Bi gün bi arkadaşla oturuyoruz…

medeniyetEmir’le birlikte Gittim Gezdim Geldim serisinin başlamasına vesile olan gezinin ilk gününde yorgunluktan bezmiş bir vaziyette Ankara’da bir parkta oturmuş konuşuyorduk. Mevzu nereden açıldı hatırlamıyorum ama sonunu Emir şöyle bağladı: “Olm şimdi bunu bir yarış olarak düşün. Adamlar bize tur bindirmiş defalarca. Tur bindirirken yanımızdan geçiyorlar ya, işte o zaman devletlüler meydana çıkıp (Gördüğünüz gibi muasır medeniyetlerle aynı seviyedeyiz) diyorlar. Bizim medeniyetimiz budur işte.”

Sonra bu güzel tesbiti için “Aferin lan keranacı” diyerek tebrik ettim Emir’i.

Tiyatroyu rahat bırakın

The Last CigaretteSimon Gray oyunu The Last Cigarette

Kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu Ortaçağ Avrupası’nda operalarda kadın sesi kullanabilmek için castrato kullanırlardı. Küçük çocuklar daha ergenliğe girmeden hadım edilir, sesleri hep ince kalır ve büyüdüklerinde muazzam sesli sopranolar olurlardı. Toplum da sahnede kadın görmediği için günaha girmez, kadınlar halka kötü örnek olmazlardı. Daha el kadar çocukken hadım edilerek cinsiyetini kaybeden sopranoların geçirdiği psikolojik travmalar kimsenin umrunda olmazdı.

Sonraları insanoğlu değişti, anlayışlar değişti. Kadınlar önce sahne hakkını, sonra seçme – seçilme hakkını kazanarak toplumda yer almaya başladıklarında tarihteki sopranolara methiyeler düzüldü, minik çocukların hadım edilmesinin doğru bir davranış olmadığı düşünülmeye başlandı.

Bir dönem sigara içmek güzel sayıldı, bir dönem eroin sağlığa yararlı zannedildi.

Bir süredir yapılan çalışmalar sonunda, artık sigara da kötü sayılıyor. Umuma açık kapalı alanlarda sigara içmek yasaklanıyor, televizyon filmlerinde sigara görüntüleri sansürleniyor. Bunlara gülüp geçiyorum da, bugün aldığım bir haber gülüp geçilecek gibi değildi.

Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken öyküsünü oyunlaştırmışlar. Oyuncular sahnede sigara içip topluma kötü örnek oluyorlar diye belediye gelip ceza kesmiş.

Devam

Ahmet Altan’a mektup

asklarkavgaylabaslarVatanı bir kadın memesine satan sayın Ahmet Altan;

Son günlerde Taraf Gazetesi’nde yaptığınız yayınlarla ülkemizin gündemini çok ciddi şekilde meşgul ediyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni eleştiriyor, saklanan bazı gerçekleri deşifre ederek milletimizle paylaşma cesaretini gösteriyorsunuz. Atamızın “Köylü milletin efendisidir” vecizesine isyan edercesine kendilerini bu ülkenin ve milletin efendisi olarak gören TSK’ya, dokunulmazlıklarının olmadığını, eleştirilebileceğini hatırlattığınız için size kırmızı çizginin rakip yarı alana bakan bölümünden “Helal olsun” diyorum. Uyuşuk bir millet olan bizleri, “Darbe olmalı abi yeaa” diyen gerizekalıların saldırısına rağmen bilinçlendirmekten çekinmiyorsunuz. Eksik olmayın…

Fakat Sayın Altan bu kadar övgüden sonra bir takım eleştirileri de hak ediyorsunuz.

Ahmet Altan, ülke gündemini sarsan bu haberlerin neden aynı döneme denk geldiğini ne kadar düşünürsem düşüneyim bulamıyorum. Bu yayınlarınızın hepsi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en tepesindeki isim olan İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı yaptığı zaman dilimine isabet etmesi bir tesadüf müdür?

Devam

Kalbim kış köşesi

karli-yol
Kış benim mevsimim. Soğuk, ayaz, kar, yağmur, çamur beni kendime getiriyor. Genelde sevilmez kış. Herkes yağmurdan kaçar. Soğukta dışarıda kimseyi göremezsiniz, görseniz bile içeriye girmek için can atıyordur. Çünkü soğuk kemiğe işler, acıtır. Bir de kış ölümü hatırlatır insana çaktırmadan; ondan sevilmez galiba, dışarıda çıt çıkmaz, hayat durmuştur sanki. İnsanlar evlerinde pineklemektedir. Dondurucu soğuk; yalan sözleri, sahte gülümseyişleri, taş kalpleri evlerine hapsetmiştir. Dışarıda onlara rastlamadan gönül rahatlığıyla kafamı dinleyebilirim.

Devam

Şanslı nesil

teknolojik-bebek
Annem hep der ki: “Siz çok şanslısınız, biz hiçbir şey görmeden yaşadık.” Bunu derken kastettiği teknolojinin nimetleri. Bizim erken görüp onun geç gördüğü şeyler: TV, elektronik aletler, internet vs. Ama ben annem gibi şanslı olduğumuzu düşünmüyorum. Keşke geceleri mum ışığında otursaydım da zamanın pisliklerini görmeseydim. Neler mesela? Birbirlerini parmaklayan liseli gençler, onların yanında her türlü küfür bilen “erkek fatma”lar, TV programında donunu indiren arsız showman’i alkışlayan insanlar…

Devam