Herkes şemsiye kullanamaz
George Bush ve şemsiye savaşı
Şemsiye terörü can almaya devam ediyor değerli Kuyu okurları. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde sandıklardan çıkıp yetkili yetkisiz herkesin elinde oyuncak olan şemsiyeler, şehir terörünün etkin bir silahı haline geldi.
Bu gidişe dur demek isteyen büyük devletler, bugün Barack Obama ve Dennis Pylekal önderliğinde bir toplantı yaparak önemli bir anlaşma imzaladılar. Gizli toplantıların anlam ve önemini kavrayamamış dostum Dennis Pylekal’ın boşboğazlığı sayesinde, toplantıda konuşulan her şeyi öğrendim!
Dennis’den aldığım bilgilere göre, müthiş bir yenilik bizleri bekliyor! 2010 kışından itibaren, şemsiye kullanımı ehliyete bağlanacak. Şemsiye ehliyeti olmayanların yağmurda ıslanmasına kimse üzülmeyecek, şemsiyesinin altında yer vermeyecek.
2010 ilkbaharında başlayacak olan şemsiye ehliyet kursları üçer aylık iki kur şeklinde devam edecek ve kurslarda başarısız olanlar önümüzdeki kış şemsiyesiz yürümek zorunda kalacaklar.
Kahraman Türk milletinin yağmurlar altında ıslanıp Gülben Ergen şarkıları söylemelerine gönlüm razı gelmediğinden, şemsiye dediğimiz büyük buluşun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatarak şemsiye sınavına hazırlanmanıza yardımcı olmayı boynumun borcu biliyorum.
ŞEMSİYE 101
Şemsiye Nedir?
Şemsiyenin tarihi, 4.000 yıl öncesine dayanır. İlk dönemlerinde güneşten korunmak amacıyla kullanılan şemsiye, ahmakıslatanlar altında yeterince ıslanıp akıllanmaya başlayan Çinliler tarafından yağmurda da kullanılmaya başlanmıştır. Çinliler kafayı çalıştırana kadar sadece güneşten korunmak amacıyla kullanılmıştır.
Çinli şemsiye ustası
Zaten ismi de oradan gelir. Latince gölge anlamına gelen umbra’dan türetilerek, İngilizcede umbrella denir. İspanyolcada güneşi durdurmak anlamında parasol derler. Türkçeye Arapçadan gelir şemsiye ismi. Araplar da güneş anlamına gelen şems sözcüğünü dişilik eki -iye ile şenlendirerek şemsiyye ismini bulmuşlardır.
İlk şemsiye kullanımına Mezopotamya’da rastlanır. Ota boka anlam yükleyen manyak Mısırlılar tarafından, şemsiyenin koruyucu özellikleri olduğuna da inanılmış ve saygı gösterilmiştir.
Şemsiye, 16. yüzyılın sonlarına kadar hep doğu ellerinde kullanılmış. Doğulular güneşten, yağmurdan şemsiyeleri sayesinde korunurken Avrupalılar tavuk gibi ıslanmışlar. 1700’lü yıllarda Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway (1712 – 1786) tarafından İngiltere’de kullanılınca Avrupalılar şemsiyeyle tanışıp, aksesuar olarak yaygınlaşmaya başlamış.
İngilizler şemsiyeyle tanışınca çok sevmişler, katladığı gazetesini paltosunun cebine koyan, şemsiyesini de koluna asan yuvarlak şapkalı tuhaf İngiliz karakterleri türemiş. İngilizler bununla da yetinmemişler, o zamana kadar abidik gubidik malzemelerden üretilen şemsiyeyi geliştirip belli standartlara ulaştırmışlar.
4.000 yıllık aksesuarın seri üretimini yapmayı da 1830 yılında James Smith adında cingöz bir İngiliz başarmış. James Smith & Sons adlı firmasında seri üretim şemsiye işine giren Mr. Smith bu işten deli paralar kazandı mı bilinmez ama bugünkü baston sap şemsiyelerin ortaya çıkmasını, belli standartların oturmasını sağlamış. 1852’de Samuel Fox adlı bir başka İngiliz, çelik tel kullanarak şemsiyeleri sağlamlaştırmış.
Osmanlı zamanında el yapımı şemsiyeler kullanan, bilinen herhangi bir seri üretim şemsiye fabrikasına sahip olmayan Anadolu insanı, yerli malı seri üretim şemsiye ile 1882 yılında, İstanbul’da yaşayan Robinson adlı bir İngiliz’in girişimleri sayesinde tanışmış.
Türkiye’nin ilk şemsiye fabrikasını açan Robinson Efendi, tahminimce bu işten çok pis para yapmıştır. Seri üretim iyidir, kısa sürede tekel olursun.
Günümüzde zilyon tane modeli, şekli şusu busu olan şemsiye piyasası o kadar renklidir ki, bazısı Çin’den 50 cente getirdiğini perakendede 5 liraya satar, bazısı da oturup el işlemeleriyle süslediğini 2.000 dolara satar.
Şemsiye dediğimiz meret, kısaca böyle bir şey. Elinizdekinin tarihini bilin diye yazdım. Peki, tarihini artık öğrenmiş olduğumuz bu aksesuarı nasıl kullanacağız?
Şemsiye Kullanma Kuralları
Şemsiye, çok basit kurallara sahip bir alet gibi görünse de, bu işi hafife alanlar yüzünden insan yaşamını, özellikle göz sağlığını ciddi derecede tehdit eden bir savaş aleti haline gelebiliyor.
Çift kişilik şemsiye
O halde madde madde yazalım ki, yağmurlu havaların yayaları kör olmasınlar.
1. Her şeyden önce şunu bilin ki, şemsiye bir savaş aleti değil, sizi yağmurdan koruması için kullanacağınız basit bir düzenektir.
2. Toplum içinde nasıl yürüyeceğinizi, davranacağınızı hâlâ öğrenemediyseniz, şemsiye kursundan önce emekliliği gelmiş askerlerin gittiği “sivile adaptasyon kursu”na yazılın. Resmi adıyla, Psikolojik ve Sosyal Rehberlik Kursu.
3. Ani yağmurlarda her köşeden çıkıveren işportacıların sattığı 5 liralık muşamba şemsiyeleri almayın, kullanmayın. Birçoğu yağmur dinmeden bozularak sizi yarı yolda bırakacaktır. (Tanesi 50 cente ithal ediliyor onlar, 5 lira verip de kâr ettiğinizi düşünmeyin.) Adam gibi bir şemsiye alın, uzun zaman kullanın.
4. Şemsiye, tek kişilik bir araçtır. İki kişi kullanılması sıkıntılara sebep olur. Ama iki kişi kullanmak zorunda kalırsanız da, şemsiyeyi uzun boylu olan tutsun. Yancı, şemsiye tutucusunun ne tarafındaysa, şemsiye tutucusu şemsiyeyi o eliyle tutsun. Yancı sağda, şemsiye sağ elde, yancı solda, şemsiye sol elde. Aksini yapıp da şemsiyenin altında eğilip bükülmeyin, çok komik görünüyorsunuz.
Şemsiye nasıl taşınır?
Bu şemsiye kalabalık ortamda taşınmaz mesela.
1. Şemsiye, kılıfında taşınır. Kola asılıp sağa sola sallanmaz.
2. Şemsiye kılıfı, mutlaka şemsiye kullanıcısının yanında bulunur. Yağmur dindiğinde, silkelenmek suretiyle suları dökülen şemsiye, kılıfına geri konur.
Şemsiye nasıl açılır?
1. Şemsiye yağmura çıkmadan önce, çevredeki insanlara dikkat ederek, kapalı ortamda açılır.
2. Eğer yolda yürürken yağmura yakalanırsanız, bir kenara çekilip kalabalıktan ayrılarak, dikkatle açın şemsiyenizi. Kalabalığın ortasında şak diye şemsiye açarsanız o şemsiyenin telleri birilerinin kıçına, gözüne batabilir, rahatsızlık verebilir, dayak yiyebilirsiniz.
Şemsiye nasıl kullanılır?
Kalabalıklarda farkını göster!
1. Elinizde açık bir şemsiye varken, normalde kapladığınız alanın en az üç katını kaplarsınız. Bu hacim, şemsiyenin çapına göre değişir. O nedenle şemsiyeyle yürürken, diğer zamanlarda olduğunuzdan üç kat daha dikkatli olun. Dikkatiniz, şemsiyenizin çapıyla doğru orantılı olarak artsın.
2. Aval aval çevrenize bakarak veya yere bakarak yürümeyin. Karşıdan gelenlerin veya yanından geçtiğiniz kişilerin bulunduğu noktalara dikkat edin. O kişilerin şemsiyenizin hava sahasına gireceğini gördüğünüz anda, şemsiyenizi o kişinin boyundan daha yükseğe kaldırın.
3. Eğer şemsiyenizi kaldırsanız da yol veremeyecek kadar kısa boyluysanız, o zaman karşıdan gelenin aksi istikametine yatırın.
4. Karşıdan gelenin veya yanından geçtiğiniz kişinin aksi istikametine yatırdığınız şemsiyeyi, diğer yanınızdaki yayanın gözüne sokmayın. Aradaki oranı iyi ayarlayın. Trafikte makasa girer gibi dikkatli olun.
5. Hava rüzgârlıysa, şemsiyenizi rüzgârın estiği yöne doğru eğerek yürüyün. Eğer şemsiyenin içinin rüzgârla dolmasına fırsat verirseniz, ters dönecektir. Tabi şemsiyenizi eğme işlemini görüş açınıza engel olacak kadar abartmayın. Rüzgâr da esse, fırtına da kopsa, şemsiyenizi görüş açınızı kapatacak şekilde tutmayın. Karşıdan gelen rüzgârı, yağmuru kesmek için önünüze eğdiğiniz şemsiye, çevrenizdeki diğer yayalar için tehlikeli bir silah durumunu alacaktır.
6. Hava, şemsiyenize hakim olamayacağınız kadar rüzgarlıysa şemsiye kullanmayın.
7. Şemsiyeniz rüzgârdan ters dönerse, bir yandan yürüyüp bir yandan şemsiyenizi düzeltmeye çalışmayın. İnsanlardan uzak bir köşede düzeltmeyi deneyin.
8. Şemsiyeniz yırtılmış, kumaşı tellerden kurtulmuşsa, yeni bir şemsiye alın. Yeni şemsiye alamayacak kadar fakirseniz, yürürken ok gibi dışarı çıkmış telleri yanınızda veya arkanızda değil, önünüzde tutun. Sağlam şemsiyeyle yürüdüğünüz zamanlardan beş kat daha dikkatli olun.
Şemsiye nasıl kapatılır?
Bu hareketi kapalı ortamda yaparsanız küfrederler.
1. Kapalı bir ortama girerken, şemsiyenizi içeri girmeden önce kapatın. İçeri girdikten sonra kapatarak sularınızı sağa sola sıçratmayın. Şemsiyeyi dışarıda kapatıp birkaç damlacık ıslanmanız, içerde kapatıp ortalığı batırmanızdan daha hayırlıdır.
2. Şemsiyeyi dışarıda kapatıp içeri girerken ıslanmamak için götün götün girmeye çalışmayın. Şemsiyeyi kapatın, birkaç kez silkeleyin, kapıyı kıçınızla değil, adam gibi, elinizle açın. İlk işiniz de şemsiyenizi kılıfına yerleştirmek olsun.
3. Şemsiye kılıfı basit bir eşantiyon değil kullanışlı bir şemsiye aksesuarıdır. Şemsiyenizi kapattıktan sonra kalabalık bir ortama girecekseniz (toplu taşıma aracı, sinema salonu, herhangi bir kalabalık lobi vs.) şemsiyenizi kılıfına koyun. Islak şemsiyenizi çevrenizdekilere sürtmeyin.
4. Elbette kılıfa koyduğunuz şemsiyeyi çöpe atmayı planlamıyorsanız, kılıfa yerleştirmeden önce birkaç kez sallayarak suyunu silkeleyin. Şemsiyeyi kılıfında kurutup çürütmemiş, milli servete zarar vermemiş olursunuz.
5. Şemsiye kılıfınız yoksa, şemsiyenizi başkalarının eşyalarının da asılı olduğu vestiyerlere asmayın. Islatmayın milletin eşyalarını.
Şemsiye dersi bu kadar. 4.000 yıllık bir aksesuarı kullanmayı hâlâ beceremeyenler, CARICOM, AB, NATO, BM ve bilumum uluslar arası örgütün kriterleri uyarınca 2010 kışından itibaren yaya trafiğine şemsiyeyle çıkamayacaklar. Yağmurlu günlerde evde oturup yağmurlar dinene kadar Singin’ in the Rain ve Les parapluies de Cherbourg izleyecekler. Catherine Deneuve hayranlıkla anılacak, arkasından şarkılar söylenecek. (Yazıyı yazarken iki film geldi aklıma, ikisi de müzikal. Şemsiyeyle bile romantikleşebiliyorum, bir acayip adam oldum son günlerde.)
Ona göre davranın, yukarıda yazanları iyi okuyup öğrenin. Şehirde yaşıyorsun evladım, dağda olsan alırsın bir kepenek, şemsiyeye bile gerek kalmaz. Ama şehirdeysen toplu yaşamayı bileceksin. Sonra “benim oyumla şemsiye kullanmayı bilmeyen adamın oyu neden bir?” der, kızar sana Aysun Kayacı.
Hatun kariyerinin sonuna doğru güzelleşmeye başladı, kızdırıp da kırışıklıklarının artmasına neden olma.
(Şemsiye tarihi hakkındaki bilgilerin bir kısmını Wikipedia’dan arakladım, kaynak isteyen oraya sorsun.)





Son Yorumlar