Devlet düzeni
Birkaç aylık aranın ardından merhaba diyerek bu yaz başımdan geçen bir olayı aktaracağım.
Gece saat 00.00 civarı denizden insanı çileden çıkartacak bir şekilde müzik sesi geliyordu. Uyumaya çalışıyorum ama müziğin verdiği rahatsızlıktan dolayı uykuya dalmak mümkün değil. Dayanamayarak ne olduğunu anlamak için balkona çıktığımda evin birkaç yüz metre önünde bir gezi teknesinin bas ağırlıklı ve yüksek sesle müzik yayını yaptığını gördüm. Bunun üzerine sorumlu bir vatandaş olarak “Biz artık Avrupa Birliği’ne girmek üzere olan bir ülkeyiz” diyerek sarıldım telefona.
Saat 00.20 civarında ilk olarak 155 Polis İmdat’ı aradım.
-Memur bey iyi geceler, şu anda gördüğünüz gibi saat gece yarısını geçti ve denizdeki bir teknede insanı uyutmayacak kadar yüksek bir sesle müzik çalınıyor. Kim bakar bu işe?
-Beyefendi bu işle Sahil Güvenlik Komutanlığı ilgileniyor.
-Anladım, telefonunu alabilir miyim?
-Tabii ki…
Polis’ten telefonu aldıktan sonra hemen Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın numarasını çevirdim. Aynı şikayeti Sahil Güvenlik’teki görevliye de yaptım, sonrasında şöyle gelişti olaylar:
-Hamza bey, bu denetimleri geçen yıla kadar biz yapıyorduk. Fakat bu sene bu işi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Kontrol Müdürlüğü’ne devrettik. Onlar ilgileniyorlar ama bizim şu anda boğazda devriyede olan arkadaşlara bildiririm durumu.
Sahil Güvenlik’le kısa sürdü konuşma. Ama ben işin peşini bırakmaya niyetli değildim. Dolayısıyla gecenin bir yarısı uykuyu bir kenara bırakıp şikayet merciine ulaşmaya çalıştım. Saat 01.00’e yaklaşırken Büyükşehir Belediyesi’nin Çevre Kontrol Müdürlüğü’nü aradım.
-İyi geceler beyefendi. Şu anda boğazdaki bir tekne çok yüksek seste müzik yayını yapıyor ve ben uyuyamıyorum. Sanırım bu işlerle siz ilgileniyormuşsunuz.
-Evet Hamza bey, bu işle 6 ay öncesine kadar biz ilgileniyorduk. Ama sizin belediyeniz de dahil olmak üzere İstanbul’daki on belediye, ses denetimlerini kendileri yapmak istedi ve yetkiyi bizden aldı.
-Pardon bir dakika, ben doğru mu anladım; bizim ilçenin belediyesi mi denizdeki tekneleri uyaracak.
-Evet Hamza bey.
-Ya tamam da ben doğdum doğalı burada oturuyorum. Belediyeyle aramda 500 metre mesafe var. Eh belediyenin durumundan da iyi-kötü haberim var fakat boğaz kenarında olmasına rağmen bizim belediyenin kendisine ait bir teknesi yok ki, bu açıklıktaki tekneyi nasıl denetleyecek?
-Siz de haklısınız beyefendi ama maalesef durum böyle. Fakat bu işe bir ara İl Çevre ve Orman Müdürlüğü bakıyordu, isterseniz bir de onlarla konuşun.
-Peki arkadaşım teşekkür ederim.
Telefonu kapattıktan sonra şaşkınlığı ve kızğınlığı aynı anda yaşamaya başlamıştım. İş iyice inada bindi artık, bürokrasiyle kavga etmeye karar vermiştim o gece. Bu sefer telefonun ucunda İl Çevre ve Orman Müdürülüğü vardı.
-İl Çevre ve Orman Müdürlüğü mü?
-Evet buyrun
-Bir şikayetim var. Deniz kenarında bir yerde oturuyorum ve şu saatte teknenin birinden gelen yüksek sesli müzik nedeniyle uyuyamıyorum. Bununla siz ilgileniyormuşsunuz galiba.
-Eee beyefendi bizim arkadaşlar bu işe bakıyorlar fakat ben binada güvenlik görevlisiyim. Şu anda burada benden başka kimse yok. Siz sabah 08.00’den sonra ararsanız arkadaşlar yardımcı olurlar.
-Kamera şakası mı bu! Pardon, ben anlayamadım galiba. Şimdi gece beni uyutmayan bu tekneyi yarın sabah mı şikayet edeceğim. Birincisi yarın bu tekne burada olacak mı, ikincisi velev ki burada diyelim arkadaşlarınız teknedekileri neyle suçlayacaklar. “Kardeşim dün gece milleti uyutmamışsınız” mı diyecekler. Nasıl bir mantık bu!?
-Haklısınız beyefendi ama burada benden başka kimse yok şu anda.
-Peki kardeşim iyi geceler.
Sinirden kendimden geçmiştim artık. Saatler bu arada 02.40’ı gösteriyordu. Evin en arka odasına gidip sakinleşmeye çalışırken uyumuşum. Müzik yayını kaçta bitti bilmiyorum ama ertesi gün inat ve ısrarla takibimi sürdürdüm.
Bu sefer ilk olarak kendi belediyemizi aradım. Olayı tekrar anlattım yetkililere.
-Evet denetimi biz aldık ama aynı zamanda İBB Çevre Kontrol Müdürlüğü ve İl Çevre ve Orman Müdürlüğü de denetim yapıyor.
-Peki tekrar arıyorum onları. Teşekkürler, kolay gelsin.
Hemen İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nü aradım bu sefer.
-Hamza bey, bizim arkadaşlar gece de denetim yapıyorlar ama kendimize ait bir teknemiz yok. Kıyı Emniyet Müdürlüğü’nün teknelerini kullanıyoruz. Onlar da sürekli olarak boğazda gezerek yüksek sesle yayın yapanları uyarıyorlar.
-O zaman dün akşam arkadaşlarınız uyuyor muydu? Burada saat 02.30’a kadar bekledik, kimse yoktu. Bize bir telefon verin, biz de arayacağımız zaman direkt o numarayı arayalım.
-Öyle bir telefon yok Hamza bey, arkadaşlarımız gezerek denetim yapıyorlar.
-İyi de kardeşim, adamlar Harem’deyken Anadolu Kavağı’ndaki teknenin sesini nereden duyacaklar. Vatandaş söylemezse nereden haberi olacak bu arkadaşların?
-Beyefendi dediğim gibi arkadaşlarımız gezerek denetliyorlar, yani verebileceğim bir telefon yok.
Peki kardeşim diyerek sinirle kapattım telefonu. Boğaz’da gürültü yapan teknelerin şikayet edileceği bir mercii olmadığını gezi teknesi sahibi olan bir yakınımdan öğrendim daha sonra. Bu yazıyı da olayın vehametini gözler önüne sermek için yazdım.
Şu anda İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti diye yazan pankartlar uçuşuyor gözlerimin önünde.
3 Yorum
bosbogaz October 11th, 2009 tarihinde demis ki;
Bukemedigin eli opeceksin. Bir dahaki sefere uykuyu, sikayeti filan birakip muzigin ritmine kendini birak bence. Hem sitres yuzunden omrunden 3 gun gitmez, hemde bedava eglenmis olursun…
Aykut October 13th, 2009 tarihinde demis ki;
Arada 3-5 garibana ceza yazarlar büyük çalışanlara kimse bir şey yapamaz. Devleti kazıklayacaksan büyük oynaman lazım, o zaman kimse bir şey yapamaz. Gerçi Aydın Doğan bir istisna gibi görünüyor da kendisi kaşındı o.





Akay Perker October 9th, 2009 tarihinde demis ki;
Sen mi anlatmıştın şu hikayeyi Hamza Abi:
Bir mekan için yüksek sesle müzik yaptığına dair şikayet gelir, ekipler kontrole gider. Kapıda patron karşılar, hoş geldiniz muhabbeti yapılırken müzik kısılır, desibeli ölçen dalgamatik müziğin yüksek olmadığını gösterir, mekan eğlenmeye, komşular delirmeye devam eder.
Bence bi tekneyle boğaza açılıp yüzer düğün salonu kılıklı tekneleri torpille vuralım.