi de budur der kimi kaynaklar. Bazıları da o kafa Hz. Adem’in kafasını simgeler, üzerine Hz. İsa’nın kanının akması da Hz. Adem şahsında tüm insanlığın kanla vaftiz edilmesidir, derler. Bunu geçelim.)</em></p>
<p>Neyse efendim, bu Rahip Henry memleketine dönünce, kutsal saydığı bu tepeden arakladığı bir küp toprağı getirip serper <strong>Sedlec Mezarlığı</strong>‘na. Beş Haçlı Seferi’ne rağmen Kutsal Topraklar’dan <strong>hiçbir şey kapamamış olan Avrupa</strong>, bu bir küp toprağa o kadar sevinir ki, Sedlec Mezarlığı bir anda Orta Avrupa’nın en ünlü mezarlığı oluverir. Dinibütün Hıristiyanlar, öldükten sonra toprağına kutsal topraklar karışmış olan Sedlec Mezarlığı’nda gömülebilmek için can atarlar.</p>
<p>Sen misin ölmeye can atan. Başlarına öyle bir bela gelir ki, Avrupa’nın neredeyse üçte biri vebadan gider. Bizim <strong>Kara Ölüm, Büyük Veba Salgını</strong> dediğimiz bu korkunç salgına İngilizcede <strong>Black Death</strong> derler, 1348–1350 yılları arasında tüm dünyadan <strong>75 milyon insanın ölmesini</strong> hala kimsenin aklı almaz. <em>(O zaman 6 milyar değildi dünya nüfusu!)</em></p>
<p>Bu salgından gidenlerin binlercesini Sedlec Mezarlığı’na gömdüklerinden, mezarlık nüfusu yaşayanların nüfusunu geçecek duruma gelir.</p>
<p>Aradan biraz daha zaman geçer, Protestanlığın babası sayılan <strong>Jan Hus</strong> liderliğindeki dinde reformcular, biz böyle iyiyizci Katoliklerle savaşa tutuşuverirler. 1420 – 1434 yılları arasında birbirlerini yerler, binlerce insan bu savaşlarda ölür. <em>(Hussite Savaşları (Bohemian Wars &#8211; Hussite Wars) dediğimiz bu savaşlar Avrupa’da elde taşınabilen piştov gibi ateşli silahların kullanıldığı ilk savaşlardır ayrıca.)</em></p>
<p>Ölenlerin büyük çoğunluğu da buraya gömülünce, Sedlec Mezarlığı artık önlem alınmasına ihtiyaç duyulacak kadar genişler.</p>
<p>Sedlec’e bir ossuary kurmaktan başka çare bulamayan yöneticiler, savaş döneminde mezarlığın ortasına alt katında bol miktarda ceset depolamaya yetecek kadar geniş bir ossuarysi bulunan bir gotik kilise inşa ederler.</p>
<p>1511’e gelindiğinde, yarı kör bir rahibin başkanlığında artık çürümüş olan cesetler mezarlardan çıkarılarak buraya yerleştirilir. 1700’lerin başında kilise kısmı restore edilerek gotik kimliğine bir miktar barok mimari de katılır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2217" title="sedlec kilisesi avize" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/sedlecavize.jpg" alt="sedlec kilisesi avize" width="420" height="315" />1870 yılında <strong>Frantisek Rint</strong> adında, ürkütücü tasarımlarıyla ünlenmiş bir mimar, ossuaryde yığılmış kemikleri düzenlemesi için görevlendirilir. Bu da tutar ossuaryde bekleşen binlerce kemiği kilisenin iç dizaynında kullanır. Tüm kilise, sunaktan avizelere kadar insan kemikleriyle bezenir. Hatta Frantisek Amca kilisenin orta avizesini hazırlarken, <strong>insan vücudundaki tüm kemikleri kullanarak </strong>kendi çapında bir rekor kırar.</p>
<p>Ondan sonra da yürür gider tabi, yüzyıllar boyunca Sedlec’e gömülmek için can atan Avrupalılar yıllar geçtikçe daha işe yarar meşgaleler bulurlar kendilerine, eski popülaritesi kalmaz Sedlec’in de.</p>
<p>Tüm bu hikâyeye rağmen yine “Müslüman kemiklerinden kilise yapmışlar, pisluk bunar!” diye bir e-posta alırsam fena küfrederim. Haçlılar yıllarca saldırdılar, üst üste seferler düzenlediler Müslümanların üstüne, hepsinde de derslerini alıp döndüler. Müslümanlara korkunç işkenceler de yaptılar, Vlad Tepeş gibi adamlar fıkra karakterleri değiller, gerçekten yaşadılar ve binlerce insanın kanına girdiler. Ama eleştirdiğiniz kişi veya kurum kanlı bıçaklı düşmanınız bile olsa iftira atmadan, haklı olduğunuz noktaları temel alarak eleştirin. Oradan buradan duyduğunuzu tekrarlayarak veya kafadan atarak değil.</p>
<p>Kemiklerinden bina dikme fantezisini forward manyaklarına uygulasak kiliseyi geçtim, gotik şato falan dikeriz valla, bu ne kalabalıktır kardeşim!</p>
<p>Sedlec’den daha fazla fotoğraf için <a href="http://www.sedlecossuary.com/Photos.html" target="_blank">bu siteyi ziyaret edebilirsiniz</a>. Tarih hatırlama özürlü olduğum için net tarihleri görebilmek amacıyla Steven Runciman’ın Haçlı Seferleri Tarihi adlı kitabını, ayrıca Wikipedia’yı kurcaladım. “Kaynak nerde hacı?” diyenler için.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/insan-kemiklerinden-kilise.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2009/09/sedleckilisesigiris-300x222.jpg' length ='25688'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>

