Kitapla fantezi yapmak
Yıllar önce okuduğum Monte Kristo Kontu’ndan büyük bir keyif almıştım. Geçenlerde Timaş’ta yaklaşık 600 sayfalık geniş bir çevirisini bulunca dayanamadım verdim parayı, okudum tekrar. Hem klasikler önemlidir, dursun bir kenarda. Kitapları genellikle bana yakın olduğu için Kabalcı’dan ya da Alkım’dan alırım. Timaş’la fazla dirsek temasım olmadı, bugünden sonra da olacağını düşünmüyorum.
Timaş’tan aldığım Monte Kristo Kontu’na büyük bir heyecanla başlamıştım. Ama sayfaları erittikçe kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. Çevirmen Ali Çankırılı kitaba resmen tecavüz etmiş. Din propagandasının suyunu çıkartmışlar. Sanki okuduğum bir batı klasiği değil de menkıbeler kitabı. Kitabın ortalarına geldiğimde bir an Edmond Dantes, Kelime-i Şehadet getirerek müslüman olacak sandım. Hatta sonlara yaklaştığımda Katalan cıvırı Mercedes çoktan iman etmiş diye düşünüyordum.
Böyle rezillik, bu kadar kepazelik olmaz. İnandıklarını topluma empoze etmeyi düşünüyorsan bunun bir sürü yolu var. Oturur yeni bir kitap yazarsın, elindeki reklam ve medya gücüyle bunu çok kolay bir şekilde okunan kitap haline getirebilirsin. Ben de müslümanım ama başkasının eserinin piç edilmesinin saygısızlık olduğunu bilecek kadar müslümanım. Benim dinim hırsızlığın her çeşidini yasaklar. Timaş emek hırsızlığının daniskasını yapmış. Alexandre Dumas’tan etkilenerek ortaya yepyeni bir kitap çıkartmışlar. Ama konu genel hatlarıyla, isimleriyle falan aynı.
Çevirmen anlatmamış ama ben eminim ki; Dantes ile hapishanede tanıştığı yaşlı adam cemaat olup namaz kılmışlardır. Ramazan ayında sahura kalkıp, akşam namazını eda ettikten sonra birlikte iftara oturmuşlardır. Boş vakitlerinde bereketlenmek için hocaefendinin kitaplarını da kesin okumuşlardır. Çevirmenin küçük dünyasında bunlar mutlaka olmuştur ama oturup yazmaya eli gitmemiştir. Minnettarım kendisine! Dantes, yazar için öyle salih bir müslümanki, “benim” diyeni cebinden çıkartır. Maşallah her işe Besmele çekerek başlıyor.
Bundan sonra ne Timaş’a uğrarım ne de eserlerine göz atarım. Hıristiyan bir yazarın eseri de olsa emeğe saygı göstermeyenlerin inanç sistemine şüpheyle bakarım.
“İyi ki kitaplar var” diyorsunuz ya kelime oyunu yaparak, şimdi düştü jeton. Millet atın, eşeğin, tavuğun ırzına geçer siz de kitaplara göz koymuşsunuz belliki. Evet iyi ki kitaplar var da biz beri tarafımızı koruyabilmişiz.
Ali Çankırılı, Alexandre Dumas’ı mezarında ters çevirmiş bu başyapıtıyla. Alın size kitap nasıl piç edilir, kitaba tecavüz nasıl gerçekleştirilir en güzel örneği.
Kitabın karakterlerinden Albert, annesi Mercedes’e sarılıyor.
Anne kucağı, büyümüş de olsa, bir çocuğun sığınabileceği en emin kale idi…
Tercümeye sadakatsizlik olsa da, burada bir Türkçe dörtlüğü terennüm etmeden geçemeyeceğiz:
Anne başa taç imiş!
Her derde ilaç imiş!
Bir evlat pir olsa da
Anneye muhtaç imiş.
Terennümcüler kovalasın sizi emi!
5 Yorum
Akay Perker July 17th, 2009 tarihinde demis ki;
Altay insanı! Samanyolu TV belgesel yayıncılığında ne yapıyorsa Timaş da kitap yayıncılığında aynı şeyi yapıyor.
National Geographic’de belgesel izliyoruz, sürekli evrimden bahsediliyor. Evrim sayesinde şöyle oldu, böyle oldu diye anlatılıyor.
Aynı belgesel Türkçe dublajla Samanyolu TV’de yayınlanıyor ama ne duyuyoruz? “Bozkırın hakimi Kılkuyruk Aslan’ın yavruları artık güvende. Çünkü yerlerin ve göklerin hakimi onların rızkını veriyor.”
Ya git kendin belgesel çek, ya da hazır belgeseli yayınlarken yorum sokuşturma araya.
cumhur abi’nin dediği gibi, kendileri yapamazlar ama hazırdaki eseri kendi fikirlerini anlatmak için rezil etmekte hiçbir sakınca görmezler.
Madem çok terennüm edesin geldi, otur kendin bir kitap yaz, istediğin kadar terennüm eyle sayfalarında.
Bir başkası bunların yazdığı herhangi bir kitapta geçen “Kezban’ı samanlıkta iğne ararken gören Orhan hemen yardıma koştu ve Allah’ın inayetiyle iğneyi bulmakta muaffak oldular” cümlesi yüzünden terennüm ediverse ne hissedecekler acaba…
Burada bir Flemenkçe paragrafı terennüm etmeden geçemeyeceğiz, “iki gönül bir olursa samanlık seyran olur ve Orhan Kezban’a yumulur,” dese adam, piç olmayacak mı senin eserin?
Ceyda Ryden July 17th, 2009 tarihinde demis ki;
Arkadaslar Timas’i bilmem ama Bordo Siyah Yayinevi’nden de uzak durmanizi tavsiye ederim. Berbat ceviriler var. Gorki mi okuyorsunuz ilkokul kompozisyonu mu okuyorsunuz belli degil. Buyuk yazarlarin kelime oyunlarini umursamiyorlar. Hikayenin ana temasinin anlasilmasini yeterli buluyorlar.
cnem December 15th, 2009 tarihinde demis ki;
aynen katılıorum yaa. bende geçen sene okudum. keşke okumasaymışım. okurken Allahu ekber diyesim geldi valla… :D
Altay Esiroglu December 16th, 2009 tarihinde demis ki;
cnem ben okurken iman tazeledim neredeyse :)





cumhur abi July 17th, 2009 tarihinde demis ki;
bunların aklı fikri tebliğdir altay kardeşim. bu güzellikte kitaplar yazamadıkları için çeviri yaparken aralara sıkıştırırlar fikirlerini. kitap piç olmuş kimin umrunda.