Recep İvedik

idiocracySinemaya giriyorsunuz ve film başlıyor. Ekranda kocaman bir göt var. Bazen osuran, bazen sahibinin eli tarafından kaşınan bu götü 90 dakika boyunca kahkahalar atarak seyrediyorsunuz. Film bittiğinde mutlu mesut ayrılıyorsunuz sinemadan.

Saçma mı geldi? Bu filmin geçtiği sahneyi Idiocracy’de gördüm ve insanların birkaç yıl sonra böyle filmler izleyip güleceğine eminim.

Recep İvedik 3, yakında vizyona girecekmiş. Yine milyonlarca insan gidip gülecek, eğlenecek, filmi çok beğendiklerini anlatacaklar.

Türkiye’de sinema filmi olarak piyasaya sürülen ıvır zıvır, ABD yapımı televizyon dizilerinin bile kalitesini yakalayabilmiş değil, velev ki sinemasıyla karşılaştırılsın.

O nedenle Türkiye’deki sinema izleyicisi Hollywood’u eleştirebilir; yapımcısı, yönetmeni ve oyuncusu eleştiremez, böyle bir hakları yoktur. Aynı sektörde çalıştığınız kişi ve kurumları eleştirecekseniz, onlardan iyi olmanız gerekir.

Recep İvedik, orta halli bir televizyon komedyeninin büyük paralar kazanmasını sağlayacak kadar başarılı bir ticari malzeme. Tek başarısı da budur. Zekice hazırlanmış bir senaryo, espriler, sinema sanatı falan yok ortada.

Espri anlayışı belli bir seviyenin altında olup sadece gülmek isteyenler, içindeki hayvanı uyandırmak isteyenler veya hiç uyutamamış olanlar bu filmi beğenebilirler, kimseyi eleştirmiyorum. Kendi tercihlerime göre ne kadar iğrenç olursa olsun, insanların zevklerini –bana bulaşmadıkları sürece- tartışma taraftarı değilim.

Fakat Recep İvedik bana da bulaşıyor. Sadece bu filmi sevenleri güldürmekle kalmıyor, toplumu da rahatsız ediyor.

Çevrenizde geğiren, osuran, sürekli kavga çıkaran, türlü hayvanlıklar yapan bir insanın varlığı sizi rahatsız etmiyor mu? Ben rahatsız oluyorum. Böyle bir insanla aynı şehirde yaşamayı bile istemiyorum.

Recep İvedik gibi insanlar aslında her yerde. Fakat davranışlarından utanıyor ve toplum içinde istedikleri gibi davranamıyorlardı. Çünkü o şekilde davranırlarsa küçümseniyor, alay konusu oluyor, aşağılanıyor, dışlanıyorlardı. Kendileri için zor da olsa şehirde yaşamayı öğreniyorlardı.

Recep İvedik karakteri televizyonda belirdiğinde, insanlar buna güldüler. Kaba saba davranışları komik geldi önce. Şahan Gökbakar da piyasa araştırmasını yapmış oldu.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en kaba, en pis film karakteri Recep İvedik sinemaya uyarlandığındaysa, kıro diyerek aşağılanan insanlar rahat bir nefes aldılar. Çünkü filmi seyreden herkes, ne kadar modern, kültürlü veya kibar olursa olsun, filmde gördüğü birkaç Recep İvedik esprisini taklit etmekten geri durmadı.

Bu eğlence anlayışı, zamanla yayılmaya başladı. Ve öyle bir an geldi ki, artık Recep İvedik gibilerinin yaptıkları hayvanlıklar kaba ve itici değil, komik sayılmaya başlandı. Sokaklarda birbirine eşek şakası yapanlar, çalıştığı ofiste gürültüyle osuranlar veya toplu taşıma araçlarında arkadaşına parmak atanlar normal karşılanır oldu.

Recep İvedik adlı filmin kötülüğü budur. İsteyen seyreder, isteyen seyretmez. Billy Wilder çıkıp Witness for the Prosecution’ı çeker, insanları huysuz ama sevimli Sir Wilfrid’e âşık eder, 100 yıl sonra da filmini izletir. Şahan Gökbakar çıkıp Recep İvedik’i çeker, insanları bir ayıya âşık eder, birkaç yıl sonra unutulur gider.

Fakat bu filmlerin topluma yaydığı enerji kalıcıdır. Recep İvedik’i 10 yıl sonra unutsanız da, topluma yaydığı pislik sizi her zaman rahatsız edecek. Eğlence anlayışı çaptan düştükçe daha iğrenç insanlarla, daha kötü filmlerle karşılaşacaksınız.

İnsanlar eşek şakalarından başka şaka bilmeyecek, küfürleşmek komik sayılacak. Yanınızda burnunu karıştıran veya geğiren bir adamı uyarma hakkınız olmayacak. Siz uyarmak isteseniz de, diğerleri uyarmayacak, gülecekler onun yaptıklarına. Önce komik gelecek, sonra normal karşılanmaya başlayacak.

Ve gün geldiğinde, sadece osuran bir götü görüp kahkahalarla gülmek için sinemaya gideceksiniz.

Bookmark and Share

7 Yorum

Altair  December 28th, 2009 tarihinde demis ki;

Bir kac ay once bir tartisma programinda Turkiye’nin genelinin entellektuel seviyesi 7 yasindaki bir cocuga benzetilmisti. Recep ivedigin basarisina bu yuzden hic sasirmadim.

Albatros  December 28th, 2009 tarihinde demis ki;

“Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yokeder” sözüne bir örnek göstermem istense bu yazıyı gösterebilirim.
Küfürleşmenin komik sayılması, normal karşılanması eleştirilirken; ironi ile de olsa küfürden daha çirkin bir görüntüyü insanların gözüne sokmaya nasıl cesaret edersiniz anlamıyorum. Bu yazıyı severek, keyif alarak okuyanların recep ivedik seyircisinden ne farkı olacak? Kaba saba görüntüler, iğrenç kelimeler aynı vurdumduymazlıkla sahnelenirse, recep ile akay arasındaki farkı nasıl göreceğiz?
Umarım bu eleştirimi hakaret değil de, çelişkiyi ortaya koyma çabası olarak değerlendirirsiniz.

Akay Perker  December 28th, 2009 tarihinde demis ki;

@Albatros
Recep İvedik gişe rekorları kıran, bu siteyi okuyanların bir kısmı da dahil olmak üzere milyonlarca insanın hoşuna giden bir film. Bu filmi beğendiklerini söyleyenlerin büyük kısmı da, benzer davranışlara normal yaşamlarında şahit olunca tiksiniyorlar.

Siz buradaki görseli ve bazı sözcükleri görünce rahatsız oldunuz. Oysa eleştirdiğim filmde kullanılan ifadelerin yüzde biri bile değildi yazdıklarım. Blogların, aramızdaki insanların, medyanın, herkesin bu sözcükleri kullanmasından, bu tip görsellerin varlığından rahatsız olanlar o kadar azaldı ki, bir deneme yapmak istedim.

Rahatsız olmanıza sevindim, çünkü rahatsız etmek istiyordum.

Albatros  December 28th, 2009 tarihinde demis ki;

Hedefe ulaştığınıza göre, şu pis resmi en azından buğulasanız :)

a new teacher  January 2nd, 2010 tarihinde demis ki;

Güzel bi yazı. Tamda aklımdan gecenler. Umarım şu fikirler herkesin aklından geçerde bu yozlaşmaya bir son verilir.Bu kadar mı aşağ bir seviyedeyiz böyle bi toplum mu olduk biz, cinsel çağrışımları baz alarak çapsız espiriler bizi böyle etkiliyor ve bu espirilere gülüyoruz.. Yada espiri anlayışımızda bi kıtlık mı oluşuyor.Baştaki popo resmine gelince bu ülkede dikkat çekmek için böyle şeylere ihtiyaç olduğuna göre resmde baya rahatsız edici ama bir o kadar da yazına dikkat çekmiş tebrikler..

YELDAAAA  January 20th, 2010 tarihinde demis ki;

hep akıl dolu teşhisler… recep ivedik insanlarımızı gafil avladı …

Aykut  February 23rd, 2010 tarihinde demis ki;

Eheheh :D Tersine evrim dedikleri bu olsa gerek, şehirlileşmekten çok öküzleşiyoruz.

Neyse şaka bir yana, işte seçimlerde oy kullanan millet bu filmi zevkle izleyen millettir, şehirde yaşamayı bile bilmeyen bir millettir. Tabi ki herkes kendi istediği gibi yönetilir ancak %50 oy almış bir parti tek başına iktidar olarak diğer %50′nin istemediği gibi yönetilmesine neden oluyor.

Siz şimdi demokrasiden bahsediyorsunuz, halkın oyuyla gelmiş kim ne karışabilir, halk yücedir, uludur, büyüktür diyorsunuz ancak bir kere objektif düşünün. İktidardaki partiye mi oy verdiniz bilmiyorum, ilgilenmiyorum da ama eğer oy vermişseniz bile vermemiş gibi bir düşünün, bu demokrasiyi bir düşünün. Gerçi bu sitedeki eski bir yazıda da benim düşündüklerim yazıyordu ama son yazılan yazılardan birinde böyle demokrasiden dem vuran demagojik cümleler vardı onun için diyorum.

Simdi de sizi dinliyoruz