Ensemdeki zımbırtı

Ensesindeki titreşimle uyandı sabah, kalkma vakti gelmişti. Yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltısını yapmaya başladı. Yapay meyve suyunu yudumlarken gözü yerdeki elbiseye takıldı. Dün gece barda tanıştığı yavrunun elbisesi. Hala uyuyor olmalıydı. Acaba bu ilişkisi ne kadar sürecekti.
Kahvaltısını bitirip giyindikten sonra çalıştığı inşaat şirketine doğru yola koyuldu. Tam DYDD’nin köşesini dönerken bir kızla çarpıştı ve kızın elindeki kitaplar yere düştü. Düşen kitapları toplayıp kızdan özür diledikten sonra yoluna devam etti. O anda dedesi aklına geldi. Dedesinin ninesiyle tanışması da böyle bir çarpışma sayesinde olmuştu. Sonra kaynaşıp evlenmişlerdi.
Eskiden evlilik denen kutsal bir anlaşma varmış. Babası, ilk iki evliliği çok kısa süren dedesinin üçüncü evliliğinin meyvesiydi. Ta o zamanlardan başlamıştı aile kurumu yok olmaya. Gün geçtikçe ilerleyen anlayışsızlık, çekilmezlik, sadakatsizlik, itaatsizlik, kaybolmuş fedakarlık, maymun iştahlılık gibi birçok sapma aile kurumunun çökmesine neden olmuştu.
Dedesinin, kendisine küçükken anlattığına göre damat ve gelin birbirlerine söz veriyormuş: “İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, zenginlikte ve yoksullukta, ölüm bizi ayırana dek, seveceğime ve sayacağıma…” diye. Ne kadar saçma diye geçirdi içinden. Ömrünü bir kişiyle geçirmek. Kendisini bir kişiye adamak. Kurban edilmek gibi. En fazla ne kadar katlanabilir ki insan? Hem birçok kişiyle beraber olmak varken neden bir kişi? Kızların önüne gelene verdiği bir zamanda bir kişiye söz verip ömrünü heba etmek mi? Bu durum, eskilerin “aşk” adını verdikleri saçmalıkla açıklanabilirdi. Ayrıca geçimsizlikler, boşanmalar, kalp kırıklıkları, duygusal çöküntüler artık tarihe karışmıştı.
Evliliğin ortadan kalkmasıyla birlikte çocuk yetiştirmek de sorun olmaktan çıkmıştı. Genlerinden hala çocuk sevgisini atamamış geri kafalılar için hizmet veren bir kurum vardı: Yapay Döllenme Merkezi. Kadın/erkek istediği tarzda sperm/yumurta hücresi seçerek kendi hücresiyle döllendirip embriyoyu fırına verebiliyordu. 9 ay 10 gün sonrasına pizza sipariş etmek gibi. Ataların anısına bekleme süresine sadık kalınmıştı. Yoksa ileri tekniklerle süreyi kısaltmak mümkündü.
Çocuk sevgisinin yerini, evcil hayvan sevgisi almıştı. Çoğu insan, kedi köpek beslemeyi tercih ediyordu. Hem çocuk bir sürü sorunu beraberinde getiriyordu. En iyisi hiç bulaşmamaktı. “Ciks bir çocuğum olacağına uysal bir köpeğim olsun” düşüncesi hakimdi.
Odasına girip çalışma masasına yeni oturmuştu ki birden ensesi titreşti, müdürü odasına çağırıyordu. Yerinden doğrulurken Dijital Yaşam Bakanlığı’na küfrediyordu bir yandan. Ensesindeki çip hala kaşıntı yapıyordu. Hala alışamamıştı zımbırtıya. Tüm kişisel bilgileri enseye gömmüşlerdi. Kimlik, kredi kartı, otobüs bileti ne varsa tarih olacaktı. Dünya hapishanesinde herkes ensesinden prangalı dijital bir mahkum olacaktı. Kabak gibi izlenebilecekti. “Robot olmaktansa toprak olurum” diye geçirdi içinden. Evdeki matkapla ensesinden altın vuruş yapmaya karar verdi. Müdürün odasına gitmekten vazgeçip, evin yolunu tuttu.
10 Yorum
SELVAN March 20th, 2010 tarihinde demis ki;
@bosbogaz
“Dunyada insanlar maymun istahli insanlar tarafindan kurbaga muamelesi goruyor ama hic kimsenin giki cikmiyor.” Her kurbağanın özısısı farklı olduğundan tepki verme şekli va zamanı da farklı oluyor. Ama tek rahatsız olan inançlı insanlar değil, emin olun tüm dünyada (az ya da çok) tepkiler var..
‘Ensedeki Zımbırtı’ konusunda.. :)
Ya hu zımbırdamasıysa derdimiz; merak etmeyelim.. Kelime kelime dinledikleri vericilerimiz (cep telefonları) kapalıyken bile Sn’de 2 defa merkezle irtibat kurarken nasıl haberimiz olmuyorsa chip takılınca da olmaz.. Hem ‘Taktırmam Abi’ falan demeyelim. Çünkü çipe gelene kadar, akrep geni katılmış Domateslerden ‘Cami’lerde kullanılan Hacı yağlarına kadar herşey o kadar sistemli ve -isteseniz de istemeseniz de- beyninizin ‘istenilen’ bölgesini yönetebilecek, gen yapısını dağıtabilecek şekilde mutasyona uğratıldı ki…
25. karelerin hangimiz farkında? Tıp’da da pekçok ‘buluş(!)’ gerçekleşirken, hatta yakında merkezi sisteme bağlanan çiplerle dr’a da ihtiyaç kalmayacağı ifade edilirken… kaç hasta bu iyileştirme metoduna ‘kurbağa’ kalmaktan kendini alıkoyablir? Ya da kaç bilim adamı buluş(!)larının gittiği yolun ‘ilahi’ bir yol olmadığını farkedebilir?
Ama umutsuzluk olmamalı .. Sessiz ve derinden gitse de ‘Doğrular’ cephesinde de pekçok çalışma yapılıyor..
Ve.. ‘biri’leri tuzak kurarken, ‘Tuzak Kuranların En Hayırlısı’na tutunanalara her zaman yardım gelecektir kanatimce…
Ömer Yavuz March 21st, 2010 tarihinde demis ki;
aslinda bu yazida iliskilerin, evliliklerin yalama oldugunu vurgulamak istemistim, daha cok cip ilginizi cekmis :)
asil maymun istahlilik da karsi cins konusunda :)
ailenin yok oldugu yerde cip isin tuzu biberi zaten
ha SELVAN dedigin gibi dogal olmayan, gen bozan isler de fitratimizi alt ust ediyo diyosun, o da bence bizi insan olmaktan cikariyo tabi, mutant olup cikiyoruz
SELVAN March 21st, 2010 tarihinde demis ki;
Yazının ‘yorum’una tahammül edilebilecek kısımları şahsım için kolaydı. Cephede adalet ve sayı farklılığı olduğunu tecrübe ettiğimden sustum. Ama beşer şaşar misali; asıl konudaki yorumu da yazayım da şimşeklerden kurtulabilir miyim bilmiyorum :!
Herşeyden önce şu yaşam formunda hangi değerler (varsa tabii) üzerine adımlar gidiyor ona bakmak lazım. Tüm dünyada ‘etik’ değerler sallanıyor. Daha acısı ‘İnsan’ denen mahlukun prospektüsü mahiyetindeki ‘ilahi değerler’, onlara inandığını iddia edenlerin elinde maalesef yap-boz’a dönmüş. Eh vicdanları kıskıvrak bağlayan inanç değerleri kalmayınca da herkese bir ‘vicdan polisi’ dikilemiyor. Bunları kabul etmek belki acıdır ama en bilindik örnek müslümanların kitabına bakalım; İstisnasız her uyarı önce ‘Ey inanan erkekler’ diye başladığı ve her sosyal olayda ilk sorumlu ‘erkekler’ tutulduğu halde, modern çağın ‘toplumu değiştirmek için önce anneanneden başlamalı’ ninnisi tüm ‘ilk sorumlu’ ademlerin dilinde.. Bu tabi ki havva’larımızı aklamıyor. Toplumda ‘örf’ ve ‘adet’ler üzerinden görev paylaşımı yapılırken, modern çağların saçma sapan her türlü yüküne de Havva’lar ortak edilirken kaç ‘kitaplı’ düşünüyor Yaratıcının yüklemediği sorumlulukları ve fazlasını da beklediğini. Sonra..?
Sonra olan şu; ‘chip’ler yanıyor, devre sistem dışı kalıyor.
Bir zamanlar sevdiğini yıllarca bekleyenler varmış. Çünkü o ‘söz veriş’, Havva’ya ya da ‘Adem’e değil, Onun Sahibi’neymiş. Şimdi değil beklemek, yüzyüze iken bile akıllar ve vicdanlar her türlü şeytani ufka yelken açıyor..
Değerler altüst oluyor kabul de.. Madden ve Manen ‘mutant’ olmamaya dirençli bir nesil de gelecek zamanlar için en iyi harç olmayacak mıdır?
Ömer Yavuz March 21st, 2010 tarihinde demis ki;
sayin SELVAN,
ask olsun diyorum,
sayica ustunluk yuzunden susmani anlamis degilim. burda adam akilli yorum yapan ender insanlardan birisin
fikirler onemli bizim icin, bizim burda yazdiklarimiza katilmayan buyuk bir cogunluk var diye (kufur yiyoruz diye) biz de yazmayalim o zaman, birileri begensin diye yazi yazmiyoruz, para icin de yazmiyoruz
o yuzden sakin bir daha cekinme icinden ne geliyosa yaz.
Albatros March 21st, 2010 tarihinde demis ki;
Hakikaten gidişat feci, gündelik siyasetle enerjimizi tüketirken, ailenin korunması konusunda tehlikelerin tespiti ve bu konuda strateji geliştirilmesi kimsenin aklına gelmiyor.
japon isi March 23rd, 2010 tarihinde demis ki;
evlilik kurumunun devamlılığı önemli tabi de yazı bi halta benzememiş afedersiniz. çoook amatör bi yazı olmuş kuyudaki birçok kaliteli yazı yanında.
kemal March 23rd, 2010 tarihinde demis ki;
@ömer
“Gün geçtikçe ilerleyen anlayışsızlık, çekilmezlik, sadakatsizlik, itaatsizlik, kaybolmuş fedakarlık, maymun iştahlılık gibi birçok sapma aile kurumunun çökmesine neden olmuştu.”
Bu dediklerin ne ‘sapma’dır, ne de ‘yeni’ birşeydir. Her zaman vardı bunlar, insanın tabiatında var yani..
‘Cennet’ mi arıyorsunuz? Öyleyse yanlış fikirdesiniz. Cennet sizin elinizde, hepsi burada; cennet cehennem..
@bosboğaz
“Boylece bu kisi sizi hic gormeyecek yani size bakarken ciplak halinizi gozu onune getirip fantaziler kuramayacak” .. “Sacinin bir telini ele gostermeye cekinen hanimlar ne yapacak. Avret yeri diz kapagiyla gobegi arasinda olan ben bile ecel terleri dokmeye baslamisken, o kardesler, ablalar, hanimlar, nineler ne yapacak?”
Küçük dünyaya bak! Adam görevini yapacak seninle, bacınla, ninenle mi uğraşacak? Fantazi kurmak için size mi ihtiyaçları var milletin? Hem sıkıyorsa gitmesinler kardeşim Amerikaya bilmem nereye.. şart mı?
@SELVAN
Çok bilmişlik parayla değil tabii ama sen ne de olsa “sakin bir daha cekinme icinden ne geliyosa yaz” gazını almışsın. Bi kere o dediğin ayetler kadın milletini temize mi çıkarsın diye inmiş? Tanrı ilk erkeği yarattı ve O’na ayrıcalıklar verdi (peygamberler bile erkekti) o yüzden önce ‘erkeğe’dir hitap, bilmiyorsan öğren. Hem dünyada ahlak bozulmuşsa tabiyki kadın milleti yüzünden.. Erkek dışlak bir varlıktır, tabiatı gereği alıcıları açık olmalıdır. Oysa Kadın içlek bir varlıktı ama rahat durmadılar. Her alana el atıp etek sallamaya başladılar. Sonunda da ahlak (ne demekse) bozuldu. Erkek sadık madık olmak zorunda değildir arkadaşım, kadınlar rahat duracak.. o zaman ailenizi de sülalenizi de korursunuz.
Aykut March 24th, 2010 tarihinde demis ki;
Ne güzel, konforlu, rahat bir dünya…
bosbogaz March 24th, 2010 tarihinde demis ki;
Kemal,
Küçük dünyaya bak! Adam görevini yapacak seninle, bacınla, ninenle mi uğraşacak? Ben benim bacimla ninem icin yazmadim o yorumu. Senin bacini, anani, halani, teyzeni, nineni dusunerek yazdim. Mahremiyet benim malim degil sadece. Bu konuda farkli dusunulebilir. Ama ben senin yazinda dusunce degil vurdumduymazlik goruyorum.
Hem sıkıyorsa gitmesinler kardeşim Amerikaya bilmem nereye.. şart mı?





bosbogaz March 19th, 2010 tarihinde demis ki;
Odasına girip çalışma masasına yeni oturmuştu ki birden ensesi titreşti, müdürü odasına çağırıyordu
O zaman titresmeden titresmeye fark var demek ki. Dogrusu zirt pirt titresen bir enseden bende rahatsizlik duyardim. Bu memur modeli herhalde, daha iyi paraya titresmesiz beyni direk uyaran modellerde vardir bu cipli sistemin. Yoksa da maymun istahli insanlarin gelistirmesi yakindir.
Bunu dusunurken insanin ozeline devlet ne kadar girmelidir sorusu takildi aklima. Telefon konusmalarini dinlerler tamam, yollarda kameralar olur oda tamam. Hollanda’da yapilmaya baslanan ve yakinda Ingiltere’dede yapilacak olan bir uygulamaya tamam diyemiyorum bir turlu. Duydukca tuylerim diken diken oluyor ve sonunda bu uygulamanin Turkiye’ye gelebilecek olmasindan da korkuyorum. Hollanda noel gunu amerika’ya giden bir ucakta meydana gelen olaylardan sonra hava alanlarina insanin butun vucudunu ciplak gosteren cihazlari monte etmeye basladi. Okudugum haberlerde goruyorum ki Ingiltere hollandayi izliyor bu kararda. Amerika’da bir cok hava alaninda da bu makineler kullanilacak. Bir radyoya gore supheli olabilecek insanlar digerlerinden ayrilip bu makinalardan gecirilecekler. Insanlarin icini rahatlatmak (?) icin makinadan gelen resimlere bakacak kisi terminalin baska bir bolgesinde olacakmis. Boylece bu kisi sizi hic gormeyecek yani size bakarken ciplak halinizi gozu onune getirip fantaziler kuramayacak. Sizi gormeden kurabilecegi fantaziler ise denetimden uzak. Bir uzmana gore de alet cinsel uzuvlari karartacak. Boylece resimlere bakan kisi cinsel organlari gormeyecek. Radyo programini arayan insanlarin hic biri ozelim, insan hakki falan demedi. Niye? noel zamani bir saldiri oldu ya insanlar tirsmis, olmektense cirilciplak soyulmaya bile razilar. Zaten onlar icin bunun plajda super kucuk bikinilerle resim cektirmekten pekte farki yok herhalde. Yani onlar icin sorun yok. Peki ya biz. Bizde oyle miyiz? Sacinin bir telini ele gostermeye cekinen hanimlar ne yapacak. Avret yeri diz kapagiyla gobegi arasinda olan ben bile ecel terleri dokmeye baslamisken, o kardesler, ablalar, hanimlar, nineler ne yapacak?
Olay gelip her zaman paraya dayaniyor. Bu makinalarin tanesi yuz binlerce dolar. Dunya capinda binlerce hava alani bu makinalari kullanacak. Hele Amerika’ya ucan ucaklarda zorunlu olacak. Yani market cok buyuk, kazanilacak parada cok yuksek. Simdi ben diyorum ki noel zamani guzel bir sovla adamlar dunyaya bu aleti pazarladilar kimseden de gik cikmadi. Gecen bir video gordum internette. Kurbagayi kizgin suya atsalar ziplayip kaciyor, oysa ki normal suya atilip yavas yavas su isilirsa kurbaga reaksiyon vermiyor. Dunyada insanlar maymun istahli insanlar tarafindan kurbaga muamelesi goruyor ama hic kimsenin giki cikmiyor.