Veli Göçer Sendromu
Tarım Bakanlığı, ürünlerinde hile yapan firmaları açıklayarak gıda sektöründe bir devrim yaptı. Eğer bu iş devam ederse çok canlar yanacak, çok markanın başı ağrıyacak. Ama o kadar güvenim kırılmış ki bu ülkeye, aklıma hemen başka senaryolar geldi.
Bu ülkede bir Veli Göçer sendromu var. Siz günah keçisi deyin, ben Veli Göçer diyorum.
Veli Göçer, 17 Ağustos Depremi’nin ardından başı yanan tek müteahhit. Marmara Bölgesi yerle bir oldu, binlerce bina yıkıldı, insanlar öldü. Bu korkunç felaketin ardından konuşulan tek isim vardı: Veli Göçer.
Sanki yıkılan tüm binalar onunmuş gibi, depremde ölenlerin tek sorumlusu kendisiymiş gibi, bütün medya aylarca Veli Göçer’i konuştu. Bu karmaşada çok sayıda müteahhitlik firması el değiştirdi, dükkânı kapatıp kaçtı. Ortada yüzlerce sorumlu varken, kabak Veli Göçer’in başına patladı.

Gazetecilerin aptallığı dur durak bilmiyor sevgili okurlar! Eskiden forward manyakları vardı, ellerine geçen her e-maili heyecanla ona buna gönderen tiplerdi bunlar. Sonraları bu dallamaların bir kısmı görevlerini Facebook’da icra etmeye başlarken, bir kısmı da gazeteci oldular. Gazete sitelerinde fotoğraf galerileri falan oluşturup üzerine bir de maaş alıyorlar. Onların kızmaya gerek yok; asıl hata, bu salakları adam yerine koyup maaş verende. Tıpkı Ajdar gibi bir zavallıyı televizyonlara çıkarıp, davranışlarıyla eğlenenler gibi.
Temmuz ayında başlayan şike muhabbetleri nedeniyle aşırı acayip bir şekilde soğumuştum Türk futbolundan. Kaldı ki çocukluğundan beri her gün top peşinde koşturan, ailesiyle bu yüzden arası açılan birisi olarak ben bu hale geldiysem gerisini düşünmek bile istemiyorum. Sezon sonu da Lig TV’yi iptal ederek huzura kavuşmuş insan olmanın planlarını yapıyorum.
Oruç tutanlarla tutmayanların kavgaları bir Ramazan klasiğidir. Medya da bu tip olayları çok sever, süsleye süsleye, abarta abarta haber yapar. Medya haberini taraflı yapar, halk okuduğunu kendi istediği şekilde anlayarak okur ve ortaya her zaman, her konuda benzer tablolar çıkar.



Son Yorumlar