'Toplum' Kategorisi Incileri

Gittim Gezdim Geldim / Bodrum

Geçen seneki tatilden döndükten sonra, “Hacı senin tatil çok güzelmiş ya, beraber böyle bir beraber yapalım” diyen eril ve dişilerin yan çizmesi sonucu kendimi bir anda Bodrum’un kızgın kumlarında, kulağımda Hande Yener’in “Bodrum’a da gittik beraber, Eestanbul’da da yaşadık” diye bağıran sesiyle buldum sepsevgili okur. Denizle kumun birleştiği tatillerden çok fazla hazzetmesem de insan mecbur kalınca uzanıyor şezlonga. “Ben dağ, bayır gezemem hacı” diyenlere sözüm yok ama “Abi seneye de Karadeniz turu yapalım yaa” deyip yan çizenleri huzurlarınızda bir kez daha en sinkaflı duygularımla anıyorum.

Bodrum’a giderken bir günün nasıl geçeceğini tahmin ediyordum. Kahvaltı, deniz, öğle yemeği, havuz, akşam yemeği, okey masası, bilumum aktivite ve yatış. İşte genel hatlarıyla tahminlerim bu şekildeydi, tahminlerimde de yanılmadım anasını satayım! Dört kişilik bir tatil ekibiyle İngiliz, İrlandalı ve Hollandalıların cirit attığı Bodrum’da aklımdan geçen programa son derece sadık kaldık.


Devam

Buddha’nın altın tavsiyesi


Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog:

-    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir?
-    Onları görmeyin Ananda.
-    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım?
-    Konuşmayın Ananda.
-    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım?
-    Gözünüzü dört açın Ananda…

Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim kadın fitnesini çok iyi ifade etmişti Buddha.

Devam

Yerli malı yurdun malı

Son günlerde bir Google tartışmasıdır gidiyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım işi gücü bırakmış Google’a laf yetiştiriyor, Google sessiz kaldıkça ağzı olan herkes konuşmaya başlıyor. Konu özetle şu şekilde:

Bildiğiniz gibi, YouTube Atatürk’e hakaret içeren videolar olduğu bahanesiyle engellenmişti. Fakat iş bilmemezlikten dolayı IP adresleri değil, sadece www.youtube.com alan adı engellendi. IP’ler serbest olduğundan, DNS değiştirerek rahat rahat girip çıkmaya devam ettik. Hatta Tayyip Erdoğan bile “ben giriyorum, siz de girin” diyerek devlet kademeleri arasındaki koordinasyon bozukluğunu tasdikledi.

Fakat yasakların hiç umursanmadığını fark eden devlet baba, geçtiğimiz günlerde YouTube IP’lerine de engel koydu. İşi bilmeyenler zorlanmaya başladılar, YouTube’a giremez oldular.

Aynı tarihlerde, YouTube’un sahibi olan Google, YouTube IP’lerini değiştirerek Google hizmetlerinden bazılarıyla paylaşımlı hale getirdi. Devletin engellediği IP’ler atıl durumda kaldı ve YouTube IP bazında açıldı, DNS kullananlar eski rahatlıklarıyla YouTube’a girip çıkmaya başladılar. Bunun üzerine devlet, bu IP’leri de engelledi.

Fırtına da burada koptu. Çünkü bu kez engellenen IP numaraları sadece YouTube tarafından değil, Google hizmetleri tarafından da kullanılıyordu. Google Docs, Google Analytics, Google Maps gibi birçok Google servisi Türkiye’den erişime kapandı, bu servisleri kullanan onbinlerce site ve milyonlarca internet kullanıcısı mağdur duruma düşürüldü.


Devam

Bin Ali internette çocuklar gibi şendik

Bin Ali internette çocuklar gibi şendik
Bin Ali o gün dev gibi Google’ı yendik.

Ak Parti’li bakanımız haykırdı: engelle!
Bir yaz günü sansürledik interneti tümüyle.

Tren bakanından internet uzmanı olursa benden de şair olur.

Bir daha asla!

Emin Çölaşan’ın eşi Tansel Çölaşan’ın “Adnan Menderes’in idamından sonra halk bayram etti” açıklamalarının gündemi meşgul ettiği dönemlerdi. Altmışlı yaşlarının baharını yaşayan takım elbiseli, ‘İstanbul Beyefendisi’ diye anılabilecek bir amcanın kullandığı taksiyle Beşiktaş’a doğru geliyordum. Laflamaya başladık, laf lafı açtıkça amca da açılmaya başladı ve iş dönüp dolaşıp siyasete geldi bir süre sonra. “Ben Karaoğlancıyım evladım. Karaoğlan nerede ben oradayım. DSP falan ilgilendirmiyor beni…” diye konuşuyordu. Onun da mavi bir gömleği vardı Karaoğlan’ınki gibi. Muhabbetin seyri siyasete gelince benim de aklıma Tansel Hanım’ın açıklamaları geldi. “Amca sen bilirsin o dönemleri; Menderes asılınca çok sevinmişsiniz doğru mu” diye sordum beyamcaya. “Haşa oğlum ne sevinmesi. Rahmetli öldü diye kimsenin ağzını bıçak açmadı günlerce. Ajans bile dinlemedik evlerde. Ah evladım ah bizim o zamanlarda gördüğümüz zenginliği şimdi hiçbiriniz göremezsiniz. Hepimizin cebinde para vardı o günlerde. Okullarda fındık, fıstık, süt dağıtılıyordu. Ben o dönemde de Karaoğlancıydım emme Menderes’i de bir başka severdim. Ben Menderes öldü diye sevinen adam görmedim. Sevindiyse bir tek kendileri sevinmiştir asabildik diye. Bir daha da öyle birisi gelmez zaten bu ülkenin başına” diye cevap verdi.

“Sokayım sizin gibi adamlara!” diye okkalı bir küfür savurdum Tansel Çölaşan ve onun gibi olanlara.

Sivil Dayanışma Platformu, bugün (27 Mayıs) saat 11.30′da Kabataş’tan, 12.00′de ise Kadıköy’deki balonun yanından hareket ederek Yassıada’ya bir çıkartma yapacak. Akşam 19.00′da da Tünel’den Taksim’e yürüyüş düzenleyecek olan Sivil Dayanışma Platformu, Darbeye devrim diyen bütün aydınları, sanatçıları, işadamlarını; 27 Mayıs mağdurlarından, 50 yıldır askeri vesayet altında yaşamanın bedelini çok büyük kayıplarla, idamlarla, işkencelerle, faili meçhul cinayetlerle, fakirlik ve adaletsizlikle ödemek zorunda kalmış bütün yurttaşlardan özür dilemeye davet edecek.

Böyle güzel şeylere katılmayı ertelememek lazım.