Öyle tahmin ediyorum ki…
Ademoğulları dünyada yaşamaya başladığında ilk olarak mağaralarda almış soluğu. İki göz mağarasında tenceresini tıngırdatan mağara adamları uzun bir süre avlanarak hayatlarını idame ettirmişler. Aradan yüzlerce, binlerce yıl geçince üç beş mağara birleşerek toplu yaşamanın işleri kolaylaştırdığını farketmişler. Bunun yanında, insan hayatını tehdit eden çevresel faktörlerin ciddiyetini anlayınca birbirilerine daha sıkı sarılmışlar. Kimse kimseyi yarı yolda bırakmamış. Yan mağarada pişen öbür mağaraya da düşmüş, işlerini birlikte halletmişler. Bir elin sesi yokmuş, iki el alkış tutuyormuş. Bunu farketmeleri bir dönüm noktası olmuş insanlık tarihinde. İnsanlık toplu yaşama geçiş yapmış.
Sonra kalabalıkların idare edilmesi sorunu ortaya çıkmış. Çünkü bir toplulukta her birey kendi kafasına göre hareket edince işler bir türlü istenildiği gibi gitmiyormuş. İnsan kalabalığı organizasyon sıkıntısı çekmeye başlamış ve bunu farkedip, erken davranan sesi gür bir amca “Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur” diyerek kalabalığın başına geçmiş. Kalabalıklar artık onun belirlediği kurallar çerçevesinde yaşamaya başlamış.
Aradan yüzlerce, binlerce yıl daha geçmiş ve bu kalabalıklar yakın çevrelerindeki başka kalabalıklarla birleşerek daha da kalabalık olmuşlar. Tabii bu süre içinde bir sürü şey öğrenmiş insanoğlu. Yazıyı, barutu, en önemlisi tekerleği bulmuşlar. Yaşadıkları bölgenin yüzölçümü genişleyince daha fazlasını istemişler ve böylelikle insanlık tarihinin en iğrenç buluşuna, savaşlara imza atmışlar. Devletleşmenin ön sürecinde devletçiklerle, beyliklerle idare etmişler bir süre. Kabile reisleri daha kalbur üstü adamlar olmuş. Bazı bölgelerde yönetim, tahtında oturan tanrılar tarafından idare edilmiş. Ulu Manitular çıkmış ortaya, Firavunlar, kendilerini tanrı sananlar falan… Derebeylikler peydah olmuş bir süre sonra. İstanbul’un Fethi derebeylikleri yok etmiş, sonra bir süre imparatorluklar idare etmiş dünyayı. Akabinde Fransız İhtilali ile milliyetçilik, eşitçilik, halkların yönetimde söz sahibi olmak istemesi sarmış cihanı. İmparatorluklar, Krallıklar, Sultanlıklar, hanedanlar yıkılmış. 1800’lü yıllarda demokrasi kavramı dönemin en popüler şarkısı olmuş. Sazı eline alan söze demokrasiden girip, halkın yönetiminden çıkıyormuş. Halk artık kendisini yönetecek isimleri kendisi seçmeye başlamış. Monarşik rejimler tarih olmuş…
İnsanlığın yönetim şeması sürekli olarak değişmiş aslında. Mağaralarda yaşanan dönemlerden düne kadar insanlar yönetilmeye muhtaç bir şekilde yaşamışlar. Arada sivrilen akıllı ve şanslı isimler ise yönetici olmuşlar. İnsanlık tarihi kadar eski bir kelime olan yöneticilik, barındırdığı efsun ve kendisini hevesleyenlerin içindeki tükenmek bilmeyen hırsla milyonlarca insanın canını yakmış. İnsanoğlu ilk günden beri bu kelimenin altında ezilmiş…
Her sistem kendi dönemi içinde en mantıklısı olarak düşünülmüş. Kavimler halinde yaşandığı dönemde en mantıklı yönetim biçimi nasıl ki küçük gruplar halinde yaşamaksa, imparatorlukların at koşturduğu yüzyıllarda da en akıllıcası için imparatorluk, krallık denilmiş. Aynen 200 yıl öncesinde bu topraklarda demokrasiye, meşrutiyete, cumhuriyete mantıklı dendiği gibi.
Şimdi bir sürecin içerisinde bir bilinmeyene doğru gidiyoruz. Şu anda çoğunluk için en mantıklı yönetim biçimi demokrasi, cumhuriyet, halkın kendi kendisini idare etmesi. Sadece Türkiye için değil, genel kanı bu şekilde. Sürekli olarak bir devinim içinde olan insanlık ve yönetim bundan sonraneye gebe acaba? Önümüzdeki yüzyıllarda torunlarımız nasıl bir sistemde yönetilecekler ya da yönetecekler? Günün birinde bu cumhuriyetler de yok olacak, hiçbir demokrasi ilelebet payidar kalmayacak bu aşikar da acaba ne olacak? Başa mı döneceğiz yoksa ileriye mi gideceğiz? Başımızda, milyarlarca insanın bağlı olduğu tek bir yöneticiye tabi kalarak tek dünya devleti olarak yaşayabilir miyiz? N’olacak bundan sonra, son günlerde bu soru meşgul ediyor kafamı.
Bundan sonrası ne olacak acaba?
14 Yorum
Altay Esiroglu September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
yanisi, benim aklima bir sey gelmiyor, var mi sizlerin aklinda herhangi bir yönetim sistemi?
Ceyda Ryden September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
Tek dunya devleti calismalari devam ediyor zaten. Biz begenmesek de onlar calisiyor.
Here is the plan:
ABD, Kanada ve Meksika arasinda imzalanan anlasmaya gore once Amerika kitasi tek devlet olacak.
Avrupa Birligi Balkanlardaki ulkeleri de kapsayacak sekilde genisleyecek.
Turkiye’den gerekli topraklar alinarak Kurdistan kurulacak. Ardindan Kurdistan da lagvedilerek vaat edilmis topraklar Israil’e dahil edilecek.
Buyuk Israil, Amerika ve AB ortakliginda tek devlet calismalarina baslanacak.
Bunlar ABD’de sessizce konusulanlar. Bilinmesini isteseler Meksika ve Kanada anlasmasini halka bildirirlerdi.
Onlar calisirken Rusya ve Cin bos durmaz. Iran ve Rusya cok siki fiki zaten. Pakistan da guclu bi devlet olarak onlara katilabilir. Doguda buyuk bir guc birligi kurabilirler. ABD emrinde kurulan Turkiye eger ABD’ye kafa tutarsa daha cok toprak kaybederek parcalanabilir.
Ilk saydiklarim bilinen gercekler, son paragraf kendi dusuncelerim.
Yalcin Bozok September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
Ceyda;
“ABD emriyle kurulan Türkiye” çok iddialı bir cümle. Bu sözleri sarfedenin Türkiye’nin Amerikan mandasını istediğini, reddedilince de “Biz manda ve himayeye karşıyız” dediklerini bilse gerek?
Ceyda Ryden September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
Turkiye ve ABD arasindaki manda iliskisi kedi ve ulasamadigi ciger iliskisine benzer. Siz Turkiye’nin sinirlarini kendi cizen ozgur bir ulke olarak kuruldugunu dusunuyorsaniz orasini bilemem.
Yalcin Bozok September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
Ceyda;
Biliyormuşsunuz! Şaşırdım. Türkiye’de bu gerçeği bilen çok az kişi var.
Hell yeah!!
Ceyda Ryden September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
UCLA’de milli tarih gibi rejim bekcisi yetistirme dersleri olmadigi icin daha objektif anlatilir bazi seyler. Turkiye’de ise gercekleri gormek icin okulda ogrendiklerinizi silmeniz gerekir kafanizdan.
billur definition September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
vallahi Türkiye’de tarih mustafa kemal’in etrafında dönüyor. türk tarihine daha bu kadar ulvi(!) bir şahsiyet tezahür etmedi diye öğrendik.
Ceyda’nın da dediği gibi körpe dimaglar, yakın Türk tarihinin aziziliğine uğruyor, selçuk(lu) ile osman(lı) artık birer mahalle arkadaşı…
bosbogaz September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
Altay’in sorusu “Bundan sonrası ne olacak acaba?” yi soyle sorarsak “Bundan sonrasi ne olmayacak acaba?” yaniti su olurdu. Ceyda’nin soyledikleri :))
Amerika sessizce bu konulari konusmuyor. Amerika seslice bu ekonomik kirizi nasil atlatirizda evimizi, isimizi kaybetmeyizi konusuyor.
Bence fazla Michael Moore filmleri seyretmisiz :))
Altay’a demokrasinin tarihi konusunda katilmiyorum. Demokrasi Yunanlilarda imparatorluklarin cokusunden cok oncede kullanilmisti. Yani demokrasiye donup dolasildiktan sonra tekrar gelindi demekte yarar var.
Bundan sonra ne olur? Mad Max olur. Enerji savaslarina hazirlansin simdi herkes. Dunyayi ulkeler degil sirketler yonetecek ileride (simdide bu boyle ya)
Altay Esiroglu September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
@bosbogaz
Evet Yunanlilar demokrasiyi bir donem kullanmisti. Ama bildigim kadariyla kisa suren bir macera oldu bu. Sonra yine imparatora tabi oldular. O donemki tek ornek oldugu icin bahsetmedim bu mevzudan. O zaman denediler ve olmadigini anlayip tekrar eskisi gibi yasadilar.
Gerci Yunanlilarin sistemi biraz daha farkliydi, sadece krala tabi degillerdi, senatorler, valiler falan da yonetime zaman zaman karisabiliyorlardi diye biliyorum.
Bu durumda simdi senin yaptigin gibi, “donup dolasip tekrar krallikta karar kildik” diyebilir o zamanin insanlari.
Emir Akın September 26th, 2009 tarihinde demis ki;
Bundan sonrası ne olur? Al bakalım Altay birkaç senaryo da benden olsun.
1. Üçüncü dünya savaşı sonunda bilinen dünya yok olur. Teknoloji, cep telefonu, bilgisayarlar, elektrik vs. çok kısıtlı olarak sağlam kalan veya korunmuş bazı yerlerde kullanılır. Geride kalanlar kabileler, küçük şehir devletleri, derebeylikler vs… halinde yaşamaya devam ederler. Bu arada yeraltı sığınaklarına saklanmış bilimadamları orda bir yeraltı medeniyeti kurar. Yüzyıllar sonra bu insanlar yerüstüne çıkar. Bu arada evrim filanda geçirip dwarflara veya dark elflere dönüşmüş olduklarından yeryüzü insanları onları pek hoş karşılamaz. sonuçta siber punk ve fantastik kurgu gibi bir dünya olur, süper olur. severim siber punk ve fantastik kurguyu!
2. Uzaylılar gelir. Dünyaya bi saldırırlar aklımız çıkar. Tabi hemen kendimize gelip topyekün uzaylıları taşlarız ABD öncülüğünde bir dünya devleti kurup uzayı fethe çıkarız. Bilimkurgu da iyi edebiyattır okuyun!
3. 2012 de marduk gelir hepimizi sker! Yönetecek ve yönetilecek kimse kalmaz.
4. Böyle gelmiş böyle gider…
özlem September 27th, 2009 tarihinde demis ki;
Turkiye’de ise gercekleri gormek icin okulda ogrendiklerinizi silmeniz gerekir kafanizdan.ceyda hanım katılıyorum size gözümüzü dünyaya actıgımız zaman gerçekleri görebilirz ama engelleyici sebebp cok….ne zaman bu ülke acılımları bırakıp şekilciliği bırakıp sadece insanları iyi kötü diye ayırırsa şuan Avrupanın 50 yıl gerisinde olan türkiye 1 adım öne cıkabilir…
Altay Esiroglu September 28th, 2009 tarihinde demis ki;
Emir Akin’in fantastik dunyasi iste. “Kiyamet cok fantastik olacak olm” diyen bir adamdan ne beklenir baska?
Emir Akın September 28th, 2009 tarihinde demis ki;
Kıyamet çok fantastik olacak diye birşey dediğimi hiç hatırlamıyorum Altay! Gerçi fantastik olur muhtemelen de görmemeyi tercih ederim. O kadar da fantazya bana fazla gelir…





hükümdar September 25th, 2009 tarihinde demis ki;
ee, yani?!?!