Pelin’i Sıkıştırmışlar!!

batularinpelin

Son hamlesini görünce birkaç kelime karalayıp durumu kamuoyuna izah edeyim dedim. Pelin bu, ne de olsa bacaklarıyla topluma mesaj veren yegane kişilik. Fakat yazdıkça ve Google nimetinden faydalandıkça resme biraz daha geriden bakma fırsatım oldu. Siz de içinizden “Bu son cümle de pek bi klasik oldu bee” diyorsunuz biliyorum. Dersiniz, haklısınız. Bunu ben de düşündüm ve kalıplarımdan kurtulmak, bendimi aşmak için geçenlerde Said Nursi’nin yarı sözlük yarı “bişey” kitaplarına göz attım.

“Bişey” kısmını değil ama sözlük kısmını okumanızı tavsiye ederim. Her sayfanın altında dipnot şeklinde Farsça, Arapça ve bilimum dillerden zuhur eden kelimelerin anlamlarına yer verilmiş. Gördünüz mü hemen kapmışım bir iki kelime. Zuhur falan. Böyle eksantrik şeyler çok. Eski Türkçe sevenler ve öğrenmek isteyenler Bülent Ersoy ile kendilerine boşuna işkence etmesin! Hah hah latife etmiyorum azizim. Neyse, biliyorum yukarıdaki resimle ve konuyla bütünüyle alakasız. Eskiden bu kitaplar “kimsenin anlamasına gerek yok” diye sözlük kısmı olmadan yayımlanırdı. Okuyanların %99,99 luk kısmı sadece “bereketlenmek” için okurdu. Kendilerine göre haklılar. Şimdi ise sözlük koymuşlar. Ancak her sayfanın yarısı dipnottan müteşekkil. Okumaya başlarsanız her cümlede sayfanın bel altına bakıp anlamadığınız kelimenin manasına bakmak ve geri dönmek zorundasınız. Belli ki kitabın aslına sadık kalmak istemişler! Bu sözlük olayı ile uğraşana kadar kelimeleri direkt günümüz Türkçesi ile yazmak daha mantıklı olurdu. O yüzden bu tarz kitapları sadece sözlük maksatlı satın almanız mantıklı olacaktır. Zira çoğu zaman sözlükten daha ucuza bulabilirsiniz. Ya da gerçekten birşeyler öğrenmek istiyorsanız gidin bir İslam ilmihali alın.

Gelelim Pelin Batu olayına. Şimdi bu hatunun babası diplomat. Bu vesileyle Ortadoğu ve Avrupa’da birçok kentte bulunmuş. Hatta ilk ve orta öğrenimini buralarda tamamlamış. Hem doğu hem batı kültüründen tatmış. İki zıt sosyal ortamda da bulunmuş. Tahminimce yabancı öğrenci olayından faydalanarak Boğaziçi Tarih bölümünü kazanmış. Çünkü Boğaziçi’nde (yabancılar için ÖSSs diyeyim) sadece tarih ve edebiyat bölümlerine alım var. Tabii ki sınav kolay, çünkü yabancılar için hazırlanmış. Yabancı devlet vatandaşı olup aslında “Türk” olanlar, bu yolla güzel üniversitelerde bazı bölümleri okuma şansı buluyorlar. Ancak dediğim gibi bu benim varsayımım. Bu varsayımın iki dayanağı var. Birincisi babasının diplomat olması ve sürekli yurtdışında olmaları. İkincisi ise kamuyounda oluşturmak istediği izlenim için kullandığı taktiğin zekâdan ve akıldan yoksun olması. Anlayacağınız canlarım, şu son okuduklarınız tamamen benim çıkarımımdır. Aksi söz konusu olabilir. Yani bildiğimiz hayvan gibi çalışıp da kazanmış olabilir. Ancak ben hiç ihtimal vermiyorum.

Pelin ablanın bacakları ile ilgili ilk beyanatı Üsküdar’da mini etek giyemediğine dair idi. İnsanların bakışlarından rahatsız oluyormuş. Pelin ablanın zekâ seviyesinin ortalamanın üzerinde olmadığını, hatta altında olduğunu daha önce ima etmiş miydim? Etmediysem şimdi ediyorum.

Bu bakışlar genellikle mini etek giymesinden rahatsız olanlardan mı yoksa mini etek giymesinden memnun olanlardan mı geliyor acaba? Bir kızın ya da kadının mini etek giymesinden rahatsız oluyorsanız başınızı başka tarafa çevirirsiniz. Eğer rahatsız olmuyorsanız, azıyorsanız, hoşunuza gidiyorsa başınızı o yöne çevirirsiniz. Amiyane tabirle, kesersiniz mini etekli hatunu. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Neyse, gerçeği yansıtsa da bunlar klişe şeyler. Olayın özü şu ki, Batuların Pelin aklı sıra AKP ile kendi bacakları arasında bir bağlantı kurmaya çalışıyor. Düşünsenize koskoca toplum psikolojisi, davranışı Pelin’in bacakları ile ilintili.

Şimdi de ikinci vak’a ile gündeme geldi. Motosikletli bir şahıs Pelinciğimi sıkıştırmış, “Bu ne hal gız? Çocuklarımın anası olacak kadına bu hal yakışıyor mu?” demişmiş. Batu yine “deri parçası” diye tasvir ettiği bacağının açık bölümü ile sosyal toplum arasındaki derin bağlantıyı halkın bulması için haberi gazetelere servis etmiş. Uu beybi! Zekâ fışkırıyor!

Pelin bacakları ile Türkiye’nin aynası olduğunu düşünedursun, bence motosikletiyle Pelin’i sıkıştıran kişi, eski yaşantısından yeni yaşantısına henüz belki de tam intibak edememiş olan Ahmet Hakan’dır. Hala beraberler mi bilemiyorum doğrusu. Takip etmiyorum, farketmez. Gericiler eski sevgililerini de kıskanır karışırlar. Her şeyini değiştirebilen Hakan gerici kıskançlığını atamamış ve Pelin’in bacaklarını azman bakışlardan kıskanmış olabilir birçok erkek gibi. Laik, aydın, çağdaş etiketine zeval gelmesin deyu bu uyarıyı bir maganda gibi kafasına kask takarak yapmayı tercih etmiş, belki de etkili olacağını düşünmüş olabilir.

Sonuç olarak sevgili Pelin, bacaklarını illa bir yere bağlamak istiyorsan önce çevrendekilere bak. Ya da seni kullanarak mesaj vermeye çalışanlara. Ya da hayal gücünü bir kez daha kontrol et zira hiç orjinal değil. Ya da saldırgan motor temasını kullanarak birşey mi ima etmeye çalışmıştır? Aboov!

Ya da sokakta kiher maganda Pelin’i buluyor. Eeah yeter bea! Ne istersiniz şuncağız kızın bacaklarından! Lan bacak diye diye bacaktan tiksindirdiniz be…

Bookmark and Share

6 Yorum

billur definition  September 24th, 2009 tarihinde demis ki;

yalçın hocam ellerine sağlık, iyi bir konu. bu pelin batu, ayşe arman ve benzeri tayfa;
mini eteğin, kılın, tüyün içtimai hayattaki reaksiyonlarını- ki bu reaksiyonların toplumda adavete yol açacağını bile bile allandırıp pullandırıp anlatırlar- tespit etmekte filozof mahirliğini(!) gösterirler. kim der bilmem ama “altını ateşle, erkeği de kadınla imtihan ederler”. Allah memleketimin göbeğini kaşıyan ayılarını(!), bu eli boyalıların şerrinden korusun.

Altay Esiroglu  September 24th, 2009 tarihinde demis ki;

Ne istiyorsunuz su cici kizdan anlamam ki?

bosbogaz  September 25th, 2009 tarihinde demis ki;

Erkeklerin ilgisinden rahatsizsalar hatunlar niye mini etek giyerler?

Ceyda Ryden  September 25th, 2009 tarihinde demis ki;

Mini etek giyiyoruz cunku seviyoruz. Erkeklerin bakislari beni rahatsiz etmez. Rahatsiz edecek sekilde taciz eder gibi bakanlar ve laf atanlar rahatsiz eder. Mini etek giyen bir kizin icinde yasadigi toplumu tanimasi lazim once. Ben Turkiye’de mini etek giymem cunku o kulturde mini etek giyenlerin herkesle yatmaya hazir, davetkar kizlar oldugu dusunulur. Burada giyerim cunku hickimse mini etek giyen bir kadinin digerlerinden farkli oldugunu dusunmez. Pelin Batu Turkiye’nin giyim kulturunu ve insanlarini tanimiyormus gibi davranmis ve bunu da anlatacak biseyleri olsun diye yapmis bence.

bosbogaz  September 25th, 2009 tarihinde demis ki;

:) seviyorumu biraz acmak lazim herhalde. Bir seyi seviyorsaniz, bunun da bir sebebi olmali.

“Burada giyerim cunku hickimse mini etek giyen bir kadinin digerlerinden farkli oldugunu dusunmez.” Yok yok orada da dusunur. Bizde hayatimizin buyuk bolumunu batili medeniyetlerde gecirdik kardesim. Buyuk sirketlerin board roomlarinda bile kadinlar arkasindan yapilan yorumlari duysan herhalde mini etegi Turkiye’de giymeye baslardin. Erkegin tabiyati bu. Erkegin istedigide bu. Bir Traktor reklami gordum gecenlerde ustunde bikinisiyle bir hatun oturuyor. Insan dusunmeden edemiyor bikinili hatunun traktorun ustunde ne isi var diye. Ilgi cekiyor bir bakan bir daha bakiyor. Araba sovlarinda mini etekli hostesler arabalari tanitiyor. niye? erkekler boyle istiyor. Tenis maclarinda zavalli hanimlarin yedek topu koyacak cepleri bile yok. Niye? Erkekler oyle istiyor. Hatun ne zaman topa vursa flaslar patliyor. Hic bir zaman bir numara olmamis Kournikova adinda Rus tenisci dunyanin en cok aranan teniscisi oluyor. Niye? Erkekler oyle istiyor. Sinemada en alakasiz bir filmde bile en azindan bir hatunu ustsuz goruyoruz. Niye? Erkeler oyle istiyor.

Propolis  October 27th, 2010 tarihinde demis ki;

20.yüzyıl batılı erkeklerin -ki bu erkekler kendi nüfuslarının yüzlerce katı nüfusa sahip milletleri başarı ile yüzlerce yıl sömürmüştür- en büyük başarısı kadınları kendilerini özgürleştirdiklerine inandırarak kendi göz ve başka zevklerinin uşağı haline getirmeleri,orta çağda sadece köle kadınlara uygulayabildikleri aşağılayıcı “Cinsel Obje” rolünü 20.yüzyılda bütün kadınlara oynatabilmeleridir.
Bu kendini en fazla kadınların yaptığı sporlarda gösterir.Tenis sporuna bakalım erkek tenisçiler kadınları tahrik eden spor giysilerini giymek zorunda mı?Tersine bakalım kadın tenisçiler nasıl giyinmek zorunda?Voleybola bakın,buz patenine bakın benim şimdi aklıma gelmeyen diğer sporlara bakın.Hepsi kadın vücudunun sergilenmesi üzerine kurulu.Bazı erkek spor giysileri de (örneğin güreş)aynı özellikte diyebilirsiniz.Ama sanmayın ki bu kadınların bir başarısıdır.Bütün bu formaları standartlaştıranların erkeklerin içinden çıkması hepsinin sağlıklı cinsel tercihleri olan erkekler olduğu anlamına gelmiyor!Kadınların kendilerine sormaları gereken bir soru bu.Özellikle de kadın haklarına inanan kadınların.Açık giyinmek kendi tercihiniz mi?Yoksa çağımızın “modern” toplumunun size yüklediği bir zorunluluk mu?İş hayatındaki kadınlara bir bakın.Hepsi başarılı iş kadınları oldukları için mi o konumda yoksa erkeklerin göz zevkinin de işe alınmalarında etkisi var mı?İş yerlerinde gerçekten sadece işlerini mi yapmaktalar?

Simdi de sizi dinliyoruz