<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 18:49:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sezar&#8217;ın hakkı Sezar&#8217;a</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 11:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[julius caesar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi değiştiren askerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3830</guid>
		<description><![CDATA[
Gaius Julius Caesar (M.Ö 100 – 44) yani Jül Sezar, Roma İmparatorluğu’na en şaşaalı dönemini yaşatan büyük asker. Tarihi Değiştiren Askerler adlı kitabı okurken Sezar hakkında ilginç bilgilere rastladım ve Kuyu okurlarıyla paylaşmak istedim:
Kariyeri ile parlayan ismi (Caesar) kendisinden sonra gelen Roma imparatorlarına unvan olarak verilmiş ve hatta ondan asırlar sonraki liderlerin kullandığı sıfatlar, (Fatih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3832" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/caesar.jpg" alt="caesar" width="420" height="413" /><br />
Gaius Julius Caesar (M.Ö 100 – 44) yani Jül Sezar, Roma İmparatorluğu’na en şaşaalı dönemini yaşatan büyük asker. <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=123570" target="_blank">Tarihi Değiştiren Askerler</a> adlı kitabı okurken Sezar hakkında ilginç bilgilere rastladım ve Kuyu okurlarıyla paylaşmak istedim:</p>
<blockquote><p>Kariyeri ile parlayan ismi (Caesar) kendisinden sonra gelen Roma imparatorlarına unvan olarak verilmiş ve hatta ondan asırlar sonraki liderlerin kullandığı sıfatlar, (Fatih Sultan Mehmet’in <strong>Kayzer</strong>-i Rum, Almanların kullandığı kayzer (<strong>keiser</strong>), Rusların çar (<strong>czar</strong>) gibi) Sezar’dan türemiştir.</p></blockquote>
<blockquote><p>Bugün kullandığımız 365 günlük devrik yıla dayalı takvim Sezar iktidarının eseridir. Yedi ayın otuz bir gün çekmesine Sezar karar vermiş, Senato da kendisini onurlandırmak için aylardan birine (<strong>Julius </strong>– Temmuz) onun adını vermişti.</p></blockquote>
<p>(Muhtemelen Sezar temmuz ayında doğduğu için bu aya ismi verildi.)</p>
<blockquote><p>Bir iddiaya göre Sezar doğarken annesi ölmüş, o da annesinin karnının kesilmesi ile çıkartılmıştır. Bu yüzden kendisine ‘kesilip çıkarılan’ &#8216;Caesar&#8217; adı verilmiştir. Diğer bir deyişle günümüzdeki <strong>sezaryen </strong>işleminin de isim babasıdır.</p></blockquote>
<p>Kitap, tarihe damgasını vurmuş askerlerin özet hayatlarıyla sizi tarih yolculuğuna çıkarıyor. Yolculuk; milattan önce Savaş Sanatı’nın yazarı, taktik ustası Sun Tzu ile başlayıp, Hitler’i yenen Kızıl Ordu kumandanı Mareşal Zhukov ile sona eriyor. Aralarda kimler yok ki? Attila, Alparslan, Cengiz Han, Kanuni, Napolyon, Stalin… Kitap zevkle okunsa da bende yaptığı bir yan etki var: Kaypak siyaset dünyasına, seçim sandıklarına, ikiyüzlü diplomasiye bir kez daha küfrü basıyorum. Eskinin savaş meydanlarında özgür bir insan olarak can vermeyi, bugünün ikiyüzlü modern dünyasında köle gibi yaşamaya tercih ederdim. Bir de diyorum ki: “Bugün sepete konacak çok kelle var hacı!”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sezarin-hakki-sezara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/caesar.jpg' length ='62517'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Tabii ki Hayır!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tabii-ki-hayir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tabii-ki-hayir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 09:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül 1980]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[evet hayır]]></category>
		<category><![CDATA[guantanamo]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3823</guid>
		<description><![CDATA[
Uzun zamandan beri yapılmakta olan Evet-Hayır tartışması insanı kusmaya zorlayacak türden. Anayasa maddeleri tartışılsın elbette. Çok eksiği, gediği, yanlışı vardır; zamanla iyileştirilebilir (her kafadan bir ses çıkarken ve herkes kendine yontarken pek sanmıyorum gerçi). Ama tartışılmayacak bir şey var o da “Evet mi, Hayır mı?” sorusu. Her ne kadar “Evet” diyecek pek bir şey olmasa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="../wp-content/uploads/2010/08/12_eylul_1980.jpg" alt="12_eylul_1980" width="420" height="475" /><br />
Uzun zamandan beri yapılmakta olan Evet-Hayır tartışması insanı kusmaya zorlayacak türden. Anayasa maddeleri tartışılsın elbette. Çok eksiği, gediği, yanlışı vardır; zamanla iyileştirilebilir (her kafadan bir ses çıkarken ve herkes kendine yontarken pek sanmıyorum gerçi). Ama tartışılmayacak bir şey var o da “Evet mi, Hayır mı?” sorusu. Her ne kadar “Evet” diyecek pek bir şey olmasa da insan gibi yaşamak isteyenlerin “Hayır” diyeceği çok şey var. Ancak bu referandumun her seçimde olduğu gibi siyasi parti kavgasına indirgenmesi de akıllara zarar. Bir insanın siyasi görüşü ne olursa olsun “Hayır” diyecek çok şeyi var bu ülkede. Nelere mi Hayır?</p>
<p>Bir sabah ansızın caddelerde yürüyen tanklara, yıldırım baskı yapan gazetelere hayır. Evvel zaman içinde; Guantanamo’yu aratmayacak işkencelere, pisi pisine öldürülen gençlere, idamlara hayır. Zulme, zorbalığa, Firavunluğa hayır. İçi boş ilericilik söylemlerine, dindarlara gerici denmesine hayır. Din, dil, ırk farkı gözetilmesine hayır. İnsanların inandıkları, düşündükleri, yazdıkları yüzünden cop, dipçik, dayak yemesine hayır. Bütün bu yapılanları görmezden gelip, sırf mevcut iktidarın karşısında olmak için “Hayır” diyen tiplere de hayır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/tabii-ki-hayir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/12_eylul_1980.jpg' length ='103724'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Sinkaf Telekom</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sinkaf-telekom.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sinkaf-telekom.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 11:21:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[türk telekom]]></category>
		<category><![CDATA[türk telekom dolandırıcılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3809</guid>
		<description><![CDATA[Bundan tam bir yıl önce taşındım ve taşınırken Türk Telekom Kadıköy Müdürlüğü&#8217;ne giderek dilekçe verip, tüm borçlarını ödeyerek sabit telefon hattımı iptal ettirdim. O telefon numarasının artık benimle ilgisi olmayacaktı.
Ancak iki hafta önce Çakır Hukuk Bürosu&#8217;ndan cep telefonuma gelen mesajda &#8220;Türk Telekom&#8217;a borcum olduğu, ödemezsem haciz yoluna gidileceği&#8221; söyleniyordu. Aradım, durumu sordum; bir senedir biriken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3818 alignleft" title="Turk Telekom" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/turktelekom.jpg" alt="" width="421" height="218" />Bundan tam bir yıl önce taşındım ve taşınırken Türk Telekom Kadıköy Müdürlüğü&#8217;ne giderek dilekçe verip, tüm borçlarını ödeyerek sabit telefon hattımı iptal ettirdim. O telefon numarasının artık benimle ilgisi olmayacaktı.</p>
<p>Ancak iki hafta önce Çakır Hukuk Bürosu&#8217;ndan cep telefonuma gelen mesajda &#8220;Türk Telekom&#8217;a borcum olduğu, ödemezsem haciz yoluna gidileceği&#8221; söyleniyordu. Aradım, durumu sordum; bir senedir biriken borçlarımın XXX TL olduğu söylendi. Oysa o hattın iptal edilmiş olması gerekiyordu. &#8220;Neden iptal edilmemiş?&#8221; diye sordum, &#8220;geçen ay (Haziran) borcundan dolayı kapanmış&#8221; yanıtını aldım.</p>
<p>Yani Türk Telekom, iptal edilmesi için dilekçe verdiğim bu hattı iptal etmemiş. Cep telefonumu bilmelerine rağmen (bilmeseler icra bildirimi gönderemezler) bugüne kadar hiç ses de çıkarmamışlar.</p>
<p>Sadece beklemişler. Telefonun sabit kullanım bedeli olan 18 TL sürekli birikmiş, biriktikçe üzerine faiz binmiş, bunlar da &#8220;tahsil edilebilir yeterliliğe&#8221; geldiğine kanaat getirdikten sonra bana icra kağıdı göndermişler.</p>
<p><span id="more-3809"></span>Türk Telekom adlı şirket eğer <a href="http://mali.iem.gov.tr/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=36" target="_blank">nitelikli dolandırıcılık</a> yapmıyorsa, benim merak ettiklerim var.</p>
<p>1. Telefonumun iptal edilmesine dair dilekçe vermeme rağmen hattım neden iptal edilmedi? İptal edilmediyse o gün bana neden &#8220;hattınız iptal edilmiştir&#8221; dendi?</p>
<p>2.Verdiğim dilekçe nereye gitti? Neden durumu anlattığımda benim verdiğim dilekçeyi bulmuyorlar da benden &#8220;hat kapatma makbuzu&#8221; istiyorlar? Türk Telekom kendisine verilen dilekçeleri, yazışmaları saklamıyor mu?</p>
<p>3. Bir telefonun borcu 3 ay ödenmeyince borcundan dolayı kapatılıp, hat sahibine bilgi verilmiyor mu? Bu telefon neden bir sene boyunca kapatılmadı? Borçların iyice birikmesi mi beklendi?</p>
<p>4. Geçen ay FriendFeed&#8217;de <a href="http://ff.im/oiwoK" target="_blank">bu konudan bahsettim</a>, orada da bazı kişiler başlarına benzeri olayların geldiğinden bahsettiler. Türk Telekom hat kapatma başvurularını kafasına göre mi uyguluyor?</p>
<p>5. Elimde &#8220;hat kapatma makbuzu&#8221; olmadığı sürece, Türk Telekom&#8217;a dilekçe vermiş olmama ve Türk Telekom&#8217;un bana &#8220;isteğiniz üzerine hattınızı kapattık&#8221; demesine rağmen aradan bir sene geçince haksız olarak borç tahakkuk ettiriliyor. Türk Telekom tarafından bu şekilde mağdur edilen birçok insan var. Türk adaletinin bu yapılanlardan neden haberi yok?</p>
<p>Eğer bu soruların mantıklı birer yanıtı yoksa, Türk Telekom&#8217;un kanunlardaki boşluklardan yararlanarak nitelikli dolandırıcılık yaptığına, müşterilerini mağdur ettiğine inanıyorum.</p>
<p>Borcum 40 TL de olsa, 40.000 TL de olsa önemli değil. Önemli olan, borcum olmadığı halde Türk Telekom&#8217;un verdiğim dilekçeyi kaybetmesi yüzünden borçluymuş gibi gösterilmem; icrayla, hacizle tehdit edilmem. Türk Telekom Deli Dumrul&#8217;u oynamaya karar verdiyse bunu bilelim, ona göre davranalım.</p>
<p>Bu yapılan ahlâksızlıktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/sinkaf-telekom.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/turktelekom.jpg' length ='40226'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Yazın yaylaya kaçılır</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yazin-yaylaya-kacilir.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yazin-yaylaya-kacilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 17:25:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[apollon]]></category>
		<category><![CDATA[aydınoğlu mehmet bey]]></category>
		<category><![CDATA[birgi]]></category>
		<category><![CDATA[bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[cemal usta]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[hursit kebap]]></category>
		<category><![CDATA[kaplan dağ restoran]]></category>
		<category><![CDATA[kebap]]></category>
		<category><![CDATA[lezzet durakları]]></category>
		<category><![CDATA[ödemiş]]></category>
		<category><![CDATA[salihli]]></category>
		<category><![CDATA[tire]]></category>
		<category><![CDATA[umur bey]]></category>
		<category><![CDATA[yayla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3757</guid>
		<description><![CDATA[
Aydın’da bunaltıcı bir yaz mevsimi daha. Hele benim gibi sıcakta aşırı terleyenler için tam bir işkencedir yazları Aydın’da durmak. İyi ki Adana, Mersin ya da Antalya’da falan yaşamıyorum. Oralar, yazları çok daha beter. Eşimle serinleyip kafa dağıtırız dedik ve çok küçükken ailemle gittiğim, hayal meyal hatırladığım Gölcük Yaylasına gitmeye karar verdik. Gölcük, İzmir’in şirin ilçesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3760" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/07072010.jpg" alt="" width="420" height="315" /><br />
Aydın’da bunaltıcı bir yaz mevsimi daha. Hele benim gibi sıcakta aşırı terleyenler için tam bir işkencedir yazları Aydın’da durmak. İyi ki Adana, Mersin ya da Antalya’da falan yaşamıyorum. Oralar, yazları çok daha beter. Eşimle serinleyip kafa dağıtırız dedik ve çok küçükken ailemle gittiğim, hayal meyal hatırladığım Gölcük Yaylasına gitmeye karar verdik. Gölcük, İzmir’in şirin ilçesi Ödemiş’e 28 km uzaklıkta, volkanik göle sahip bir yayla köyü. Rakımı 1050 metre civarında. Yeşilliklerin içinden, dağı tırmanarak, keskin virajları dönerek ulaşıyorsunuz Gölcük’e. Uzunca tırmanışın ardından yeşilin arasındaki krater gölünü görünce insanın bütün yorgunluğu diniyor.<br />
<span id="more-3757"></span></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3758" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/06072010001.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Gölün çevresinde; balık tutan insanlar, günübirlik pikniğe gelmiş mangal keyfi yapan aileler, çadır kurmuş doğa severler temiz yayla havasının tadını çıkartıyor. Göl manzaralı, bahçeli dubleks evleri görünce insanın yazları buraya göçesi geliyor. Havası gayet serin. Geceleri aşağıdaki (ovadaki) insanlar sıcaktan uyuyamazken, burada battaniyesiz uyunmuyor. Dışarıda ancak kabanla durabilirsiniz. Gündüzleri ise kısa kollu dolaşmak mümkün. Yaylalar; benim gibi bunaltıcı yaz sıcaklarında dellenme noktasına gelenler için biçilmiş mekanlardan.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3759" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/06072010002.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3768" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010039.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Konaklama yeri olarak seçtiğimiz otele bizden 1-2 gün sonra kamp için İzmir’in köklü futbol kulüplerinden Altay takımı geldi. Birkaç ay öncesinde otel araştırırken, yazları futbol takımlarının buraya kampa geldiğini duymuştum. O yüzden Altay’lı futbolcuları otel koridorlarında görmek pek şaşırtmadı beni.</p>
<p>3 gün boyunca gölün etrafını gezip, kafa dağıttıktan sonra “nerede hareket, orada bereket” deyip Gölcük’ün biraz üstündeki (1200 metre rakımdaki) Bozdağ Yaylası’nı da aşıp Manisa’nın ilçesi Salihli’ye inmeye karar verdik. Göle nâzır kahvaltımızı yapıp düştük yola. Bozdağ Beldesinin çıkışında “Bozdağ Kayak Merkezi” tabelasını gördük. Bozdağ’ı biraz geçtikten sonra buz gibi akan suların olduğu çeşmede yüzümüzü yıkayıp şeker gibi sudan içtik. Yol kenarındaki çeşme yanı gelen geçen yolcular için mola yeri adeta. Yolun iki kenarında karşılıklı satıcılar mevcut. Burada gözleme yiyebilir, dağda yetişen şifalı otlardan (kokuları etrafı sarmış ve muhteşemdi) satın alabilir, bal gibi yayla kirazının tadına bakabilir, hemen yandaki dere kenarında piknik yapabilirsiniz. Burada biraz oyalandıktan sonra yola koyulduk tekrar.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3786" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/08/08072010029.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Yine yeşillikler arasında dağ manzaralı keskin virajlar beni bekliyordu. Sürüş zevki yaşıyorsunuz. Bozdağ ile Salihli arası yaklaşık 30 km. Zorlu virajları aşıp dağdan indikten sonra karşımıza T şeklinde bir yol ayrımı geldi. Sağ taraf 8 km ötedeki Salihli’ye çıkıyordu. Ancak biz 2 km soldaki Sart Harabeleri’ne doğru kıvrıldık. Sardes kenti M.Ö 7. yüzyılda Lidyalılara başkentlik yapmış. Hatta ilk para Sart çayı kenarındaki altın işleme atölyelerinde basılmış. Daha sonra Perslerin Lidyalılara son vermesiyle Perslere geçmiş. Bizanslı döneminde ise piskoposluk merkezi olmuş. Bugün ise Sart Kasabası’nın içinde kalıyor. Antik kentlerin bugünkü yerleşim birimlerine isim olarak verilmesi güzel bir şey.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3761" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010004.jpg" alt="Sart Harabeleri" width="420" height="315" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3762" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010007.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Harabeleri gezdikten sonra yakınlarda bulunan Artemis Tapınağı’na uğramadan olmaz dedik. Hemen hemen her antik kentte görmeye alıştığım çekik gözlüler burada da karşıma çıktı. Bu Japonlar deli oluyor antik kentlere benim gibi. Artemis’in dev sütunlarının çevresinde 3-4 kişi el ele vererek poz verdiler kameralara. Sütunlar o kadar kalın ki 3-4 kişi kollarını açıp el ele ancak çevresini sarabiliyordu. Çok sempatiklerdi. Aralarında dedem yaşındaki adamlar da vardı. Her antik kentte görüp küfrettiğim manzara burada da vardı. Eserlerin üzerine yine kalp kazınıp, yavuklu ismi yazılmış, karalanmıştı. Sanırım ülkemdeki her antik kentte vardır bu olay. “Artemis çarpsın sizi zibidiler!” deyip burada da bir kaç poz alıp Salihli’ye doğru yola çıktık.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3764" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010018.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3763" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010014.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Gezdiğim yerlerin ünlü mekanlarında yemek yeme gibi bir alışkanlığım vardır. Google’da rastladığım bir lezzet durakları blogu Salihli’deki Cemal Usta’ya dikkat çekmişti. Biz de Salihli’nin ünlü odun köftesi yerine öğle yemeği olarak Cemal Usta’yı tercih ettik. Sora sora bulduk mekanı. Cemal Usta zeytinyağlı ege yemekleri üzerine uzmanlaşmış. Dikkatimizi Bodrum makarnası ve çiftlik kebabı çekti. Üstüne de Cemal Usta’nın tavsiyesi üzerine karadut kompostosu içtik. Ama diğer yemekler de birbirinden güzel gözüküyordu. Cemal Usta’ya “eline sağlık” deyip veda ettikten sonra Salihli merkezinde sürtmeye başladık. Oldukça beyaz tenli olmamdan dolayı sıcakta iyice bir amele yanığı oldum. Yaylanın gözünü seveyim deyip Gölcük’e gitmek üzere vurduk dağa tekrar. Tabi yola çıkmadan önce ünlü odun köftesinden paket yaptırmayı unutmadık.</p>
<p><img src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010025.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<div id="attachment_3765" class="wp-caption alignnone" style="width: 430px"><img class="size-full wp-image-3765" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010023.jpg" alt="" width="420" height="315" /><p class="wp-caption-text">Para döken Lidyalı heykeli (Salihli)</p></div>
<p><img class="size-full wp-image-3767 alignnone" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/08072010026.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>2 gece daha Gölcük’te kaldıktan sonra bir Cumartesi sabahı kahvaltımızı yaptıktan sonra Gölcük’e veda edip Ödemiş’e doğru yola çıktık. Artık eve dönüş başlamıştı. Ödemiş’e varmadan önce ilk durağımız, Gölcük’e çıkarken “dönüşte uğrarırız” dediğimiz Birgi Beldesiydi. Birgi, Ödemiş’e 8 km uzaklıkta, Aydınoğulları Beyliğine başkentlik yapmış, tarihi evleriyle gözde bir belde.İlk önce Birgi’nin en dışında yer alan İmam-ı Birgivi adındaki zatın türbesine gidelim dedik. Türbe bir mezarlığın içinde yer almakta. Mezarlığın hemen altında ise bir mesire alanı mevcut. Milletin rahatça yiyip içebilmesi için betondan masalar yapılmış. Türbede duasını yapanlar, 5 metre aşağıya inip dedikodu yaparak evden pişirip geldiği yemekleri midesine indiriyor. Gerçekten garipti.</p>
<p>Sıradaki durağımız Ege Bölgesinin en eski camilerinden Aydınoğlu Mehmet Bey Camii oldu. Caminin mimarisi çok farklı. Cami kapısının girişindeki merdivenden aşağı inerek caminin içine giriyorsunuz. Bu özellik çok az camide bulunuyor olsa gerek. Hutbe kapısı ve pencere kanatlarında hadisler yazılmış. Ahşap oymacılığının güzel örneklerini görüyorsunuz. Ayrıca caminin dış köşesinde üstte Bizans yapılarında görmeye alıştığımız aslan figürü dikkati çekiyor. Caminin bahçesinde; Aydınoğulları Beyliğinin kurucusu Mehmet Bey, oğlu Umur Bey ve Beyliğin bazı ileri gelen isimlerinin türbeleri bulunuyor. Caminin hemen karşısındaki Umur Bey heykeli bütün haşmetiyle bize bakıyor. Umur Bey (1309 – 1348), 39 yaşında şehit oluncaya kadar 26 savaşa katılmış. Ege’de; Bizans, Ceneviz ve Rodos donanmalarına karşı büyük başarılar kazanıp Rodos’tan Çanakkale’ye kadar Mora ve Rumeli kıyıları da dahil olmak üzere denizlerde kesin bir kontrol sağlamış. İnsan bir anlığına geçmişe gidip geliyor.</p>
<div id="attachment_3770" class="wp-caption alignnone" style="width: 430px"><img class="size-full wp-image-3770" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/10072010019.jpg" alt="" width="420" height="315" /><p class="wp-caption-text">Aydınoğlu Mehmet Bey Camii</p></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3772" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/10072010033.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Camiden çıktıktan sonra tarihi Çakırağa Konağı’na doğru yürüdük. Ama sadece bahçesini gezmekle yetindik. Çünkü içi restorasyondaymış. Dıştan görmek bile ağzımızı açık bırakmaya yetti.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3771" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/10072010024.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Biraz daha Birgi’de oyalandıktan sonra Ödemiş’e doğru yola çıktık. Kısa bir süre sonra kendimizi kalabalık Ödemiş pazarında bulduk. Cumartesi günleri, Ödemiş’in halk pazarıymış. Pazarda herşey çok taze, istediğiniz ot, sebze, meyve ne ararsanız var. Ayrı bir bölüm olarak teyzelerin ördüğü el işi ürünleri de geniş bir alanı kaplıyor. Genç kızlar için çeyizlik herşey mevcut. Google hazretlerinin dediğine göre Ödemiş köftesi Hurşit Kebap’ta yenirmiş. Arayıp bulduk hemen. O gün ilçenin pazarı olması sebebiyle tıklım tıklım doluydu mekan. Çok da büyük bir yer değil zaten. Masaların biri boşalıp biri doluyordu. Hemen yeni boşalmış bir masayı kapıp, soğuk ayranla Ödemiş köftesi’ni afiyetle midemize indirdik.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3774" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/10072010036.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p>Ödemiş’te 1 gün konakladıktan sonra ertesi gün Tire’ye doğru yola çıktık. Aydın’a dönmeden önce son durağımız, Tire’ye bağlı Kaplan köyünde bulunan bir lezzet durağıydı. Ot yemekleriyle Türkiye’de sayılı bir mekan: Kaplan Dağ Restoran. Tire’ye gelip 4 km daha köye tırmandıktan sonra vardık Kaplan köyüne. Köyün içinden geze geze restorana vardık. Mönü beklerken garson kocaman bir tepsi ve içinde 15’e yakın mezeyle geldi. Hepsi birbirinden güzel mezelerden 5 tanesini seçtik. Ondan sonra ana menü olarak “Tire köftesi mi çiftlik kebabı mı?” diye düşünürken Ödemiş’te köfte yemiş olduğumuz için değişiklik olsun diye çiftlik kebabı söyledik. İyi de yapmışız. Mantar, kaşar ve etin uyumu mükemmeldi. Otantik mekan, hoş müzik, Tire ovası manzarası, dağın göz kamaştıran yeşilliği ve lezzetli yemekler. Buraya son gelişimiz olmayacaktı. Üstüne bir de acı kahvelerimizi içip çıktık restorandan. Eve dönüş başlamıştı. Tire’den sonra yine bir İzmir ilçesi Selçuk geliyor. Dev antik kent Efes hala kendisini görmemiş tarih severleri bekliyor, bilginize.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3775" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/11072010010.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3776" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/11072010011.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<div id="attachment_3777" class="wp-caption alignnone" style="width: 430px"><img class="size-full wp-image-3777" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/11072010012.jpg" alt="" width="420" height="315" /><p class="wp-caption-text">Çiftlik Kebabı</p></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-3778" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/11072010015.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<div style="width: 1px;height: 1px;overflow: hidden">Aydın’da bunaltıcı bir yaz mevsimi daha. Hele benim gibi sıcakta aşırı terleyenler için tam bir işkencedir yazları Aydın’da durmak. İyi ki Adana, Mersin ya da Antalya’da falan yaşamıyorum. Oralar, yazları çok daha beter. Eşimle serinleyip kafa dağıtırız dedik ve çok küçükken ailemle gittiğim, hayal meyal hatırladığım Gölcük Yaylasına gitmeye karar verdik. Gölcük, İzmir’in şirin ilçesi Ödemiş’e 28 km uzaklıkta, volkanik göle sahip bir yayla köyü. Rakımı 1050 metre civarında. Yeşilliklerin içinden, dağı tırmanarak, keskin virajları dönerek ulaşıyorsunuz Gölcük’e. Uzunca tırmanışın ardından yeşilin arasındaki krater gölünü görünce insanın bütün yorgunluğu diniyor.<br />
Gölün çevresinde; balık tutan insanlar, günübirlik pikniğe gelmiş mangal keyfi yapan aileler, çadır kurmuş doğa severler temiz yayla havasının tadını çıkartıyor. Göl manzaralı, bahçeli dubleks evleri görünce insanın yazları buraya göçesi geliyor. Havası gayet serin. Geceleri aşağıdaki (ovadaki) insanlar sıcaktan uyuyamazken, burada battaniyesiz uyunmuyor. Dışarıda ancak kabanla durabilirsiniz. Gündüzleri ise kısa kollu dolaşmak mümkün. Yaylalar; benim gibi bunaltıcı yaz sıcaklarında dellenme noktasına gelenler için biçilmiş mekanlardan.<br />
Konaklama yeri olarak seçtiğimiz otele bizden 1-2 gün sonra kamp için İzmir’in köklü futbol kulüplerinden Altay takımı geldi. Birkaç ay öncesinde otel araştırırken, yazları futbol takımlarının buraya kampa geldiğini duymuştum. O yüzden Altay’lı futbolcuları otel koridorlarında görmek pek şaşırtmadı beni.<br />
3 gün boyunca gölün etrafını gezip, kafa dağıttıktan sonra “nerede hareket, orada bereket” deyip Gölcük’ün biraz üstündeki (1200 metre rakımdaki) Bozdağ Yaylası’nı da aşıp Manisa’nın ilçesi Salihli’ye inmeye karar verdik. Göle nâzır kahvaltımızı yapıp düştük yola. Bozdağ Beldesinin çıkışında “Bozdağ Kayak Merkezi” tabelasını gördük. Bozdağ’ı biraz geçtikten sonra buz gibi akan suların olduğu çeşmede yüzümüzü yıkayıp şeker gibi sudan içtik. Yol kenarındaki çeşme yanı gelen geçen yolcular için mola yeri adeta. Yolun iki kenarında karşılıklı satıcılar mevcut. Burada gözleme yiyebilir, dağda yetişen şifalı otlardan (kokuları etrafı sarmış ve muhteşemdi) satın alabilir, bal gibi yayla kirazının tadına bakabilir, hemen yandaki dere kenarında piknik yapabilirsiniz. Burada biraz oyalandıktan sonra yola koyulduk tekrar.<br />
Yine yeşillikler arasında dağ manzaralı keskin virajlar beni bekliyordu. Sürüş zevki yaşıyorsunuz. Bozdağ ile Salihli arası yaklaşık 30 km. Zorlu virajları aşıp dağdan indikten sonra karşımıza T şeklinde bir yol ayrımı geldi. Sağ taraf 8 km ötedeki Salihli’ye çıkıyordu. Ancak biz 2 km soldaki Sart Harabeleri’ne doğru kıvrıldık. Sardes kenti M.Ö 7. yüzyılda Lidyalılara başkentlik yapmış. Hatta ilk para Sart çayı kenarındaki altın işleme atölyelerinde basılmış. Daha sonra Perslerin Lidyalılara son vermesiyle Perslere geçmiş. Bizanslı döneminde ise piskoposluk merkezi olmuş. Bugün ise Sart Kasabası’nın içinde kalıyor. Antik kentlerin bugünkü yerleşim birimlerine isim olarak verilmesi güzel bir şey.<br />
Harabeleri gezdikten sonra yakınlarda bulunan Artemis Tapınağı’na uğramadan olmaz dedik. Hemen hemen her antik kentte görmeye alıştığım çekik gözlüler burada da karşıma çıktı. Bu Japonlar deli oluyor antik kentlere benim gibi. Artemis’in dev sütunlarının çevresinde 3-4 kişi el ele vererek poz verdiler kameralara. Sütunlar o kadar kalın ki 3-4 kişi kollarını açıp el ele ancak çevresini sarabiliyordu. Çok sempatiklerdi. Aralarında dedem yaşındaki adamlar da vardı. Her antik kentte görüp küfrettiğim manzara burada da vardı. Eserlerin üzerine yine kalp kazınıp, yavuklu ismi yazılmış, karalanmıştı. Sanırım ülkemdeki her antik kentte vardır bu olay. “Artemis çarpsın sizi zibidiler!” deyip burada da bir kaç poz alıp Salihli’ye doğru yola çıktık.<br />
Gezdiğim yerlerin ünlü mekanlarında yemek yeme gibi bir alışkanlığım vardır. Google’da rastladığım bir lezzet durakları blogu Salihli’deki Cemal Usta’ya dikkat çekmişti. Biz de Salihli’nin ünlü odun köftesi yerine öğle yemeği olarak Cemal Usta’yı tercih ettik. Sora sora bulduk mekanı. Cemal Usta zeytinyağlı ege yemekleri üzerine uzmanlaşmış. Dikkatimizi Bodrum makarnası ve çiftlik kebabı çekti. Üstüne de Cemal Usta’nın tavsiyesi üzerine karadut kompostosu içtik. Ama diğer yemekler de birbirinden güzel gözüküyordu. Cemal Usta’ya “eline sağlık” deyip veda ettikten sonra Salihli merkezinde sürtmeye başladık. Oldukça beyaz tenli olmamdan dolayı sıcakta iyice bir amele yanığı oldum. Yaylanın gözünü seveyim deyip Gölcük’e gitmek üzere vurduk dağa tekrar. Tabi yola çıkmadan önce ünlü odun köftesinden paket yaptırmayı unutmadık.<br />
2 gece daha Gölcük’te kaldıktan sonra bir Cumartesi sabahı kahvaltımızı yaptıktan sonra Gölcük’e veda edip Ödemiş’e doğru yola çıktık. Artık eve dönüş başlamıştı. Ödemiş’e varmadan önce ilk durağımız, Gölcük’e çıkarken “dönüşte uğrarırız” dediğimiz Birgi Beldesiydi. Birgi, Ödemiş’e 8 km uzaklıkta, Aydınoğulları Beyliğine başkentlik yapmış, tarihi evleriyle gözde bir belde.İlk önce Birgi’nin en dışında yer alan İmam-ı Birgivi adındaki zatın türbesine gidelim dedik. Türbe bir mezarlığın içinde yer almakta. Mezarlığın hemen altında ise bir mesire alanı mevcut. Milletin rahatça yiyip içebilmesi için betondan masalar yapılmış. Türbede duasını yapanlar, 5 metre aşağıya inip dedikodu yaparak evden pişirip geldiği yemekleri midesine indiriyor. Gerçekten garipti.<br />
Sıradaki durağımız Ege Bölgesinin en eski camilerinden Aydınoğlu Mehmet Bey Camii oldu. Caminin mimarisi çok farklı. Cami kapısının girişindeki merdivenden aşağı inerek caminin içine giriyorsunuz. Bu özellik çok az camide bulunuyor olsa gerek. Hutbe kapısı ve pencere kanatlarında hadisler yazılmış. Ahşap oymacılığının güzel örneklerini görüyorsunuz. Ayrıca caminin dış köşesinde üstte Bizans yapılarında görmeye alıştığımız aslan figürü dikkati çekiyor. Caminin bahçesinde; Aydınoğulları Beyliğinin kurucusu Mehmet Bey, oğlu Umur Bey ve Beyliğin bazı ileri gelen isimlerinin türbeleri bulunuyor. Caminin hemen karşısındaki Umur Bey heykeli bütün haşmetiyle bize bakıyor. Umur Bey (1309 – 1348), 39 yaşında şehit oluncaya kadar 26 savaşa katılmış. Ege’de; Bizans, Ceneviz ve Rodos donanmalarına karşı büyük başarılar kazanıp Rodos’tan Çanakkale’ye kadar Mora ve Rumeli kıyıları da dahil olmak üzere denizlerde kesin bir kontrol sağlamış. İnsan bir anlığına geçmişe gidip geliyor.<br />
Camiden çıktıktan sonra tarihi Çakırağa Konağı’na doğru yürüdük. Ama sadece bahçesini gezmekle yetindik. Çünkü içi restorasyondaymış. Dıştan görmek bile ağzımızı açık bırakmaya yetti. Biraz daha Birgi’de oyalandıktan sonra Ödemiş’e doğru yola çıktık. Kısa bir süre sonra kendimizi kalabalık Ödemiş pazarında bulduk. Cumartesi günleri, Ödemiş’in halk pazarıymış. Pazarda herşey çok taze, istediğiniz ot, sebze, meyve ne ararsanız var. Ayrı bir bölüm olarak teyzelerin ördüğü el işi ürünleri de geniş bir alanı kaplıyor. Genç kızlar için çeyizlik herşey mevcut. Google hazretlerinin dediğine göre Ödemiş köftesi Hurşit Kebap’ta yenirmiş. Arayıp bulduk hemen. O gün ilçenin pazarı olması sebebiyle tıklım tıklım doluydu mekan. Çok da büyük bir yer değil zaten. Masaların biri boşalıp biri doluyordu. Hemen yeni boşalmış bir masayı kapıp, soğuk ayranla Ödemiş köftesi’ni afiyetle midemize indirdik.<br />
Ödemiş’te 1 gün konakladıktan sonra ertesi gün Tire’ye doğru yola çıktık. Aydın’a dönmeden önce son durağımız, Tire’ye bağlı Kaplan köyünde bulunan bir lezzet durağıydı. Ot yemekleriyle Türkiye’de sayılı bir mekan: Kaplan Dağ Restoran. Tire’ye gelip 4 km daha köye tırmandıktan sonra vardık Kaplan köyüne. Köyün içinden geze geze restorana vardık. Mönü beklerken garson kocaman bir tepsi ve içinde 15’e yakın mezeyle geldi. Hepsi birbirinden güzel mezelerden 5 tanesini seçtik. Ondan sonra ana menü olarak “Tire köftesi mi çiftlik kebabı mı?” diye düşünürken Ödemiş’te köfte yemiş olduğumuz için değişiklik olsun diye çiftlik kebabı söyledik. İyi de yapmışız. Mantar, kaşar ve etin uyumu mükemmeldi. Otantik mekan, hoş müzik, Tire ovası manzarası, dağın göz kamaştıran yeşilliği ve lezzetli yemekler. Buraya son gelişimiz olmayacaktı. Üstüne bir de acı kahvelerimizi içip çıktık restorandan. Eve dönüş başlamıştı. Tire’den sonra yine bir İzmir ilçesi Selçuk geliyor. Dev antik kent Efes hala kendisini görmemiş tarih severleri bekliyor, bilginize.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yazin-yaylaya-kacilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/06072010001.jpg' length ='61975'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gittim Gezdim Geldim / Bodrum</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bodrum.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bodrum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 19:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[dalgıç]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kum]]></category>
		<category><![CDATA[sain jean şövalyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3722</guid>
		<description><![CDATA[Geçen seneki tatilden döndükten sonra, “Hacı senin tatil çok güzelmiş ya, beraber böyle bir beraber yapalım” diyen eril ve dişilerin yan çizmesi sonucu kendimi bir anda Bodrum’un kızgın kumlarında, kulağımda Hande Yener’in “Bodrum’a da gittik beraber, Eestanbul’da da yaşadık” diye bağıran sesiyle buldum sepsevgili okur. Denizle kumun birleştiği tatillerden çok fazla hazzetmesem de insan mecbur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3723" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="Bodrum (10)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-101.jpg" alt="" width="410" height="278" />Geçen seneki tatilden döndükten sonra, “Hacı senin tatil çok güzelmiş ya, beraber böyle bir beraber yapalım” diyen eril ve dişilerin yan çizmesi sonucu kendimi bir anda Bodrum’un kızgın kumlarında, kulağımda Hande Yener’in “Bodrum’a da gittik beraber, Eestanbul’da da yaşadık” diye bağıran sesiyle buldum sepsevgili okur. Denizle kumun birleştiği tatillerden çok fazla hazzetmesem de insan mecbur kalınca uzanıyor şezlonga. “Ben dağ, bayır gezemem hacı” diyenlere sözüm yok ama “Abi seneye de Karadeniz turu yapalım yaa” deyip yan çizenleri huzurlarınızda bir kez daha en sinkaflı duygularımla anıyorum.</p>
<p>Bodrum’a giderken bir günün nasıl geçeceğini tahmin ediyordum. Kahvaltı, deniz, öğle yemeği, havuz, akşam yemeği, okey masası, bilumum aktivite ve yatış. İşte genel hatlarıyla tahminlerim bu şekildeydi, tahminlerimde de yanılmadım anasını satayım! Dört kişilik bir tatil ekibiyle İngiliz, İrlandalı ve Hollandalıların cirit attığı Bodrum&#8217;da aklımdan geçen programa son derece sadık kaldık.</p>
<p><span id="more-3722"></span>“Yemişim tarihini, kültürünü; ben dalıyorum hacı, geliyor musun” diyen bir ekibe dahil olduğum için Bodrum’un tarihi, turistik yerlerini son güne kadar göremedik bir türlü. Çünkü ekibin bir kısmı gün boyu plajda kalma taraftarıydı. Uzun süredir tatile çıkamadıklarını bildiğimiz için de vazgeçtik gezip tozma işinden. Bodrum’da gezilebilecek her şeyi merkezde toplamışlar zaten. Onun için hepsini son güne sakladık ve bir anda gezdik. Başka yerler varsa da kaçırdık artık; canımız sağolsun.</p>
<p>Bodrum’u fakir turistler doldurmuş. Gözlemlerimde ilk dikkatimi çeken bu oldu. Adamlar sabahtan akşama kadar otelde oturarak vakit geçiriyorlar. Turistin otelden dışarı çıkmaması, esnafın kasasına yansıyor. Esnaflar da dükkanlarına gelen giden olmayınca adres sormak için girenleri bile ayakta şey yapıyorlar. İstanbul’da 2 liraya bulabileceğiniz herhangi bir şeyin etiketine 5 lira yazıyorlar haliyle. “Hepsi dahil” uygulamasının ceremesini çekiyoruz millet olarak. Akşam üstü uyanıp yalandan havuza giren ve gece yarısını bekleyip barlara koşturanlar haricinde kimse bir şey kazandırmıyor esnafa. Onların kazandırdığı esnaf da belli; barlar, diskolar, eczaneler&#8230;</p>
<p>İşte bu sebepten Bodrum’a giderken yapmayı planladığım bir takım aktiviteleri gerçekleştiremedim. 10 dakikalık parasailing için anasının nikahı kadar ücret isteyen adamlar hevesimi kursağımda bıraktı.</p>
<p>İlk defa gittiğim Bodrum’un neden bu kadar popüler bir yer olduğunu çözemedim açıkçası. Denizi, plajları, koyları güzel ama sadece bu kriterleri dikkate alıp da tatile gidilmez. Ya da bu şekildeki tatiller ilgimi çekmediği için öyle geliyor bana. Adamların suyu bile tuzlu akıyor anasını satayım. Normal çeşmeden akan su, gazı kaçmış ve güneşte beklemiş sodayı andırıyor. O ne garip bir tat öyle, tarifi mümkün değil. İnsanoğlu tarih boyunca su kaynaklarına yakın yerlere yerleşmiş; savaşlar, göçler hep su yüzünden olmuş. Bodrumluların ataları da bula bula burayı bulmuş. Mantıksız herifler!</p>
<p>En başa dönersek; sıkıntılı bir yolculukla ulaştık Bodrum’a. Yollar uzadıkça uzadı, bitmedi bir türlü. Gece yarısı başlayan yolculukta kahvaltı yeri için Balıkesir yakınlarındaki kamyoncu lokantalarından birini tercih eden yol arkadaşlarım yüzünden yumurta yerine civciv yiyerek başlayacaktık yeni güne. Kapısından girerken anlamıştım ne menem bir yer olduğunu ama ikna edememiştim yanımdakileri. Yumurtadan çıkan civciv gagasıyla daha fazla vakit kaybetmeden kahvaltı için daha insani bir yer bulduk akabinde. Yorucu ama keyifli bir yolculuğun sonrasında ulaştığımız Bodrum’da güneş batmak üzereydi ve ilk günümüz uyuklayarak geçti. Sonraki günlerimiz de az önce bahsettiğim şekilde sona erdi; durmadan yüzdük. Sigaranın sağlığa zararlı bir madde olduğunu yüzerken daha iyi anladım aslında.</p>
<p>Bu arada aklıma gelmişken hemen belirteyim, yollarda hummalı çalışmalar var. Genellikle genişletiyorlar,  hatta bazı yerlere yeni yollar yapıyorlar. Bu devletin başında çalışan  birilerinin olduğunu görmek sevindiriyor insanı.</p>
<p>Plajlardan sıkılınca mavi turla koylarda yüzmeye karar verdik. Koylardan ziyade Avrupalı cıvırlar heyecanlandırıyordu bizi ama nasıl bir tekneyi tercih ettiysek o cıvırların dedeleri ve neneleri çıktı kısmetimize. Yolcularının yaş ortalaması 50 olan bir tekneyle gördük Bodrum’un güzelliklerini. Teknenin en çıtır hatunu kolları jiletli bir Ankaralıydı, varın gerisini siz düşünün&#8230;</p>
<p>Sirkeci’deki kalabalık haricinde başka kalabalıklardan hiç hazzetmem. Bodrum’un merkezindeki insan sürüsü bu fikrimi değiştirebilir diye düşünmüştüm ama olmadı. Bodrum’un cıvıl ve cıbıl insanları da etkilemedi fikrimi.</p>
<p>Bu tatilin en keyifli anlarını dönüş yolunda yaşadık. Mangalımızı, etimizi, soğanımızı, biberimizi alarak Bafa Gölü’nde mangal yapmaya karar vermiştik ama yolları şaşırınca Aydın’da çekebildik sağ tarafa. Ne kısmetli adamlarsak, sağdan girdiğimiz yol bizi Topbaşı Barajı’na çıkardı. Baraj kenarında kemirdik tavukları, kanatları.</p>
<p>Bodrum tatili keyifli geçmesine rağmen beklentilerimi karşılayamadı özetle. Zaten yazı da gayet gevrek olmuş, şimdi okuyunca farkettim. Geri kalanlarını da fotoğraflarla anlatayım en iyisi.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3724" title="Bodrum (5)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-5.jpg" alt="" width="410" height="278" /> İlk olarak Silivri&#8217;de görmüştüm bu rüzgardan enerji üreten zımbırtıları. Sevindim başka bir yerde daha görünce. Güzel şeyler tabii ki bunlar.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3725" title="Bodrum (11)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-11.jpg" alt="" width="410" height="547" /> Manisa&#8217;da Atamız için yine en güzel heykellerden birisini yapmışlar. Demirağlardan sonra Atatürk heykelleriyle örülmüş ana yurt dört baştan. Kemalizm sen nasıl bir şeysin ya.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3726" title="Bodrum (12)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-12.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bu tepe, Kemalizm&#8217;e hediyem olsun. Belki yanından defalarca gelip geçtiniz ama farketmemiş olabilirsiniz. Gördüğünüz tepede ufak tefek rötuşlar yaparsanız yansıyan gölgeyi Atatürk silüetine benzetebilirsiniz. Böylelikle gelecek nesiller Atamızın büyüklüğünü daha iyi anlarlar. Hem turizme de hareket gelir.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3727" title="Bodrum (3)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-3.jpg" alt="" width="410" height="200" />Bodrum&#8217;da genel manzara bu şekilde. Çıplak tepeler beyaz badanalı yazlıklarla dolu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3731" title="bodrum_kalesi" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/bodrum_kalesi.jpg" alt="" width="410" height="267" /><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bodrum_Kalesi" target="_blank">Bodrum Kalesi</a>, Bodrum&#8217;un en önemli sembollerinden olması hasebiyle görülmesi gereken birkaç yerden bir tanesi. Saint Jean Şövalyeleri&#8217;nin mirasıdır aynı zamanda.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3732" title="Bodrum (6)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-6.jpg" alt="" width="410" height="547" /> Bodrum Kalesi&#8217;ndeki arkeoloji müzesinin eserleri bunlar. Birçoğu zeytinyağı için kullanılmış bu testilerin.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3733" title="Bodrum (13)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-13.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bodrum Kalesi&#8217;nde bir zamanlar kilise, Osmanlı&#8217;dayken cami olan bir yapının içinde Roma gemisi maketi yapmışlar. Yukarıda gördüğünüz testiler bu şekilde istifleniyormuş gemiye.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3734" title="Bodrum (14)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-14.jpg" alt="" width="410" height="308" />&#8220;Bu çivi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Sayın Süleyman DEMİREL tarafından çakılmıştır. 10 Eylül 1997&#8243; Geminin üzerinde böyle bir şey var. &#8220;Ne alaka?&#8221; diyorsun, ben de demiştim.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3736" title="Bodrum (9)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-91.jpg" alt="" width="410" height="308" />Bodrum Kalesi&#8217;ndeki İngiliz Kulesi&#8217;nde böyle bir aslan kafası bulunuyor. Gayet orijinal, bildiğin aslan. Duvardayken gayet sevimli duruyor.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3737" title="Bodrum (8)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-8.jpg" alt="" width="410" height="579" />Aslan Kafası vs Altay Kafası<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3738" title="Bodrum (15)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-15.jpg" alt="" width="410" height="272" /> Bi gün mavi tura çıktık işte böyle gidiyoruz&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-3739" title="Bodrum (2)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-2.jpg" alt="" width="410" height="196" />Deniz, kum, güneş çok rererö desen de İstanbul&#8217;un nemli havasını yiyince özlemle anıyosun bu günleri.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-3740" title="Bodrum (4)" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-4.jpg" alt="" width="410" height="212" />Eğer benim gibi kulakları arızalı bir insansanız dalanları böyle yukarıdan izlersiniz. Allem ettim, kallem ettim ama dalış hocalarını kulaklarıma rağmen dalabileceğime ikna edemedim. Nasip değilmiş. İyi bakın kulaklarınıza.</p>
<p><strong>Gittim Gezdim Geldim &#8211; 2009<br />
</strong><a href="../?p=2071" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim</a><br />
<a href="../?p=2078" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Ankara<br />
</a><a href="../?p=2098#" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1</a><a href="../?p=2400"><br />
</a><a href="../?p=2400">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2</a><br />
<a href="../?p=2464" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-nevsehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-eskisehir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir</a><br />
<a href="../index.php/gittim-gezdim-geldim-balikesir.html" target="_blank">Gittim Gezdim Geldim / Balıkesir</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gittim-gezdim-geldim-bodrum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/Bodrum-101.jpg' length ='46117'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Süper teknoloji: Sedasyon</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/super-teknoloji-sedasyon.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/super-teknoloji-sedasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 15:03:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ali cenk erdem]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatla diş çektirmek]]></category>
		<category><![CDATA[apseli diş çektirmek]]></category>
		<category><![CDATA[diş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[diş apsesi]]></category>
		<category><![CDATA[diş çektirmek]]></category>
		<category><![CDATA[öncü diş kliniği]]></category>
		<category><![CDATA[sedasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sedasyonla diş tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3683</guid>
		<description><![CDATA[Dişçi koltuğundan benim kadar korkan birini daha tanımadım. Öyle ahım şahım olmasa da sağlığına dikkat eden biriyim, hasta olmayı beklemeden arada bir servis bakıma sokarım bünyeyi ama konu diş olunca köşe bucak kaçarım. Allah&#8217;a şükür, dişlerimde rahatsız eden sorunlar olmadığı için de pek fazla ihtiyacım olmuyor dişçi koltuğuna oturmaya.
Bundan 6-7 sene önce iki dolgu yaptırmıştım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3684 alignleft" title="dislerim sarki soylemeye basladi ahaha" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/dis.jpg" alt="" width="421" height="285" />Dişçi koltuğundan benim kadar korkan birini daha tanımadım. Öyle ahım şahım olmasa da sağlığına dikkat eden biriyim, hasta olmayı beklemeden arada bir servis bakıma sokarım bünyeyi ama konu diş olunca köşe bucak kaçarım. Allah&#8217;a şükür, dişlerimde rahatsız eden sorunlar olmadığı için de pek fazla ihtiyacım olmuyor dişçi koltuğuna oturmaya.</p>
<p>Bundan 6-7 sene önce iki dolgu yaptırmıştım. Hani şu arkadaki, en kocaman dişlere. Biri sağ alt, diğeri sol üst olarak çapraz ateşe aldılar beni. İki dolgu da tam dört sene önce düştü. Diğer dişlere rahatsızlık vermediler, kendileri de arıza çıkarmadılar. Buna benim dişçi korkusu da eklenince uzun süre iyi geçindim bu iki arızalı kardeşle. Bu konuda yaptığım eşekliğin diz boyu olduğunu kabul etmem gerekiyor.</p>
<p><span id="more-3683"></span>Çünkü içindeki boşluktan sıkılan dişler zaman içinde tahriş olmaya ve kırılmaya başladılar. Ve sağ alttaki kerata iki sene önce öyle bir ağrıyla uykumdan uyandırdı ki, biri yanağıma yumruk attı sandım. Dişçi korkusunu falan unutarak ilk gördüğüm hastaneden içeri daldım, doktor hanım apse yapan dişe dokunamayacağını söyleyerek Amoklavin 1000 mg ve Appranax yazarak dehledi beni.</p>
<p>Apse indiğinde gittim aynı doktora, oturup inceledi dişimi. Dedi ki, &#8220;dişlerinizin sağlık durumu harika, hepsi çok sağlam. Ancak bu sorunlu dişiniz tehlikeli boyuta ulaşmış. Onu hemen çekip yerine implant yapalım.&#8221;</p>
<p>Nasıl çekeceğini tarif etmeye kalkmasa tüm korkuyu bir kenara bırakıp o koltuğa oturacaktım. Ama doktor hanım dişin iptal olduğunu, kerpetenle çekemeyeceğini, damağı keserek köke ulaşacağını anlatınca &#8220;bunu yapmak için beni öldürmen gerek dostum,&#8221; diyerek kaçtım oradan.</p>
<p>Korkunun ecele faydası yok tabi. O günden beri sessiz sakin duran diş, geçtiğimiz pazar günü kendini öyle bir hatırlattı ki, ağrıdan duvarları tırmalamaya başladım. Ne Majezik, ne Appranax kâr etmedi, güvenebileceğim bir dişçi bulana kadar günlerimi her akşam ağrı kesici iğne yaptırarak geçirdim.</p>
<p>Sonra, sedasyon diye bir yöntemin varlığını, Türkiye&#8217;de bu yöntemi diş operasyonlarında kullanan ilk doktorun sitesinde öğrendim: <a href="http://www.alicenkerdem.com" target="_blank">Ali Cenk Erdem</a>.</p>
<p>Ağrıdan kısılan gözlerim ve ensemden akan terle sitedeki yazıları okumaya başladım. Okudukça akan ter azaldı, ağrı bile hafiflemeye başladı. Çünkü sedasyon dedikleri yöntemde lokal anestezinin verdiği ızrıdabın zerresi bile görünmüyordu.</p>
<p>Sitede anlatılanlara göre sedasyon yöntemi normal insanlardan ziyade doktor koltuğunda rahat durmayan özürlülere, otistiklere diş tedavisi yapmak için kullanılırmış. Dişçi fobisi olanlara da uygun olduğunu okuyunca hemen Ali Cenk Erdem&#8217;in ofisine koşmaya karar verdim.</p>
<p>Pazardan beri çektiğim acıdan, şişen apseden o kadar bıkmıştım ki, Cuma sabahı arayıp birkaç saat sonrasına randevu alarak, yeni bir İstanbul &#8211; Ankara rekoruyla Kadıköy&#8217;den Kavaklıdere&#8217;ye yetiştim. Normalde dişçiye giderken ayaklarım geri geri gider resmen, ama bu kez -en azından Bestekar Sokak&#8217;a varana kadar- keyfim gayet yerindeydi. Kapının önüne geldiğimde heyecan başlasa da bacaklarımın titremesine aldırmadan, &#8220;dişçi de neymiş ulan&#8221; ifadesiyle çıktım ofisin kapısına.</p>
<p>Her şeyden önce, Ali Bey&#8217;in ofisi diş hekimi muayenehanesine benzemiyor. Gayet şık, otomobil ve uçak maketleriyle dekore edilmiş bir ofisi var. En önemlisi de, hani o diş muayenehanelerinin olduğu apartmanlara bile yayılan tuhaf bir ilacımsı koku olur ya, o kokudan eser yok.</p>
<p>Misafirperverlik mükemmel. Eski bir dostumu ofisinde ziyaret ediyormuş gibi rahatım. Çay kahve ikramından sonra heyecanlı bölüm başlıyor, gözüme engizisyon işkence aletlerinin günümüze uyarlanmışı gibi görünen koltuğun bulunduğu odaya geçiyoruz.</p>
<p>Koltuğa oturduğumda Uzakdoğulu bilimadamlarına benzeyen çok kibar bir beyfendi gelip bana neler yapacaklarını anlatıyor. Cemalettin Bey, kliniğin anestezi uzmanı. Önce biraz ilaç vereceklerini, vücudumun tepkisine göre o ilacı kullanıp kullanmayacaklarına karar vereceklerini söylüyor.</p>
<p>Sol elimden bir damla ilaç girdiğinde, değişmeye başlıyorum. Bir şişe votka içmiş gibiyim. Başım dönüyor, büyük bir keyif yayılıyor bedenime. Uçuyorum, bu ilaçtan başka zaman da bulmam lazım.</p>
<p>O kafayla bir süre muhabbet ediyoruz, o esnada testler tamamlanıyor, Cemalettin Bey minik bir şırıngayı elime enjekte ederken &#8220;ilaç vücudunuza uygun, birazdan bayı&#8230;.&#8221;</p>
<p>Derin bir uykudan uyanır gibiyim, sorduğum ilk soru &#8220;ne zaman bayılacağım?&#8221; oluyor.</p>
<p>Ali Bey&#8217;in yanıtı ilginç: &#8220;Geçmiş olsun, 2.5 saat oldu.&#8221;</p>
<p>Yavaş yavaş hatırlamaya başlıyorum. Her şey rüya gibi. Burnum kaşınıyor, kaşımaya çalışırken birisi &#8220;ben kaşırım&#8221; diyor, kaşıyor. Ağzımın içinde bir şeyler oluyor, derinden gelen gürültüler var. Bir makinenin sesini duyuyorum uzaklardan, hafiften çıtırtılar duyuyorum. Bacaklarımı istemsizce sallıyorum, yattığım yerde tekmeler atıyorum ama neden yaptığımı bilmiyorum. Birileri bir şeyler söylüyor, yanıt vermeye çalışınca rüya bitiyor. Çok değişik.</p>
<p>Beni bir damlasıyla uçuran bir ilaçla uyumuş olmama rağmen uyandığımda hiç rahatsız değilim. Konforlu bir uykudan uyanmış gibiyim.</p>
<p>Çekilen dişlerin yerindeki sargı bezleri ve hissetmediğim dudaklarım haricinde bir sorun yok. Geçirdiğim operasyona ve kış uykusu gibi derin uyumama rağmen 15 dakika sonra arabama binip klinikten ayrılıyorum.</p>
<p>Bu kadar uzun sürmesinin nedenini operasyon boyunca yanımda olan Ozan anlatıyor. &#8220;Yanık kokusu üç metre ileri geliyordu. Doktor öyle bir asılıyordu ki çenen yerinden çıkacak sandım!&#8221; Attığım tekmeleri de açıklıyor, &#8220;sen farkında değildin ama çok acı çekiyordun, çırpınıyordun. O yüzden ayaklarını bağladılar.&#8221; Evet, uyandığımda ayaklarımdan ve belimden yatağa bağlı olduğumu fark etmiştim.</p>
<p>İlacın nasıl bir etkisi varsa artık, vücudun çektiği acıyı beyin algılamıyor ama refleksler çalışıyor. Zaten o nedenle diş operasyonlarında genel anestezi uygulanamazken sedasyon başarılı oluyor.</p>
<p>Sonuç itibariyle keyifle uyuyup, yaşadıklarımı bir rüya gibi görürken artık çene kemiğine etki etmeye başlamış iki dişten kurtuluşum ve komple diş temizliği, sedasyon sayesinde oldu.</p>
<p>Fatura sıradan diş operasyonlarına göre biraz yüksek olsa da, sedasyonla diş tedavisi öylesine keyifli ki, daha fazlasını bile hak ediyor.</p>
<p>Hem çocukluğumdan beri kurtulamadığım dişçi korkusundan, hem de ne yapacağıma bir türlü karar veremediğim iki arızalı dişten beni konforumdan ödün vermeden kurtaran Öncü Diş Kliniği&#8217;ne, Dt. Dr. Ali Cenk Erdem&#8217;e, anestezi uzmanı Cemalettin Bey&#8217;e ve güleryüzüyle kliniğin neşesi olan Hülya Hanım&#8217;a çok çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>O ilaçtan birazcık vermediler ama olsun, bulurum bir şekilde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/super-teknoloji-sedasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/dis.jpg' length ='22124'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Atın intikamı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/atin-intikami.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/atin-intikami.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 11:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[hatay havaalanı]]></category>
		<category><![CDATA[havayolu]]></category>
		<category><![CDATA[işletme]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3690</guid>
		<description><![CDATA[12 Temmuz İstanbul-Hatay, 17 Temmuz Hatay-İstanbul seferlerinde yaptığın rötarlarla ağzıma tükürdün Pegasus. İnle cinin tek kale maç yaptığı Hatay Havaalanı’nda saatlerce beklettin bizi. Adam gibi bir açıklama yapmayı bile çok gördün. Ucuz etin yahnisinden bahseden atalarıma bir kez daha hak verdim senin yüzünden.
Sen ne tırt bir firmasın Pegasus!
12 Temmuz’da her seferin rötarlı kalktı farkında mısın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3691" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="pegasus" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/pegasus1.jpg" alt="" width="410" height="266" />12 Temmuz İstanbul-Hatay, 17 Temmuz Hatay-İstanbul seferlerinde yaptığın rötarlarla ağzıma tükürdün Pegasus. İnle cinin tek kale maç yaptığı Hatay Havaalanı’nda saatlerce beklettin bizi. Adam gibi bir açıklama yapmayı bile çok gördün. Ucuz etin yahnisinden bahseden atalarıma bir kez daha hak verdim senin yüzünden.</p>
<p>Sen ne tırt bir firmasın Pegasus!</p>
<p><span id="more-3690"></span>12 Temmuz’da her seferin rötarlı kalktı farkında mısın Pegasus!? Yıllardır uçaklarda seyahat ederim, ilk defa rötar denilen hadiseyi yaşadım senin yüzünden!</p>
<p>Sen ne gereksiz bir şirketmişsin Pegasus!</p>
<p>Hatay’a götürdüğün uçağın ne kadar dandikti öyle. Kanadını koli bantıyla yapıştırdığın uçağının koltuk aralıklarındaki darlık yüzünden bir buçuk saatlik yolu 90 derecelik açıyla tamamladım. Ben bundan sonra seni mi tercih ederim yoksa bacaklarımı seven havayoluyla mı giderim? Bi’ düşün hele bunu!</p>
<p>Sen ne dandik bir kuruluşmuşsun Pegasus!</p>
<p>Müşteri memnuniyetiyle uzaktan yakından alakan yok, ilgisizsin. Şu ana kadar bir sürü firmayla yolculuk ettim hiçbirisinde yaşamadığım sıkıntıları sende yaşadım. Reklamlarınla çalışma sistemin arasında dağlar kadar fark var. Koymuşum müşterinin götüne, bana para gelsin diye çalışma zihniyeti olur mu Pegasus!?</p>
<p>Sen ne yanar döner bir işletmeymişsin Pegasus!</p>
<p>Pegasus’la gideceğimizi öğrendiklerinde, “Pegasus’a binmeyin sürünürsünüz” diyenleri haklı çıkardığın için aferin sana Pegasus!</p>
<p>Senin yüzünden Almanya’ya gidecek uçağını kaçıran Hataylı yaşlı amcayı mağdur etmen çok kanıma dokundu. Deden yaşındaki adamları havaalanlarında süründürdüğünü görünce sana çok ağır şeyler söyledim. Kulaklarında yankılandı mı seslerim Pegasus!? Şimdi çevremdeki herkese “Üçüne beşine bakma, biraz daha fazla para ver, adam gibi bir şirketle yolculuk et” diyorum. Bundan sonra gideceğim yerlere bir tek sen uçuyor olsan bile almayacağım biletlerini Pegasus!</p>
<p>Bir daha sana binersem bana da binsinler, anladın mı Pegasus!?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/atin-intikami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/07/pegasus1.jpg' length ='36390'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Buddha&#8217;nın altın tavsiyesi</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 08:46:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ananda]]></category>
		<category><![CDATA[buddha]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[fesat]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[godoş]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[porno dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3616</guid>
		<description><![CDATA[
Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog:
-    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir?
-    Onları görmeyin Ananda.
-    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım?
-    Konuşmayın Ananda.
-    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım?
-    Gözünüzü dört açın Ananda…
Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim kadın fitnesini çok iyi ifade etmişti Buddha.

Tecavüzcü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3617" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/ananda.jpeg" alt="" width="420" height="362" /><br />
Buddha ile müridi Ananda arasında geçen diyalog:</p>
<blockquote><p>-    Kadınlara nasıl davranmamız gerekir?<br />
-    Onları görmeyin Ananda.<br />
-    Ama eğer görmekten kaçamazsak ne yapalım?<br />
-    Konuşmayın Ananda.<br />
-    Ama eğer onlar bizimle konuşursa ne yapalım?<br />
-    Gözünüzü dört açın Ananda…</p></blockquote>
<p>Geçenlerde bir kitapta rastladım yukarıdaki Buddha’nın altın tavsiyesine. Tüm hayatım gözümün önünden geçti. Bizzat tecrübe ettiğim kadın fitnesini çok iyi ifade etmişti Buddha.<br />
<span id="more-3616"></span></p>
<p>Tecavüzcü erkekler çoğaldı. Yumuşak erkekler de çoğaldı. Hatun kölesi erkekler de çoğaldı. Bunlar zaten biliniyor. Ama bir de buzdağının görünmeyen yüzü var kocaman, pek gün yüzüne çıkarılmayan. O da kadınların şerri. Mülayim erkeklere sırnaşan kızlar dolu etrafta; resmen erkekleri baştan çıkarmaya, becermeye çalışıyorlar.</p>
<p>Öyle şıllıklar geziyor ki etrafımızda, genelev çalışanlarına saygı duymaya başladım. Entrika, alavere dalavere, kırıtma, kuyruk sallama, göz kırpma gibi şeylerle karşılarındaki erkekleri kolaylıkla parmaklarının ucunda oynatıyorlar. İsteğe göre yatağa atabiliyorlar. Kozmetik sektörünü de unutmamak lazım. Mesela, öyle parfümler var ki erkeğin anında ereksiyonunu sağlıyor.</p>
<p>Gerçi tüm bunlar erkeklerin işine geliyor. Kim bir kadına hayır diyebilir ki? Ne de güzeldir bir kadın tarafından avlanmak, becerilmek, sömürülmek. Peki hala bir kadına hayır diyebilen erkek kaldı mı? Sadece Allah’tan korkan günümüzün Yusuf’ları. Gömleğini yırttırmama mücadelesi veren namuslu erkekler az da olsa var hala. Zaten Buddha’nın tavsiyesini ancak onlar anlayabilir. Yoksa tabi ki &#8220;veren memnun, alan memnun.”</p>
<p>Buddha’nın yukarıdaki tavsiyesini 21. yüzyıla uyarlarsam aşağıdaki diyalog çıkıyor ortaya. Evet, birçokları “ahlakî” bulmayacak, “ayıp” diyecek. Ama kadınların şer dolu dünyaları o kadar tiksindirici ki aşağıdaki şekilde suratlarına kusmak istiyorum. Hem sanki gizli fahişelerin yaptıkları çok ahlakî idi. Gitsinler genelevde çalışsınlar ya da porno sektörüne girsinler. Ama işyerlerinde kırıtmasınlar. Altlarına giydikleri g-string’leri gözümüze sokmasınlar. Şu 3 günlük dünyada hala “Yusuf” olarak kalmaya çalışan erkeklerin huzurunu bozmasınlar.</p>
<p>Ömer ile müstakbel oğlu arasındaki diyalog:</p>
<p><em>-    Kadınlara nasıl davranmam gerekir?<br />
-    Onlara bakma evlat.<br />
-    Ama eğer görmekten kaçamazsam ne yapayım?<br />
-    Konuşma evlat.<br />
-    Ama eğer onlar benimle konuşursa ne yapayım?<br />
-    Onları aşağıla evlat.<br />
-    Ama eğer hala sırnaşmaya devam ederlerse ne yapayım?<br />
-    Onlara orta parmağını göster evladım.</em></p>
<p>Not: Yukarıda Buddha’nın tavsiyesini sadece “erkeklerin becerilmesi” açısından ele aldım. Ancak bu Buddha’ya büyük haksızlık olur. Bunun yanında; insanları birbirine düşürme, ara bozma, dedikodu, laf taşıma, fitne çıkarma vs. gibi birçok özelliklerinden dolayı bile kadınlardan kaçmak, kaçamasak da tetikte olmak gerek. Ha bir de unutmadan, daha önce <a href="../index.php/modern-kadin.html" target="_blank">Modern  Kadın</a> yazısında da söylediğim gibi kadınların bu denli yoldan çıkmasının mimarı da yumuşak godoş erkeklerdir. Erkek, <strong>erkek</strong> olmayınca kadın ne yapmaz ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/buddhanin-altin-tavsiyesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/05/ananda.jpeg' length ='56632'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Yerli malı yurdun malı</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yerli-mali-yurdun-mali.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yerli-mali-yurdun-mali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 11:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ara.com.tr]]></category>
		<category><![CDATA[binali yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[google engellendi]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[türk web girişimleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe arama motoru]]></category>
		<category><![CDATA[yerli arama motoru]]></category>
		<category><![CDATA[yerli malı yurdun malı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3668</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde bir Google tartışmasıdır gidiyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım işi gücü bırakmış Google&#8217;a laf yetiştiriyor, Google sessiz kaldıkça ağzı olan herkes konuşmaya başlıyor. Konu özetle şu şekilde:
Bildiğiniz gibi, YouTube Atatürk&#8217;e hakaret içeren videolar olduğu bahanesiyle engellenmişti. Fakat iş bilmemezlikten dolayı IP adresleri değil, sadece www.youtube.com alan adı engellendi. IP&#8217;ler serbest olduğundan, DNS değiştirerek rahat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3672 alignleft" title="Yerli mali yurdun MAL'i" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/06/yerlimali.jpg" alt="" width="421" height="217" />Son günlerde bir Google tartışmasıdır gidiyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım işi gücü bırakmış Google&#8217;a laf yetiştiriyor, Google sessiz kaldıkça ağzı olan herkes konuşmaya başlıyor. Konu özetle şu şekilde:</p>
<p>Bildiğiniz gibi, YouTube Atatürk&#8217;e hakaret içeren videolar olduğu bahanesiyle engellenmişti. Fakat iş bilmemezlikten dolayı IP adresleri değil, sadece www.youtube.com alan adı engellendi. IP&#8217;ler serbest olduğundan, DNS değiştirerek rahat rahat girip çıkmaya devam ettik. Hatta Tayyip Erdoğan bile &#8220;ben giriyorum, siz de girin&#8221; diyerek devlet kademeleri arasındaki koordinasyon bozukluğunu tasdikledi.</p>
<p>Fakat yasakların hiç umursanmadığını fark eden devlet baba, geçtiğimiz günlerde YouTube IP&#8217;lerine de engel koydu. İşi bilmeyenler zorlanmaya başladılar, YouTube&#8217;a giremez oldular.</p>
<p>Aynı tarihlerde, YouTube&#8217;un sahibi olan Google, YouTube IP&#8217;lerini değiştirerek Google hizmetlerinden bazılarıyla paylaşımlı hale getirdi. Devletin engellediği IP&#8217;ler atıl durumda kaldı ve YouTube IP bazında açıldı, DNS kullananlar eski rahatlıklarıyla YouTube&#8217;a girip çıkmaya başladılar. Bunun üzerine devlet, bu IP&#8217;leri de engelledi.</p>
<p>Fırtına da burada koptu. Çünkü bu kez engellenen IP numaraları sadece YouTube tarafından değil, Google hizmetleri tarafından da kullanılıyordu. Google Docs, Google Analytics, Google Maps gibi birçok Google servisi Türkiye&#8217;den erişime kapandı, bu servisleri kullanan onbinlerce site ve milyonlarca internet kullanıcısı mağdur duruma düşürüldü.</p>
<p><span id="more-3668"></span>Konuyla ilgilenen trenlerden ve internetten sorumlu bakan Binali Yıldırım, önce Google&#8217;ı suçlayarak şark kurnazlığı yaptıklarını, Türkiye&#8217;nin adını yasakçı ülkeye çıkarmak için Google&#8217;ın oyun oynadığını açıkladı. Tabi kimse inanmadı kendisine.</p>
<p>Daha sonra da ağzındaki baklayı çıkararak, Google önce vergisini ödesin gibisinden bir laf etti.</p>
<p>Devlet yetkilileri YouTube&#8217;u engellemeye çalışırken yanlışlıkla engelledikleri Google konusunda geri adım atacaklarına, bu kez tartışmayı vergi konusuna kaydırdılar. Gösterdikleri neden, Google&#8217;ın Türkiye&#8217;de para kazandığı halde Türkiye&#8217;ye vergi vermiyor olmasıydı.</p>
<p>Ne YouTube, ne DailyMotion, ne de Google&#8230; Bu sitelerin yasaklanmasının arkasındaki en büyük etkenin, internetin yerlileştirilmesi çalışmaları olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Nasıl mı?</p>
<p>Türkiye&#8217;de kanunların bir çoğu halkı değil, güçlü veya hükümet yandaşı şirketleri korumak için çıkarılır. Bu sadece AKP hükümetinin marifeti değil, önceki hükümetler döneminde de çeşitli şirketleri korumak için çıkarılan kanunlara sık sık şahit olduk. Otomotiv şirketlerinden porselen üreticilerine kadar birçok sektörde rakipler birbirleriyle devlet desteğini arkalarına almaya çalışarak mücadele ettiler. Gümrük vergileri, ithalat, ihracat ayarlamaları değiştirildi bu rekabetler yüzünden.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki şirketler internetteki pazarı yeni görmeye başlıyorlar. Türkiye&#8217;de yıllardır internet kullanılıyor ve büyük projelerin hiçbiri güçlü sermayeler tarafından çıkarılmadı. Önce küçük girişimciler kurup büyüttüler sitelerini, sonra da onları gören büyük sermayeler ortaya dalarak küçük girişimcileri pastanın dışına itmeye çalıştılar. Ekşi Sözlük&#8217;ün başarısını gören Doğan Medya, futbol ve kadınlardan medet umarak sözlükler kurdu, başaramadı. Firma rehberlerinin kazandığı paraları görenler, bravo.com.tr gibi batacağı baştan belli projeler çıkardılar.</p>
<p>Büyük sermayeler internet pazarında kimi zaman başarılı olsalar da, bu işi sadece para olarak gördükleri için genellikle başarısız oldular.</p>
<p>Sadece büyük sermayeler değil, küçük ama hükümet yandaşı olan sermayeler de internet projeleri çıkarmaya başladılar. Ve burada, devlet desteği devreye girdi.</p>
<p>Diğer sektörlerden alışık olduğumuz bir karalama kampanyası, şu anda Google için yürütülüyor. Google&#8217;ın vergi vermediği, Türk sermayesinin dışarı aktığı söyleniyor, &#8220;tavuğu biz besliyoruz, başkasının kümesine yumurtluyor&#8221; gibisinden laflar ediliyor.</p>
<p>Bir yandan da, ara.com.tr adında bir sitenin tanıtım çalışmaları yapılıyor. Bir yandan bu sitenin yazılımcılarından biri olan Hasan Tezgel <a href="http://www.haber7.com/haber/20100612/Googlein-son-oyununu-bu-yazi-anlatiyor.php" target="_blank">Google&#8217;a verip veriştirirken</a>, diğer yandan başka çalışanları televizyonlarda yerli arama motorlarının <a href="http://vimeo.com/8573188" target="_blank">yararlarını anlatıyorlar</a>.</p>
<p>Maksat çok belli. Bir yandan Google&#8217;ı kötüle, halkın milliyetçilik duygularını gazla, bir yandan da kendi projenin devletin bölünmez bütünlüğünü ne kadar desteklediğini anlat.</p>
<p>Yerli arama motoru dedikleri sitede arama yaptığımda, adam gibi sonuç bile alamıyorum. Devletin işine gelmeyecek sonuçlar daha şimdiden sansürlenmişler. Hasan Tezgel&#8217;in yazısından da, ara.com.tr&#8217;nin Çinli arama motoru baidu.com tarzında bir site olduğu, sadece devlet yararına çalıştığı anlaşılıyor.</p>
<p>Yani özgürlük yok. Arama motoru devletle koordineli çalışacak, arananlar kayıt altına alınacak, devletin işine gelmeyen sonuçlar kullanıcılara gösterilmeyecek. Böylece dünyayla irtibatımız kopacak, devlet medya aracılığıyla bizi uyutmaya, yönetmeye devam edecek.</p>
<p>İstedikleri bu. Google tartışmaları biraz daha devam etsin, ara.com.tr&#8217;nin yakında gazetelerde de yer alacağından, yerli arama motorlarının yararlarından bahseden yazıların gazetelerde boy boy yer alacağından hiç şüpheniz olmasın.</p>
<p>Bilmeyenler inanacak, ulusalcılar, milliyetçiler, &#8220;kırmızı çizgi, bölünmez bütünlük, yüce Türk devleti&#8221; gibi anahtar kelimelere tapanlar gerçeklere yine gözlerini kapayacaklar, ara.com.tr&#8217;yi yere göğe sığdıramayacaklar.</p>
<p>&#8220;Vergi&#8221; dediğiniz anda gözleri açılır devletin. &#8220;Çok vergi vercem!&#8221;  derseniz, en sıkı bürokratik önlemleri bile kısa sürede aşıp, işinizi  kurarsınız. Hele ki rakibiniz vergi vermiyorsa, devlet sizin için her  şeyi yapar. Bedava reklamdan karşılıksız krediye kadar tüm destekleri  kaparsınız. Google&#8217;ı kötüleyip kendini ön plana çıkarmaya çalışan  ara.com.tr, şu anda bu stratejiyi kullanıyor.</p>
<p>Bu iş sadece ara.com.tr ile bitmeyecek. İnternetten para kazanılabileceğini geç de olsa anlayanlar, agresif girişimlerle pastaya dahil oluyorlar. Eğer ara.com.tr Google &amp; Ulaştırma Bakanlığı kavgasından yararlanırsa, aynı strateji diğer uluslar arası sitelere de uygulanacak.</p>
<p>Yarın Facebook, sonra Twitter kötülenmeye başlayacak, vergi vermedikleri iddia edilecek, Atatürk&#8217;e hakaret denecek, bölünmez bütünlük falan denecek, ardından da aynı işi yapmaya çalışan yerli bir site piyasaya sürülecek. Yani internet yerelleştirilecek. Bunun için gereken taban ve kamuoyu desteği, Türk toplumunun damarlarındaki milliyetçi kanda mevcut zaten.</p>
<p>Vergi konusuna değinecek olursak, devletin Google&#8217;dan vergi istemesi adil bir davranış olmuyor. İnternette Türkiye&#8217;ye de hizmet veren binlerce site var. Devletin sadece Google&#8217;ın peşine düşmesi, hem yerli arama motorunun önünü açmak, hem de Google&#8217;ın yüksek kazançlarından etkilenmek gibi geliyor bana.</p>
<p>Tutup da irili ufaklı binlerce siteden vergi istemesine imkân yok. Bugün basit bir internet kullanıcısı gerek ücretli üye olarak, gerek alışveriş yaparak para kazandırıyor yabancı sitelere. Türkiye&#8217;den kullanıcı kabul eden tüm siteleri vergiye bağlamaya kalkarsanız bu sitelerin hepsini kaybedersiniz.</p>
<p>Kendimden örnek vereyim. Uluslar arası çalışan, İngilizce ve İspanyolca yayın yapan, ücretli üyelikle üye kabul eden bir sitem var. Şirketi ABD&#8217;de kurduğum için vergilerimi de ABD&#8217;de ödüyorum. Türkçe yayın yapmıyor olsam da, siteye Türkiye&#8217;den üye olanlar da var.</p>
<p>Şimdi benim siteme Türkiye&#8217;den üye olanlar var diye Türkiye&#8217;de ofis açmak, vergi vermek zorunda mıyım? Aynı sitenin İspanya&#8217;dan, İtalya&#8217;dan, İngiltere&#8217;den, dünyanın dört bir yanından kullanıcıları var ve bu insanlar para vererek üye oluyor siteme. Türkiye&#8217;nin mantığında gidersek ben tüm bu ülkelerde ofis açmak ve hepsine ayrı ayrı vergi vermek zorunda kalırım. Her birinin vergi oranları ayrı, muhasebesi ayrı, ben nasıl gidip tüm bu ülkelerde şirket açayım da vergi ödeyeyim? Bu durumda para kazanabilmem için sitemin aylık üyelik bedeli 49 USD yerine 400 USD falan olmalı. Kim gelir de üye olur o zaman?</p>
<p>Türkiye beni &#8220;burada ofis aç, vergi öde, yoksa siteni engelleriz&#8221; diye tehdit ederse, Türkiye&#8217;den gelen kullanıcılara sitemi kapatırım. Türk IP&#8217;lerini blocklarım, Türk kredi kartlarını kabul etmem. Birçok site de benim yaptığımı yapar.</p>
<p>Yoksa Türkiye&#8217;nin istediği bu mu? Yabancı siteleri vergiyle tehdit et, vermezlerse erişimi engelle, onlar da siktiri çekip Türk piyasasından çekilsinler, ortalık Türkiye&#8217;den yayın yapan, vergisini veren, devlet tarafından daha kolay kontrol edilen yerli sitelere kalsın.</p>
<p>Dünyadan kop ama milliyetçilikle göz boya.</p>
<p>Google ve ara.com.tr kavgalarının ardından göreceğiz bu filmin devamını. YouTube engeli en çok Türkçe video sitelerine yaradı, Google engellenirse en büyük avantajı ara.com.tr yakalayacak. Bu durumda sonraki hamleleri de rahatlıkla tahmin edebiliriz.</p>
<p>İnternetin yerelleştirilmesi korkunç bir film olarak hayatımıza giriyor, bekleyelim ve devamını da görelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yerli-mali-yurdun-mali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/06/yerlimali.jpg' length ='28557'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Bin Ali internette çocuklar gibi şendik</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bin-ali-internette-cocuklar-gibi-sendik.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bin-ali-internette-cocuklar-gibi-sendik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 15:43:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3658</guid>
		<description><![CDATA[Bin Ali internette çocuklar gibi şendik
Bin Ali o gün dev gibi Google&#8217;ı yendik.
Ak Parti&#8217;li bakanımız haykırdı: engelle!
Bir yaz günü sansürledik interneti tümüyle.
Tren bakanından internet uzmanı olursa benden de şair olur.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Sansur" src="../wp-content/uploads/2010/06/sansur.jpg" alt="" width="421" height="316" />Bin Ali internette çocuklar gibi şendik<br />
Bin Ali o gün dev gibi Google&#8217;ı yendik.</p>
<p>Ak Parti&#8217;li bakanımız haykırdı: engelle!<br />
Bir yaz günü sansürledik interneti tümüyle.</p>
<p>Tren bakanından internet uzmanı olursa benden de şair olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bin-ali-internette-cocuklar-gibi-sendik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/06/sansur.jpg' length ='14618'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>
