Darwin haklıymış!

Buradaki yazılara yapılan yorumlardan çok komik şeyler çıkıyor: “Siz AKPcisiniz, siz Fethullahçısınız, İran’a gidin, yok Taraf’ta yazın, ülkemizin yüz karaları…”. Sıklıkla bu şekilde etiket yiyoruz. Etiket yeme sebebimiz ise kendimizce gördüğümüz yanlışlara “Kral çıplak!” diye bağırmamız. Sen misin “Kral çıplak!” diyen? “Muhafızlar tutuklayın hemen, zindana atın!” En azından biz yine şanslıyız. Galileo dünyanın yuvarlak olduğunu savunduğu için Kilise’den müebbet hapis yemiş. Biz ise sadece etiket yiyoruz.
İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, doğru ile yanlışın birbirine karıştığı şu ahir zamanda (“ahir zaman” dedim, bir etiket daha) kimse hatadan arî değil. Kendi izinden gittiğin kişi, ideoloji her ne ise hatalı olabilir. Bir şeyi sonuna kadar savunmak niye? Tanrı kelamı değil ki canım, ki hoş Tanrı kelamına inanmıyor olabilirsin. Ama bu sefer hatasız dediğin, izinden gittiğin senin Tanrın oluyor. Antik Yunan’daki gibi Tanrı dolu her yer. Bu kaos ortamı da ondan olsa gerek. Tanrı sayısı arttıkça kargaşa çoğalıyor. Böyle bir ortamda kavga biter mi? Huzur olur mu? Tevhid’in (İlah yoktur Allah’tan başka) hikmeti bu olsa gerek.
İşte böyle yazılarımız insanların Hatasız’larına dokununca direk etiket yiyoruz. Bu yaşıma kadar bilfiil tecrübe ettim ki ne zaman birinin Hatasız’ına laf ettim; anında etiketlendim, küfür yedim, aforoz edildim, garip kaldım. Ancak aynı kişiler Tek Hatasız hakkında; sınırsız eleştiri yapma, Söz‘ünü aşağılama hakkına sahipler her ne hikmetse.
Her ne kadar Hatasız’ına dokundursak da etiketleme biçimleri çok komik. Bu insanlar sadece tek parametreyle düşünebiliyor. Tıpkı bilgisayar gibi. Bilindiği gibi bu aptal makineler “0” ve “1” ile yapıyorlar her şeyi. Başka sayıdan anlamıyorlar. Akım geçiyorsa “1”, akım geçmiyorsa “0”. Ama makinenin avantajı, işlemleri çok hızlı yapabilmesi ve kendine yüklenen bilgileri hiç unutmaması. Etiketçilerin makinelerden üstün tarafı ise tüm gerçekleri unutup, çok hızlı küfredebilmesi.
Yalnızca burada değil; günlük yaşantımızda her yerde karşımıza çıkabiliyor bu insanlar. Düşünme şekilleri mide bulandırıcı.
Örnek bir etiketçi beyninin çalışma şekli:
“Şu”nu eleştirdiyse; “Bu”cu,
“Bu”cuysa; “O”nu seviyor,
“O”nu seviyorsa; “Şu”nu sevmiyor,
“Şu”nu sevmiyorsa; …………………
Çoğunlukla yaptıkları çıkarımlar yanlış, nadiren tutturdukları olabiliyor. Okudukları cümleleri bile anladıklarını sanmıyorum bu etiketçilerin. Bunlar yüzünden “Darwin haklıydı galiba, insan maymundan türemiş olmalı” diyorum artık. Bu etiket de benden olsun.
Not: Bernard Russell ne kadar güzel söylemiş:
“Dünyanın en büyük problemi, akılsız ve fanatik kişilerin kendilerinden son derece emin olması, buna karşılık zeki insanların sürekli şüpheler içinde olmasıdır.”
“İnsanlar bilgisiz doğar, aptal değil; sadece eğitilerek aptal olurlar.”
4 Yorum
SELVAN December 31st, 2009 tarihinde demis ki;
hER kişi kendine yakışanı yapar..
[“Onların Allah’ı bir tarafa bırakarak taptıklarına (putlarına) sövmeyin; sonra, onlar da bilmeyerek Allah'a söverler.” 6/En’âm, 108]
düsturu bu yol üzere olanlara edilen kötü sözler; ancak Onların Vâkarını ve Gücünü arttırır!
rusen January 1st, 2010 tarihinde demis ki;
Bence kimi insan için doğru olan kimi için yanlıştır fakat doğru aynı zamanda tektir…Delinin kuyusunun sevdiğim yani ise yanlış yada doğru kendi içinde sakla sus… diyenlerin yerine tepkilerini belirten bir kaç deliden ibaret olması…Tepki koyarak kendi düşünceleriniz doğru yanlışlarınızı ortaya koyuyorsunuz en azından peki ‘O ,Şu veya bunlar’ neden tepki vermiyor.
Tepki vermiyor çünkü çapı yetmiyor kendini aşamıyor….
Aykut February 23rd, 2010 tarihinde demis ki;
Evet güzel yazmışsınız. Buraya ve internete yazı yazan, televizyonlarda konuşan birçok insan için geçerli şeyler yazmışsınız ve en sonra yaptığınız alıntı gerçekten güzel bir söz.
Ancak Atatürk’ü ben de çok severim. Çok severim ancak her yaptığı doğru demem, eleştirilmesine karşı çıkmam, beşer şaşar demişler.
Ayrıca sürekli olarak okullarda çocukları neredeyse Atatürk’e tapacak hale getirmeye çalışmanın da doğru olmadığını düşünüyorum, zaten o kadar ki çocukları nefret edecek hale getiriyorlar, kendi istedikleri de olmuyor, neyse.
Diyeceğim şu ki burada bazı yazılarda Atatürk’ün getirdiği rejimin yanlış olduğunu, Atatürk’ün çok da önemli bir şey yapmadığını, o olmasaydı başkalarının yapacak olduğunu söylüyorsunuz. Diğer yazarlar mı yoksa siz misiniz yoksa siz de mi böyle düşünüyorsunuz bilmiyorum.
Ancak böyle düşünenlere gerçekten acıyorum ve okumaya davet ediyorum, burada ne desem yeterli olmayacak çünkü. Yerli ve yabancı tarih kitaplarını okumayı, Kurtuluş Savaşı öncesindeki kongrelerin toplanışına ve verilen kararlara Atatürk’ün etkisini, yabancılarla yapılan görüşmelerde ve cumhuriyet kurulduktan sonraki dönemde Atatürk’ün etkisini incelemeye, araştırmaya davet ediyorum. Şüphesiz ki okursanız birçok gerçeği ve düşüncelerinizdeki yanlışlıkları göreceksiniz.





Seyfullah Aslan December 31st, 2009 tarihinde demis ki;
Ben Delinin Kuyusu’nu ilgiyle takip ediyorum. Katılmadığım görüşleriniz olsa da, “Kral Çıplak!” demenizi önemsiyorum.
Birilerinin size O’cu, Şu’cu demesini çok önemsemiyin bence. Siz, yazdıklarınızı zaten tartışmaya açıyorsunuz. Bir fikri olan, uslübunca karşı fikrini zaten belirtir.