<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Delinin Kuyusu</title>
	<atom:link href="http://www.delininkuyusu.com/index.php/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.delininkuyusu.com</link>
	<description>Bir deli, kuyuya bir akıllı atar ve olaylar gelişir!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Aug 2011 01:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ne pis adamlarmışsınız!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ne-pis-adamlarmissiniz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ne-pis-adamlarmissiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 01:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[oruç kavgası]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3952</guid>
		<description><![CDATA[Oruç tutanlarla tutmayanların kavgaları bir Ramazan klasiğidir. Medya da bu tip olayları çok sever, süsleye süsleye, abarta abarta haber yapar. Medya haberini taraflı yapar, halk okuduğunu kendi istediği şekilde anlayarak okur ve ortaya her zaman, her konuda benzer tablolar çıkar. Voleybolcu Nurcan olayında da aynı şeyi yaşadık. Sosyal medyada Nurcan kavgası görmekten artık tiksinti geldi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3956 alignleft" title="Kavga gurultu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/08/fight.jpg" alt="" width="421" height="364" />Oruç tutanlarla tutmayanların kavgaları bir Ramazan klasiğidir. Medya da bu tip olayları çok sever, süsleye süsleye, abarta abarta haber yapar. Medya haberini taraflı yapar, halk okuduğunu kendi istediği şekilde anlayarak okur ve ortaya her zaman, her konuda benzer tablolar çıkar.</p>
<p>Voleybolcu Nurcan olayında da aynı şeyi yaşadık. Sosyal medyada Nurcan kavgası görmekten artık tiksinti geldi. Eminim kendi de bunalmıştır bu durumdan.</p>
<p>Nurcan, ne onu savunanların, ne de yerenlerin umrunda değil aslında. Sağlam bir malzeme verdi insanlara ve bölünmeye, ötekileştirmeye, kavgaya pek meraklı milletimiz de ikiye ayrılıp kıyasıya laf dalaşı yapmaya başladı. Tartışmalarda söylenenlere bakarsanız iki taraf da demokrasiyi, özgürlüğü falan savunuyor da iş icraata gelince &#8220;benim gibi düşünmeyen ölsün&#8221;den öte gidemiyorlar.</p>
<p>İlk habere göre dallamanın biri bu kıza bacakları açık diye yumruk atmış, o da çok üzülmüş, kalbi kırılmış.</p>
<p>Sonradan gelen habere göre bu kızımız otobüste bacaklarını koridora uzatarak oturuyormuş, adam takılıp düşmüş, bacaklarını toplamasını söyleyince bu kızımız da ona bağırmış, tokat atmış.</p>
<p><span id="more-3952"></span>İlk haberin şahidi yok, ikinci haberin şahidi otobüs şoförü. Günlerdir atıp tutan köşe yazarları, halk parçacıkları ve milyonlarca insanın incir çekirdeği kadar bilgisi yok olay hakkında.</p>
<p>Olayın aslını astarını ben de bilmiyorum. Nurcan&#8217;a gerçekten bir dallama denk gelmiş olabilir, bacakları açık diye tokat atmış olabilir. Hayvanımız çok bizim. Laf da atar, tokat da atar.</p>
<p>Diğer türlü düşünürsek, Nurcan yorgundur, bacaklarını uzatmıştır, adam takılınca bacaklarını toplamasını söylemiştir, Nurcan da o yorgunlukla &#8220;öfff sanane be geç işte&#8221; gibisinden bir cümle söylemiştir, iş uzamıştır.</p>
<p>İkisi de olamaz mı? Olabilir. İki türlü insanı da her yerde görmüyor muyuz? Görüyoruz.</p>
<p>Olaya şahit olduk veya şahitlerden biriyle konuştuk mu? Hayır.</p>
<p>Olay hakkında medyanın verdiklerinden başka bilgimiz var mı? Yok.</p>
<p>Bu medyanın 10 söylediğinden dokuzu yalan, biri şüpheli mi? Evet.</p>
<p>E o zaman ne bok yemeye günlerdir kavga ediyorsunuz kardeşim?</p>
<p>Bir taraf bütün oruç tutanları maganda ilan etti, öteki taraf bütün şortlu kadınları orospulukla suçlamaya başladı. Zerre kadar bilgi sahibi olmadığı bir konuda bu kadar kutuplaşan, ağzından köpükler saça saça kavga eden bir toplum olabilir mi?</p>
<p>Siz daha şahit olmadığınız, aslını astarını bilmediğiniz bir kadınla erkeğin kavgasında bu kadar ahmakça kutuplaşıp birbirinizi yiyorsanız, daha büyük olaylarda, başkaları tarafından tezgahlanan daha geniş projelerde birbirinizi kesersiniz be.</p>
<p>Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak yanlıştı hani?</p>
<p>Sağcısı, solcusu yok, alayı aynı bu toplumun. Adalet duygusundan habersiz, olaylara objektif bakmanın ne olduğunu bilmeyecek kadar cahilsiniz.</p>
<p>Bu kafayla giderseniz de daha yüzyıllar boyu birbirinizi yer, yerinizde sayarsınız.</p>
<p>Devam edin. Aferin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ne-pis-adamlarmissiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/08/fight.jpg' length ='71444'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Benim sadık yarim</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/benim-sadik-yarim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/benim-sadik-yarim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2011 08:24:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[çamur]]></category>
		<category><![CDATA[çamur banyosu]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[kara toprak]]></category>
		<category><![CDATA[saksı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurdan sonra toprak kokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3943</guid>
		<description><![CDATA[Arasıra avucuma kum alıp parmaklarımın arasından akışını izlerim kum tanelerinin. Zaman da bu kum taneleri gibi akmaktadır. Bir de o anda, dünyanın çeşitli yerlerinde toprağa akıp giden kaç insan vardır kim bilir diye düşünürüm. Özüne geri dönenler. Özüne dönenler diyorum çünkü ben “topraktan gelip toprağa gittiğime” inananlardanım. Toprakla aramızdaki ayrılmaz bağın varlığı da dikkatimi çekmiştir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3944" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/07/toprak.jpg" alt="toprak" width="420" height="333" /><br />
Arasıra avucuma kum alıp parmaklarımın arasından akışını izlerim kum tanelerinin. Zaman da bu kum taneleri gibi akmaktadır. Bir de o anda, dünyanın çeşitli yerlerinde toprağa akıp giden kaç insan vardır kim bilir diye düşünürüm. Özüne geri dönenler. Özüne dönenler diyorum çünkü ben “topraktan gelip toprağa gittiğime” inananlardanım. Toprakla aramızdaki ayrılmaz bağın varlığı da dikkatimi çekmiştir hep.</p>
<p>Birçok insanın sevdiği yağmurdan sonraki toprak kokusunu ele alalım. Ruhun bedenle birleşip insanı meydana getirişi gibi, yağmur toprakla birleşince o eşsiz kokuyu salar etrafa. Ve o kokuyu burnumla değil de ruhumla içime çeker, ferahlarım. Sanki yeniden doğmuşum gibi beni benden alır.</p>
<p><span id="more-3943"></span>Toprakla uğraşmak insan için terapidir diye düşünüyorum. Betondan dört duvar arasına hapsolduğumuzdan beri elimiz toprağa değmez oldu. En azından evimizde saksıda çiçek besleyebiliriz. Bunun psikolojik açıdan faydalı olacağına inanıyorum. Bir çiçeğin ya da başka bir bitkinin filizlendiğini görmek ruhumuzu okşar. Hem yeşil sükunetin rengidir. İnsanı dinlendirir. Hatta bahçeli evi ya da küçük bir arsası olanlar meyve ağacı bile dikebilirler. Toprakla uğraşmanın sağladığı ruhsal deşarjın yanında meyveyi dalından koparıp yemenin hazzını da yaşamış olurlar. Hem insanın kendi yetiştirdiğini yemesi çok daha leziz olur.</p>
<p>Diğer taraftan bir de çamur banyosu vardır. Vücut için şifalı olduğu bilimsel açıdan da kanıtlanmış. Kan dolaşımını arttırıp kasları rahatlattığı, cildi yumuşak ve temiz hale getirip hormon dengesini sağladığı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirip stresi azalttığı söyleniyor. Hem de hiçbir yan etkisi olmadan. Elektrik prizlerinde de vardır ya topraklama, tıpkı onun gibi vücuttaki aşırı elektriği toprağa aktarmak, yani topraklanmak.</p>
<p>Bugünkü modern hastalıkların (fizyolojik ya da psikolojik), doğanın saflığından koptuğumuz için başımıza geldiği kanısındayım. Fabrikasyon gıdalar vücudumuzun içine ediyor olmalı. Sağlam vücut olmayınca sağlam kafa da olmuyor. Sağlam kafa olmayınca ruhsal bozukluklar da kendini gösteriyor. Bunun için tek çıkar yol; fabrikasyona küsüp, tekrardan doğayla barışmak. Bunu tamamıyla başaramasak da elimizden geldiği kadarını yapmak. Vücut sağlığı için topraktan yetişeni yemek, ruh sağlığı için toprakla oynamak. Sorunlarımızı çözmek ya da rahatlamak için psikologlara ihtiyacımız yok. Bir avuç toprağın daha etkili olabileceğine inanıyorum. Yeter ki toprağı koklayıp, içimize çekebilelim.</p>
<p>Doğadan kopmuşuz, doğal bahçeler yerine yapay teknolojik hapishanelerde yaşıyoruz. Cep telefonları, baz istasyonları, kablosuz internet ağları, monitörler, kablolar, adaptörler vs. Hepsi de hapishanemizin parmaklıkları. Radyasyona maruzuz bu yüzden stres doluyuz. Elektrik yüklüyüz, ama karşı cinsten elektrik alamıyoruz. Ne acayip! Halbuki ruhumuz bu havasız hapishanede bir avuç toprak kokusuna muhtaç.</p>
<p>İnsan ilişkileri de doğallığını yitirdi, samimiyet ortadan kalktı. Olduğu gibi, toprak gibi, saf ve sıradan insanlar yok artık. Onların yerine başını topraktan kaldırıp gökdelenlerin tepesine dikmiş, hırslı, hesapçı ve sıradışı insanlar var. Sıradışılık “in”, sıradanlık “out”!</p>
<p>Çevremde sıklıkla yağmurdan şikayetçi tipler görürüm: “Off, yağmur da yağacak günü buldu, arkadaşlarla gezecektik, saçımı da yeni yaptırmıştım&#8230;” diye yakınırlar. Yağmur yağmasa toprak nasıl ekin verecek, karnı neyle doyacak? Düşünmezler hiç. Nasıl düşünsünler, hayatları boyunca aç kalmamışlar ki. Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında. Onlar sadece kendi kıçlarının anlık rahatlığını düşünürler.</p>
<p>Nesli tükenmemiş doğal nimetlerimizin -yağmurun, çamurun, toprağın- kıymetini bilmeliyiz. Kendimizi topraktan soyutlamamalıyız. Bir şekilde toprakla ilişki kurmak (bir saksıyla bile olsa) stresimizi alacaktır. Hem ne kadar soyutlayabileceğiz ki topraktan kendimizi, bir gün gelecek dünyanın doyuramadığı gözümüzü bir avuç toprak doyuracak, değil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/benim-sadik-yarim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/07/toprak.jpg' length ='39191'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Gidiyoruz biz!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gidiyoruz-biz.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gidiyoruz-biz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 07:21:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gittim gezdim geldim]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3935</guid>
		<description><![CDATA[Rota bu. Bu hat üzerinde bulunan, ağırlamak isteyen, “Ben sizi gezdiririm” diyen varsa el etsin, biz dururuz zaten.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3937" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="rotta" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/06/rotta.jpg" alt="" width="410" height="224" />Rota bu.</p>
<p>Bu hat üzerinde bulunan, ağırlamak isteyen, “Ben sizi gezdiririm” diyen varsa el etsin, biz dururuz zaten.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/gidiyoruz-biz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/06/rotta.jpg' length ='46200'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Siyah beyaz hatıralar</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/siyah-beyaz-hatiralar.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/siyah-beyaz-hatiralar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 09:34:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[gordon milne]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim üzülmez]]></category>
		<category><![CDATA[metin ali feyyaz]]></category>
		<category><![CDATA[rüştü]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman seba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3917</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden fanatik Beşiktaşlı biri olarak yıllardır futbolu takip etmem. Eskiden dediğim ilkokul yıllarında kaldı. Gordon Milne ve talebeleri muhteşem üçlü Metin, Ali, Feyyaz zamanları yani. Öyle bir bağlıydım ki takım yenilince ağlardım o derece. Çocukluk işte. Sonra donuk bakışlı gülmeyen adam Gordon Milne gitti takımda yavşamalar başladı. Asıl kırılma noktası ise efsane başkan Süleyman Seba’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3918" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/05/siyah-beyaz.jpg" alt="" width="420" height="216" /><br />
Eskiden fanatik Beşiktaşlı biri olarak yıllardır futbolu takip etmem. Eskiden dediğim ilkokul yıllarında kaldı. Gordon Milne ve talebeleri muhteşem üçlü Metin, Ali, Feyyaz zamanları yani. Öyle bir bağlıydım ki takım yenilince ağlardım o derece. Çocukluk işte. Sonra donuk bakışlı gülmeyen adam Gordon Milne gitti takımda yavşamalar başladı. Asıl kırılma noktası ise efsane başkan Süleyman Seba’nın gidişiydi. Ondan sonra Beşiktaş pek tat vermedi açıkçası oynadığı futbolla. Dönem dönem iyi oynasa da genelde o eski fırtınalı günlerdeki tadı alamadım. Örneğin, Lucescu ile 2003’teki 100. yıl şampiyonluğunda bile oynanan futbol pek içime sinmemişti. Zaten genelde şampiyon olan takım çok iyi olduğu için değil diğer büyükler kötü durumda olduğu için şampiyon oluyor.  Belki de bu yüzden soğudum takımdan ve futboldan. Ama daha çok bizim ligin kalitesi etkili sanırım. Beşiktaş iyi olsa kaç yazar ki.<br />
<span id="more-3917"></span></p>
<p>Bu yazıyı yazmama sebep olan dün geceki Ziraat Türkiye Kupası maçıydı. Epey olmuştu Beşiktaş maçı izlemeyeli. Bi&#8217; seyredelim dedim, belki eski heyecanları yaşarız. Maç heyecanlıydı, güzeldi. Mücadele de üst düzeydeydi. Ancak Kara Kartal’dan ben daha iyi bir futbol beklerdim açıkçası. Maçı anlatan eleman sürekli Beşiktaş’ın fizik yorgunluğundan bahsetti. Sanki 2 gün önce UEFA maçı vardı anasını satayım. Zaten Bursa maçı da iptal olmuş. Başka ne maçı yapıyorlarsa artık.</p>
<p>Dünya kadar yabancı dolmuş takıma. Bunlara niye o kadar para verirler anlamadım hiç. Q7’nin üçte biri kadar top oynasalar her şey çok güzel olacak ama nerde. En gıcık gittiğim şey de o zaten. Aynı kalitede top oynayacak bir sürü gencimiz varken yabancı alıyoruz. Onlar da bizim ülkeye gelince yavşama moduna geçiyorlar. Çoğunluğu böyle. Doğru dürüst 2-3 ay top oynuyorlar ancak. O kadar para da çöpe gitmiş oluyor. Lanet olsun kulüplerin yabancı sevgisine. Getireceksen iş yapacak kaliteli adam getir. Asıl bunlardan soğudum belki de ülke futbolundan. Bir de bozuk para harcar gibi teknik direktör ve futbolcu harcanıyor bu ülkede. Mesela İbrahim Üzülmez gibi mücadeleci, istikrarlı adamı anında postaladılar. Yıllardır takımın bel kemiğiydi kendisi. Herkes geldi geçti takımdan ama o hep vardı. Pek tekniği olmasa da 2 sene içinde postalanan top cambazı yabancılarla değişmem kendisini.</p>
<p>Maçta beni şaşırtan Rüştü oldu. “Hala oynuyor mu lan bu?” dedim. Yıllar önce (ortaokulda) bir haftasonu arkadaşım beni Aydınspor-Antalyaspor 2. Lig maçına götürmüştü. O maçta “Bu Antalya’nın kalecisi var ya Fener’e gitçekmiş lan” demişti. Nitekim sonra dediği gibi Fener’e gitti. Hatırladığım kadarıyla o gün bizim Aydın 2 tane takmıştı Antalya’ya. “O gün bugündür hala oynuyor adam, vay be” dedim. Sonra dün geceki sürprizlerden birisi Tayfur Havutçu’ydu. Bizde oynadığı dönemlerde maç sonrası yaptığı peltek açıklamaları geldi aklıma, gülümsedim. Ama asıl diğer sürpriz epeydir görmediğim “Gassaraylı Arif” idi. Onun İ.B.B’de yardımcı antrenörlük yaptığını futbol gündemini takip etmediğim için bilmiyordum. Kameralar, İ.B.B kulübesini gösterdiğinde “Ahanda, Artist Arif” dedim. “Artist Arif” lafını geçmişte maçları Cine5’in verdiği yıllarda maç izlemek için gittiğim kahvehanelerden hatırlarım. Futbol delisi amcalar ne zaman Arif kendini yere bıraksa “Ariiif, Cüneyt Arkın halt etmiş yanında, git Yeşilçam’da oyna. Artiiiz!” derlerdi. Gerçekten çok artistçe bırakırdı kendini.</p>
<p>Ne kadar ligimiz kalitesiz olsa da oynanan futbol çok iyi olmasa da dün gece güzel ve heyecanlı geçti benim için. Yıllar sonra maç izlemenin zevkine vardım. Gollerle coştum. Ara sıra takılmak lazım futbola. Ama sık değil, yaşanan gelişmeler insanı sinir ediyor çünkü, tıpkı ülke siyasetindeki gibi çirkeflikler yaşanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/siyah-beyaz-hatiralar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/05/siyah-beyaz.jpg' length ='30668'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Nihat&#8217;ı kov başkan!</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/nihati-kov-baskan.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/nihati-kov-baskan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Apr 2011 09:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Altay Esiroglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[nihat kahveci]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3910</guid>
		<description><![CDATA[Soyunma odası tartışmaları her kulüpte yaşanan bir hadisedir. Futbol topunun meşinden olması, futbolcuların soyunma odalarında anadan üryan dolaşması kadar normaldir hatta. İbrahim Üzülmez’le İbrahim Toraman arasındaki kavga da soyunma odasında yaşanan olaylardan birisiydi sadece. Fakat gözünün yaşına bakmadınız kaptanın. O kavgayla Beşiktaş tarihinde bir ilki gerçekleştirmedi İbrahim Üzülmez, sonuncusuna da imza atmadı. Aile içinde örtbas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3911" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="nihatkahveci" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/03_d_431700964466_d.jpg" alt="nihatkahveci" width="420" height="371" />Soyunma odası tartışmaları her kulüpte yaşanan bir hadisedir. Futbol topunun meşinden olması, futbolcuların soyunma odalarında anadan üryan dolaşması kadar normaldir hatta. İbrahim Üzülmez’le İbrahim Toraman arasındaki kavga da soyunma odasında yaşanan olaylardan birisiydi sadece. Fakat gözünün yaşına bakmadınız kaptanın. O kavgayla Beşiktaş tarihinde bir ilki gerçekleştirmedi İbrahim Üzülmez, sonuncusuna da imza atmadı. Aile içinde örtbas edilebilecek bir olaydı ama siz şov yapmayı tercih edip kapının önüne koydunuz Türk futbolunun Benjamin Button’ını.</p>
<p><span id="more-3910"></span></p>
<p>İyi bir bahane bulmuştunuz Üzülmez’i gönderirken. Guti, Quaresma, Almeida ve Fernandes gibi oyuncuların kavgadan çok etkilendiğini, şok geçirdiklerini söylemiştiniz. Hatta bir dost meclisinde aynı ifadeleri bizzat Cengiz Zülfikaroğlu’nun ağzından duymuştum. Yabancılar bu durumu ‘insanlık dışı’ diye nitelendirmişti. Siz de Beşiktaş’ın imajını korumak için İbrahim Üzülmez’e kapıyı göstermiş, yabancı oyunculara da “Aynı şeyi siz yapsanız sizi de kovarım” demiştiniz.</p>
<p>Şimdi o çekindiğiniz yabancı oyunculardan bir tanesine saldırdı Nihat Kahveci. Hem de soyunma odası gibi mahrem bir alanda değil herkesin gözü önünde yaşandı bu hadise. Aynı Nihat Kahveci, aynı gün çok da sevmediğim bir spor yazarının üzerine yürüdü. Üzülmez’inki 1 birim ayıpsa, 10 katını yaptı Nihat Kahveci.</p>
<p>Şimdi neler olacağını çok merak ediyorum. Aynı sebebi öne sürüp Nihat’a da yol mu vereceksiniz yoksa tazminatından korktuğunuz için uygun bir ceza mı belirleyeceksiniz? İbrahim Üzülmez’e yapılanların aynısını bekliyorum bir Beşiktaşlı olarak. Aynı sebeplerle Nihat’a da yol ver sayın başkan! “Yabancıların gözündeki karizmamızın çizilmesine izin veremeyiz” de Nihat’a!</p>
<p>Nihat’ı kovmazsanız İbrahim Üzülmez’in gönderilmesinin arkasında başka sebepler arayacağım birçok Beşiktaşlı gibi. Kovarsanız da gerçekten dürüst bir adam olduğunuzu düşüneceğim her şeye rağmen.</p>
<p>Büyük bir sınavın eşiğindesin başkan; önümüzdeki sezonu bekleme!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/nihati-kov-baskan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>35</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/03_d_431700964466_d.jpg' length ='31198'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Yarış atları</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yaris-atlari.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yaris-atlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 12:04:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3901</guid>
		<description><![CDATA[Sene 2011. Mini mini birler okuma-yazma öğrenir öğrenmez kocaman çantalarını test kitaplarıyla doldurur olmuş. Benim zamanımdaki üniversite yarışı ilköğretim seviyesine inmiş. İlköğretim son sınıfta ben hiçbir sınava girmemiştim. Direk düz liseden devam ederek rahatça iyi bir üniversiteyi kazanabilmiştim. Ama şimdi iyi bir üniversite için iyi bir lise şart olmuş. Artık elemeler daha erken yapılıyor. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3902" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/Horse-racing.jpeg" alt="" width="420" height="340" /><br />
Sene 2011. Mini mini birler okuma-yazma öğrenir öğrenmez kocaman çantalarını test kitaplarıyla doldurur olmuş. Benim zamanımdaki üniversite yarışı ilköğretim seviyesine inmiş. İlköğretim son sınıfta ben hiçbir sınava girmemiştim. Direk düz liseden devam ederek rahatça iyi bir üniversiteyi kazanabilmiştim. Ama şimdi iyi bir üniversite için iyi bir lise şart olmuş. Artık elemeler daha erken yapılıyor. Bu yüzden iyi bir liseye kapak atmak için canla başla yarışır olmuş çocuklar.<br />
<span id="more-3901"></span></p>
<p>Çocuklar, çocukluğunu yaşayamadan ezbere boğuluyorlar. Okul müfredatı çok gereksiz kuru bilgilerle dolu. Daha 1. sınıfa giden çocuğa İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını ezberlettiriyorlar. Geçenlerde bir ilköğretim 7. sınıf öğrencisi bir matematik problemi getirdi önüme çöz diye. O zorluktaki soru 15 sene önce ÖYS’de (ÖSS’den sonraki 2. basamak sınavı) çıkıyordu. Çok yükleniyorlar çocuklara, zorluyorlar. Körpe beyinler, milli öğütümün ağır müfredatı altında eziliyor. Hafta sonları sokakta top oynaması gereken çocuk ya evde oturup test çözmek zorunda kalıyor ya da özel dershaneye gidiyor.</p>
<p>Çocuklar kendi doğalarına aykırı hareket ediyor. İnsan doğasına aykırı her hareket bir bozukluk olarak (bumerang misali) geri döner. Yaşanmayan çocukluk, geleceğin psikopat yetişkinlerini doğurur. Hele bir de bazı veliler var ki sidik yarıştırır gibi çocuklarını, başkalarının çocuklarıyla yarıştırır olmuş. Benim çocuğum senin çocuğundan daha başarılı diye hava atıyorlar. Çok test sorusu yapabilen robotlaşmış çocuk başarılı çocuk anlamına geliyor yani. Bu gidişle gelecekte her mahalleye bir tane psikolojik terapi merkezi şart olacak.</p>
<p>Milli öğütüm bu kadar çocukların üstüne binmişken, bir de siz binmeyin sayın veliler. İnsan çocuğuna biner mi yahu? Çocuğun kişiliği ve karakteri, başarıdan önce gelir. Bu ülkeye doktor, mühendisten önce dürüst adam lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/yaris-atlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/04/Horse-racing.jpeg' length ='50861'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Ayça Engin Akmeşe</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2011 23:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Şahsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ayça engin akmeşe]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul aydın üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ordinaryüs profesör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3885</guid>
		<description><![CDATA[Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum. Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3891 alignleft" title="Firsatlari degerlendir!" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/farekedi.jpg" alt="" width="421" height="358" />Anlatılan her başarılı dolandırıcılık hikâyesine eklenen bir yorum vardır. Anlatıcı dolandırıcının yaptıklarını anlatır, sonra da yorumunu ekler: “Abi aslında çok zeki milletiz de kafamız üçkağıda çalışıyor. Kafayı doğru yere çalıştırsak çok başarılı oluruz.” Bugüne kadar kaç dolandırıcı hikâyesi dinlediysem, bir o kadar da bu yorumu duydum.</p>
<p>Asla katılmıyorum. Hatta bu yorumu şu şekilde düzelteyim, aslında o kadar aptalız ki, normal zekada biri çıkıp da diğerlerinin aptallığından veya tembelliğinden yararlanarak bir dolap çevirdiğinde çok zekiymiş gibi görünüyor.</p>
<p>Jetonlu telefona jeton şeklinde buz kalıbı sarkıtmak gibi köylü kurnazlıkları değil benim kastettiğim, polis kılığında esnaftan milyonlar tokatlamak gibi başarılı eylemleri kastediyorum.</p>
<p>Toplum olarak fazlasıyla dikkatsiz, aceleci ve tembel olduğumuzdan, bu özellikleri kolaylıkla aleyhimize kullanabiliyorlar.</p>
<p>Bunun son örneği de Ayça Engin Akmeşe oldu. 39 yaşındaki bu ablamız, tam bir seneden beri İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ordinaryüs profesör unvanıyla sanat tarihi dersleri veriyormuş. Unvanının sahte olduğu İstanbul Üniversitesi’ne başvurunca ortaya çıkmış ve hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açılmış.</p>
<p><span id="more-3885"></span>Ayça Hanım ceza alır mı almaz mı bilmem ama bu olay başka bir benzer olayı anımsattı bana. ABD’de akıllının biri 150 dolarlık banknotlar basıp bir marketten alışveriş yapmıştı. Olay ertesi gün ortaya çıkmış ve arkadaşa kalpazanlık suçundan dava açılmıştı.<br />
Sonuç ne oldu peki? Dava düştü. Çünkü gerçekte 150 dolarlık banknot olmadığından sahtesi de yapılamazdı ve kimse sahtekarlıkla suçlanamazdı. Ancak 150 dolarlık banknotu alıp bir de para üstü veren kasiyerin aptallığıyla dalga geçilebilirdi, öyle de oldu.</p>
<p>Ayça Engin Akmeşe’nin nitelikli dolandırıcılıkla suçlanması da bu olaya benziyor. Çünkü kadın üniversiteye “ordinaryüs profesör” unvanıyla başvurmuş ve bu unvan 1980 darbesiyle çıkan yüksek öğrenim kanunuyla iptal edilmiş, zaten 1960’dan beri de kimseye verilmemiş. Yani ordinaryüs diye bir unvan olmadığı için sahtesi de olamaz.</p>
<p>CV’sine göre 1991’de lisansını, 1993’de yüksek lisansını, 1995’de doktorasını tamamlamış, 2000’de doçent, 2004’de profesör ve 2008’de ordinaryüs profesör unvanlarını almış. Alkışlanası bir CV! <em>(Bu <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca1.png" target="_blank">ilk sayfası</a>, şu da <a href="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca2.png" target="_blank">ikinci sayfası</a>.)</em></p>
<p>Bu CV’yi sıradan bir lise öğrencisine gösterseniz hadi lan ordan diyerek kovar sizi başından. Ama İstanbul Aydın Üniversitesi kovmamış, baş tacı etmişler kadını. Bir sene boyunca derslere girmiş, kendisine toplamda 17.000 TL ödenmiş.</p>
<p>Helal olsun o para. Eğitim sistemiyle, üniversitelerin durumuyla göstere göstere taşak geçmek için daha iyi bir yol seçilemezdi.</p>
<p>Ben bu kadına dolandırıcı demem, diyemem. Dolandırıcı olsa profesör unvanıyla kalırdı, dikkat çekmeden parasını cukkalamaya bakardı. Kadın kendine ordinaryüs demiş. Bakalım ne kadar yedirebilirim, bu iş nerede patlar diye sınırları zorlamış resmen.</p>
<p>6 kitap çıkardığını, çeşitli makaleler değil de bildiriler yazdığını, 14 sergi açtığını, 2 ödül aldığını, Mimar Sinan Üniversitesi’nde, Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştığını iddia ediyor CV’sinde. Ve CV’deki imla hatalarından ödüllere, isimlere kadar her şey bunun dolandırıcılık değil, dalga geçmek maksadıyla yazıldığını gösteriyor.</p>
<p>Ulan basit bir personel alırken bile önceki şirketini ararsın, referans gösterdiği kişilere bir danışırsın. Üniversitene ordinaryüs profesör alıyorsun be, domates değil. O kadar makale, kitap yazdığını söylemiş kadın. Aç birini oku, daha önce çalıştığını iddia ettiği okulları bir ara, nasıl bir hocadır diye sor be. Üniversiteye hoca alırken hiç mi araştırma yapılmıyor, nedir anlamadım ki…</p>
<p>Sıradan bir kadın kendine biçtiği ordinaryüs profesör titriyle üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalışabiliyorsa, diğer eğitim görevlilerinin halini düşünmek bile istemiyorum. Bir sahte kimlikle, Photoshop’da editlenmiş bir diplomayla rektör bile olabiliriz demek ki.</p>
<p>Gelin üniversitelerin durumunu düşünün şimdi. Çocuklarınızı eğitim alsınlar diye gönderdiğiniz, tomarla para bayıldığınız özel üniversiteleri düşünün. Önüne gelenin üniversite açabildiği bir çağda gençlere üniversite bitirmenin önemini anlatalım haydi.</p>
<p>Ayça Engin Akmeşe’nin, nitelikli dolandırıcılık suçundan 20 yıl hapis yeme ihtimali var. Bu ülkede adalet sistemi doğru işleyecekse eğer, onun alacağı cezanın çok daha fazlası İstanbul Aydın Üniversitesi yöneticilerine verilmelidir. Ordinaryüs diye bir unvanın olmadığını bilmeyen, okula alacağı profesörün referanslarını incelemeyen, açıp bir satır yazısını okumayı düşünmeyen, buna rağmen ortalıkta üniversitede yöneticiyim diye gezinen adamlar almalıdır asıl cezayı.</p>
<p>Benim çocuğum bu üniversitede okusaydı Ayça Engin Akmeşe’ye gözümü açtığı için teşekkür eder, okula da ödediğim paralar ve çocuğuma kaybettirdiği zaman için dava açardım. Hem çocuğuma en iyi eğitimi vereceğini iddia edeceksin, hem de sokaktan geçen adamın dalga geçmek için gönderdiği CV’ye inanıp onun başına eğitimci diye dikeceksin.</p>
<p>Bu okulun eğitim öğretime devam etmesi bile yasaklanmalıdır.</p>
<p><em>*Hadi hiçbir makalesini, referansını incelemeyecek kadar tembelsiniz diyelim, hiç olmazsa düşünün. Ayça diye ordinaryüs mü olur lan?</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ayca-engin-akmese.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2011/02/ayca1-353x500.png' length ='10320'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Misket</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/misket.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/misket.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Nov 2010 09:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[bilye]]></category>
		<category><![CDATA[misket]]></category>
		<category><![CDATA[ütmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3878</guid>
		<description><![CDATA[Dışarıdan çocuk sesleri geliyor. Pencereden evimin önündeki çocuk parkına bakıyorum. Çocuklar misket oynuyorlar. Çocukluğumda oynadığım bu oyunu yılların silemediğine seviniyorum. PC, Playstation, Xbox’ların hüküm sürdüğü bu zamanda sokağa misket oynamaya çıkan çocukları görmek ne güzel. Monitörün esaretinden bir süreliğine de olsa kurtulup sokağa çıkmayı başaran türünün son örnekleri. Akşam ezanı okunup hava kararıncaya kadar birbirlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3877" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/11/misket.jpg" alt="" width="420" height="280" /><br />
Dışarıdan çocuk sesleri geliyor. Pencereden evimin önündeki çocuk parkına bakıyorum. Çocuklar misket oynuyorlar. Çocukluğumda oynadığım bu oyunu yılların silemediğine seviniyorum. PC, Playstation, Xbox’ların hüküm sürdüğü bu zamanda sokağa misket oynamaya çıkan çocukları görmek ne güzel. Monitörün esaretinden bir süreliğine de olsa kurtulup sokağa çıkmayı başaran türünün son örnekleri. Akşam ezanı okunup hava kararıncaya kadar birbirlerini ütmeye çalışıyorlar. Şakalaşıp, itişip kakışıyorlar. Bazen de bir misket için kavga ediyorlar. Sanal değil, gerçek.</p>
<p>Sosyalleşme monitörün başında değil sokakta başlıyor. Temas ederek, hissederek, terleyerek… Çocuklar; joystick ve gamepad’e basmaktan çok çamur, top, ip ile oynamalılar. Monitörle bakışmaktan çok arkadaşlarıyla yuvarlanıp terlemeliler. Sosyalleşme arkadaşın ziline basıp sokağa çağırmakla başlıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/misket.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün 5 Kasım</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bugun-5-kasim.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bugun-5-kasim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 06:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[5 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[guy fawkes]]></category>
		<category><![CDATA[v for vendetta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3867</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hatırla, 5 Kasım&#8217;ı hatırla Barut ihanetini ve komplosunu Zaten aklım almaz barut ihanetinin neden unutulacağını Ama ya adam? Biliyorum, adı Guy Fawkes idi&#8230; ve biliyorum; 1605&#8242;de Parlamento Binası&#8217;nı patlatmaya çalıştı. Ama kimdi gerçekte? Neye benziyordu? Bize fikirleri hatırlayın dendi, adamı değil. Çünkü bir adam başarısız olabilir. Yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilir. Ama 400 yıl sonra bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-3868" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/11/V.jpg" alt="" width="420" height="304" /><em><br />
&#8220;Hatırla, 5 Kasım&#8217;ı hatırla<br />
Barut ihanetini ve komplosunu<br />
Zaten aklım almaz barut ihanetinin neden unutulacağını<br />
Ama ya adam?<br />
Biliyorum, adı Guy Fawkes idi&#8230;<br />
ve biliyorum; 1605&#8242;de Parlamento Binası&#8217;nı patlatmaya çalıştı.<br />
Ama kimdi gerçekte? Neye benziyordu?<br />
Bize fikirleri hatırlayın dendi, adamı değil.<br />
Çünkü bir adam başarısız olabilir.<br />
Yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilir.<br />
Ama 400 yıl sonra bir fikir hâlâ dünyayı değiştirebilir.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Bir zamanlar itiraz etme hakkınız vardı, düşünmek ve inandığınız şekilde ifade etmek; şimdiyse düzene uymaya, boyun eğmeye mecbur eden bir sansür ve gözetim altındasınız.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Toplumlar, kendi devletlerinden korkmamalı.<br />
Devletler, kendi toplumlarından korkmalı.&#8221;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/bugun-5-kasim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/11/V.jpg' length ='7441'  type='image/jpg' />	</item>
		<item>
		<title>Ebleh yabu</title>
		<link>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ebleh-yabu.html</link>
		<comments>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ebleh-yabu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2010 09:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akay Perker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ebleh ya bu]]></category>
		<category><![CDATA[ebleh yabu]]></category>
		<category><![CDATA[edeb ya hu]]></category>
		<category><![CDATA[edeb yahu]]></category>
		<category><![CDATA[edeb yahu timi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.delininkuyusu.com/?p=3858</guid>
		<description><![CDATA[Edeb Ya Hû, hat sanatıyla ilgilenenlerin en sevdiği cümlelerden biri. Bazı hattatlar Edeb Ya Hû yazdıktan sonra altına bir de Laedri yazarlar ki bu not sözün Laedri diye birine ait olduğunu değil, anonim olduğunu gösterir. Bilinmeyen, anonim anlamında kullanılan bir ifadedir laedri. Edeb Ya Hû ise, birine edepli olmayı emretmek anlamına gelmez, &#8220;edepli olun yeaa&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3859 alignleft" title="Edeb Ya Hu" src="http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/10/edebyahu.jpg" alt="" width="421" height="443" />Edeb Ya Hû, hat sanatıyla ilgilenenlerin en sevdiği cümlelerden biri. Bazı hattatlar <strong>Edeb Ya Hû</strong> yazdıktan sonra altına bir de <strong>Laedri</strong> yazarlar ki bu not sözün Laedri diye birine ait olduğunu değil, anonim olduğunu gösterir. <strong>Bilinmeyen, anonim anlamında kullanılan bir ifadedir laedri</strong>.</p>
<p><strong>Edeb Ya Hû ise, birine edepli olmayı emretmek anlamına gelmez</strong>, &#8220;edepli olun yeaa&#8221; cümlesinin karşılığı değildir. <strong>Bir duadır, &#8220;Edeb Ya Rab&#8221; cümlesiyle aynı anlamı taşır</strong>. Yani kişi edebi kendine ister, Rabbinden dileğidir bu.</p>
<p>Eskiden medreselerin, tekkelerin, dergahların kapısında yazarmış Edeb Ya Hû ifadesi. Edebin her şeyden önce geldiğini anlatmak için, Allah&#8217;tan edepli olmayı istemek için kullanılırmış.</p>
<p>Rabbe sesleniş olan &#8220;ya Hû&#8221; zamanla argo bir sözcük olan &#8220;yahu&#8221;ya dönüşünce, &#8220;edeb ya Hû&#8221; cümlesinin de anlamı kaymış, gerçek anlamını unutan insanlar birbirlerine akıl vermek için kullanır olmuşlar bu cümleyi.</p>
<p>Başlarda mütevazı, Allah&#8217;tan en büyük dileği edepli olmak olan insanların kullandığı cümle, bugün kendi hatasını görmeyip başkasına laf eden, kendi eksik aklınca onları doğru yola çağıran denyoların kullandığı bir cümle haline geldi.</p>
<p>Bir güruh türedi son zamanlarda, akıllarınca eylem yapıyorlar. Sağda solda gördükleri billboardlardaki, reklam afişlerindeki kadın resimlerine Edeb yahu yazan stickerlar yapıştırıyorlar, sprey boyalarla edeb yahu yazıyorlar. Reklam afişleriyle de kalmıyorlar, esnafın tabelasına, dükkanının camına sprey boyalarla edeb yahu yazanlar var.</p>
<p>Bu kafadaki adamlar, aslında bu duanın ortaya çıkmasına neden olan adamlar. Çünkü edepsizler, başkasının hakkına saygı göstermeyen, malına zarar veren, kul hakkına giren insanlar. Edepli bir insanın yapacağının tam tersini yapıyorlar.</p>
<p>Bu insanlar yüzünden fitne çıkıyor, Aydın Doğan&#8217;ın gazeteleri mal bulmuş mağrıbî gibi atlıyorlar bu tip haberlere. &#8220;İslamcılar azıttı, <a href="http://www.milliyet.com.tr/-edeb-yahu-timi-isbasinda/turkiye/sondakika/%7BDate%7D/1306290/default.htm" target="_blank">edeb yahu timi işbaşında</a>&#8221; gibi haberler yapıyorlar.</p>
<p>Sağa sola edeb yahu yazan dangalaklar bu haberleri okudukça nasıl hissediyorlar bilmiyorum ama edeb Ya Hû lafzının gerçek anlamını bilenlerin iyi hissetmediğine eminim.</p>
<p>Bu denyolar eylemciliğe soyunabilirler, anarşistlik hoşlarına gidebilir ama din adına anarşistlik yapmak diye bir şey yoktur. Amacı ne olursa olsun, kullandığı sözün anlamını bilmeden anarşistliğe soyunanların kapısına <strong>ebleh ya bu</strong> yazmak istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.delininkuyusu.com/index.php/ebleh-yabu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.delininkuyusu.com/wp-content/uploads/2010/10/edebyahu.jpg' length ='75098'  type='image/jpg' />	</item>
	</channel>
</rss>

