Gazoz kapağı!

Gazoz Kapağı

Çocukken hepimiz misket oynardık değil mi? Benim bir poşet misketim vardı, bu konuda iddialıydım. Mors oynamasını severdim, genelde onu oynardık.

Olayı misket boyutuna getirmeden önce de gazoz kapaklarıyla oynardık. Önce kahve ya da bakkal önlerine gider gazoz kapaklarını toplardık, sonra, annelere görünmeden mutfaktan kavanoz kapağı yürütür, içerisine özenle hazırladığımız çamuru koyar ve asfalt üzerine dizdiğimiz gazoz kapaklarını vurmaya çalışırdık. Maliyeti sıfır olan ama yine de kaybetmekten korktuğumuz ve kazanmak için oynadığımız bir oyundu. Bizden birkaç yaş büyükler ortaya 20 tane gazoz kapağı koyar, öyle oynarlardı. Biz cesaret edemezdik bu sokaktan bulduğumuz gazoz kapaklarının yirmi tanesini birden ortaya koymaya… Maliyet sıfır bile olsa, aldığımız zevk ve heyecan milyonlara bedeldi. İki gazoz kapağı için kavga bile ederdik misal…

Sonra futbolcu kartları vardı. Numaralarına göre kazanan kaybeden belli olurdu. O tam bir gerilim havasında yaşanırdı. Hile yapmak çok yaygındı, dikkatini çektiğin anda rakibin kart destesinin en altından daha önce hazırlamış olduğu kartı çeker, tüm nevaleyi toplayabilirdi. Aynı zamanda o kartların koleksiyonunu yaptığımız için kaybedilen kartlar büyük önem taşımaktaydı. Anlatırken bile gerildim!

Biz bu devirleri yaklaşık 15 sene önce yaşadık ve sıramızı savdık. Bizden sonra gelen jenerasyonlar misketten vazgeçmese bile, gazoz kapağını çoktan unutmuştu. Hatta, bazıları o kadar çok gelişim göstermişti ki, Cumartesi gecesi İstiklal’in sonunda, Tünel’de içerken bize güzel bir ders bile verdiler…

Biz muhabbetimizin yanına biralarımızı yudumlarken, bir anda üç tane 10-12 yaşlarında çocuk geldi ve biz daha ne olduğunu anlayamadan ceplerinden çıkarttıkları bozuk paraları, misket oynarmış gibi dik olarak dizdiler, ellerinde tuttukları 1 liraları, ilk atabilmek için fırlattılar ve misket oynarcasına paraları vurmaya başladılar. Biz şaşkınlık ve alkolün etkisiyle güldük ve yakinen izledik. Fotoğraf çekmeye çalıştık ama veletler yaptıklarının yanlış olduğunun farkındaydı sanırım, olabildiğince kaçtılar fotoğraf işinden…

veletler

Bizim zamanımızda böyle bir oyun var mıydı bilmiyorum ama bu devrin çocukları artık bırakmış çocuk olmayı. Oyunları bile aşmış boylarını. Biz, akşam ezanı yaklaşırken “akşam ebesi” oynayarak evlere giderdik, bu çocuklar gecenin bir yarısında sokaklarda parayla oyun oynuyorlar. Çocukluğun masumiyeti bile kaybolmuş oynadığımız gazoz kapakları gibi… Nerede kaldı bunların ailesi, İstiklal Caddesi boyunca durmadan dolanan polisler, zabıtalar, zorla yollandıkları okullar?

Ve sonra bu çocukların ailesi diyecek ki; “devir nereye gidiyor böyle, biz sizi böyle mi yetiştirdik evladım?…” İlerde bir gün, bu çocuklar kumar yüzünden kavga edecekler ve karakola düştüklerinde o yanlarından geçen polisler diyecek ki; “çok bozuldu gençlik, önceden böyle miydi?…” Bu çocuklar iş tutturamadıkları için işportacı olacaklar ve o zabıtalar bu çocukların peşinden koşarken “önceden bu kadar çok yoktu bunlardan” diyecekler k.çlarından aldıkları nefesle… Öğretmenleri okudukları gazetelerin ardında düşüncelere dalacaklar “eğitimsizlikten oluyor bunlar hep!” diyecekler…

….

Çocuklardan birine yaklaştım;

“Biz sizin yaşınızdayken misket oynardık, bu ne lan?” dedim,

“Siz işi bilmiyormuşsunuz abi!” dedi.

Bookmark and Share

Yorum Yok

merhaba  January 13th, 2009 tarihinde demis ki;

merhaba,

bu sitede pek imla hatası olmazdı; bu yazıda var. En azından soru edatını ayrı yazın. “böylemiydi” değil “böyle miydi” yazılacak.

Cem Gezmis  January 13th, 2009 tarihinde demis ki;

Merhabalar, merhaba bey.

Gördüğüm üzere bu sitenin uzun süredir takipçisisiniz ancak ilk mesajınızı bu konu için atmışsınız. Bu sitede yazan bir çok toplumsal olay, politik yanlış, irdelenmesi gereken konuyu okuyup, sadece bu tarz bir imla hatasına yönelmek ve sadece bu tarz bir imla hatasını dile getirmek ilginç geldi bana biraz. Sanırım bu ülkenin yaşayanı değil, bir edebiyat eleştirmenisiniz? Söyleyecekleriniz bir imla hatasıyla sınırlı olmasın lütfen…

Ben, şahsen, bizzat kendim, pek fazla önemsemem imla kurallarını. Anarşist yapımla alakalı olduğunu söyleyenler var ama bence konu bu değil, konuyu saptırmayalım! :) Ben, bir kere yazarım bir yazıyı ve bir kez daha okumadan yollarım. Bir yazar değilim ve milyonlara karşı bir sorumluluğum yok. Bu yüzden kendimi pek kasmıyorum. İlerde eğer bir kitap yazacak dahi olsam, yine kasmayacağım, çünkü yayınevleri bu gibi hataları düzeltmek için var :P Ben, bir kez yazdığıma, bir kez daha geri dönersem, o zaman o yazıyı yazan ben olmam, doğaçlama özgünlüğümü kaybetmiş olurum. Yazılarıma bu ölçüde baktığım için, bir aralık çubuğu eksik basmış olmam çok önemli değil gözümde. Ve bu tarz yorumlar daha sonra gelirse yine önemsemeyeceğim. En fazla uyarı alırım, bunu da önemsemem. Ayrıca yazılarda devrik cümleler kullanmayı severim, garip bir adam olduğumdan ötürü. Bir bakmışsın ki cümle bitemiyor, aslında çoktan bitmiş, ama bitirilmemek için inat edilmiş gibi… Bir edebiyat yazıtı yazmıyorum, bu bağlamda değerlendirmenizi isterim.

Ayrıca, yorumunuzun girişte yazdığınız “merhaba” küçük harfle başlamış… Hiç olmuşmu bu şimdi? Ahh, pardon olmamış, mu ayrı yazılacaktı…

Takibiniz ve uyarınız için teşekkürler…

cem bey,  January 13th, 2009 tarihinde demis ki;

evet, bu sitenin uzun süredir takipçisiyim. Hem de hemen her gün yeni yazı var mı, diye bakacak kadar. sitedeki yazıların içten olması ve samimiyeti ve su gibi akıp gitmesi siteyi ilk tanıdığımdan beri cezbetti. Hatta burdaki yazarların yazılarının birbirine benzemesi de benim için şaşırtıcıydı. Yazma konusunda pek kabiliyetli olmasam da bi deli de ben olsaydım dediğim de vakidir

Elbette imla ve noktalamada herkes kafasına göre takılabilir bu tür yerlerde. ancak sen tut soru edatını da bitişik yaz…
benimkisi dostça bir hatırlatmaydı sadece

dikkate alıp nu kadar uzun cevap verdiğiniz için teşekkürler.

ozkan  January 13th, 2009 tarihinde demis ki;

aslında bu siteye benim gibi hic Turkce karakter kullanmayan insanlarin yazi yazamiyacagi konusunda bir kural varmi bilmiyorum. buraya yazi yazmak icin Turk dili ve edebiyati konusunda egitim almak gereklimi onuda.ayrıca yorum yazarken ismimizi yazmamanizi hangi edat la aciklayacaginizi merak ediyorum. bu kurallara takilmak caninizi sikmiyormu?

mehmet  January 13th, 2009 tarihinde demis ki;

bu tartışma saçma bir hal almaya başladı.

tamam yazdık bişi aldık cevabımızı da sen nerden çıktın. hadi söylediğin şey mantıklı bari olsa ozkan. sanki bütün kuşları öptük de saksağan kalmıştı. iyi sen türkçe karakterler kullanma

…..

Simdi de sizi dinliyoruz