Nereye gidiyoruz?

Yer: İstanbul’da bir camii…
Küçük çocuk belli ki ilk defa geliyordu Cuma namazına. İlk defa bu kadar kalabalığın içinde kulaktan dolma bilgilerini uygulayıp ruhunu rahatlatacak, daha sonra umarsızca devam edecekti sokakta ki haytalıklarına.
Hoca hutbeye çıktığında çocuğun hareketleri, görenleri klasik tabirle “hayrete düşürdü”.
Çünkü çocuk cami de televizyondan gördüğü kadarıyla, “istavroz” çıkarıyordu!
Yer: Bir eczane kapısının önü…
İlaçlarını poşete doldurup eczanenin kapısından dışarıya adım atan adam, karşısında 11-12 yaşlarında dilenci bir çocuk görür. Çocuk “Abi n’olur bi simit parası” şeklinde klasik dilenci nameleri dizmeye başlayınca, adam hiç uzatmaz “Peki ama sana bir soru soracağım, bilirsen para veririm” der. Maksadı çocuğa parayı kendi hakkıyla aldığını göstermek, küçük yüreğine elinden geldiğinde su serpmektir. Bu yüzden üç yaşındaki yeğenimin bile bilebileceği bir soru yöneltir çocuğa, “Söyle bakalım, seni kim yarattı?”
Çocuk düşünür düşünür lakin cevabı bir türlü bulamaz! Adam şaşkınlık içindedir. Ama yine de çocuğa ikinci bir şans vermeye niyetlidir. Başka bir soru yöneltir eczanenin önünde ayaküstü.
“Peki Peygamberin kim?”
Bu ikinci soru aslında ilk soruya verilemeyen cevabı teyit ettirmek maksatlıydı. Acaba çocuğun şaşırtmaca(!) sorudan dolayı kafası mı karışmıştı, yoksa gerçekten kafası boş muydu?
Adam bunları düşünürken çocuktan cevap geldi;
“Eee…Kemal…Şeyy..Mmm…Mustafa Kemal!”
Adam bu cevap karşısında hayrete değil, dehşete düşer!
Yer: Anadolu’da bir köy.
Diyanette görevli profesör, Anadolu turnesinde bir köydedir. Köyde evlenen bir çift vardır. Israrla nikahlarını hocanın kıymasını ister, evlerine davet ederler. Hoca nikahı kıymadan önce hep beraber iman tazelemek için gençten “Kelime-i Şehadet” getirmesini ister. Damat müsade isteyip evden ayrılır, hoca şaşkındır. Damat bir süre sonra geri gelir;
“Hocam vallahi aradım taradım bulamadım o dediğinizden!”
Şimdi bu hikayeleri ele alalım. Birincisinde çocuk, küçük aklıyla ibadet etmek için camiye gidiyor. Ama ailesinden din adına hiçbir bilgi almamış. Nereden almış? Televizyonlardan. Nasıl? Amerikan dizilerindeki Hıristiyanlık propagandalarından etkilenmiş. Dini vazife olarak, onların ayinlerini kazımış körpe beynine…
İkinci hikâyede ise çocuk yine ailesinden bir şey almamış. Anlaşılan o ki, bu çocuk medyadan da bir şey almamış. Belli ki evlerinde televizyon dahi yok. Bu çocuk sınıflarındaki kara tahtanın üzerinde asılı olan Atatürk resminden ve ona ilkokul birinci sınıftan beri anlatılanlardan yola çıkarak aklınca mantık(!) kurmuş ve bu sonuca varmış.
Nereye gidiyor bu çocuklar? Hadi aileleri boş diyelim. Peki ya okullardaki din dersleri? Din dersleri boş mu geçiyor? Çocuklarımız namaz kılmasın, bale yapsın mantığının Müslüman evlatlarını nereye sürüklediğini görebiliyor musunuz?
Göremiyorsanız üçüncü hikayeye bakınız. Bu çocukların gelecekteki hallerinden başkası değildir bu “şaşkın damat”. Gusül abdesti almayı bilmeyen bayan doktor, ve daire-i İslam’a girmesini ve orada kalmasını sağlayan Kelime-i Şehadet’in nasıl birşey olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan bilgisayar mühendisleri de gördüm. Yani bunun gibi yaşanmış çok hikaye var belleğimde. Sadece trajikomik olduğu için bunları seçtim. Ve sormak için Nereye gidiyoruz diye.
4 Yorum
Yaşçın Bozok July 24th, 2009 tarihinde demis ki;
@mazik
Diyanet hocaları dine hıyanet ederse, imamlar ellerinde gitarla çocuklara eğitim verirse, o çocukların aklında tabi ki poklu değnek kalır.
bosbogaz July 24th, 2009 tarihinde demis ki;
Bu is kiytirik din kulturu dersiyle olmaz. Eger bir aile cocugunun dinini din kulturu dersinden ogrenecegini umuyorsa, yandik ki ne yandik. Bu is aile icinde olacak, anne ve babanin katkisiyla olacak. Tabii anne ve baba da dinleri konusunda bilgisiz olursa, ortaya yazida verilen ornekler cikiyor. Ben sahsen insanin bilmedigi bir seye inanmasini dogru bulmuyorum. Soyadi gibi babadan ogula (tabiri caizse) gecen ve sorgulanmadan kabul edilen dinimizin degerini maglesef bilmiyoruz. Bu tur bir yaklasim bir muslumanin yaklasimi olmamali. Nitekim Kuran boyle bir yaklasim icin Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler? (BAKARA – 170) . Bugun sokaga ciksak ve insanlara niye muslumansiniz diye bir soru sorsak bunun cevabini kac kisi verebilir sizce? Arastirdik mi? Diger dinlerle karsilastirdik mi? Yoksa babamizdan boyle gorduk mu? Peki Kuran’i bastan sonuna okudunuz mu desek? Dusunun, Mr. Obama size ozel bir mektup yazmis olsa, bu mektubu okuyup/okutup anlamadan uyuyabilir misiniz? Inanancimiza gore matemetigin, fizigin, astronominin, anatominin kisaca bu alemin ve diger alemlerin yaraticisi bize seslenmis (bir bilim adami icin bulunmaz bir firsat aslinda) ama biz mesajin ustune yatiyoruz. Dunyada hic bir din insanlari harekete, arastirmaya, ogrenmeye tesvik etmez Islamiyet kadar. Ama biz yerimizde sayiyoruz. Su halimize bakarak, biz mi Islamiyete yakismiyoruz? yoksa Islamiyet mi bize yakismiyor? Cahil biz, arastirmayan biz, ogrenmeyen biz, tembel biz, tum bunlar icin Islam’i suclayan da yine biz.
Esra September 10th, 2009 tarihinde demis ki;
Biraz geç oldu ama bosbogaz’a kesinlikle katılıyorum.





mazik July 23rd, 2009 tarihinde demis ki;
bir zamanlar kuran kursuna gitmeyince tekme tokat döğülen çocuklar ,şimdi o etkilerin aşırılığı sonucu gelişin bilnçsizlik. değneğın her ıkı tarafıda pokluydu ,dolaysıyla biz hiç orta halli olmadık,olamadık. ya dinci olduk,ya da manlyak, deli. Ana babamızın öğrettiğine din dedik,her içi temize kanıp az aklımızla herseyi bildiğimizi zannettik. daha ne olacaktık ,ilim,fen,özgürlük,iman,kutsal değerler,saygı,hürmet,yenilik,buluş …istikbali henüz göklerde arama zamanımıza daha var bence ,şimdilik istikbal yerden geçiyor bisim için.