Gundi Kemal

Yeni bir döneme giriyor CHP. Partinin içindeki memur zihniyeti hiçbir zaman değişmeyecek olsa da, yeni başkanları Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde biraz nefes alacaklar artık. En azından 2011 seçimlerinde meclisten düşmemeyi garantilediler. Önemli bir başarı CHP için.

Bilirsiniz, bizde partiler yaptıkları ve yapacakları için değil, aile büyükleri de o partiyi tuttuğu için tutulur, ataerkil toplum yapımızı burada da gösteririz. Gerçek CHP’liler genellikle özel sektöre pek bulaşmamış memur kesiminden çıkarlar. Özel sektörü biraz kurcalayıp paranın tadını alınca AKP saflarında milletvekili olanlar da görülmüştür. Hatta sadece alışveriş merkezlerinde eczane açabilmek için AKP’den milletvekili olan komünist eczacılarımız da mevcuttur.

O nedenle CHP’de aktif rol alanlar reel ekonomiden pek anlamazlar. Teorik olarak elbette anlatırlar, atıp tutarlar ancak piyasada gerçekten iş yapan, iş kurup büyüten, sanayiciliğe, ihracata soyunan CHP’li pek bulunmaz. Partilerinin yeni başkanı da bu zihniyeti aynen savunan, her ev hanımına 100 TL dağıtmaktan bahseden, halktan biri olduğunu göstermek için delik ayakkabılarla dolaşan garip bir adamdır.

Ekonomiden anlamadığı için parayı bir türlü bulamayan bu zihniyet, zenginliğe ve refaha karşı bir tutum sergiler. Yeniliklere açık oldukları pek söylenemez. Zamanında “köprüye hayır!” yaygarasıyla alıştıkları muhalefet işinde, Çarşı grubundan daha azimli bir şekilde her şeye karşı çıkarlar. Bildikleri bir şey varsa, o da rejimin elden gitme ve İran olma tehlikesidir.

O nedenle lüks makam otomobillerine binen veya çeşitli yurtdışı gezilerine giden devlet görevlilerini hiç sevmezler. Ahmet Necdet Sezer’i severler çünkü kırmızı ışıkta durmuştur. Kırmızı ışıkta durmak, markette kuyruğa girmek gibi kendilerinin de yaptığı şeyleri yapan adamlara bayılırlar.

Şimdi de zihniyetlerini tam olarak yansıtan yeni bir başkan seçtiler kendilerine: Kemal Kılıçdaroğlu. Bu amca belgelerle konuşur, dürüsttür, hırsızlık yapmaz, yolsuzlukları açığa çıkarır. Sadece AKP’nin yolsuzluklarını bulmaya çalışır ama olsun, yolsuzluk yolsuzluktur. Yolsuzluk tespit ederek yolunu bulmak da bir başarı sayılmalıdır.

Delik ayakkabılarla gezip memur gibi giyinen ince bıyıklı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP camiasını tam olarak temsil edebilir. Bu nedenle boş durmamışlar, Gandi lakabını takmışlar kendisine.

Burada duralım.

Fatih Çekirge’nin yazdığına göre, 2009 belediye başkanlığı seçimleri öncesi İstiklal Caddesi’nde yürürken esnaftan biri söylemiş bunu ilk kez. “Helâl süt emmiş adam, Gandhi gibi mübarek!” diye seslenmiş biri ve Fatih Çekirge de hemen Kılıçdaroğlu’nun Gandhi karakteri hakkında bir yazı yazmış. Geçtiğimiz günlerde başkanlığa adaylığını koymasıyla birlikte, Hürriyet’in de verdiği gazla bütün CHP taraftarları yapışıverdiler Gandhi lakabına.

Mahatma Gandhi, yaşamını ve politikalarını kimi zaman hayranlıkla, kimi zaman gülümseyerek incelediğim siyasi ve ruhani bir liderdi Hindistan için. Kılıçdaroğlu’nu Gandhi ile bağdaştırmalarının nedeni, fakir fukara dolanmaktan gurur duyması ve dürüstlük iddiası.

Ancak Gandhi dendiğinde ilk akla gelen dürüstlük değildir. Dünya malına sırtını dönmesine tamam desek de, Gandhi hümanizmi, pasif direnişi, pasifizmi temsil ediyor. Kılıçdaroğlu’nun kişisel politikalarının bu yönde olduğunu gösteren bir bulguya denk gelmedim henüz.

Gandhi’nin en büyük hatası, basit yaşama sevdasıydı. 1930′ların Hindistanı’nda bile giriştiği politik savaşı kaybetmesinin nedenlerinden biri olan basit yaşama sevdası, 2000′lerin kapitalist dünyasında hiç tutmaz. Elbette ekonomik özgürlükten en azından birey olarak ümidini kesmiş olanların gözünü boyayabilirsiniz ancak ülke çapında başarılı olmanıza imkân yoktur. Hele ki uluslar arası platformda delik ayakkabıyla gezen adamı kimse sallamaz.

Atatürk’ün her şeyine tapan Kemalistler bilirler ki, o dönem Türkiye’nin en şık giyinen adamı Atatürk’tür, hatta aç gezen Türkiye’ye rağmen milyonlarca dolarlık bir yat satın alarak ağırlamıştır yabancı misafirlerini. Hindistan gibi mistik imajlı bir ülkede Gandhi karakteri belki işe yarar ancak “Avrupa ile Asya arasındaki köprü” olan Türkiye’de aç adamı oynamak akıllıca bir iş değildir.

Eğer göz önünde bir liderseniz, önce imajınızı düzelteceksiniz.

Sonra da anlatacaksınız projelerinizi. Neyin yanlış gittiğini anlatmak önemli değil, onu Şen Kardeşler Kıraathanesi’nde her gün yapıyorlar. Neyi nasıl düzelteceğinizi anlatacaksınız. “Türkiye üreten ve ihraç eden bir ülke olacak,” demekle kalmayacak, hangi vergileri kaldıracağınızı, KOBİ’leri nasıl destekleyeceğinizi, ihracatı nasıl geliştireceğinizi anlatacaksınız.

AB ile ilişkiler nasıl olacak, komşu ülkelere nasıl davranacaksınız, sağlık sistemi ne olacak, banka sistemi ne olacak, askerin siyasetteki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz, selefiniz gibi Ergenekon avukatı mısınız, ekibinizde kimler ne iş yapacak, bunları anlatacaksınız.

Grizu patlamalarının, tren kazalarının suçunu hükümete yüklemek yerine, kömür madenlerinin ne olacağını, hızlı tren projelerinin kazasız belasız nasıl işleyeceğini anlatacaksınız.

“Her şey süper olacak,” iddialarıyla hükümete talip olursanız, hak edeceğiniz oy Hayri Gülle’nin hak ettiği oy kadardır.

Ortada henüz fol yok, yumurta yok. Fakat Doğan medyasında yazıp çizilenlere bakınca, CHP’nin oy oranlarının %50′lere vurduğunu görüyorum. Açık oy gizli tasnif kolpalığını kaybedip 1965 seçimleriyle birlikte kendilerini vidaladıkları koltuktan kaldırıldıktan sonra kaç kez %50 oy almış CHP? Bu oranları görmeye görmeye sayı saymayı unutmuş adamlar.

Evet, fakir memur çocuğu imajı, fakir memur çocuklarının oylarını almakta işe yarayabilir de, ekonomiyi elinde tutan, alıp satan, uluslar arası ticaret yapan adamlara pek gelmez böylesi bir imaj. Gelmeyince de, sabah tıraşını olup Cumhuriyet okuyan, akşam rakısını içip etiketine çentik atan adamlardan başkası sallamaz Gandhi’liği.

Fakir adam gereksiz adamdır dostum Gandhi Kemal. Ülkeyi yönetmeye talip olan bir adamın tek özelliği dürüstlüğü ise, o adamın başarısı Ecevit kadar olur ve nur topu gibi ekonomik krizlerle başbaşa kalırız. Gelişen dünyayı kapalı pencereler ardından seyreden, fakirliğine rağmen laikliğiyle mutlu olan bir ülkede yaşamayı isteyebilecek zekâ seviyesinde adamların vereceği oylar, CHP’nin meclisten düşmesini engeller sadece.

Belki %30 ve kolisyon ihtimali? O da mümkün bak. Kaldı mı dohhuz diye hesap yaparsınız artık. Milliyetçi bir partiyle nasyonal sosyalist bir partinin koalisyonu da şu memleketin içine sıçar.

O değil de, Sarıgül’e yazık oldu be. Medya iyi gaz vermişti, iktidara geleceğine kendi bile inanmıştı adam. Kemal Kılıçdaroğlu yüzünden medya bir anda sırtını dönüverdi adama, bütün hayalleri suya düştü. Şimdi tıpış tıpış döner CHP’ye.

Son olarak, www.kilicdaroglu.com sitesinde çok önemli bilgiler var, mutlaka incelenmesi gereken bir site. Melih Gökçek yine yolsuzluk peşindeymiş, valla komik adam bu adam.

*Gundi: Askerde birçok Kürt arkadaşım vardı. Kemal ve Yakup sürekli Gundi diye hitap ederlerdi birbirlerine. Gundi sözcüğünün “köylü” anlamına geldiğini o zaman öğrenmiştim. Gandi Kemal lakabını duyunca, askerdeki Gundi Kemal geldi aklıma, efendi çocuktu, kimbilir nerelerdedir şimdi.

Bookmark and Share

6 Yorum

bosbogaz  May 24th, 2010 tarihinde demis ki;

Siyati hayatimiza telli duvakli, cilanlanmis, parlatilmis, abartili sekilde sisirilmis bir parti lideri girdi. Herkese hayirli olsun.
Kilictaroglu Ugur Dundar esliginde Melih Gokcekle yaptigi tartismada hayatimda ilk kez gordugum bir kisilikti. Programda onlarca idda dile getirdi, hic birini ispatlamadi, bagirip cagiran ve sorularina cevap bekleyen Gokcek’e susarak gulumsemeyi tercih etti. Dogan medyasi ertesi gun Kilictaroglu’nu tartismanin galibi ilan etti. Kisacasi susup biyik altindan siritarak tartisma kazanan tek siyasetci kendisidir herhalde. Sonra bir Kilictaroglu furyasi cikti ki sorma. Yine iddalarla cikti kamu oyu gundemine basin dogru gibi gorunenleri alkisladi, yalan olanlarin ustunde hic durmadi. Eskiden ordular karsilastiklarinda iki taraftanda birer cengaver cikar savastan once kapisip guc gosterisi yaparlarmis, padisahin veya kralin en yigit en gozupek en kaliteli adamlariymis bunlar. Bir nevi askeri sampiyon yani. Kilictaroglu’da basindan aldigi bu ruzgarla CHP’nin sampiyonu olmus, o onde chp arkasinda Istanbul belediye baskanligi secimlerinde AKPnin yorgun savascisi Kadir Topbasla savasmis, ve Topbas Kilicdaroglu’nun balonunu sonduruvermisti.
Simdi bir alevera, bir dalavera, hop! Kilictaroglu CHP baskani secildi. O Baykal hayrani olup istifayi isittiklerinde aglayan insanlar simdi Kilictaroglu diyorlarda baska bir sey demiyorlar. Bir tiyatro bas yapiti seyrettik sanki ekranlarda, shakespeare’in Macbeth’ine tas cikarircasina Kral komploya kurban edildi, yerine Gandi Kemal geciverdi, hemde ben genel baskan olmayacagim dedigi halde. Simdi yine medyanin verdigi gazla Gandi Kemal %50leri zorladigini soyluyor. Medya bas sayfalarini Gandi’nin soylesilerine ayiriyor, her soyledigi yorumlar esliginde, grizu patlamasini bile golgede birakacak sekilde yayinlaniyor. Aman araya bir sey girmesin, buyu bozulur, bal kabagi ortaya cikiverir belki. Ah keske soyle erken secimlerde olsaydida sicagi sicagina bu is bitiverseydi.
Simdi gelelim sadede… Kilictaroglu maglesef Baykal gibi iktidar yuzu gormeyecek. Niye mi? Durust gibi sunulan ama durust olmayan biri ne kadar basarili olur? Baskan olmayacagim deyip, aksamina adayligini aciklayan biri mi iktidar olacak? Buyukler liginde Topbasin daha once balonunu sondurdugu biri ne kadar tutunabilir? Buyukler liginde sorulan sorulara siritarak verilen cevaplarla ne kadar basarili olunur?

Mustafa  May 26th, 2010 tarihinde demis ki;

Bence ilginc bir yazi, ve ardindan da ilginc bir yorum olmus. Genel olarak katildigimi söyleyebilirim. Ama bence bir noktayi daha kabul etmemiz gerekiyor ki, benim fikrimce CHP nin oylari gelecek secimlerde bir miktar artacak (cok fazla olacagini sanmiyorum, en azinda %50 ye varmayacagi kesin).

Ama su sekilde düsünmekte ilginc bence. Gandi Kemal bence CHP’nin Recep Tayyip Erdogani’dir. Neden diye soracak olursaniz, cevabi basit bence.

AKP’nin iktidara nasil geldigini hatirlarsiniz. Millet o kadar bikmisti ki eski yüzlerden, yeni bir yüze sarilmak istiyordu. Ve tam da bu sirada ortaya cikti RTE. Cok iyi propaganda yapti. Sag ve solun ortasinda gösterdi kendini. Din kimliginin de kullandi, demokrat kimligini de ortaya cikardi arka planda. Millette zaten yeni yüze hasretti, ve istedigini görünce (en azindan sözlerde), verdi direkt oyunu.

Gandi Kemal’e bakacak olursak, Deniz Baykal’in yüzünü görmekten yorulan millet, Kemal Bey’le yeni bir yüz gördü. Yolsuzluklarin üstüne gittigine dair görüntüsü (sadece AKP tarafindaki yolsuzluklar nedense, ayrica Gökcek ile karsilastiginda da dogru düzgün bir sav ortaya atmadigini, sadece rakibini kiskirtma politikasi izledigini düsünüyorum) tam da milletin (en azindan bir kisminin) görmek istedigi bir yüz.

Bunlarin hepsi bir araya gelince, kendisinin cok fazla bisey yapabilecegini zannetmesem de, yine de CHP ye ait oylari bir nebze arttiracagini düsünüyorum.

Albatros  May 27th, 2010 tarihinde demis ki;

Kılıçdaroğlu’nun Tayyip Erdoğan gibi sempati toplayacağına inanmıyorum. İkisi arasında çok ciddi bir fark var: samimiyet.
Kılıçdaroğlu siyasi çizgisini belirleyememiş, bir taraftan zengin düşmanlığı yapıyor, bir taraftan bir gömleğe 500 lira verdiğinin farkında olmayacak kadar zengin. Bir samimiyetsizlik var.
Zengin düşmanlığı yapmasa kimse gömleğini sorgulamayacak, böyle samimiyetsiz bir duruma da düşmemiş olacak.
Yolsuzluk konusunda da samimi olmadığını Çankaya Belediyesi’nde gösterdi.
Medya gazıyla biraz puan toplar belki ama Hilton arazisine imar izni çıkaracak gücü bulamayabilir.

Turgut  June 5th, 2010 tarihinde demis ki;

Ya adam beniim sorularımı cevaplandıracak zekası yok o adamdan bi cacık olmaz diye düşünüyorum. sorduğumda ahım şahım sorular değil. o toplantıdan gittikten sonra garson abimiz çok güzel cevaplar verdi. yazayım istedim. (chp’ye bu sruları soruyorsun fakat. onların iç savşalarından haberin yok bunlar makan diye anasın babasını yer dedi.
bende muhabirim bu arada :)

bosbogaz  June 7th, 2010 tarihinde demis ki;

Gundi Kemal’i birak Onder Sav’in soyledikleri Turgut’un yazdiklarini dogruluyor. Bunun boyle oldugunu yapilan sehir gruplarinin secimlerinde sandalyelerin havalarda ucmasindan belliydi. Ama ben ust yonetim kademesinde bu kadar entirikanin dondugunu bilmiyordum. Nitekim kaset olayi olmasaydi Baykal yine tek aday olarak genel baskan secilecekti. Bu kadar entrikayi organize eden her halde kaset olayinida kurultaya bir kac hafta kala organize edebilir. Adamlarin mayalarinda demokrosi yok bir kere, kendi baskanlarini bile bir darbeyle devirdiler. Inanmasi guc ama zaman gectikce parcalar yerine oturuyor. CHP secimle iktidar olmaya calisti olmadi, baykal’la bu surec tikandi kaldi. CHP bu arada darbe yanlisi gruplarin hamiligine soyundu ki bir ihtimal darbe olursa iktidar onlarin olacakti. O da olmadi. Son secenek partinin onunu tikayan baykalin uzaklastirilmasiydi. Onuda Onder Sav baskanliginda yaptilar. Peki bu kaseti kim cikarmis olabilir?

Ceyhun C  June 8th, 2010 tarihinde demis ki;

selam. bu siteye birkaç ay önce, hulusi derici’nin ”69′u çok seveceksiniz” çalışması üzerine görsel edinmek için gugıl teyze ile halvet içindeyken denk gelmiştim. o ara pek inceleme fırsatım olmamıştı, ama ilgili (reklam) yazınızı okumuş ve bir iki yazıya da göz atmıştım. o zamandan tee bu zamana kadar, aklıma düştükçe (ki beş ondan fazla değildir) sitenize baktım, bazı yazıları okudum. sizi tanımıyorum, arkadaşlarınızı da. nurcu olmadığınıza da ikna ettiniz beni; ki mezkur konudaki yazınızın (siz mi yazmıştınız, sabahın köründe bakmaya üşeniyorum) daha ilk cümlelerinde derdinizi anlamıştım. hülasa: sizi sevdim, vaktim oldukça okuyacak ve yorumlamak isterim. aksi, yer yer hırçın bir insan olmama rağmen -huyum kurumasın- sizlerle hoş fikir teatisinde bulunabileceğimi düşünüyorum…

yazıya tamamen fransız kalmama adına:

medyanın ipiyle kuyuya inilmez. manşetlerden inmeyen, habire pohpohlanan kılıçdaroğlu bunu acı bir şekilde tecrübe edecek, göreceksiniz bak. en iyi ihtimal % 25 alır ki bu da ancak, önceki genel seçimde olduğu gibi dsp ile bir ittifaka girebilirse mümkün olabilir. mustafa sarıgül seçimlere kadar kamuoyu oluşturabilir ve dsp de chp ile işbirliği yapmaz ise % 20 bile sözde halk adamı kılıçdaroğlu için bir hayal olur; zira (eski?) genel başkanı zina etmiş bir parti -chp- propagandası merkez ve sağ seçmenin diline dolayacağı bir seçim çalışması olacak gibi görünüyor. kılıçdaroğlu için kafa patlatacak şeyler yazmak (buna vakit ayırmak) şahsım adına boşa uğraştır. ben sadece sonucu öngörmeyi yeğlerim. ve vaziyetin; neticede böyle olacağından bi kuşkum yok.

gundi, ‘kentli’ dostlarım için de kullandığım bir tabir. sevgiler, iyi çalışmalar. Ceyhun.

Simdi de sizi dinliyoruz