Hangi düşman, neden düşman?

Geçen gün Patricia ile eskilerden bir film izleyelim dedik. Kız tuttu Saving Private Ryan, dedi. “Tamam kardeşim güzel film de, gına geldi artık,” desem de dinletemedim. Bu Amerikalılara biraz film noir, biraz Fransız sineması tanıtmak lazım geldiğini düşündüm. Gerçi “Troia neden Türkiye’de çekilmedi, bana en iyi Türk filmi hangisi söyler misin, Kurtuluş Savaşı’nın, İstanbul’un Fethi’nin filmi var mı” gibi sorularına cevap yetiştirmek daha zordu; bir Amerikalı’nın yanında Hollywood’un -klişeleşmiş de olsa- kaliteli eserlerini eleştirmek zor durumda bırakıyormuş yurdum insanını, bunu da fark etmiş oldum. Özeleştiri bir yere kadar tamam, sinemamızı kendi aramızda eleştiriyoruz da, bir yabancının dalga geçme mahiyetinde olmadan, şaşkınlıkla sorduğu sorular insanı sinemadan soğutuyor emin olun.

Bu filmde bir sahne var, bir asker bir başka askerle boğuşuyor ve kavganın sonunda kasaturasını yavaşça diğerinin kalbine saplıyor. Çok soğukkanlı, gayet sakin. “Şşş sakin ol,” diyor fısıldayarak, “fazla uzun sürmeyecek.” İşte bu sahne çok düşündürdü bizi. Bu adamlar neden düşman, birbirlerini bu kadar soğukkanlı bir şekilde öldürmelerini kim emretti? Aynı ülkede doğmuş olsalar bu düşmanlık olacak mıydı aralarında? Veya birbirlerini savaştan önce tanımış olsalar ve arkadaşlık yapsalar? Hangi ideoloji onları bu kadar vahşice katliama itiyor?

Kalbine sapla bicagiAsker dediğiniz, piyade dediğiniz, deniz kuvvetleri, hava kuvvetleri, Türk’ün gücü, Amerika’nın gururu, Sezar’ın orduları hey hey! dediğiniz kalabalıklar 18-28 yaş arasında gençlerden oluşuyor. Bu kalabalıklar binlerce yıldır birbirlerine en olmadık ölüm çeşitlerini, işkenceleri reva görüyorlar. Sadece bir neden var arkasında: Komutanları öyle emrediyor!

Ve savaş kazanıldığında, öldürdüğü bilmemkaç kişi yüzünden ödüllendirilmiyor bir asker veya cesedi savaş alanında çakallara yem olduğunda kimse anmıyor adını. Ama o asker gibi milyonlarca askeri savaşa sürenler binlerce yıl sonra bile askeri deha, taktik ustası, paşa, general, kahraman gibi sıfatlarla anılıyorlar.

Hitler sivilleri öldürdüğü için faşist diktatör, yüzyılın katili olarak kaldı adı, dünyanın her köşesinden küfür yemeyi başardı. Ama o kadar garip ki, sıradan bir insan üniforma giydiğinde ölmeyi hak edebiliyor. Ve ne bu üniforma giymiş sivili cepheye sürenler, ne de onu alev makinesiyle öldüren diğer insanlar katil olmuyorlar. Kahraman oluyorlar üstelik.

Bugün Irak’ta birbirini kesenler, bu filmde olduğu gibi birbirinin boğazına içinden taşan nefretle bıçak saplayan insanlar birbirlerini daha önceden tanıyor olsalar ne olur?

Arkadaşlarım var Yunanistan’da. Karşılıklı ticaret yaptığımız, birlikte tatile gittiğimiz, aynı konuları paylaşıp aynı şeylerden hoşlandığımız dürüst çocuklar. “Gerekirse 1.000 şehit daha verir Atina’yı alırız” derken burdaki kahramanlık meraklıları, bu arkadaşların hükümeti de aynı şeyi bizim için söylüyor, İstanbul’a yeniden sahip olmanın hayalini kuruyorlar.

Birgün bir savaş çıksa, seferberlik ilan edilse ve eli silah tutan herkes askere alınsa, onlarda da aynı şey olsa… Cephede karşılaştığımızda aynı nefretle onun boğazına saplayabilir miyim kasaturamı? Onun suçu Yunanistan’da doğmak, benim suçum Türkiye’de doğmak mı?

Ne onun, ne de benim karşılıklı hayallerimiz ve üstünlük planlarımız yok birbirimize karşı. O Atina’dan memnun, ben İstanbul’dan memnunum. Ama ikimiz de halk ve potansiyel asker olduğumuz için, birbirimize bu nefreti gütmemiz istenecek bizden. Aksi takdirde vatan haini oluyoruz, ne kadar ilginç.

Sonra birileri orduları savunuyor bana, askerliğin önemini, savaşların değerini… Tepedeki birkaç kişiyi tarih kahraman olarak ansın diye neden kendi arkadaşlarımı öldürmek zorundayım lan ben!? Kime düşman olup kimi arkadaş olarak seçeceğimi bana devlet mi söyleyecek? Sokarım öyle dünya düzenine.

Bookmark and Share

Yorum Yok

bugra  December 4th, 2008 tarihinde demis ki;

türkün türkten başka dostu yoktur!!! yüce türk milleti yerine başka milletlerden arkadaşlar edinmeseydiniz şimdi ne yapacağınızı düşünmezdiniz. ben düşünmem ve bıçağımı gömerim boğazına! türke kefen biçenin ölümü korkunç olur!!!

Akay Perker  December 16th, 2008 tarihinde demis ki;

Türk milletinin diğer milletler karşısındaki yüceliğini somut delillerle ispatladığınızda yeniden görüşelim.

vb  December 19th, 2008 tarihinde demis ki;

akay bey çok haklı bugra, işte bu zihniyetle gittiğiniz için biz (kürt çocuğuyum ben) ve türkleri karşı karşıya getirdiniz. oysa kardeşçe yaşamakta vardı. ve seni temenni edebilirim, biz her zaman kardeşçe yaşayabiliriz. yeter ki siz isteyin biz her zaman yanınızda olalım, kurtuluş savaşında, çanakkale de olduğu gibi her zaman yan yana dost olabiliriz. ama maalesef sen ve senin gibi aklı başka yerinde olanlar, kendisi bu lafı söylesede yıllardır amerikalılardan başka bir dost seçmediler kendilerine..

Simdi de sizi dinliyoruz