Gittim Gezdim Geldim / Balıkesir

altayyHava akşama dönmek üzereyken Eskişehir’den Balıkesir’e doğru yola çıktık. Gezinin en sıkıntılı, en iğrenç, en bezdiren, çocuklardan lanet ettiren yolculuğu başlamıştı. Kayseri’ye giderken trende gecenin bir yarısı bağıra çağıra konuşan yavşaklardan edindiğimiz tecrübe gereği trende uyumak zordu ve bunu en iyi çözebilecek olan da bir uyku ilacıydı. O güvenle bindik trene…

Yaptığımız yolculuktan bahsedeyim biraz. Vagonumuz, TCDD’nin diğer vagonlarına nazaran gayet kaliteliydi. Ancak içindeki karaktersizlerin kalitesi için aynı şeyi söyleyemiyorum. Yaklaşık yetmiş kişinin aynı anda yolculuk yaptığı pullman vagonun popülasyonunun yirmi kişilik kontenjanını 0-6 yaş grubuna ait çocuklar oluşturuyordu. Koltuklarımız en manyak ailelerin ve onların çocuklarının olduğu bölümün tam ortasına denk gelmişti. Arkamda ayağını koltuğa vuran bir velet, sağımda ise yere oturup oyun oynamaya çalışan bir sürü gerizekalı yavru vardı Balıkesir yolculuğunda.

Arkamdaki çocuk ters bir bakış fırlattıktan sonra toparlandı ama henüz bir yaşına girmemiş kız kardeşi uykusundan uyanarak abisinin intikamını ağlaya ağlaya almaya başladı. Çocuklar, Emir’in de benim de tahammül sınırlarımızı aşan eylemler gerçekleştirmeye başlamıştı ilerleyen saatlerde. Önümüzdeki koltukta ise yengesinin kaynatasının bacısının dünürüne yaptıklarını büyük bir heyecanla anlatan çok salak ablalarımız vardı. Şöyle hayal edin ki; önümüzde sesinin ayarını bilmeyen bu hanımefendiler, sağımızda koridora oturup bağıra çağıra oyun oynayan çocuklar, arkamızda da ıkına ıkına ağlayan bir bebek. Trenin ışıkları açık, saat ise gecenin bir yarısı…

Beni asıl şaşırtan ve sinirlendiren çocukların bu hali değil, ailelerinin pişkinliğiydi. Ulan benim çocuğum milleti rahatsız etse utancımdan yerin dibine geçerim. Bu kodumunun yavşak ailelerinin ise umurunda bile değil anasını satayım. Biz söylendikçe yerde oynayan çocukların babası dönüp dönüp bize sırıtıyordu gerizekalı herif!  Çocukları zaman zaman suratlarına tekme atabileceğim mesafeye geldi ama acıdım sabilere. Adamla konuşmayı düşünüyorum ama biliyorum ki gidip “Abi sustur şu çocukları” falan desek kafası basmayacak nahırın! Söyleniyoruz, homurdanıyoruz ama anlayan kim. İnsanı bir çileden çıkartıp başka bir çileye sokan bu olaylar saatlerce devam etti.

Bir ara çocuklardan bir tanesi “ağlayacam hee!” diye kıyameti koparınca Emir de tepkisini geciktirmedi ve “Yeter lan ben de ağlayacam en sonunda!” diye bağırarak olayın bizim açımızdan geldiği vahim durumu bütün yolcuların gözüne soktu. Saatlerdir yaşanan bu trajedinin başrolündeki çocuklar da bu tepki karşısında affalladı ve sesin şiddetinden dolayı kendilerine çeki düzen vermek zorunda kaldılar. En sonunda tren görevlilerine başvurup çocuğun olmadığı bir vagonda yolculuğumuza devam ettik. O çocukların babası olan yavşaksa hala sırıtıyordu…

Yeni vagonumuz eskisine göre çok dandikti ama huzur vardı orada. Çocuk yoktu, ışıkların parlaklığı ancak bir gece lambasının aydığınlı kadardı ve uyunabilecek ortam vardı. Zaten o vagona geçtikten çok kısa bir süre sonra ikimiz de uykuya dalmıştık. Gözümüzü açtığımızda Balıkesir’deydik. Saat de 03.00’dü…

balikesirBalıkesir’de Emir’in üniversiteden bir arkadaşı karşıladı bizi. Önce karnımızı doyurduk sonra da uzun süre sohbet ettik. Arkadaşın misafiri olarak gittiğimiz evde de geceyi geçirdik. Horul horul bir uykunun ardından Balıkesir’de yeni bir gün doğmuş, sinirlerimiz de yatışmıştı…

Balıkesir Merkezi’nde çok fazla vakit kaybetmedik. Kahvaltımızı bir çorbacıda yaptıktan sonra çaylarımızı bir kahvehanede içtik. Çaylardan sonra gücümüz yerine gelmiş, enerjimizi tekrar maksimum seviyeye çıkarmıştık. Çaylarımızı yudumlarken bir şey dikkatimi çekti, akli dengelerinin yerinde olmadığı verdikleri pozlardan belli olan yaklaşık on kişilik bir kadronun fotoğrafları kahvenin camlarını süslüyordu. Balıkesir’in 5 K’si meşhurmuş meğerse. Yani; kaçıkları, kolonyası, kavunu, kaymağı ve kızları. Bu arkadaşlar da Balıkesir’in meşhur delileri, kahvenin müdavimleriymiş. Kendilerini nasıl sevdirdilerse birçoğu hayatını kaybetmesine rağmen Balıkesirlilerin gönlünden taşınmamış, orada kalmış…

mescitBalıkesir kendi halinde hareketli bir şehir. Yolları ufak, sokakları dar ama yaşanılabilir yerlerden bir tanesi. Şehrin gurur kaynağı olan iki şey var. Bunlardan bir tanesi Yunan işgali sırasında Balıkesirliler’in silahlı mücadeleye karar verdiği Alacamescit, diğeri ise 1864’te Razgrad’da doğup 1939’da Balıkesir’de vefat eden Kurtdereli Mehmet Pehlivan. Kurtdereli, yağlı güreşlerin bayrak isimlerinden birisi. Adalı Halil’le, Koca Yusuf’la birlikte cazgır dinlemiş, kündeye girmiş, devrin başpehlivanlığını kazanmış bir isim. Zamanında Fransa’da, Amerika’da İngiltere’de, Hollanda’da güreşmiş ve bu ülkelerde hiç mağlubiyet tatmamış. Kurtdereli’nin uluslararası müsabakalar için söylediği bir sözü var; diyor ki: “Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve milletin şerefini düşünürdüm.” Balıkesirliler kendileri için büyük bir isim olan Kurtdereli’yle olan saygılarını göstermek için şehrin merkezi yerlerinden birisine başpehlivanın heykelini yapmışlar. Heykelin arkasına da yukarıdaki sözü yazmışlar.

Kurtdereli Mehmet Pehlivan bu sözü sanırım Atatürk’e direkt olarak söylemiş. Çünkü aynı heykelin arkasında şöyle bir ibare var: “Senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum.” Gazi Paşa söylemiş bunu. Atamızın söylediği söz daha önemli olacak ki Kurtdereli’ninkinden yüksek bir yere yazılmış. Şimdi Atatürk’ün lafı, tam olarak laf ola beri gele diye adlandırılan cinsten. “İyi yapmışsın aferin” demekten bir farkı yok. Hani aklı başında bir adam çıkıp “Sen kaydetsen n’olur, kaydetmesen n’olur” diyebilir buna. Ben demem, çünkü ben o kadar akıllı bir adam değilim. Aslında Balıkesirliler, Kurtdereli’nin sırtına basmış, Atatürk’ün torba doldurmayan sözlerini alkışlamışlar. Anadolu’nun birçok yerinde karşılaştığımız bu Atatürk yalakalığı beni şaşırtmadı ama içimdekileri de söylemeden edemedim.

Atatürk’ün Balıkesir hutbesini okuduğu Paşa Cami’sini ve caminin banisi, Fatih Sultan Mehmet’in kainpederi Zağnos Paşa’nın da türbesini ziyaret ettikten sonra yollara düştük. İlk durağımız, bir geçiş noktası olan Soma’ydı, hedefte ise Bergama vardı…

balikessir
Bir yol türküsü ol kon dilimin ucuna! Buradan giriş yaptık Balıkesir’e.

kurtdereliKurtdereli her zamanki gibi boş konuşmuş yine. Oysa Atam’ınki öyle mi, ne kadar da özlü.

alacamescitAlacamescit’teki toplantıya katılan Balıkesirliler işte bunlar. Üst satırlarda da toplantıdaki konuşmalardan bir bölüm var. Zahmet oldu yazamadım.

zaganospasaPaşa Camii. Zağnos Paşa yaptırmış.

zaganospasaturbeZağnos Paşa’nın türbesi. Aynı zamanda ziyaretçisi bol bir devlet adamı.

zaganospasa1Atatürk nabza göre şerbet verdiği zamanlardan birinde bu camide okumuş Balıkesir hutbesini. Tarih 7 şubat 1923. Zağnos Paşa Camii.

Gittim Gezdim Geldim
Gittim Gezdim Geldim / Ankara
Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-1
Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-2
Gittim Gezdim Geldim / Kayseri-3
Gittim Gezdim Geldim / Nevşehir
Gittim Gezdim Geldim / Eskişehir

Bookmark and Share

3 Yorum

Aybala  March 14th, 2010 tarihinde demis ki;

‘Nabza göre şerbet verdi’ ne haddini bilmez bir cümle..Sana mı kalmış onu eleştirmek Ona müteşekkirim ölüme dek Allah ondan razı olsun sonuna dek Ermeni Rum Kürtçüler bir de gericiler onu sevmiyor Sen Ermeni misin Rum musun Türksen neden sevmiyorsun Kendince küçümsüyorsun Güneş balçıkla sıvanmaz Unutma:)

Altay Esiroglu  March 15th, 2010 tarihinde demis ki;

Sana mı kalmış onu eleştirmek
Ona müteşekkirim ölüme dek
Allah ondan razı olsun sonuna dek
Ermeni, Rum, Kürtçüler bir de gericiler onu sevmiyor
Sen Ermeni misin, Rum musun
Türksen neden sevmiyorsun
Kendince küçümsüyorsun
Güneş balçıkla sıvanmaz unutma

Aybalam son satıra kadar iyi gelmişsin ama, eğer kafiyeleri biraz şekillendirip, rediflere dikkat edersen iyi bir ulusalcı şair olabilir, yazdığın şiirle “Be hey dürzü”nün hegemonyasına son verebilirsin. Çalışırsan başaramayacağın şey yok.

bosbogaz  March 15th, 2010 tarihinde demis ki;

Altay,
Atayi kimse elestiremez! Hele hele damarlarinda asil kan akan biri Ata’yla elestiriyi ayni kefeye koymaz. Buyuk sefte boyledir ama ona ustu kapali bir seyler soyleyebilirsin. Yanliz onlardan sonrakiler icin hersey serbest. Istedigini yaz ciz ama Ata’ya bulasma. Nankor evlat olma. Yoksa adin ya Alexandir ya Jorj olurdu. Sukret! Elestircegine dua et. Yanliz duayi devlet dairelerinde falan yapma. Laik ol, layik ol. Boyle olamiyorsan Iran’a git.

Simdi de sizi dinliyoruz