Hava sıcak, ortalıkta köpekler…

asker-kopekler_dzz1Hava sıcaktı. Hem de çok sıcak. Ortalıkta köpekler vardı. Bu gözler bu kadar köpeği hiçbir arada görmemişti. Karşıda saman yığını ve küçük çocuklar, tel örgülerin ardından bir şeyler söyleyip duruyordu.

Önce anlamadı, ne dediklerini. Ama sonra su ve ekmek istediklerini fark etti. Yardımseverlik duygularıyla ekmek vermek istedi, su şişesini doldurdu ama beklemediği bir tepkiyle karşıyaydı. YASAK!…

Gün öğlen olduğunda, herkes acıkmış, yemek ihtiyacı ortaya çıkmıştı. 20 kişilik gruptan, 3-5 kişi ortada idi ve bir yandan da “Hadi” naraları atan insanlar gözlemleniyordu. Karavanalarla yemek  getirilmiş, masalara servis açılmış, ancak hadi naraları kesilmemişti. Sanki sadece “Hadi” demekle görevli bir grup var diye düşünmeye başlamışken, bu çağrıya cevap veren grup, kediler ve köpekler olmuştu. Çaresiz yemeği bu hayvanlarla birlikte yiyeceğim diye aklından geçirdi, gençliğini geride bırakmış adam.

Yemek duası için beklerken, bir de bakmış yemeğin yarısı bile yenilmiş. Gittiği bölgenin yerlileri dua beklemez, her işi misafirlere yaptırır, kendileri de herkesten önce yemek yermiş. Bir süre sonra da o bölgeyi terk edip gider, bir sonra gelmiş olanlar yerli halk durumuna gelir, aynı hatayı onlar da tekrarlarmış.

Akşamları, resmi kıyafeti yerliler çıkarırmış ama misafirlere yasakmış. Kendileri şortla, eşofmanla gezer, keyif çatarlarmış. Hatta bazıları kendi işlerini yaptırmak bile istermiş.

Misafirlerin hastalanması da sıkıntıymış. Acil durum sadece ayakta duramaz halde olmak olarak değerlendirildiği için istedikleri an muayene olamazlarmış.

Düzen böyle kurulmuş, böyle devam edecekmiş. Kimse değiştiremiyormuş. Sabahları “kalk kalk kalk” diye azarlanarak uyanmak misafirlerin zoruna gidiyormuş, ama elden ne gelir diye hiçbirşey yapamıyorlarmış.

Bu ortam içinde canı sıkılan usta acemi askerimiz, belki de benden sonrakilerin bu duruma maruz kalmasının engellenmesine katkıda bulunurum diye şu yazıyı yazmış.

USTA – ÇIRAK İLİŞKİSİNE DAİR

Usta, asırlar boyu çırağına başka bir ifadeyle kendinden sora gelerek o işi yapacak olana yardımcı olmayı, bildiklerini öğretmeyi düstur haline getirmiştir.

Sadece usta değil, okulda üst sınıftakiler de aynı kaygı içinde olmuştur. Eğitim sisteminde meydana gelen değişiklikler bu denli sıklaşana kadar, kitaplar alt sınıflara verilirdi. Bir dönem sonra kapitalizm insanları kıskacına aldı ve yeni bir Pazar doğdu. 2. El Pazarı. Sonrasında ise eski itaplar pek işe yaramaz oldu. Ama bu kez de üst sınıflar, alt sınıflara sözlü yardımını esirgemedi.

Üniversitelerde geçmiş yılların soruları elden ele dolaşabiliyorsa bu bir üst sınıftaki öğrencilerin çabasıyla olmakta. Amaç, insana ve insanlığa katkı.

Şehre yeni gelen insanlara da yardım esirgenmezdi.

Velhasılı lafı uzatmaya gerek yok. Önce gelen, sonra gelene yardımcı olmak için elinden geleni yapar. O kişiyi misafir gibi görür, bilgilerini aktarır, yol gösterir.

Bu şekilde davranılmayan tek bir yer var, ne yazık ki. Orada üst devre, alt devreyi ezmek için elinden geleni yapar. Ora diye bahsettiğimiz yer ne yazık ki, ASKER OCAĞI

İşte birkaç yaşanmış olay.

1- Sabahları kaldırma görevine sahip kişi bulunmasına rağmen, üst devre sırf işkence olsun diye, 7-8 kişi birden avazı çıktığınca bağırıyordu. Acemi diye anılan, sonradan gelmiş gruptan biri “Temsilci seçin de sadece o bağırsın” dedi. Usta olarak da tarif edilen kişi, biz hepimiz birden bağırırız. Herkes kalksın dedi. Acemi, üstünlük insanlıktadır diyince, Usta tuhaf bir cevap verdi. “Burada insanlığın önemi yok, üst devre olmanın önemi var.” Acemi, ne diyeceğini şaşırdı, sustu.
2- İlk hikayedeki acemi, nöbetçiydi. Ustalara laf düşmesin diye tüm arkadaşlarını büyük bir nezaketle uyandırdı. Buna rağmen bağırmaya çalışanlar vardı. Sağduyulu bir görevli olan başka bir usta, siz kendinize bakın, adamlar uyandı zaten, dedi. Sonra gözlüklü bir usta, sen bu olaylara girme diye sağduyulu ustayı uyardı. O sırada acemi o girmese ben girerdim, dedi. Bu sözünü kavga sözü olarak algılayan gözlüklü usta, ne yani döver misin, dedi. Aceminin cevabı enteresan: Biz sorunları konuşarak çözen insanlarız. Bir sorun olunca da kanuni olarak çözeriz. O zaman da, ustalar tarafından bu acemiye “Demokrat” adı konuldu.

Bookmark and Share

Simdi de sizi dinliyoruz